29 Ocak 2012 Pazar
KIRIM İSYANI VE KANTEMİR MİRZA (1623-1628)
5. KIRIM İSYANI VE KANTEMİR MİRZA (1623-1628)
Bucak Tatarları’nın önemli bir bölümü ile birlikte Kantemir Mirza’nın Bucak havalisinden çıkarılarak Kırım’a götürülmesinden sonra Kırım’da büyük bir isyan meydana gelmiştir. Kırım’da Mehmed ve Şahin Giray’ın liderliğinde Osmanlı yönetimine karşı gerçekleştirilen bu isyan hareketi yakın dönem araştırmacıları Yücel Öztürk, Victor Ostapchuk ve A. A. Novoselskiy tarafından ele alınmıştır.
1623 yılının Nisan ayında Mere Hüseyin Paşa sadarete geldikten kısa bir süre sonra Rodos’ta tutulan Mehmed Giray’ı İstanbul’a getirtmiş ve Nisan ayında Kırım’a Han tayin ederek göndermiştir. Kısa bir süre sonra kardeşi Şahin Giray’da İran’dan ayrılarak 9 Mayıs 1624’de Kırım’a gelerek kalgaylık makamına
getirilmiştir. Bu gelişmeden kısa süre sonra 22 Mayıs 1624 tarihinde de Mehmed Girayın yerine Canbek Giray yeniden Han olarak Kefe’ye ayak basmıştır.
Bu taht değişikliğin nedeni olarak Osmanlı kronikleri Mehmed Giray’ın eski adetlere uymamasını, Şahin Giray’ın İran Şahı’ndan izin alarak gelmesini ve Şiiliği yaymaya çalışmasını, İran’la ilişkileri ve iki kardeşin Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu karışıklıktan faydalanarak Kırım’da muhaliflerini ortadan kaldırmaya
çalışmasını gösterirler; dönemin İngiliz elçisi Thomas Roe’da Mehmed Giray’ın İran seferi için asker göndermemesi ve Şahin Giray’ın İran’la ilişkisini bu değişikliğin nedeni olarak görmektedir. Seyyid Muhammed Rıza isyan hadisesinde kardeşlerin ihanet ile suçlandığını belirtir, Şah Abbas’la Şahin Giray’ın ilişkisine değinir ve Kantemir Mirza’yı suçlar, Rıdvan Paşazade’de Şahin Giray’ın Şah Abbas’la yakınlığı ve Şiilikle ilişkisini bu değişikliğin nedeni olarak görür.
Abdülgaffar Kırımî’de kardeşlerin Osmanlı’ya muhalefetlerini bu taht değişikliğinin sebebi olarak görür. Münşeâtü’s-Selâtin’de bulunan ve Canbek Giray Han tahta çıkarıldığında Tatar ulemasına gönderilen hükm ü şerif suretinde de taht değişikliğinin nedeni olarak Mehmed Giray’ın emirlere itaat etmemesi ve Şahin Giray’ın Şah Abbas’a İran’a zarar vermeyeceği için söz vermesi, diğer bir hükm ü şerif suretinde de Mehmed Girayın kanun ve töreye uymaması, verilen emirleri yerine getirmemesi ile Şahin Giray’ın İran’la olan yakınlığı ve Şah Abbas’a verdiği sözler neden olarak gösterilir.
Bu taht değişikliğine Öztürk, Osmanlı yönetim sistemindeki çözülme, idaredeki klik çatışmalarının, Mehmed ve Şahin Giray’ın Kırım’da mutlak hâkimiyete dayanan bir idare kurmalarının ve Kırım aristokrasisinin Kantemir Mirza’nın yükselişinden duyduğu sıkıntının neden olduğunu ileri sürer ve Osmanlı kroniklerinin Rafızılik iddialarının ideolojik olduğunu ortaya koyar; Ostapchuk, Şahin Giray’ın ve Onun İran’la ilişkilerinin temel faktör olduğunu belirttikten sonra Canbek Giray’ın entrikalarına da değinir, Novoselskiy’de Ostapchuk gibi Şahin Giray Şah Abbas ilişkisini bu taht değişikliğinin temel nedeni olarak görmektedir.
Bize görede bu taht değişikliğinin temel nedeni Şahin Giray’ın İran Şahı ile olan ilişkileridir. Novoselskiy dönemin Rus kaynaklarına dayanarak Şahin Giray’ın İranla olan ilişkisini açıkça ortaya koymuştur, öyleki Şahin Giray’ın İran Şahına gönderdiği bir mektupta kendisini “Şahın kulu” olarak ifade ettiğini ve Şahin
satın alındığı iddiasında özellikle yer verirler; Naima ise İstanbul’u feth etmeye niyetleri olduğunu söyleyerek bu değişikliği meşrulaştırır.
Giray’ın Kırım’a Şah Abbas tarafından verilen 2000 kişilik bir refakatçi grup ile geldiğini belirtmektedir, Seyyid Muhammed Rıza’da Şahin Giray’ın “Bende-i Abbas Şah Şahin Giray” diye yazdığını İranlı tarihçi İskender’e dayanarak ifade etmektedir. Gerçekten de İskender Münşî Şahin Giray’ın Şah Abbas’la ilişki
içinde olduğunu, İran Şahına gönderdiği mektubunda “kendisini anlaşmaya sadık kalan büyük adamlardan saydı” ve “Gulam-ı Şah Abbas Şahin Giray bud” ifadelerini kullandığını belirtmektedir. Hem Moskova hem de İran kaynaklarının Şahin Giray ile Şah Abbas arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koyduğu görülmektedir.
Şahin Giray ile Şah Abbas arasındaki ilişkinin Osmanlı devlet adamlarının gözünden kaçacağını düşünmek mümkün değildir. Osmanlı yönetimi Şahin Giray’ın Osmanlı Devleti’nin en önemli düşmanlarından olan İran’la ilişkisi yüzünden Mehmed Giray’ı hanlık tahtından almış ve 22 Mayıs 1624’de Canbek Giray’ı Kefe’ye yeni Han olarak ayak bastırmıştır. Bu taht değişikliğine Mehmed ve Şahin Giray kardeşler isyan ederek cevap vermişlerdir. Canbek Giray’ı tahta çıkarmak için müdahale eden Osmanlı kuvvetleri ağır bir yenilgiye uğramış ve Osmanlı yönetimi Ağustos ayında Mehmed Giray’ın tahta kalışını onaylamak zorunda kalmışdır.
1624 yılında Kırım’da meydana gelen bu taht değişikliklerinde Bucak Tatarları ve Kantemir Mirza nasıl bir rol oynamıştır.(gayvoronskiy de Kantemir Mirza’nın bu ilk çatışmada ne Mehmed Giray ne de OsmanlıSultanı’nın yanında açıkça yer almadığını belirtir) Kantemir Mirza’nın 1624 yılında gerçekleşen çatışmalara bizzat katılımı hakkında herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte Katip Çelebi ve Naima’da bulunan bir pasaj Kantemir Mirza olmasa bile yakın çevresinin mevcut Giray yönetimini bu çatışmada desteklediği hakkında önemli veriler içermektedir. Katip Çelebi’nin Fezleke’sindeki metin şu şekildedir, “Şahin Giray dahi cevâbında yazdı ki, “mektûbunuzun mefhûmu ma‘lûm oldı. Sâbıka mülk-i mevrûsumuza gelüp beş on gün ârâm itmeden ba‘zı müfsidler güft ü gûsu ile hânlık Canibek Giray’a virilüp bu cânibe geleli niçe bin fukarâ at ayagı altında pây-mâl oldı. Bizden ne cürm sudûr itdi ki bu hakarete müstahıkk olduk? Bu esnâda bizi isteyen dört beş mîrzâ iki üç binden ziyâde ‘asker ile ve Hân Timur karındasları Akkirman’dan beş bin ‘asker ile ve
Yusuf-oğlu mîrzâları, ki bundan akdem ‘askeri ile Rus olmus idi, bizim Kırım vilâyetine geldigimizi istimâ‘ eyledikde bir gice küffâra sebîhûn idüp binden ziyâde kâfir kırup bâkisi firâr idüp ehl ü ‘ıyâli ile hâlâ gelüp, ‘Ali Mîrzâ ve cümle Nogay mîrzâları ve Sultânzâdeleri on beş bin kadar âdem ile Taman’dan geçüp bu gün dâhil olacaklardır”.
Bu metinden anlaşılacağı üzere Kantemir Mirza’nın kardeşleri, Kırım Mirzaları ve Nogay Mirzaları Şahin Giray’ın yanında yer almışlardır. Bunun yanı sıra metinde Yusufoğlu Mirzalarından olup Rus olan şeklinde tarif edilen kişi Urak Mirza’dır ve Urak Mirza Kantemir Mirza’nın damadıdır( Urak Mirza Rus kaynaklarında Petr Urusov şeklinde geçmektedir, Büyük Nogay Ordası Mirzaları’nın nesinden gelmekte olup bir dönem Hırıstiyan olup Moskova sarayında bulunmuş, Rusya tarihinin fetret döneminde büyük rol oynamıştır).
Kantemir Mirza’nın aile çevresinin Şahin Giray’ın yanında olması ve Şahin Giray’ın bu isimleri özellikle zikretmesi önemlidir. Bunun yanı sıra kaynaklarda Kantemir Mirza’nın 11 Mayıs 1624 tarihinden önce Kırım’dan kaçarak Akkirman’a geldiği yönünde bir bilgiye de rastlamaktayız. Kantemir Mirza Akkirman’da iken Şahin Giray’ın Akkirman’dan Kantemir Mirza’nın kardeşlerinin geleceğini söylemesi bu açıdan önemlidir. Kantemir Mirza’nın rızası olmadan böyle bir olayın gerçekleşemeyeceği açıkça ortadır. Şahin Giray’ın Kantemir Mirza’nın şahsen geleceğini belirtmemesi ise Kantemir Mirza’nın bekle gör politikası izlediğini ve olayların gidişatını görmek istediğini ortaya koyar.
Bucak bölgesine döndükten kısa bir süre sonra Kantemir Mirza kendi başına harekete geçmiştir.. Daha önce Lehistan’a yaptığı sefer sırasında ölen oğlunun intikamını almak için 5 Haziran 1624’de Stepanec’den geçerek Lehistan arazisine girmiş, Stryc, Peremysl, Lvov ve Sanok arazisini vurmuştur. 10 Haziran’da Peremysl yakınlarından Zygmunt III’e tehdid dolu bir mektup göndererek Kralın Padişaha Hotin’de vaad edilen vergiyi göndermesini ve Kazakların denize çıkmasının önlemesini istemiştir.Sultanın kulları ile Lehistan’ı istila etmekten bahsetmiştir(Kantemir Mirza Lehistan Kralını “Siz sözünüzde durmasanız benimotlaklarım Beyaz Denize kadar uzanır” şeklinde bir ifadeyle tehdid etmiştir).
Ne var ki Kantemir Mirza ve Bucak Tatarları dönüşte Turla nehrinden geçerken Martinow yakınlarında Koniecpolski tarafından pusuya düşürülmüşler ve kuvvetlerinin üçte ikisini kaybetmişlerdir.
Kantemir Mirza’nın liderliğindeki Bucak Tatarları’nın Lehistan ile mücadele ederken Kırım Hanlığı ve Osmanlı Devleti’nin fiilen bir çatışma içinde olduğu unutulmamalıdır. Bu çatışma sırasında İranlılar Diyarbakır’a kadar ilerlemiş ve Lehistanlıların da bu çatışmadan faydalanmaya çalışmışlardır.
Kantemir Mirza Lehistan’a yaptığı saldırının sonunda yenilgiye uğramasına rağmen Osmanlı Devleti’ni en azından Lehistan cephesinde rahatlatmış ve insiyatifi elde tutmuş görünmektedir. 1624 yılının Eylül ayında bu kez de Kantemir Mirza’nın kardeşlerinden birisi Boğdan üzerinden Lehistan’a girerek yeni bir saldırı gerçekleştirmiş ve dönüşte Boğdan’ı da Osmanlı Devleti’ne bağlı olmasına rağmen yağmalamıştır.
Kantemir Mirza’nın Lehistan’la olan ilişkilerin yanı sıra Eflak ve Boğdan’daki siyasi gelişmelerde de aktif rol oynamıştır. Bu minvalde 1624-1625 yılında yani Radu Voyvoda döneminde Kantemir Mirza Eflak ve Boğdan’ı vurmuş fakat İntorsura Buzıuli mevkiinde Radu Voyvoda tarafından pusuya düşürülerek
yenilgiye uğratılmıştır. Radu Voyvoda bu saldırı nedeni ile Kantemir Mirza’yı Osmanlı hükümetine şikâyet etmiştir. Kantemir Mirza’nın Lehistan’ın yanı sıra Eflak ve Boğdan üzerinde de bir baskı unsuru olduğunu ve Osmanlı Devleti’ni rahatlattığını görmekteyiz.
1624 yılında zafer Mehmed ve Şahin Giray’da kalmış olmasına rağmen Osmanlı Devleti ve Kırım arasındaki rekabetin devam ettiğini, Şahin Giray’ınilerdeki olası çatışma için destek arayışını sürdürdüğünü görmekteyiz.Bu dönemde Şahin ve Mehmed Giray’a bağlı Tatarların bir kısmı 12-28 Ekim 1624 tarihleri arasında Eflak ve Boğdan’a girmişler, Akkirman civarına kadar ilerlemişlerdir. Bu olay İstanbul’da büyük endişeye neden olmuş Tatarların Edirne’ye ilerlemesinden çekinilmiştir. Şahin Giray’ın Lehistanlılar ile anlaşma yaptığının duyulması bu endişeleri arttırmıştır. Fakat daha sonra Kırım elçileri İstanbul’a gelmiş ve bu harekâtın Kantemir Mirza’yı Silistre’den çıkarmak için yapıldığını belirttikten sonra devlete itaat altında olduklarını bildirmişlerdir. Şahin Giray’ın bu askeri operasyonunun diğer bir amacının da Lehistan ile Kırım arasındaki ittifaka aykırı olarak Lehistan’ı vuran Kantemir Mirza’nın itaat altına alınması olduğunu belirtir.
1624 yılının son günlerinde gerçekleşen bu Kırım askeri operasyonundaki kuvvetlerin Kırım öncü kuvvetleri olduğu görülmektedir. 1625 yılının ilk günlerinde Küçük Nogaylar ve Zaporoglardan da destek alan Şahin Giray bu kez bizzat kendisi Kantemir Mirza’ya karşı harekete geçmiştir. 1625 yılının ilk günlerinde Şahin Giray Zygmunt III’e yazdığı bir mektupta Kantemir, kardeşleri ve mirzaları tamamen kontrolü altına alıp Bucak havalisinden bütün Tatarları çıkaracağını açıklamıştır. Şahin Giray’ın bu seferi sırasında bölgedeki Osmanlı yöneticilerinin çatışmaya müdahil olmamaya çalıştıkları görülmektedir. Şahin Giray’ın bu seferi sonucunda Bucak havalisindeki Tatarların önemli bir bölümü Kırım’a, Or Kapısı’nın kuzeyine doğru olan bölgeye yerleştirilmişlerdir(1625 yılında Kantemir Mirza ve Bucak Tatarlarının yenidenBucak havalisinden çıkarılması olayı Osmanlı kaynaklarına da yansımıştı).
Sürgün olayı sırasında Şahin Giray Kantemir Mirza’yı kendi yanında tutmaya özen göstermiş ve 1625 yılı içinde Kantemir Mirza Kırım’da iken Şahin Giray ve Kantemir Mirza arasında yakın ve iyi ilişkiler kurulduğu kaynaklara yansımıştır.
Kırım kaynaklı bu askeri harekât açıkça Kantemir Mirza’nın kontrol altına alınmasına yöneliktir. 1624 yılındaki ilk çatışmada taraf olmamasına ve aile üyeleri ile isyancı kardeşleri desteklemesine rağmen Kantemir Mirza’ya karşı harekete geçilmesi Şahin ve Mehmed Giray’ın O’na güvenmediğini ve bütün Tatar güçlerini kendi kontrolleri altında toplayarak otoritelerine karşı çıkacak kimseyi dışarıda bırakmak istemediklerini gösterir. Kırım’da 1624 yılındaki çatışmada olduğu gibi 1625’deki bu seferde de Zaporogların Şahin Giray’ın yanında Bucak Tatarları’na karşı savaşması oldukça dikkat çekicidir.
1550’li yıllarda başladığını gördüğümüz Lehistan Kazakları ile Bucak Tatarları arasındaki çatışma devam etmektedir. Bu sürgün olayında da 1623 yılında olduğu gibi sadece Kantemir Miza’ya bağlı Tatarlar götürülmüş olmalıdır. Çünkü Bucak Tatarları’nı gerçek bir güç haline getiren Kantemir Mirza’nın liderliği ve O’na geleneksel olarak bağlı bulunan kabile güçleridir.
1625 yılı Osmanlı Devleti, Kırım ve Bucak Tatarları için iç çatışmaların yaşanmadığı bir yıl olmuştur. Bucak Tatarlarının da Kırım Tatarlarına dahil olarak Lehistan’a gerçekleştirdikleri bir akın ise başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu saldırıya Mehmed Giray Han ile Nureddin olan Azamet Giray liderlik yapmışlardır(Novoselskiy Tatar kuvvetlerinin çok sayıda kayıp vermelerine rağmen çok sayıda esir getirdiklerini belirtir, Novoselkiy Tatar kuvvetlerin 12 Aralık 1625 Kırım’dan çıktıklarını
belirtir, İstanbul’daki İngiliz elçisi Roe’nun bu sefer hakkındaki bilgi veren mektubu ise 11-21 Şubat
1626 tarihine aittir ve Roe Tatarlarla Kazakların bu sefer sırasında işbirliği yaptıklarını belirtir,
Miron Kostin bu saldırının sebebi olarak Lehistan Kralllığı’nın Hotin Antlaşmasında her yıl Kırım’a vermeyi taahhüd etdiği 30.000 gucuğu vermemesini gösterir, saldırıda Mehmed Giray değil sadece Kalgay Sultanın bulunduğunu, Kantemir Mirza ile Kalgay Sultanın yenilgiden dolayı Boğdan Voyvodası Radu Voyvoda’yı suçladıklarını belirtir. Kostin’e göre Radu Voyvoda’nın ölümü (1626) Boğdan’ı büyük bir felaketten kurtarmıştır. Radu Voyvoda’nın yerine seçilen kişi olan Miron Barnowski Kantemi Mirza’nın kan kardeşidir, bu yüzden Kantemir Mirza Boğdan’a dokunmamıştır, .
1626 yılının bahar aylarında Kantemir Mirza Podolya’yı vurmuş, sonbahar da ise bu kez oğulları ile Nureddin Azamet Giray Kiev’e saldırmayı hedeflemişler fakat Hmeletski ve Doreşenko’nun sert müdahalesiyle karşılaşmışlar ve çok sayıda Nogay bu çatışmalarda öldürülmüştür.
Kırım, Osmanlı Devleti ve Bucak Tatarları için 1626 yılı da sakin bir şekilde geçmiştir. 1627 yılında ise Kırım’da Mehmed ve Şahin Giray’ın hâkimiyetini sonlandıracak olan süreç başlamıştır. Bu süreci başlatan olay ise Kantemir Mirza’nın ailesi ile Mehmed Giray’ın damadı olan bir Çerkes Beyi arasındaki bir kan davasıdır.
Bu Çerkes Beyi 1621 yılında Kantemir Mirza’nın kardeşlerinden birisini öldürmüştür. Mehmed Giray 1627 yılında köle almak için Çerkes arazisine gittiğinde, bu Çerkes Beyi kayınpederi Mehmed Giray’ın huzuruna gelip hediyelerini sunmuştur. Bu sırada Mehmed Giray Han’ın maiyetinde olan Kantemir Mirza’nın amcasının oğlu Selmanşah Mirza bu Çerkes Beyi’ni öldürmüş ve hemen kaçmıştır. (Gayvoronskiy, bu Çerkes Beyinin adının Gazi Bey olduğunu ve öldürdüğü kişinin de Selmanşah Mirza’nın babası olduğunu
belirtir.)
Selmanşah Mirza’nın Kantemir Mirza’dan habersiz böyle bir şey yapamayacağının farkında olan Mehmed Giray kardeşi Şahin Giray’a Kantemir Mirza ile Selmanşah Mirza’yı yakalaması için emir göndermiştir. Şahin Giray başarılı olamamış ve takipçilerini atlatan Kantemir Mirza Or Kapısı’ndan çıkarak kaçmayı başarmıştır.
Kantemir Mirza ile diğer mirzalar kaçmayı başarmalarına rağmen geride kalan aileleri Şahin Giray tarafından korkunç bir şekilde ortadan kaldırılmıştır. Bu olaylar 1627 yılının Şubat ayında gerçekleşmiştir. Mevkûfati Mehmed Efendi ise bu kaçış olayının sebebini eserinde daha farklı anlatmaktadır. O’na göre cihangirlik sevdasına düşen (Osmanlı topraklarına yayılma) Şahin Giray Kantemir Mirza ile görüşmüş ve bu düşüncesini Kantemir Mirza’ya açıklamıştır. Kantemir Mirza bu görüşlere katılmadığını açıklayınca Şahin Giray olayı kapatmıştır. Bununla birlikte Kantemir Mirza’nın bu fikirleri Osmanlı Padişahına iletmesinden korkmuş ve O’nu ortadan kaldırmaya karar vermiştir. 2000 Tatar ve 500 Çerkes’den oluşan bir kuvveti Kantemir Mirza üzerine yollamıştır.(Gayvoronskiy, Şahin Giray’ın Kantemir Mirza’yı geri dönmesi konusunda uyardığını eğer dönmezse ailesini yok edeceğini söyleyerek uyardığını belirtir)
Kantemir Mirza bu kuvvetleri yenilgiye uğratarak Özi sahrasına kaçmış ve üç gün boyunca kendisini takip eden kuvvetlerden kurtulmuştur.
Şubat ayı içinde Kırım’dan kaçmayı başaran Kantemir Mirza’nın Ekim ayına kadar ne yaptığı hakkında herhangi bir kayda rastlayamadık ama ailesinin öldürülmesinden sonra durumun bir kan davasına döndüğü ve iki taraftan birinin diğerini ortadan kaldırmak zorunda olduğu aşikârdır. Osmanlı Devleti’nin Mehmed ve Şahin Giray kardeşlerden duyduğu rahatsızlığın farkında olan Kantemir Mirza 1627 yılının Ekim ayında gizlice İstanbul’a gelir ve Mehmed ve Şahin Giray’ın tahtan indirilmesini teklif eder.
Mehmed ve Şahin Giray kardeşlerde bu durumun farkındadır. Kantemir Mirza’nın İstanbul’a geldiğini ve devlet adamlarından iltifat gördüğünü duyunca Osmanlı yönetimine “Bize hayrı olmayan bu hainin size de faydası olmaz” diyerek Bucak Tatarları’nın lideri Kantemir Mirza’yı talep ettiklerini belirten bir mektup yazarlar. IV. Murad, Kantemir Mirza bu devletin sadık, “tabl u ‘alem” sahibi bir bendesidir diyerek bu teklifi reddeder ve Kantemir Mirza’ya Tırhala Sancakbeyliğini verir.
Tırhala Sancakbeyliğinin tevcihinden sonra Kantemir Mirza ailesinden kurtulanları toplamak üzere Akkirman ve Özi havalisine gider. Kantemir Mirza’nın Özi havalisine geldiğini duyan Şahin Giray bu durumu Kantemir’i ortadan kaldırmak için son bir fırsat olarak görür ve Osmanlı yönetimin Kantemir Mirza’yı teslim etmeyi reddetmesi üzerine 1628 yılının Şubat ayının son günlerinde Şahin Giray yaklaşık 6000 kişi olan kendine ve Hana ait olan maiyyeti ile Kırım’dan ayrılır, Nisan ayının ilk haftasında Turla Nehri’ni geçer. Akkirman, Kili ve İsmail civarına kadar ilerler. Babadağı eteklerinde Kantemir Mirza ile Şahin Giray arasında büyük bir çatışma gerçekleşir. Yerel halktan ve Osmanlı kuvvetlerinden de destek almış bulunan Kantemir Mirza Şahin Giray’ı ağır bir yenilgiye uğratır(D’askoli Şahin Giray’ın Kantemir Mirza’nın Osmanlı yönetimi ile anlaştığını bilmediğini, bu nedenle Kantemir Mirza’nın asker sayısı hakkında yanıldığı ve bunun da yenilgisine sebep olduğunu ifade eder.
D’ascoli ayrıca Şahin Giray’ın Kantemir’in peşinden Özi nehrini geçerken askerlerinin yarısını Özi’de bıraktığını da ifade eder, Rıdvan Paşazâde, Şahin Giray’ın yenilgisinin sebebi olarak Şahin Giray’ın ordusunun çektiği su sıkıntısını gösterir ve Şahin Giray’ın yenilgisini “Askeri nehr-i Tuna’ya battı/ Kendi tenha Kırım’a can attı” diyerek Şahin Giray’ın askerinin çoğunun Tuna nehrinde boğulduğunu ve Şahin Giray’ın Kırım’a yanında çok az bir kuvvetle dönebildiğini belirtir).
Bu çatışma hakkında en ayrıntılı bilgi veren Mevkûfati Mehmed Efendi Şahin Giray’ın kendisine karşı harekete geçtiğini duyan Kantemir Mirza’nın Tuna Nehri’nin yanındaki Toprak Köprü’ye geldiğini ve burada Şahin Giray’ı beklemeye başladığını belirtir. Bir müddet sonra Şahin Giray da Tuna Nehri’nin öte yakasına gelmiş ve iki taraf bir müddet harekete geçmeden beklemiştir. Şahin Giray bu süre zarfında Babadağı çevresindeki kasaba halkına mektup yazarak Kantemir Mirza’nın kendisine teslim edilmesini istemiş ve isteği yerine getirilmezse her tarafı yerle bir edeceğini söyleyerek bölge halkını tehdit etmiştir. Bu aradada iki taraf arasında
küçük çaplı çatışmalar meydana gelmektedir. Özellikle Kantemir Mirza’nın kardeşi Süleymanşah (Selmanşah) Mirza bu çatışmalarda büyük başarılar göstermiştir.
Babadağı çevresinde bulunan Osmanlı sipahi ve yeniçerileri bir müddet çatışmalara seyirci kalmıştır. Daha sonra bu askerlerin önde gelenleri kendi aralarında görüşmüşler, Kantemir Mirza’nın Osmanlı Devleti’nin adamı olduğunu ve Tatar askerinin Tuna’yı geçmesinin yanlış olduğunu belirterek Kantemir Mirza tarafına
geçmişlerdir.
Osmanlı kuvvetlerinin Kantemir Mirza tarafına geçmesi ile birlikte durum Şahin Giray’ın aleyhine düşmüştür. İki taraf arasında şiddetli çatışmalar olmuş ve Şahin Giray kendisine bağlı kuvvetler ile kaçmaya başlamıştır.
Bu kaçış sırasında Kantemir Mirza’nın küçük oğlu Yılantuş Mirza Şahin Giray’ı yaralamayı başarmıştır. Şahin Giray’a bağlı kuvvetlerin bir kısmı Kantemir Mirza tarafına geçmiş, birçoğu ise Tuna nehrinden geçmeye çalışırken boğulmuşlardır(Gayvoronskiy Kırım’da bulunan Mansur kabileleriile Nureddin Azamet Giray’ın bu çatışmadan sonra Kantemir Mirza’nın tarafına geçtiklerini belirtir).
Mayıs ve Haziran aylarında Kantemir Mirza’nın teşebbüsleri ile Mehmed Giray’ın yerine tahta yeniden Canbek Giray’ın geçirme kararı alınır. Bu taht değişikliğine İran cephesine gitmekteki isteksizlikleri, 1624’de Osmanlı’ya karşı isyan ederek kazandıkları başarı neden olarak yetmektedir. Kantemir Mirza’nın kazandığı zafer Osmanlı yönetminin bu kararı almasını kolaylaştırmıştır.
Thomas Roe 17 Mayıs 1628 tarihli mektubunda Mehmed ve Şahin Giray kardeşlerle Kantemir Mirza arasında büyük bir gerginliğin bulunduğunu ve Canbek Giray donanma ile Kırım’a Han olarak gönderileceğini bildirir.
Zaferinin ardından Kantemir Mirza Şahin Giray’ın peşine düşmüştür. 23 Nisan’da Şahin Giray Kırım’a girmiş 6 gün sonra 29 Nisan’da Kantemir Mirza da O’nu takiben Kırım’a ayak basmıştır. Mehmed ve Şahin Giray’ın yönetiminden memnun olmayan Tatarlar’da Kantemir Mirza’nın kuvvetlerine dahil olmuşlardır. Şahin Giray Bahçesaray’a kardeşi Mehmed Giray’ın yanına sığınmıştır. İki kardeş burada Kantemir’e bağlı kuvvetler tarafından kuşatılmışlardır. Burada durumu Şahin ve Mehmed Giray’ların lehine önemli bir olay gerçekleşmiştir. Buda Kazakların iki kardeşe yardıma gelmesidir. D’askoli’ye göre Babadağı’nda Kantemir Mirza’ya yenildikten sonra Şahin Giray hemen Kazaklar’dan yardım istemiş, Kazaklar’a yardımları karşılığında büyük vaadlerde bulunmuştur( D’askoli ayrıca Kırım’daki bütün Nogayların hemen Kantemir Mirza’nın yanında yer aldığını belirtir, Mevkûfati Mehmed Efendi, D’askoli’den farklı olarak Şahin ve Mehmed Giray’ın Bahçesaray’da kendi aralarında görüştükten sonra Tatar askerine güvenmedikleri için Kazaklardan yardım istemeye karar verdiklerini belirtir, Mevkûfati Mehmed Efendi Şahin Giray’ın Kazaklara yardım etmeleri karşılığında Kefe, Gözleve ve Balıklağu kaleleri ile 50000 altın verneyi taahhüd etdiğini ve Kazak Hetmanına seni Lehistan’a kral yaparız dediğini belirtmektedir,
Berındei ve Damyan,Lehistan Krallığı’nın Kazakların Şahin ve Mehmed Giray’lara yardımını el altından onaylandığınıbelirtir, Berındei, “La Porte”, s. 300; Damyan, a.g.e, s. 96.)
Kantemir Mirza, Mihail Doreşenko liderliğindeki Kazaklar isyancı kardeşlere yardıma gelene kadar Mehmed ve Şahin Giray’ı Bahçesaray’da üç hafta kadar kuşatma altında tutmuştur. Kazakların Kırım’a getirilmesinde organizasyonu Bulhar Mirza gerçekleştirmiştir. Kazaklar Kantemir Mirza’nın gelen kuvveti küçümsemesi nedeniyle Or Kapısı’ndan rahatlıkla geçmişlerdir. Bucak Tatarları’nın liderine bağlı kuvvetler ile Zaporoglar arasında birçok kez çatışmalar meydana gelmiş, Kazakların hetmanı olan Doreşenko bu çatışmalardan birinde öldürülmesine rağmen Zaporog Kazakları durdurulamamıştır. Doreşenko’nun 1000 kadar Zaporog Kazağı ile öldürüldüğü çatışma Alma civarında gerçekleşmiştir. Doreşenko’yu öldürenlerin Kantemir Mirza’nın yanında bulunan 500 kadar sekban olduğu Lehistan kaynaklarına yansımıştır. Kazakların gelişi ile Şahin Giray’da harekete geçmiş ve durum tam tersine dönmüştür. Bu kez Kantemir Mirza yanında sabık Nureddin Azamet Giray ve Urak Mirza ile birlikte Kefe’ye doğru kaçmakta, Şahin ve Mehmed Giray ise yanlarındaki Kazaklarla birlikte Onları takip etmektedirler.( Gayvoronskiy Azamet Giray’ınAkkirman’a, Kantemir Mirza’nın Eski Kırım’a doğru kaçtığını belirtir,)
Kefe önlerinde Kantemir Mirza yanındaki kuvvetlerle son bir kez daha Şahin Giray ve Kazakları ile çatışmaya girmiş fakat yenilerek Kefe’ye sığınmıştır.
Mevkûfati Mehmed Efendi Zaporogların gelişinden Kantemir Mirza’nın Kefe’ye sığınmasına kadar geçen süreç ile yeni bilgiler verir. Mevkûfati Mehmed Efendi Zaporogların 8000 kişilik bir kuvvet ile Şahin Giray’ı kurtarmak için harekete geçtiklerini ve Almasaray’a geldiklerini belirtir. Daha önce beş adet kadırga ile
Karadeniz muhafazası ile görevlendirilen Ebubekir Bey ise bu sırada Gözleve’dedir. Kantemir Mirza adamlarını gönderip Ebubekir Bey’den yardım istemiştir. Bunun üzerine Ebubekir Bey kendi adamlarından 250 nefer tüfenkendaz asker ile 6 aded topu Kantemir Mirza’ya göndermiştir. Bu kuvvetler Kazakların Almasaray’a geldiği Kantemir Mirza’nın yanına varmıştır. Ebubekir Bey’in gönderdiği bu kuvvetlerinde katılımından sonra Kazak kuvvetleri ile Kantemir Mirza’ya bağlı kuvvetler arasında şiddetli çatışmalar olmuş, 300’den fazla Kazakla, Kazak Hetmanı (Doreşenko) bu çatışmada öldürülmüştür. Şahin Giray’da Kazaklara yardım için kaleden dışarı çıkmış fakat sonra yeniden geri kaleye dönmüştür.
Mevkûfati Mehmed Efendiye göre ise Kazakların gelişinden sonra Kantemir Mirza’nın yanındaki Tatarların dağıldığını ve Kantemir Mirza’nın kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldığını belirtir. Kantemir Mirza kuşatmayı kaldırdıktan sonra Şahin Giray öncelikle Kantemir Mirza’ya Kırım’da yardım edecek en büyük güç olan Ebubekir Bey’i ortadan kaldırmak üzere 4000 kişilik Kazak kuvveti ile Karasu’da bulunan Ebubekir Bey üzerine yürümüştür. Bunu haber alan Kantemir Mirza Ebubekir Bey’e yardım etmek üzere harekete geçmiş ve Kazak kuvvetlerini yenilgiye uğratmıştır.
Buradan da Ebubekir Bey ile Kantemir Mirza Kefe kalesine çekilmişlerdir. Şahin Giray 30000 Tatar ve 10000 bin Kazak ile Onları takiben Kefe kalesi üzerine gelmiştir. Böylece Şahin Giray’ın Kefe muhasarası başlamıştır.
Şahin Giray’ın Kefe muhasarası sırasında Kantemir Mirza’nın oğullarından birisi Şahin Giray’ın eline geçmiş ve babasının gözleri önünde öldürülmüştür.
Kırım’da bu çatışmalar devam ederken Canbek Giray yeni Han olarak 29 Mayıs 1628 tarihinde Kaptan-ı Derya ile birlikte Kırım’a gitmek için denize açılır.Bu bilgiyi veren Thomas Roe bu operasyonun başarısız olması durumunda Osmanlı Devleti için İranlılar’dan daha büyük sorun yaratacağını belirtir500.
29 Mayıs 1628’de İstanbul’dan ayrılan Canbek Giray Han 30 Haziran tarihinde Kefe’ye yanında kalgayı Devlet Giray ve altmış kadırga ve yirmi gemilik Osmanlı askeri kuvveti ile ayak basar.(Mevkûfati Mehmed Efendi’ye göre Osmanlı donanması Kaptan-ı Derya Hasan Paşa komutasında 60 kadırgalık bir kuvvet ile Kırım’a doğru harekete geçmiştir, donanma fırtına nedeni ile büyük zorluk yaşamış ve Kefe’de karaya ancak H. 27 Şevval1037/ M. 30 Haziran 1628’de ayak basmışlardır )
Canbek Giray’ın İstanbul’dan yola çıktığı sırada Kantemir Mirza kuvvetleri ile birlikte Kefe’de kuşatma altındadır. Selmanşah Mirza ve Urak Mirza Kantemir Mirza ile Kırım’da bulunmaktadır. Şahin Giray’dan 18 gün sonra Mehmed Giray Han’da Kazaklar ve yeni kuvvetlerle Kefe önüne gelmiş ve kuşatmaya katılmıştır.
Kefe Beyi bu süreçte iki kardeşi oyalama politikası gütmüştür. Şahin Giray ise kardeşi ile birlikte kontrolleri altında olan kuvvetleri üçe bölmüştür. Soylulardan ve mirzalardan oluşan bir grubu kardeşi Mehmed Giray’ın komutasına vermiş, bir grubu Kazaklarla kendi komutasına almış ve bir grubu da Mehmed Ağa komutasına
vermiştir. Mehmed Ağa komutasındaki grubu sahile konuşlandırmıştır. Kantemir Mirza’nın ise Osmanlı donanması gelene kadar çok tedbirli hareket ettiği ve Kefe halkına güvenmediği ve şehrin Ermeni ve Rum liderlerinin O’nun isteğiyle tutuklandığı görülmektedir.(502 D’askoli, a.g.e, s. 111-112; D’askoli’nin Kantemir Mirza’nın şehirde güvenlik açısından sıkıntı yaşadığı şeklinde verdiği bilgileri Mevkûfati Mehmed Efendi’de teyid etmektedir. D’askoli Ermeni ve Rumların tutuklandığını belirtir, bu bilgiler Mevkûfati Mehmed Efendi’de yoktur, Mevkûfati Mehmed Efendi Kefe’de Şahin Giray ile geçmişe dayanan dostluk ilişkileri olan kişilerin Kantemir Mirza’nın Şahin Giray’a teslim edilmesini konuştuklarını belirtir.
Hatta Kefe’de Kantemir Mirza’nın padişahın izni olmadan Kırım’a ayak bastığı, Kantemir Mirza’yı katledenin gazi, bunu gerçekleştirmeye çalışırken öleceklerin şehid olacağı yolunda ifadeler halk arasında yaygınlık kazanmıştır. Bu süreçte Ebubekir Bey ile Kantemir Mirza birlikte hareket etmişler ve tehdit ile bu içerdeki bu kargaşayı bastırmışlar, Recep Paşa’nın adamı Ahmed Ağa’nın İstanbul’dan gelmesi ve Kantemir Mirza’nın yanında yeralması ile bu dedikodular sona ermiştir)
Canbek Giray Han donanma ile geldikten sonra Şahin Giray’ın önde gelen adamlarından olan ve kuvvetlerinin bir kısmını kontrol eden Mehmed Ağa ile önde gelen beyler rüşvetle satın alınarak Canbek Giray Han tarafına geçmeleri sağlanmıştır. Bundan sonra olaylar hızla gelişmiş ve yanlarında Zaporog Kazakları’ndan başka kimse kalmayan kardeşler hızla kaçmışlardır. İki kardeş daha sonra Or Kapısı dışında tekrar bir araya gelmişlerdir(Seyyid Muhammed Rıza Mehmed Giray Han’ın tüfenkcibaşısının bile Canbek Giray Han tarafına geçtiğini ve Mehmed Giray ile Şahin Giray’ın Özi Kazaklarına sığındığını belirti, Canbek Giray Han iktidarı ele geçirdikten sonra Kırım’dan gelen arzda Mehmed Giray’ın çatışmadan sonra birkaç atlı ile kardeşi Şahin
Girayı’nın yanına varabildiği ve Şahin Giray’ın da “Küffâr” içinde itibarının kalmadığı bildirilir).
Kantemir Mirza ve Kalgay Devlet, Şahin Giray kaçarken peşinden gitmişler ve nehr-i Arbat kenarında meydana gelen çatışmada 1000’den fazla Kazak askerini öldürüp 500-600 adamı da esir almışlardır.
Canbek Giray’ın yeniden Kırım tahtına geçmesine rağmen Kırım’da kontrol tam olarak sağlanmış değildir. Şahin Giray, Canbek Giray Han’a karşı tam bir gerilla savaşı yürütmektedir. Öyle ki Canbek Giray korkusundan Bahçesaray’ın dışına çıkamaz hale gelmiştir.
Bir keresinde, Şahin Giray Canbek Giray Han’a pusu kurmuş fakat başarısız olunca peşine düşülmüştür. Şahin Giray Şirin Mirzalarından Sofi Mirza’ya sığınmıştır. Sofi Mirza, Şahin Giray’ı sevmemesine rağmen “konak
töresi”nden dolayı O’nu korumak zorunda kalmıştır.
Şahin ve Mehmed Giray’ın Kırım’dan kaçtığı bu dönemde Kırım’da yönetim tamamen Mansuroğullarının eline geçmiştir. Hem Kırım kronikleri hem Rus kaynakları bu dönemde Mansuroğullarının Kırım’da kurdukları tahakkümün Kırım halkının büyük tepkisine neden olduğunu belirtmektedir(Abdülgaffar Kırımî, Canbek Giray Han için “…umur-u külliyesini tamamen Mansuroğlu Mirzalarına teslim etmiş olup hükümet-i Kırım Mansurî elinde imiş derler…” diye bu durumu belirtmektedir; Gayvoronskiy ve
Novoselskiy, Rus kaynaklarına dayanarak, Şahin Giray ve Mehmed Giray’ın Kantemir Mirza’yı
Kefe’de kuşattıkları sırada Kırım’da bulunan Nogayların mallarının yağmaladığını, zafer Kantemir Mirza tarafına geçince bu kezde Kırım’da bulunan Nogayların intikamlarını aldıklarını belirtmekte ve Kantemir Mirza’nın artan gücü karşısında Canbek Giray Han’ın da rahatsız olduğu ve bunu Kantemir Mirza’ya ifadeden çekinmediği yine bu dönemde Kantemir Mirza’nın Şirin Mirzalarının bazılarını öldürtmesi bu süreçteki en önemli olaylardandır).
Mehmed ve Şahin Giray Zaporogların yanı sıra Küçük Nogaylar ve Çerkeslerden de destek alarak Kırım tahtını ele geçirmek için 1628 yılının Kasım ayı başında harekete geçmişlerdir. Kasım ayının ortasında kardeşler Or Kapı’dadırlar.
Kırım’a gerçekleştirmek istedikleri sürpriz saldırı Zaporog Kazakları’nın Mansuroğulları’na ait sürüleri yağmalamaları yüzünden başarısız olmuş ve Canbek Giray Han bağlı kuvvetlerin gelmesi ile Zaporoglar çatışmadan kaçmıştır. Onları ikna edemeyen Mehmed ve Şahin Giray’da çekilmek zorunda kalmışlardır.
1629 yılının Nisan ayında isyancı iki kardeş bir kez daha Zaporoglar, Küçük Nogaylar ve Ten Kazaklarının da desteği ile Kırım’da tahtı geri almak için harekete geçerler. Zaporog ve Ten Kazakları denizden saldırıya geçmişledir. Or Kapısı’ndan gelen ve kardeşlere ait kuvvetler bir kez daha yenilgiye uğratılmışlardır. Mehmed Giray bu çatışmada öldürülmüş, Şahin Giray ise İran’a kaçmıştır. (Şahin Giray’ın bu yenilgiden sonra İran’a kaçmadan önce Kabartay’lara sığındığı görülmektedir)
Kırım’daki Mehmed ve Şahin Giray isyanının son perdesi de böylece kapanmıştır(Novoselskiy, Rus kaynaklarına dayanarak Mehmed Giray’ın Zaporoglarca öldürüldüğünü söyler, Canbek Giray Han’ın Mehmed Giray Han’ın naaşı ile 24 Mayıs’ta Bahçesaray’a döndüğü belirtir, D’askoli’ye göre Mehmed Giray Kazaklarca öldürülmüştür, Seyyid Muhammed Rıza’da Mehmed Giray’ın Ferahkirman önünde meydana gelen çatışmada H. Evasıt-ı evval 1038/ M. 3-13 Haziran 1629 tarihinde öldürüldüğünü belirtir, Bu çatışmalar sırasında Küçük Nogayların Beyleri olan Kasım Bey’in liderliğinde Şahin ve Mehmed Giray kardeşleri destekledikleri görülmektedir ki Kırım’da kavganın Nogay Tatarı Kırım Tatarı çarpışması şeklinde yorumlanmasını da zorlaştırmaktadır)
Bu son çatışmada da Kantemir Mirza ile Mansuroğulları zaferin Canbek Giray Han’da kalmasında büyük etken olmuşlardır. Mehmed Giray’ın Kırım Tatarları’nı yanına çekmek için gösterdiği çabalar Kantemir Mirza tarafından akamete uğratılmıştır. Mehmed Giray Kantemir Mirza tarafından oyuna getirilmiş ve bu hatası Kazaklar tarafından suçlanarak öldürülmesine neden olmuştur.(D’askoli, Osmanlı kronikleri de Kantemir Mirza ve aile çevresinin başta Selmanşah Mirza ve Urak Mirza olmak üzere bu çatışmada gösterdikleri çabaya yer vererek zaferdeki paylarını ortaya koyarlar; Novoselskiy’de Kantemir Mirza’nın
zaferdeki payını kabul etmektedir)
Bucak Tatarları’nın önemli bir bölümü ile birlikte Kantemir Mirza’nın Bucak havalisinden çıkarılarak Kırım’a götürülmesinden sonra Kırım’da büyük bir isyan meydana gelmiştir. Kırım’da Mehmed ve Şahin Giray’ın liderliğinde Osmanlı yönetimine karşı gerçekleştirilen bu isyan hareketi yakın dönem araştırmacıları Yücel Öztürk, Victor Ostapchuk ve A. A. Novoselskiy tarafından ele alınmıştır.
1623 yılının Nisan ayında Mere Hüseyin Paşa sadarete geldikten kısa bir süre sonra Rodos’ta tutulan Mehmed Giray’ı İstanbul’a getirtmiş ve Nisan ayında Kırım’a Han tayin ederek göndermiştir. Kısa bir süre sonra kardeşi Şahin Giray’da İran’dan ayrılarak 9 Mayıs 1624’de Kırım’a gelerek kalgaylık makamına
getirilmiştir. Bu gelişmeden kısa süre sonra 22 Mayıs 1624 tarihinde de Mehmed Girayın yerine Canbek Giray yeniden Han olarak Kefe’ye ayak basmıştır.
Bu taht değişikliğin nedeni olarak Osmanlı kronikleri Mehmed Giray’ın eski adetlere uymamasını, Şahin Giray’ın İran Şahı’ndan izin alarak gelmesini ve Şiiliği yaymaya çalışmasını, İran’la ilişkileri ve iki kardeşin Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu karışıklıktan faydalanarak Kırım’da muhaliflerini ortadan kaldırmaya
çalışmasını gösterirler; dönemin İngiliz elçisi Thomas Roe’da Mehmed Giray’ın İran seferi için asker göndermemesi ve Şahin Giray’ın İran’la ilişkisini bu değişikliğin nedeni olarak görmektedir. Seyyid Muhammed Rıza isyan hadisesinde kardeşlerin ihanet ile suçlandığını belirtir, Şah Abbas’la Şahin Giray’ın ilişkisine değinir ve Kantemir Mirza’yı suçlar, Rıdvan Paşazade’de Şahin Giray’ın Şah Abbas’la yakınlığı ve Şiilikle ilişkisini bu değişikliğin nedeni olarak görür.
Abdülgaffar Kırımî’de kardeşlerin Osmanlı’ya muhalefetlerini bu taht değişikliğinin sebebi olarak görür. Münşeâtü’s-Selâtin’de bulunan ve Canbek Giray Han tahta çıkarıldığında Tatar ulemasına gönderilen hükm ü şerif suretinde de taht değişikliğinin nedeni olarak Mehmed Giray’ın emirlere itaat etmemesi ve Şahin Giray’ın Şah Abbas’a İran’a zarar vermeyeceği için söz vermesi, diğer bir hükm ü şerif suretinde de Mehmed Girayın kanun ve töreye uymaması, verilen emirleri yerine getirmemesi ile Şahin Giray’ın İran’la olan yakınlığı ve Şah Abbas’a verdiği sözler neden olarak gösterilir.
Bu taht değişikliğine Öztürk, Osmanlı yönetim sistemindeki çözülme, idaredeki klik çatışmalarının, Mehmed ve Şahin Giray’ın Kırım’da mutlak hâkimiyete dayanan bir idare kurmalarının ve Kırım aristokrasisinin Kantemir Mirza’nın yükselişinden duyduğu sıkıntının neden olduğunu ileri sürer ve Osmanlı kroniklerinin Rafızılik iddialarının ideolojik olduğunu ortaya koyar; Ostapchuk, Şahin Giray’ın ve Onun İran’la ilişkilerinin temel faktör olduğunu belirttikten sonra Canbek Giray’ın entrikalarına da değinir, Novoselskiy’de Ostapchuk gibi Şahin Giray Şah Abbas ilişkisini bu taht değişikliğinin temel nedeni olarak görmektedir.
Bize görede bu taht değişikliğinin temel nedeni Şahin Giray’ın İran Şahı ile olan ilişkileridir. Novoselskiy dönemin Rus kaynaklarına dayanarak Şahin Giray’ın İranla olan ilişkisini açıkça ortaya koymuştur, öyleki Şahin Giray’ın İran Şahına gönderdiği bir mektupta kendisini “Şahın kulu” olarak ifade ettiğini ve Şahin
satın alındığı iddiasında özellikle yer verirler; Naima ise İstanbul’u feth etmeye niyetleri olduğunu söyleyerek bu değişikliği meşrulaştırır.
Giray’ın Kırım’a Şah Abbas tarafından verilen 2000 kişilik bir refakatçi grup ile geldiğini belirtmektedir, Seyyid Muhammed Rıza’da Şahin Giray’ın “Bende-i Abbas Şah Şahin Giray” diye yazdığını İranlı tarihçi İskender’e dayanarak ifade etmektedir. Gerçekten de İskender Münşî Şahin Giray’ın Şah Abbas’la ilişki
içinde olduğunu, İran Şahına gönderdiği mektubunda “kendisini anlaşmaya sadık kalan büyük adamlardan saydı” ve “Gulam-ı Şah Abbas Şahin Giray bud” ifadelerini kullandığını belirtmektedir. Hem Moskova hem de İran kaynaklarının Şahin Giray ile Şah Abbas arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koyduğu görülmektedir.
Şahin Giray ile Şah Abbas arasındaki ilişkinin Osmanlı devlet adamlarının gözünden kaçacağını düşünmek mümkün değildir. Osmanlı yönetimi Şahin Giray’ın Osmanlı Devleti’nin en önemli düşmanlarından olan İran’la ilişkisi yüzünden Mehmed Giray’ı hanlık tahtından almış ve 22 Mayıs 1624’de Canbek Giray’ı Kefe’ye yeni Han olarak ayak bastırmıştır. Bu taht değişikliğine Mehmed ve Şahin Giray kardeşler isyan ederek cevap vermişlerdir. Canbek Giray’ı tahta çıkarmak için müdahale eden Osmanlı kuvvetleri ağır bir yenilgiye uğramış ve Osmanlı yönetimi Ağustos ayında Mehmed Giray’ın tahta kalışını onaylamak zorunda kalmışdır.
1624 yılında Kırım’da meydana gelen bu taht değişikliklerinde Bucak Tatarları ve Kantemir Mirza nasıl bir rol oynamıştır.(gayvoronskiy de Kantemir Mirza’nın bu ilk çatışmada ne Mehmed Giray ne de OsmanlıSultanı’nın yanında açıkça yer almadığını belirtir) Kantemir Mirza’nın 1624 yılında gerçekleşen çatışmalara bizzat katılımı hakkında herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte Katip Çelebi ve Naima’da bulunan bir pasaj Kantemir Mirza olmasa bile yakın çevresinin mevcut Giray yönetimini bu çatışmada desteklediği hakkında önemli veriler içermektedir. Katip Çelebi’nin Fezleke’sindeki metin şu şekildedir, “Şahin Giray dahi cevâbında yazdı ki, “mektûbunuzun mefhûmu ma‘lûm oldı. Sâbıka mülk-i mevrûsumuza gelüp beş on gün ârâm itmeden ba‘zı müfsidler güft ü gûsu ile hânlık Canibek Giray’a virilüp bu cânibe geleli niçe bin fukarâ at ayagı altında pây-mâl oldı. Bizden ne cürm sudûr itdi ki bu hakarete müstahıkk olduk? Bu esnâda bizi isteyen dört beş mîrzâ iki üç binden ziyâde ‘asker ile ve Hân Timur karındasları Akkirman’dan beş bin ‘asker ile ve
Yusuf-oğlu mîrzâları, ki bundan akdem ‘askeri ile Rus olmus idi, bizim Kırım vilâyetine geldigimizi istimâ‘ eyledikde bir gice küffâra sebîhûn idüp binden ziyâde kâfir kırup bâkisi firâr idüp ehl ü ‘ıyâli ile hâlâ gelüp, ‘Ali Mîrzâ ve cümle Nogay mîrzâları ve Sultânzâdeleri on beş bin kadar âdem ile Taman’dan geçüp bu gün dâhil olacaklardır”.
Bu metinden anlaşılacağı üzere Kantemir Mirza’nın kardeşleri, Kırım Mirzaları ve Nogay Mirzaları Şahin Giray’ın yanında yer almışlardır. Bunun yanı sıra metinde Yusufoğlu Mirzalarından olup Rus olan şeklinde tarif edilen kişi Urak Mirza’dır ve Urak Mirza Kantemir Mirza’nın damadıdır( Urak Mirza Rus kaynaklarında Petr Urusov şeklinde geçmektedir, Büyük Nogay Ordası Mirzaları’nın nesinden gelmekte olup bir dönem Hırıstiyan olup Moskova sarayında bulunmuş, Rusya tarihinin fetret döneminde büyük rol oynamıştır).
Kantemir Mirza’nın aile çevresinin Şahin Giray’ın yanında olması ve Şahin Giray’ın bu isimleri özellikle zikretmesi önemlidir. Bunun yanı sıra kaynaklarda Kantemir Mirza’nın 11 Mayıs 1624 tarihinden önce Kırım’dan kaçarak Akkirman’a geldiği yönünde bir bilgiye de rastlamaktayız. Kantemir Mirza Akkirman’da iken Şahin Giray’ın Akkirman’dan Kantemir Mirza’nın kardeşlerinin geleceğini söylemesi bu açıdan önemlidir. Kantemir Mirza’nın rızası olmadan böyle bir olayın gerçekleşemeyeceği açıkça ortadır. Şahin Giray’ın Kantemir Mirza’nın şahsen geleceğini belirtmemesi ise Kantemir Mirza’nın bekle gör politikası izlediğini ve olayların gidişatını görmek istediğini ortaya koyar.
Bucak bölgesine döndükten kısa bir süre sonra Kantemir Mirza kendi başına harekete geçmiştir.. Daha önce Lehistan’a yaptığı sefer sırasında ölen oğlunun intikamını almak için 5 Haziran 1624’de Stepanec’den geçerek Lehistan arazisine girmiş, Stryc, Peremysl, Lvov ve Sanok arazisini vurmuştur. 10 Haziran’da Peremysl yakınlarından Zygmunt III’e tehdid dolu bir mektup göndererek Kralın Padişaha Hotin’de vaad edilen vergiyi göndermesini ve Kazakların denize çıkmasının önlemesini istemiştir.Sultanın kulları ile Lehistan’ı istila etmekten bahsetmiştir(Kantemir Mirza Lehistan Kralını “Siz sözünüzde durmasanız benimotlaklarım Beyaz Denize kadar uzanır” şeklinde bir ifadeyle tehdid etmiştir).
Ne var ki Kantemir Mirza ve Bucak Tatarları dönüşte Turla nehrinden geçerken Martinow yakınlarında Koniecpolski tarafından pusuya düşürülmüşler ve kuvvetlerinin üçte ikisini kaybetmişlerdir.
Kantemir Mirza’nın liderliğindeki Bucak Tatarları’nın Lehistan ile mücadele ederken Kırım Hanlığı ve Osmanlı Devleti’nin fiilen bir çatışma içinde olduğu unutulmamalıdır. Bu çatışma sırasında İranlılar Diyarbakır’a kadar ilerlemiş ve Lehistanlıların da bu çatışmadan faydalanmaya çalışmışlardır.
Kantemir Mirza Lehistan’a yaptığı saldırının sonunda yenilgiye uğramasına rağmen Osmanlı Devleti’ni en azından Lehistan cephesinde rahatlatmış ve insiyatifi elde tutmuş görünmektedir. 1624 yılının Eylül ayında bu kez de Kantemir Mirza’nın kardeşlerinden birisi Boğdan üzerinden Lehistan’a girerek yeni bir saldırı gerçekleştirmiş ve dönüşte Boğdan’ı da Osmanlı Devleti’ne bağlı olmasına rağmen yağmalamıştır.
Kantemir Mirza’nın Lehistan’la olan ilişkilerin yanı sıra Eflak ve Boğdan’daki siyasi gelişmelerde de aktif rol oynamıştır. Bu minvalde 1624-1625 yılında yani Radu Voyvoda döneminde Kantemir Mirza Eflak ve Boğdan’ı vurmuş fakat İntorsura Buzıuli mevkiinde Radu Voyvoda tarafından pusuya düşürülerek
yenilgiye uğratılmıştır. Radu Voyvoda bu saldırı nedeni ile Kantemir Mirza’yı Osmanlı hükümetine şikâyet etmiştir. Kantemir Mirza’nın Lehistan’ın yanı sıra Eflak ve Boğdan üzerinde de bir baskı unsuru olduğunu ve Osmanlı Devleti’ni rahatlattığını görmekteyiz.
1624 yılında zafer Mehmed ve Şahin Giray’da kalmış olmasına rağmen Osmanlı Devleti ve Kırım arasındaki rekabetin devam ettiğini, Şahin Giray’ınilerdeki olası çatışma için destek arayışını sürdürdüğünü görmekteyiz.Bu dönemde Şahin ve Mehmed Giray’a bağlı Tatarların bir kısmı 12-28 Ekim 1624 tarihleri arasında Eflak ve Boğdan’a girmişler, Akkirman civarına kadar ilerlemişlerdir. Bu olay İstanbul’da büyük endişeye neden olmuş Tatarların Edirne’ye ilerlemesinden çekinilmiştir. Şahin Giray’ın Lehistanlılar ile anlaşma yaptığının duyulması bu endişeleri arttırmıştır. Fakat daha sonra Kırım elçileri İstanbul’a gelmiş ve bu harekâtın Kantemir Mirza’yı Silistre’den çıkarmak için yapıldığını belirttikten sonra devlete itaat altında olduklarını bildirmişlerdir. Şahin Giray’ın bu askeri operasyonunun diğer bir amacının da Lehistan ile Kırım arasındaki ittifaka aykırı olarak Lehistan’ı vuran Kantemir Mirza’nın itaat altına alınması olduğunu belirtir.
1624 yılının son günlerinde gerçekleşen bu Kırım askeri operasyonundaki kuvvetlerin Kırım öncü kuvvetleri olduğu görülmektedir. 1625 yılının ilk günlerinde Küçük Nogaylar ve Zaporoglardan da destek alan Şahin Giray bu kez bizzat kendisi Kantemir Mirza’ya karşı harekete geçmiştir. 1625 yılının ilk günlerinde Şahin Giray Zygmunt III’e yazdığı bir mektupta Kantemir, kardeşleri ve mirzaları tamamen kontrolü altına alıp Bucak havalisinden bütün Tatarları çıkaracağını açıklamıştır. Şahin Giray’ın bu seferi sırasında bölgedeki Osmanlı yöneticilerinin çatışmaya müdahil olmamaya çalıştıkları görülmektedir. Şahin Giray’ın bu seferi sonucunda Bucak havalisindeki Tatarların önemli bir bölümü Kırım’a, Or Kapısı’nın kuzeyine doğru olan bölgeye yerleştirilmişlerdir(1625 yılında Kantemir Mirza ve Bucak Tatarlarının yenidenBucak havalisinden çıkarılması olayı Osmanlı kaynaklarına da yansımıştı).
Sürgün olayı sırasında Şahin Giray Kantemir Mirza’yı kendi yanında tutmaya özen göstermiş ve 1625 yılı içinde Kantemir Mirza Kırım’da iken Şahin Giray ve Kantemir Mirza arasında yakın ve iyi ilişkiler kurulduğu kaynaklara yansımıştır.
Kırım kaynaklı bu askeri harekât açıkça Kantemir Mirza’nın kontrol altına alınmasına yöneliktir. 1624 yılındaki ilk çatışmada taraf olmamasına ve aile üyeleri ile isyancı kardeşleri desteklemesine rağmen Kantemir Mirza’ya karşı harekete geçilmesi Şahin ve Mehmed Giray’ın O’na güvenmediğini ve bütün Tatar güçlerini kendi kontrolleri altında toplayarak otoritelerine karşı çıkacak kimseyi dışarıda bırakmak istemediklerini gösterir. Kırım’da 1624 yılındaki çatışmada olduğu gibi 1625’deki bu seferde de Zaporogların Şahin Giray’ın yanında Bucak Tatarları’na karşı savaşması oldukça dikkat çekicidir.
1550’li yıllarda başladığını gördüğümüz Lehistan Kazakları ile Bucak Tatarları arasındaki çatışma devam etmektedir. Bu sürgün olayında da 1623 yılında olduğu gibi sadece Kantemir Miza’ya bağlı Tatarlar götürülmüş olmalıdır. Çünkü Bucak Tatarları’nı gerçek bir güç haline getiren Kantemir Mirza’nın liderliği ve O’na geleneksel olarak bağlı bulunan kabile güçleridir.
1625 yılı Osmanlı Devleti, Kırım ve Bucak Tatarları için iç çatışmaların yaşanmadığı bir yıl olmuştur. Bucak Tatarlarının da Kırım Tatarlarına dahil olarak Lehistan’a gerçekleştirdikleri bir akın ise başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu saldırıya Mehmed Giray Han ile Nureddin olan Azamet Giray liderlik yapmışlardır(Novoselskiy Tatar kuvvetlerinin çok sayıda kayıp vermelerine rağmen çok sayıda esir getirdiklerini belirtir, Novoselkiy Tatar kuvvetlerin 12 Aralık 1625 Kırım’dan çıktıklarını
belirtir, İstanbul’daki İngiliz elçisi Roe’nun bu sefer hakkındaki bilgi veren mektubu ise 11-21 Şubat
1626 tarihine aittir ve Roe Tatarlarla Kazakların bu sefer sırasında işbirliği yaptıklarını belirtir,
Miron Kostin bu saldırının sebebi olarak Lehistan Kralllığı’nın Hotin Antlaşmasında her yıl Kırım’a vermeyi taahhüd etdiği 30.000 gucuğu vermemesini gösterir, saldırıda Mehmed Giray değil sadece Kalgay Sultanın bulunduğunu, Kantemir Mirza ile Kalgay Sultanın yenilgiden dolayı Boğdan Voyvodası Radu Voyvoda’yı suçladıklarını belirtir. Kostin’e göre Radu Voyvoda’nın ölümü (1626) Boğdan’ı büyük bir felaketten kurtarmıştır. Radu Voyvoda’nın yerine seçilen kişi olan Miron Barnowski Kantemi Mirza’nın kan kardeşidir, bu yüzden Kantemir Mirza Boğdan’a dokunmamıştır, .
1626 yılının bahar aylarında Kantemir Mirza Podolya’yı vurmuş, sonbahar da ise bu kez oğulları ile Nureddin Azamet Giray Kiev’e saldırmayı hedeflemişler fakat Hmeletski ve Doreşenko’nun sert müdahalesiyle karşılaşmışlar ve çok sayıda Nogay bu çatışmalarda öldürülmüştür.
Kırım, Osmanlı Devleti ve Bucak Tatarları için 1626 yılı da sakin bir şekilde geçmiştir. 1627 yılında ise Kırım’da Mehmed ve Şahin Giray’ın hâkimiyetini sonlandıracak olan süreç başlamıştır. Bu süreci başlatan olay ise Kantemir Mirza’nın ailesi ile Mehmed Giray’ın damadı olan bir Çerkes Beyi arasındaki bir kan davasıdır.
Bu Çerkes Beyi 1621 yılında Kantemir Mirza’nın kardeşlerinden birisini öldürmüştür. Mehmed Giray 1627 yılında köle almak için Çerkes arazisine gittiğinde, bu Çerkes Beyi kayınpederi Mehmed Giray’ın huzuruna gelip hediyelerini sunmuştur. Bu sırada Mehmed Giray Han’ın maiyetinde olan Kantemir Mirza’nın amcasının oğlu Selmanşah Mirza bu Çerkes Beyi’ni öldürmüş ve hemen kaçmıştır. (Gayvoronskiy, bu Çerkes Beyinin adının Gazi Bey olduğunu ve öldürdüğü kişinin de Selmanşah Mirza’nın babası olduğunu
belirtir.)
Selmanşah Mirza’nın Kantemir Mirza’dan habersiz böyle bir şey yapamayacağının farkında olan Mehmed Giray kardeşi Şahin Giray’a Kantemir Mirza ile Selmanşah Mirza’yı yakalaması için emir göndermiştir. Şahin Giray başarılı olamamış ve takipçilerini atlatan Kantemir Mirza Or Kapısı’ndan çıkarak kaçmayı başarmıştır.
Kantemir Mirza ile diğer mirzalar kaçmayı başarmalarına rağmen geride kalan aileleri Şahin Giray tarafından korkunç bir şekilde ortadan kaldırılmıştır. Bu olaylar 1627 yılının Şubat ayında gerçekleşmiştir. Mevkûfati Mehmed Efendi ise bu kaçış olayının sebebini eserinde daha farklı anlatmaktadır. O’na göre cihangirlik sevdasına düşen (Osmanlı topraklarına yayılma) Şahin Giray Kantemir Mirza ile görüşmüş ve bu düşüncesini Kantemir Mirza’ya açıklamıştır. Kantemir Mirza bu görüşlere katılmadığını açıklayınca Şahin Giray olayı kapatmıştır. Bununla birlikte Kantemir Mirza’nın bu fikirleri Osmanlı Padişahına iletmesinden korkmuş ve O’nu ortadan kaldırmaya karar vermiştir. 2000 Tatar ve 500 Çerkes’den oluşan bir kuvveti Kantemir Mirza üzerine yollamıştır.(Gayvoronskiy, Şahin Giray’ın Kantemir Mirza’yı geri dönmesi konusunda uyardığını eğer dönmezse ailesini yok edeceğini söyleyerek uyardığını belirtir)
Kantemir Mirza bu kuvvetleri yenilgiye uğratarak Özi sahrasına kaçmış ve üç gün boyunca kendisini takip eden kuvvetlerden kurtulmuştur.
Şubat ayı içinde Kırım’dan kaçmayı başaran Kantemir Mirza’nın Ekim ayına kadar ne yaptığı hakkında herhangi bir kayda rastlayamadık ama ailesinin öldürülmesinden sonra durumun bir kan davasına döndüğü ve iki taraftan birinin diğerini ortadan kaldırmak zorunda olduğu aşikârdır. Osmanlı Devleti’nin Mehmed ve Şahin Giray kardeşlerden duyduğu rahatsızlığın farkında olan Kantemir Mirza 1627 yılının Ekim ayında gizlice İstanbul’a gelir ve Mehmed ve Şahin Giray’ın tahtan indirilmesini teklif eder.
Mehmed ve Şahin Giray kardeşlerde bu durumun farkındadır. Kantemir Mirza’nın İstanbul’a geldiğini ve devlet adamlarından iltifat gördüğünü duyunca Osmanlı yönetimine “Bize hayrı olmayan bu hainin size de faydası olmaz” diyerek Bucak Tatarları’nın lideri Kantemir Mirza’yı talep ettiklerini belirten bir mektup yazarlar. IV. Murad, Kantemir Mirza bu devletin sadık, “tabl u ‘alem” sahibi bir bendesidir diyerek bu teklifi reddeder ve Kantemir Mirza’ya Tırhala Sancakbeyliğini verir.
Tırhala Sancakbeyliğinin tevcihinden sonra Kantemir Mirza ailesinden kurtulanları toplamak üzere Akkirman ve Özi havalisine gider. Kantemir Mirza’nın Özi havalisine geldiğini duyan Şahin Giray bu durumu Kantemir’i ortadan kaldırmak için son bir fırsat olarak görür ve Osmanlı yönetimin Kantemir Mirza’yı teslim etmeyi reddetmesi üzerine 1628 yılının Şubat ayının son günlerinde Şahin Giray yaklaşık 6000 kişi olan kendine ve Hana ait olan maiyyeti ile Kırım’dan ayrılır, Nisan ayının ilk haftasında Turla Nehri’ni geçer. Akkirman, Kili ve İsmail civarına kadar ilerler. Babadağı eteklerinde Kantemir Mirza ile Şahin Giray arasında büyük bir çatışma gerçekleşir. Yerel halktan ve Osmanlı kuvvetlerinden de destek almış bulunan Kantemir Mirza Şahin Giray’ı ağır bir yenilgiye uğratır(D’askoli Şahin Giray’ın Kantemir Mirza’nın Osmanlı yönetimi ile anlaştığını bilmediğini, bu nedenle Kantemir Mirza’nın asker sayısı hakkında yanıldığı ve bunun da yenilgisine sebep olduğunu ifade eder.
D’ascoli ayrıca Şahin Giray’ın Kantemir’in peşinden Özi nehrini geçerken askerlerinin yarısını Özi’de bıraktığını da ifade eder, Rıdvan Paşazâde, Şahin Giray’ın yenilgisinin sebebi olarak Şahin Giray’ın ordusunun çektiği su sıkıntısını gösterir ve Şahin Giray’ın yenilgisini “Askeri nehr-i Tuna’ya battı/ Kendi tenha Kırım’a can attı” diyerek Şahin Giray’ın askerinin çoğunun Tuna nehrinde boğulduğunu ve Şahin Giray’ın Kırım’a yanında çok az bir kuvvetle dönebildiğini belirtir).
Bu çatışma hakkında en ayrıntılı bilgi veren Mevkûfati Mehmed Efendi Şahin Giray’ın kendisine karşı harekete geçtiğini duyan Kantemir Mirza’nın Tuna Nehri’nin yanındaki Toprak Köprü’ye geldiğini ve burada Şahin Giray’ı beklemeye başladığını belirtir. Bir müddet sonra Şahin Giray da Tuna Nehri’nin öte yakasına gelmiş ve iki taraf bir müddet harekete geçmeden beklemiştir. Şahin Giray bu süre zarfında Babadağı çevresindeki kasaba halkına mektup yazarak Kantemir Mirza’nın kendisine teslim edilmesini istemiş ve isteği yerine getirilmezse her tarafı yerle bir edeceğini söyleyerek bölge halkını tehdit etmiştir. Bu aradada iki taraf arasında
küçük çaplı çatışmalar meydana gelmektedir. Özellikle Kantemir Mirza’nın kardeşi Süleymanşah (Selmanşah) Mirza bu çatışmalarda büyük başarılar göstermiştir.
Babadağı çevresinde bulunan Osmanlı sipahi ve yeniçerileri bir müddet çatışmalara seyirci kalmıştır. Daha sonra bu askerlerin önde gelenleri kendi aralarında görüşmüşler, Kantemir Mirza’nın Osmanlı Devleti’nin adamı olduğunu ve Tatar askerinin Tuna’yı geçmesinin yanlış olduğunu belirterek Kantemir Mirza tarafına
geçmişlerdir.
Osmanlı kuvvetlerinin Kantemir Mirza tarafına geçmesi ile birlikte durum Şahin Giray’ın aleyhine düşmüştür. İki taraf arasında şiddetli çatışmalar olmuş ve Şahin Giray kendisine bağlı kuvvetler ile kaçmaya başlamıştır.
Bu kaçış sırasında Kantemir Mirza’nın küçük oğlu Yılantuş Mirza Şahin Giray’ı yaralamayı başarmıştır. Şahin Giray’a bağlı kuvvetlerin bir kısmı Kantemir Mirza tarafına geçmiş, birçoğu ise Tuna nehrinden geçmeye çalışırken boğulmuşlardır(Gayvoronskiy Kırım’da bulunan Mansur kabileleriile Nureddin Azamet Giray’ın bu çatışmadan sonra Kantemir Mirza’nın tarafına geçtiklerini belirtir).
Mayıs ve Haziran aylarında Kantemir Mirza’nın teşebbüsleri ile Mehmed Giray’ın yerine tahta yeniden Canbek Giray’ın geçirme kararı alınır. Bu taht değişikliğine İran cephesine gitmekteki isteksizlikleri, 1624’de Osmanlı’ya karşı isyan ederek kazandıkları başarı neden olarak yetmektedir. Kantemir Mirza’nın kazandığı zafer Osmanlı yönetminin bu kararı almasını kolaylaştırmıştır.
Thomas Roe 17 Mayıs 1628 tarihli mektubunda Mehmed ve Şahin Giray kardeşlerle Kantemir Mirza arasında büyük bir gerginliğin bulunduğunu ve Canbek Giray donanma ile Kırım’a Han olarak gönderileceğini bildirir.
Zaferinin ardından Kantemir Mirza Şahin Giray’ın peşine düşmüştür. 23 Nisan’da Şahin Giray Kırım’a girmiş 6 gün sonra 29 Nisan’da Kantemir Mirza da O’nu takiben Kırım’a ayak basmıştır. Mehmed ve Şahin Giray’ın yönetiminden memnun olmayan Tatarlar’da Kantemir Mirza’nın kuvvetlerine dahil olmuşlardır. Şahin Giray Bahçesaray’a kardeşi Mehmed Giray’ın yanına sığınmıştır. İki kardeş burada Kantemir’e bağlı kuvvetler tarafından kuşatılmışlardır. Burada durumu Şahin ve Mehmed Giray’ların lehine önemli bir olay gerçekleşmiştir. Buda Kazakların iki kardeşe yardıma gelmesidir. D’askoli’ye göre Babadağı’nda Kantemir Mirza’ya yenildikten sonra Şahin Giray hemen Kazaklar’dan yardım istemiş, Kazaklar’a yardımları karşılığında büyük vaadlerde bulunmuştur( D’askoli ayrıca Kırım’daki bütün Nogayların hemen Kantemir Mirza’nın yanında yer aldığını belirtir, Mevkûfati Mehmed Efendi, D’askoli’den farklı olarak Şahin ve Mehmed Giray’ın Bahçesaray’da kendi aralarında görüştükten sonra Tatar askerine güvenmedikleri için Kazaklardan yardım istemeye karar verdiklerini belirtir, Mevkûfati Mehmed Efendi Şahin Giray’ın Kazaklara yardım etmeleri karşılığında Kefe, Gözleve ve Balıklağu kaleleri ile 50000 altın verneyi taahhüd etdiğini ve Kazak Hetmanına seni Lehistan’a kral yaparız dediğini belirtmektedir,
Berındei ve Damyan,Lehistan Krallığı’nın Kazakların Şahin ve Mehmed Giray’lara yardımını el altından onaylandığınıbelirtir, Berındei, “La Porte”, s. 300; Damyan, a.g.e, s. 96.)
Kantemir Mirza, Mihail Doreşenko liderliğindeki Kazaklar isyancı kardeşlere yardıma gelene kadar Mehmed ve Şahin Giray’ı Bahçesaray’da üç hafta kadar kuşatma altında tutmuştur. Kazakların Kırım’a getirilmesinde organizasyonu Bulhar Mirza gerçekleştirmiştir. Kazaklar Kantemir Mirza’nın gelen kuvveti küçümsemesi nedeniyle Or Kapısı’ndan rahatlıkla geçmişlerdir. Bucak Tatarları’nın liderine bağlı kuvvetler ile Zaporoglar arasında birçok kez çatışmalar meydana gelmiş, Kazakların hetmanı olan Doreşenko bu çatışmalardan birinde öldürülmesine rağmen Zaporog Kazakları durdurulamamıştır. Doreşenko’nun 1000 kadar Zaporog Kazağı ile öldürüldüğü çatışma Alma civarında gerçekleşmiştir. Doreşenko’yu öldürenlerin Kantemir Mirza’nın yanında bulunan 500 kadar sekban olduğu Lehistan kaynaklarına yansımıştır. Kazakların gelişi ile Şahin Giray’da harekete geçmiş ve durum tam tersine dönmüştür. Bu kez Kantemir Mirza yanında sabık Nureddin Azamet Giray ve Urak Mirza ile birlikte Kefe’ye doğru kaçmakta, Şahin ve Mehmed Giray ise yanlarındaki Kazaklarla birlikte Onları takip etmektedirler.( Gayvoronskiy Azamet Giray’ınAkkirman’a, Kantemir Mirza’nın Eski Kırım’a doğru kaçtığını belirtir,)
Kefe önlerinde Kantemir Mirza yanındaki kuvvetlerle son bir kez daha Şahin Giray ve Kazakları ile çatışmaya girmiş fakat yenilerek Kefe’ye sığınmıştır.
Mevkûfati Mehmed Efendi Zaporogların gelişinden Kantemir Mirza’nın Kefe’ye sığınmasına kadar geçen süreç ile yeni bilgiler verir. Mevkûfati Mehmed Efendi Zaporogların 8000 kişilik bir kuvvet ile Şahin Giray’ı kurtarmak için harekete geçtiklerini ve Almasaray’a geldiklerini belirtir. Daha önce beş adet kadırga ile
Karadeniz muhafazası ile görevlendirilen Ebubekir Bey ise bu sırada Gözleve’dedir. Kantemir Mirza adamlarını gönderip Ebubekir Bey’den yardım istemiştir. Bunun üzerine Ebubekir Bey kendi adamlarından 250 nefer tüfenkendaz asker ile 6 aded topu Kantemir Mirza’ya göndermiştir. Bu kuvvetler Kazakların Almasaray’a geldiği Kantemir Mirza’nın yanına varmıştır. Ebubekir Bey’in gönderdiği bu kuvvetlerinde katılımından sonra Kazak kuvvetleri ile Kantemir Mirza’ya bağlı kuvvetler arasında şiddetli çatışmalar olmuş, 300’den fazla Kazakla, Kazak Hetmanı (Doreşenko) bu çatışmada öldürülmüştür. Şahin Giray’da Kazaklara yardım için kaleden dışarı çıkmış fakat sonra yeniden geri kaleye dönmüştür.
Mevkûfati Mehmed Efendiye göre ise Kazakların gelişinden sonra Kantemir Mirza’nın yanındaki Tatarların dağıldığını ve Kantemir Mirza’nın kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldığını belirtir. Kantemir Mirza kuşatmayı kaldırdıktan sonra Şahin Giray öncelikle Kantemir Mirza’ya Kırım’da yardım edecek en büyük güç olan Ebubekir Bey’i ortadan kaldırmak üzere 4000 kişilik Kazak kuvveti ile Karasu’da bulunan Ebubekir Bey üzerine yürümüştür. Bunu haber alan Kantemir Mirza Ebubekir Bey’e yardım etmek üzere harekete geçmiş ve Kazak kuvvetlerini yenilgiye uğratmıştır.
Buradan da Ebubekir Bey ile Kantemir Mirza Kefe kalesine çekilmişlerdir. Şahin Giray 30000 Tatar ve 10000 bin Kazak ile Onları takiben Kefe kalesi üzerine gelmiştir. Böylece Şahin Giray’ın Kefe muhasarası başlamıştır.
Şahin Giray’ın Kefe muhasarası sırasında Kantemir Mirza’nın oğullarından birisi Şahin Giray’ın eline geçmiş ve babasının gözleri önünde öldürülmüştür.
Kırım’da bu çatışmalar devam ederken Canbek Giray yeni Han olarak 29 Mayıs 1628 tarihinde Kaptan-ı Derya ile birlikte Kırım’a gitmek için denize açılır.Bu bilgiyi veren Thomas Roe bu operasyonun başarısız olması durumunda Osmanlı Devleti için İranlılar’dan daha büyük sorun yaratacağını belirtir500.
29 Mayıs 1628’de İstanbul’dan ayrılan Canbek Giray Han 30 Haziran tarihinde Kefe’ye yanında kalgayı Devlet Giray ve altmış kadırga ve yirmi gemilik Osmanlı askeri kuvveti ile ayak basar.(Mevkûfati Mehmed Efendi’ye göre Osmanlı donanması Kaptan-ı Derya Hasan Paşa komutasında 60 kadırgalık bir kuvvet ile Kırım’a doğru harekete geçmiştir, donanma fırtına nedeni ile büyük zorluk yaşamış ve Kefe’de karaya ancak H. 27 Şevval1037/ M. 30 Haziran 1628’de ayak basmışlardır )
Canbek Giray’ın İstanbul’dan yola çıktığı sırada Kantemir Mirza kuvvetleri ile birlikte Kefe’de kuşatma altındadır. Selmanşah Mirza ve Urak Mirza Kantemir Mirza ile Kırım’da bulunmaktadır. Şahin Giray’dan 18 gün sonra Mehmed Giray Han’da Kazaklar ve yeni kuvvetlerle Kefe önüne gelmiş ve kuşatmaya katılmıştır.
Kefe Beyi bu süreçte iki kardeşi oyalama politikası gütmüştür. Şahin Giray ise kardeşi ile birlikte kontrolleri altında olan kuvvetleri üçe bölmüştür. Soylulardan ve mirzalardan oluşan bir grubu kardeşi Mehmed Giray’ın komutasına vermiş, bir grubu Kazaklarla kendi komutasına almış ve bir grubu da Mehmed Ağa komutasına
vermiştir. Mehmed Ağa komutasındaki grubu sahile konuşlandırmıştır. Kantemir Mirza’nın ise Osmanlı donanması gelene kadar çok tedbirli hareket ettiği ve Kefe halkına güvenmediği ve şehrin Ermeni ve Rum liderlerinin O’nun isteğiyle tutuklandığı görülmektedir.(502 D’askoli, a.g.e, s. 111-112; D’askoli’nin Kantemir Mirza’nın şehirde güvenlik açısından sıkıntı yaşadığı şeklinde verdiği bilgileri Mevkûfati Mehmed Efendi’de teyid etmektedir. D’askoli Ermeni ve Rumların tutuklandığını belirtir, bu bilgiler Mevkûfati Mehmed Efendi’de yoktur, Mevkûfati Mehmed Efendi Kefe’de Şahin Giray ile geçmişe dayanan dostluk ilişkileri olan kişilerin Kantemir Mirza’nın Şahin Giray’a teslim edilmesini konuştuklarını belirtir.
Hatta Kefe’de Kantemir Mirza’nın padişahın izni olmadan Kırım’a ayak bastığı, Kantemir Mirza’yı katledenin gazi, bunu gerçekleştirmeye çalışırken öleceklerin şehid olacağı yolunda ifadeler halk arasında yaygınlık kazanmıştır. Bu süreçte Ebubekir Bey ile Kantemir Mirza birlikte hareket etmişler ve tehdit ile bu içerdeki bu kargaşayı bastırmışlar, Recep Paşa’nın adamı Ahmed Ağa’nın İstanbul’dan gelmesi ve Kantemir Mirza’nın yanında yeralması ile bu dedikodular sona ermiştir)
Canbek Giray Han donanma ile geldikten sonra Şahin Giray’ın önde gelen adamlarından olan ve kuvvetlerinin bir kısmını kontrol eden Mehmed Ağa ile önde gelen beyler rüşvetle satın alınarak Canbek Giray Han tarafına geçmeleri sağlanmıştır. Bundan sonra olaylar hızla gelişmiş ve yanlarında Zaporog Kazakları’ndan başka kimse kalmayan kardeşler hızla kaçmışlardır. İki kardeş daha sonra Or Kapısı dışında tekrar bir araya gelmişlerdir(Seyyid Muhammed Rıza Mehmed Giray Han’ın tüfenkcibaşısının bile Canbek Giray Han tarafına geçtiğini ve Mehmed Giray ile Şahin Giray’ın Özi Kazaklarına sığındığını belirti, Canbek Giray Han iktidarı ele geçirdikten sonra Kırım’dan gelen arzda Mehmed Giray’ın çatışmadan sonra birkaç atlı ile kardeşi Şahin
Girayı’nın yanına varabildiği ve Şahin Giray’ın da “Küffâr” içinde itibarının kalmadığı bildirilir).
Kantemir Mirza ve Kalgay Devlet, Şahin Giray kaçarken peşinden gitmişler ve nehr-i Arbat kenarında meydana gelen çatışmada 1000’den fazla Kazak askerini öldürüp 500-600 adamı da esir almışlardır.
Canbek Giray’ın yeniden Kırım tahtına geçmesine rağmen Kırım’da kontrol tam olarak sağlanmış değildir. Şahin Giray, Canbek Giray Han’a karşı tam bir gerilla savaşı yürütmektedir. Öyle ki Canbek Giray korkusundan Bahçesaray’ın dışına çıkamaz hale gelmiştir.
Bir keresinde, Şahin Giray Canbek Giray Han’a pusu kurmuş fakat başarısız olunca peşine düşülmüştür. Şahin Giray Şirin Mirzalarından Sofi Mirza’ya sığınmıştır. Sofi Mirza, Şahin Giray’ı sevmemesine rağmen “konak
töresi”nden dolayı O’nu korumak zorunda kalmıştır.
Şahin ve Mehmed Giray’ın Kırım’dan kaçtığı bu dönemde Kırım’da yönetim tamamen Mansuroğullarının eline geçmiştir. Hem Kırım kronikleri hem Rus kaynakları bu dönemde Mansuroğullarının Kırım’da kurdukları tahakkümün Kırım halkının büyük tepkisine neden olduğunu belirtmektedir(Abdülgaffar Kırımî, Canbek Giray Han için “…umur-u külliyesini tamamen Mansuroğlu Mirzalarına teslim etmiş olup hükümet-i Kırım Mansurî elinde imiş derler…” diye bu durumu belirtmektedir; Gayvoronskiy ve
Novoselskiy, Rus kaynaklarına dayanarak, Şahin Giray ve Mehmed Giray’ın Kantemir Mirza’yı
Kefe’de kuşattıkları sırada Kırım’da bulunan Nogayların mallarının yağmaladığını, zafer Kantemir Mirza tarafına geçince bu kezde Kırım’da bulunan Nogayların intikamlarını aldıklarını belirtmekte ve Kantemir Mirza’nın artan gücü karşısında Canbek Giray Han’ın da rahatsız olduğu ve bunu Kantemir Mirza’ya ifadeden çekinmediği yine bu dönemde Kantemir Mirza’nın Şirin Mirzalarının bazılarını öldürtmesi bu süreçteki en önemli olaylardandır).
Mehmed ve Şahin Giray Zaporogların yanı sıra Küçük Nogaylar ve Çerkeslerden de destek alarak Kırım tahtını ele geçirmek için 1628 yılının Kasım ayı başında harekete geçmişlerdir. Kasım ayının ortasında kardeşler Or Kapı’dadırlar.
Kırım’a gerçekleştirmek istedikleri sürpriz saldırı Zaporog Kazakları’nın Mansuroğulları’na ait sürüleri yağmalamaları yüzünden başarısız olmuş ve Canbek Giray Han bağlı kuvvetlerin gelmesi ile Zaporoglar çatışmadan kaçmıştır. Onları ikna edemeyen Mehmed ve Şahin Giray’da çekilmek zorunda kalmışlardır.
1629 yılının Nisan ayında isyancı iki kardeş bir kez daha Zaporoglar, Küçük Nogaylar ve Ten Kazaklarının da desteği ile Kırım’da tahtı geri almak için harekete geçerler. Zaporog ve Ten Kazakları denizden saldırıya geçmişledir. Or Kapısı’ndan gelen ve kardeşlere ait kuvvetler bir kez daha yenilgiye uğratılmışlardır. Mehmed Giray bu çatışmada öldürülmüş, Şahin Giray ise İran’a kaçmıştır. (Şahin Giray’ın bu yenilgiden sonra İran’a kaçmadan önce Kabartay’lara sığındığı görülmektedir)
Kırım’daki Mehmed ve Şahin Giray isyanının son perdesi de böylece kapanmıştır(Novoselskiy, Rus kaynaklarına dayanarak Mehmed Giray’ın Zaporoglarca öldürüldüğünü söyler, Canbek Giray Han’ın Mehmed Giray Han’ın naaşı ile 24 Mayıs’ta Bahçesaray’a döndüğü belirtir, D’askoli’ye göre Mehmed Giray Kazaklarca öldürülmüştür, Seyyid Muhammed Rıza’da Mehmed Giray’ın Ferahkirman önünde meydana gelen çatışmada H. Evasıt-ı evval 1038/ M. 3-13 Haziran 1629 tarihinde öldürüldüğünü belirtir, Bu çatışmalar sırasında Küçük Nogayların Beyleri olan Kasım Bey’in liderliğinde Şahin ve Mehmed Giray kardeşleri destekledikleri görülmektedir ki Kırım’da kavganın Nogay Tatarı Kırım Tatarı çarpışması şeklinde yorumlanmasını da zorlaştırmaktadır)
Bu son çatışmada da Kantemir Mirza ile Mansuroğulları zaferin Canbek Giray Han’da kalmasında büyük etken olmuşlardır. Mehmed Giray’ın Kırım Tatarları’nı yanına çekmek için gösterdiği çabalar Kantemir Mirza tarafından akamete uğratılmıştır. Mehmed Giray Kantemir Mirza tarafından oyuna getirilmiş ve bu hatası Kazaklar tarafından suçlanarak öldürülmesine neden olmuştur.(D’askoli, Osmanlı kronikleri de Kantemir Mirza ve aile çevresinin başta Selmanşah Mirza ve Urak Mirza olmak üzere bu çatışmada gösterdikleri çabaya yer vererek zaferdeki paylarını ortaya koyarlar; Novoselskiy’de Kantemir Mirza’nın
zaferdeki payını kabul etmektedir)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

























![[k�±r�±mda+nogay+yerle��imleri.jpg]](http://1.bp.blogspot.com/_YezErMvUiTw/R1zNqOEC8HI/AAAAAAAAAJM/FliqZPez0Rc/s1600/k%C3%84%C2%B1r%C3%84%C2%B1mda%2Bnogay%2Byerle%C3%85%C2%9Fimleri.jpg)







Genellikle kırım yarımadasının çöl bölgelerinde nogaylar haritada kahverengi ile gösterilen güneyindeki dağ bölgelerinde osmanlının torunları tatlar yerleşik Kırımın hangi bölgesinden geldiğimizi anlamanın en kolay yolu bir kırım seyahati, Türkiye,Bulgaristan ve Romanyadan kırıma gidenlerin çoğunluğu konuştukları şiveyi kırımlılara test ettirirlerse büyük olasılıkla konuştukları şivenin nogay şivesi olduğunu kendilerinin de nogay olduklarını göreceklerdir.
******************************************* 

Nogay orda

0 yorum:
Yorum Gönder