Subscribe

RSS Feed (xml)



Powered By

Skin Design:
Free Blogger Skins

Powered by Blogger

29 Ocak 2012 Pazar

KANTEMİR ÇAĞI’NIN SONU (1629-1637)

6. KANTEMİR ÇAĞI’NIN SONU (1629-1637)

Mehmed Giray’ın öldürülmesi ve Şahin Giray’ın İran’a kaçmak zorunda kalmasından sonra Kantemir Mirza Karadeniz’in kuzeyinde en güçlü isimlerden biri haline gelmiştir.

Kırım’da etkinliğinin zirvesine çıkan Kantemir Mirza ve Mansuroğulları’nın Kırım’ın geleneksel güçleri olan kabile aristokrasisinin özellikle de Şirinlerin tepkisini çekecekleri aşikârdır. İsyancıların kaçmalarından hemen sonra Kantemir Mirza ve Nogayların, Şahin Giray’ın emriyle harekete geçerek kendilerine yapılanların intikamlarını aldıklarını, Kırım’da tahakküm kurduklarını görmüştük.

Kantemir Mirza’ya artan tepkiler ile birlikte Kırım’da Hanın, Kantemir Mirza’yı ortadan kaldıracağı şeklinde söylentiler yayılmıştır. Öyle ki Kantemir Mirza Hanın sarayında cereyan eden müşavere ve toplantılara can güvenliğinden endişe ettiğinden dolayı katılmamıştır. Sonuçta, Kantemir’in Kırım’da bulunmasından ne
O’nun ne de Kırım feodallerinin memnun olmadığı görülmektedir. Bu durumu dikkate alan Kantemir Mirza 1629 yılı içinde Kefe civarındaki ikametgâhından ayrılarak Akkirman havalisine dönmüştür. O’nun dönmesine rağmen yakın çevresi Kırım siyasetinde etkinlerini sürdürmeye devam etmişlerdir510.


Kırım isyanın bastırılmasından sonra sıranın Lehistan Krallığı’na geldiği aşikardır. Kırım isyanı sırasında Zaporogların Şahin ve Mehmed Giray’a yardıma geldiklerini, Bahçesaray’da meydan gelen çatışmadan Mehmed Giray’ın öldürülmesine kadar geçen süreçte fiilen rol oynadıklarını görmüştük. Bunun yanı sıra Lehistan Krallığı’nın Osmanlı Devleti’nin Kırım’la yaşadığı sıkıntıdan faydalanarak Boğdan üzerinde yeniden nüfuz kazanması Osmanlı Devleti’nin tepkisini çekmiş ve Lehistan’a bir seferin tertibi neredeyse kesinleşmiştir
.
1629 yılının sonbaharında Ukrayna’nın sağ yakası Kantemir Mirza ve Kalgay Devlet Giray tarafından 50000 kişilik bir kuvvetle vurulmuştur. Bununla beraber saldırı başarısız olmuş, İslam Giray esir düşmüş, Kantemir Mirza’nun oğlu ise öldürülmüştür. Sağ kalan kuvvetlerin bir kısmı da salgın hastalıktan dolayı
ölmüştür(Berındei, Kantemir Mirza ve Kalgay’ın 24 Eylül 1629 tarihinde Polonya’ya girdiklerini ve ağır kayıp vermelerine rağmen Podolya’yı yağmalamayı başardıklarını söylemektedi). 

Bu saldırıdan önce Osmanlı Devleti, Lehistan Krallığı’nı Şahin Giray’a Lehistan’dan askeri yardımın geldiği, Özi havalisinde Kazak askeri yığılmasının artışı nedeniyle uyarmış ve Kantemir Paşa ile Tatar askeri Şahin Giray nereye gider ise oraya gider diyerek tehdit etmiştir.
Bu askeri harekâta paralel olarak Boğdan’da Lehistan taraftarı olan Miron Barnowski ortadan kaldırılmıştır.
1630 yılında Kantemir Mirza, Kili ve Çirmen Sancakbeyi olarak karşımıza çıkar. 
Lehistan ile gerginleşen ilişkilerde bu kararın etken olduğu görülmektedir517.
Aynı yıl Kantemir Mirza Kaptan Hasan Paşa ile birlikte Kili yakınlarında Kazaklarla çatışırken görülür.

Bununla birlikte Osmanlı Devleti Lehistan Krallığı ile uzlaşma zeminini de aramaya devam etmektedir. Murtaza Paşa, Lehistan Kraliyet Kanselarına gönderdiği mektubunda Lehistan’a saldıran Tatarların bir kısmının (1629 saldırısını gerçekleştiren Bucak Tatarları’nı kasdetmektedir) Kırım’a yerleştirildiğini, akını gerçekleştirenlerin cezalandırıldığından bahsettikten sonra Kantemir Mirza’nın Osmanlı Devleti’nin bir beyi olduğunu açıklar. Murtaza Paşa O’nu bu bölgeye ben yerleştirdim diye ifade eder. Lehistan’a bir kez daha saldırırsa “O’nun bir tane başı” var” ifadesiyle de cezalandırılacağını belirtir. Bunun karşılığında da Kazak saldırılarının durdurulması gerektiğini açıkça ifade eder( Murteza Paşa’ya IV. Murad gönderdiği hat-ı hümâyûndan anlaşıldığına göre IV. Murad Kantemir Mirza’yı bölgeden kaldırma yetkisini vermiştir bununla birlikte “…ve Hantemur oradan kalkup sonradan kâfir şaykaları çıkup vilâyete zarar virirler ise, faide nedir…” ifadesinde ortaya koyduğu üzre Osmanlı yönetimi Kantemir Mirza’yı bölgeden çıkarmakta bir zorluk çekmeyeceğini düşünmekte fakat Lehistan yönetiminin Kazaklar üzerindeki gücüne itimat etmemektedir). 

Bu ifadeler uzun vadede Osmanlı Devleti’nin kalıcı bir barış için Kantemir Mirza’yı feda etmekten çekinmeyeceğini ortaya koyması açısından önemlidir.
Burada sorun Lehistan’ın Kazakları kontrol altına alıp alamayacağı noktasında düğümlenmektedir. 1631 yılında İstanbul’dan gönderilen bir Fransız raporunda, Bucak havalisine yerleştirilen Tatarların oluşturduğu baskının Lehistan’ı Kazaklara karşı harekete geçmeye zorladığını belirtmektedir.
Bucak havalisindeki Tatarları kontrol yükümlülüğü üzerinde olan ve Lehistan’a bu baskıyı gerçekleştiren Kantemir Mirza 1631 yılında hala Çirmen ve Kili sancak beyi olarak görev yapmaktadır.
1631 yılının Ağustos ayında uzlaşmaya çalışan Lehistan ve Osmanlı Devleti yeni bir anlaşma imzalamışlardır. Bu mütareke metninde vurgu Lehistan tarafı için Kazaklarda, Osmanlı için ise Bucak havalisinde bulunan Kantemir Mirza, Ay Temür ve Urak Mirza gibi mirzaların liderliğindeki Tatarların kontrolünde düğümlenmektedir. Ancak bu diplomatik çabaların Kantemir Mirza’yı durdurmadığı görülmektedir.

1632 yılında Kantemir Mirza Turla Nehri’ni Hotin’in güneyinde bulunan Hrinçuk Boğazı’ndan geçerek Lehistan arazisine girmiştir. Lehistan’dan ganimetleri ile dönen Kantemir Mirza’nın peşine Koniecpolski
düşmüştür. Prut Nehri’nin kenarında Cornul Lui Sasu civarında iki taraf arasında çatışmalar meydana gelmiş ve Koniecpolski Kantemir Mirza’nin elindeki esirleri ve ganimetleri kurtarmayı başarmıştır.

Bu hadiseden sonra Bucak Tatarları’nın saldırılarına karşılık olarak Kazak saldırıları gerçekleşmiştir. Bu minvalde iki taraf arasındaki gerginlik devam etmiş, Lehistan’ın Moskova ile çatışmaya girmesinden faydalanmak isteyen Osmanlı Devleti Lehistan’a karşı baskı uygulamaya başlamıştır. Kazak saldırılarının da yoğunlaşması ile birlikte Abaza Mehmed Paşa Lehistan seferine çıkmıştır. Moskova’nın da Osmanlı
Devleti’ni bu saldırıya teşvik ettiği görülmektedir.

Abaza Mehmed Paşa’ya verilen emrin bir benzerinin de Kantemir Mirza’ya gittiği ve bunun neticesinde 1633 yılı içinde Kantemir Mirza’nın Lehistan’a büyük bir saldırı gerçekleştirdiği ve çok sayıda esirle geri döndüğü görülmektedir. Bucak liderinin bu saldırısından sonra Abaza Mehmed Paşa, Kantemir Mirza’nın oğulları, Hüseyin Mirza ve Urak Mirza ile Lehistan’a saldırır. Kantemir Mirza hasta olduğu için bu saldırıya katılamamıştır.

1633 yılında çekirge salgını nedeniyle Kırım’da büyük bir açlık olmuş bu nedenle Selmanşah Mirza ailesi ve 30000 kişilik ulusu ile Kantemir Mirza’nın yanına göç etmek zorunda kalmıştır.
Kırım Hanı Canbek Giray bu göçü engellemeye çalışmışsa da başarılı olamamıştır. Osmanlı arşiv kaynakları da Selmanşah Mirza’nın 1634 yılında Bucak bölgesinde olduğunu ortaya koymaktadır( IV. Murad’ın Lehistan’a sefer için hazırlandığı ve Edirne’de bulunduğu belirtilir ki bu 1634 yılına ait bir olaydır, bu belgede Selmanşah Kantemir  Mirza’nın yanında zikredilir. ).
1633 yılında gerçekleşen bu göç olayı ile gelen nüfusla birlikte Bucak’taki Tatar askeri gücünün zirveye çıktığını kabul edebiliriz.
İstanbul’da bulunan Moskova elçilerine göre 1633 yılında gerçekleşen Abaza Mehmed Paşa ve Kantemir Mirza’nın saldırısı IV. Murad’ın Lehistan’a karşı gerçekleştirmeyi düşündüğü daha büyük bir saldırının habercisidir.
Bu dönemde Osmanlı Devleti’nin Lehistan ile mücadelede Moskova’yı yanına çekmeyi planladığı görülmektedir. İstanbul’dan Moskova’ya gönderilen ve 1634 yılı ile tarihlendirilen mektuplarda Abaza Mehmed Paşa’nın saldırısından bahsedildikten sonra bütün Rumeli askeri, Tatar Han ve Kantemir Mirza’nın Lehistan’a saldırıcağı ifade edilir. Moskova’ya gönderilen namede bahsedilen seferin gerçek olduğu bizzat IV.
Murad’ın Lehistan seferine hazırlanması üzerine ortaya çıkar. Sultan Edirne’ye kadar gelir fakat Moskova ile Lehistan’ın uzlaşması, Lehistan’dan dönen Şahin Ağa’nın olumlu haberler getirmesi üzerine Lehistan ile barış yapılır.
1634 yılında yapılan bu barışın şartlarından birisi de Kantemir Mirza ve O’na bağlı Tatarların Bucak havalisinden göç ettirilmesi olmuştur. Bu konuda IV. Murad’ın yazışmalarda Bucak bölgesinden Kantemir Mirza’nın kaldırılacağı ve Kırım’dan gelen Tatarların Kırım’a döndürüleceği konusundaki sözler verdiği görülmektedir( Murtaza Paşa tarafından onaylanan barış anlaşmasında Kantemir Mirza’nın ve Tatarların Bucak havalisindenkaldırılması şu şekilde ifade edilmiştir, “…madde-i sani, eski namelerde yazılmışdır ki, Bucakda Tatar olmaya lakin şimdiki halde Kırım Tatarlarından gayri Nogaydan dahi Tatar gelüp Bucakda karar eylemişlerdir, ba-husus Tatarlara paşalık ve beğlik virilmekle dört canipten Tatar gelüp anlara dayanup vilâyetimize akın ve ılgardan ve zarardan hali değillerdir imdi ri’ayet-i sulh budur ki Bucakdan Tatar kaldırılup Hantemür Paşa’ya ve Aytemür Mirza’ya ve sa’ir mirzalara orada mansıp virilmeye ve durmayalar….”,).

IV. Murad’ın Kantemir Mirza’nın Bucak havalisinden kaldırılması görevini Murteza Paşa’ya verdiği görülmektedir. Kantemir Mirza’ya ya Mora Sancakbeyliği ya da Tuna’nın güneyinde bir sancağın tevcih edilmesi konuşulmuştur ve Mora Sancakbeyliği’nin verilmesi uygun görülmüştür. IV. Murad’ın bu konuyla ilgili hat-ı hûmayunlarında dikkati çeken nokta Kantemir Mirza’nın can güvenliğine yapılan vurgudur. IV. Murad “…Hantemuru oradan her nice kâbil ise kaldırasın, ammâ cânına zinhâr bir hatâ getürmeyesin…nihayet istemem ki Hantemura bir zarar gele…eğer isyan dahi iderse ele getürüp kayd u bend ile getüresin…, ” ifadesiyle Kantemir Mirza’ya verdiği önemi göstermiştir. Bu hatt-ı hûmayunlarda dikkati çeken diğer bir noktada Kantemir Mirza Osmanlı kontrolünde olan bölgede tutulurken Selmanşah ve Urak Mirza’ların Kırım’a döndürülmelerinin emredilmesidir.

Bunun yanı sıra Yurtman Tatarları’nın hala bölgede bulunduğunu ve Onların da mirzalarıyla birlikte Bucak bölgesinden çıkarılmasının emredildiğini görmekteyiz. Yurtman Tatarlarının Urak Mirza ile birlikte hareket ettikleri görülmektedir.
Osmanlı Devleti 1634 anlaşmasında söz verdiği üzere Kantemir Mirza’yı Bucak havalisinden kaldırıp Tuna’nın güneyine Niğbolu’ya iskân etmiştir. Öyle görülmektedir ki Kantemir Mirza’nın Mora Sancağı gibi uzak bir sancak yerine Rumeli’de tutulmasına karar verilmiştir. Osmanlı Devleti kendi üzerine düşeni
yaptığını belirttikten sonra sıranın Lehistan’da olduğunu ve Lehistan’ın sınır güvenliğini sağlaması gerektiğini karşı tarafa açıkça belirtmiştir(1Kasım 1634 tarihinden evvel Kantemir Mirza’nın Akkirman’dan uzaklaştığı ve Tatarların bir kısmının da Kırım’a geri götürüldüğünü Canbek Giray Han Lehistan Kralı’na gönderdiği mektubunda ortaya koyar).
Kasım ayı içinde Kantemir Mirza İstanbul’a çağrılmıştır.
Osmanlı hükümetinin Lehistan’la olan sorunları artık neticelendirmek istediği görülmektedir. 1634 yılının sonlarında Kırım Hanlığı ile Kantemir Mirza arasındaki ilişkiler tekrar gerginleşmiştir. Canbek Giray Han 25 Tatarı Hazinedarı Mustafa Çelebi ile birlikte İstanbul’a göndermiş. Kantemir Mirza Akkirman havalisinde Mustafa Çelebi ile yanındaki Tatarları yakalamış ve ortadan kaldırmıştır. Kırım Mirzaları bunun üzerine Canbek Giray Hana Nogaylar bizi eziyorlar demişlerdir.

16 Ekimde 1634’de Rus elçileri Canbek Giray Han’ın Osmanlı Sultanı ile Kantemir Mirza’yı ortadan kaldırmak üzere anlaştığını ifade etmişlerdir. Fakat İran seferi nedeni ile bu olay gerçekleşmemiştir. Kantemir Mirza’ya da İran seferine katılması emredilmiştir.

Canbek Giray Han ile Kantemir Mirza arasındaki ilişkilerin bozulduğu sırada H. 17 Ramazan 1044/ M. 6 Mart 1635 tarihinde Canbek Giray Han “rical-ı harbden” olmadığı için görevinden alınmış ve İnayet Giray, Kırım tahtına çıkarılmıştır.
İnayet Giray Han’ın tahta çıkması ile birlikte Kırım Hanları ile Kantemir Mirza arasındaki çatışmanın son perdesi başlamıştır.

İnayet Giray Han ilk olarak İran Seferi için hazırlıklara başlamış ve 1635 yılının Ağustos ayının 20’sinde Kırım ordusunun toplanma yeri olan Alma’ya gelmiştir.
Burada Kantemir Mirza ve Kırım Hanı arasında bir ayrılık meydana gelmiş, Kantemir Mirza kendisine bağlı birkaç bin kişilik kuvvetleri ile Or Kapısı’na çekilmiştir. Kantemir Mirza çekilirken kardeşleri Gülüm Mirza, Kan Giray Mirza, Ali Mirza ve diğer Mansuroğlu Mirzalarının kendisine katılmasını istemiştir.Mirzalar bu daveti kabul ederek Kırım’dan ayrılmış ve Kantemir Mirza’nın yanına gelmişlerdir. 

İnayet Giray İran seferi için hazırlanan kuvvetlerle Kantemir Mirza’nın üstüne yürümek istemesine rağmen Kırımlıların karşı çıkması nedeniyle bu gerçekleşmemiştir. Kantemir Mirza bu sırada Ulu Nogaylar ile görüşüp Hana karşı Onlar’dan yardım istemiş fakat alamamıştır. Bunun üzerine de Akkirman’a, Mansuroğlu Mirzaları ise Kırım’a dönmüştür.

Novoselskiy, Mansuroğlu Mirzalarının tamamının Kırım’a döndüğünü söylemekle birlikte Selmanşah Mirza’nın Kırım’a dönmediği görülmektedir.

1636 yılının Aralık ayına ait bir “mühimme hükmünden” Selmanşah Mirza’nın izin almadan Lehistan’a saldırarak çok sayıda esir aldığı ve bu saldırıdan sonra Kantemir Mirza’nın yanına geldiği anlaşılmaktadır. Büyük ihtimalle 1635 sonunda Kantemir Mirza’nın daveti ile Kırım Hanı İnayet Giray’ın yanından ayrılan Selmanşah Mirza Kantemir Mirza’nın yanına gelmiş ve iki taraf arasında devam eden gerginlikten dolayıda Bucak bölgesinden ayrılmamıştır.

1636 yılının Şubat ayında Osmanlı Devleti birkez daha İran seferine Kırım kuvvetlerinin katılımı için kesin emir göndermiştir. Kırım ileri gelenleri Lehistan ve Moskova tehlikesi nedeni ile bu sefere gidilmemesini istemişler, Han, İstanbul’un buna tepki göstereceğini, yeni Han gönderilerek kendisinin bertaraf edileceğini belirtmiştir. Kırım beyleri, mirzaları, Nogayları, halkı İnayet Giray’a, Sultan yeni Han gönderirse senin yanındayız, seni azlederse birlikte çöllere gideriz demişlerdir. İnayet Giray isyan fiilen başlamadan Moskova ve Lehistan ile dostça ilişkiler kurmaya çalışmış, Zaporoglar ile Büyük ve Küçük Nogayların desteğini almıştır.

Geride sadece Kantemir Mirza kalmıştır. Kantemir Mirza’nın desteğini almak için Mangıtlar’dan Gülüm Mirza Kantemir’e gönderilmiş. Kantemir “Ben Hana değil Sultana itaat ederim” diyerek bu teklifi reddetmiştir. Kantemir’e bu teklifin yapıldığı sırada İnayet Giray Kefe’yi ele geçirip, Kefe Beyi’ni ve Kadı’sını öldürtmüştür.
Bunun üzerine Kantemir Mirza İstanbul’a İnayet Giray’ın yerine Canbek Giray’ın oğullarından birinin Kırım tahtına çıkarılmasını önermiştir. Bu gelişmeler yaşanırken Kefe yeniden Osmanlı kontrolüne girmiş, Mangıt Mirzaları Ali Bey, Nart Mirza, Diveyoğullarından Velişah Mirza ve Gülüm Bey’in iki oğlu Kantemir Mirza’nın tarafına geçmişlerdir. İstanbul’la uzlaşma çabaları başarısız olan ve etrafındaki
çemberin daraldığını gören İnayet Giray Kantemir Mirza’ya karşı harekete geçmiştir.

Gelişmeleri dikkatle takip eden Kantemir Mirza İstanbul’la yazışmaktadır. Daha önce İstanbul’a gönderdiği bir mektuba İstanbul’dan Süleyman Ağa eli ile gelen cevabı öğrendikten sonra tekrar İstanbul’un arzusu üzerine Osmanlı yöneticilerine Kırım’daki gelişmeler hakkında bilgi vermektedir. İnayet Giray’ın Padişahın toprağına ayak bastığını belirtmektedir. Burada Kefe’nin İnayet Giray tarafından ele geçirilmesinden bahsettiği açıktır. Hanın niyetinin kötü olduğunu, kendisinin İnayet Giray’a karşı kuvvetleri ile hazır bulunduğunu ve karşı koymak istediğini İstanbul’a bildirmiştir. Bu mektubun derkenarına da İnayet Giray’ın Kantemir Mirza hakkındaki suçlamaları düşülmüştür.

Osmanlı kroniklerine göre İnayet Giray Han Kantemir üzerine askeri harekâta geçmeden önce, Lehistan Kralı’ndan Kantemir Mirza hakkında şikâyet geldiğini, Kantemir ile Lehistan Kralı’nın arası böyle iken Lehistan Kralı, Kırım’ı işgal eder diyerek Revan seferine gelmemiştir ve yine kroniklerine göre Kantemir Mirza’ya karşı sefer açmasında etkili olan kişi Hanın Kalgayı olan Hüsam Giray’dır.

Novoselskiy, Rus kaynaklarına dayanarak Kantemir Mirza ile İnayet Giray arasındaki ilk çatışmanın Nisan-Mayıs 1637 tarihinde gerçekleştiğini ve Kantemir’in İnayet Giray’ın 150000 kişilik ordusu karşısında tutunamayarak İstanbul’a kaçtığını ifade eder.
Osmanlı kaynakları ise Kantemir Mirza’nın İnayet Giray Han’a karşı direnmek istediğini fakat buna izin verilmediğini ve İstanbul’a davet edildiğini belirtirler(İnayet Giray’ın ordusunda Nogaylarında bulunduğu görülmektedir).
Bu davetten sonra Kantemir Mirza ailesini ve mallarını Kili kalesine bıraktıktan sonra İstanbul’a dönmüştür. Kantemir Mirza İstanbul yolunda iken İnayet Giray ileri harekâtına devam etmiş, Osmanlı arazisine girmiş, Kantemir’e bağlı Tatar köyleri ahalisini Kırım’a göndermiştir. Kili kalesini kuşatmış ve tehditle Kantemir Mirza’nın ailesini ele geçirmeyi başarmıştır. Bunlardan sonrada İstanbul’a mektup yazarak Kantemir’i talep etmişdir. Selmanşah Mirza, Urak Mirza İnayet Giray’a itaat etmek zorunda kalmışlardır.

Bu gelişmeler yaşanırken Kırım Hanlığı’nın başka birisine tevcih edildiğine dair rivayetler ortaya çıkmış, bunun üzerine İnayet Giray Han Kırım sahil şeridini korumak üzere hızlı bir şekilde Kırım’a dönmüştür.
Kalgay Hüsam ve Nureddin Saadet Giray ise Velişah, Selmanşah, Ay Timur ve Urak Mirzalar ile kara yolu ile gerçekleşebilecek bir askeri harekâta karşı Özi ve Or Kapısı arasındaki bölgede beklemeye başlamışlardır. Burada beklenirken Urak ve Selmanşah Mirza, Kalgay ve Nureddin’i bir gece baskını ile ortadan kaldırmışlar, Kırım kuvvetlerine ağır darbe vurmuşlardır.(Novoselskiy bu gece baskının Kalgay Hüsam Giray’ın Zaporog ve Büyük Nogayların gitmelerine izin vermesinden sonra gerçekleştiğini belirtir)
Bu zaferden sonra Urak ve Selmanşah Mirza kendilerine bağlı olan askerle Özi Boğazı’na dönerek durumu İstanbul’a bildirmişlerdir
Kalgay ve Nureddin’in öldürülmesinden sonra Kırım’da panik havası başlamıştır.
H. 10 Muharrem 1047/ M. 4 Haziran 1637 tarihinde Hanlık Bahadır Giray’a verilmiş ve Kırım’a gönderilmiştir(Gayvoronskiy’ye göre Bahadır Giray’ın Kırım Hanlığı’nın başına getirilmesini Kantemir Mirza sağlamıştır,Bahadır Giray Han, İnayet Giray Han tarafından ele geçirilen Kantemir Mirza’nın ailesini Bahadır Giray Han tahta çıktıktan sonra Kalgayıile Akkirman’a gönderecektir).
Bahadır Giray’ın Kırım tahtına çıkması üzerine İnayet Giray’da Kırım’dan İstanbul’a doğru yola çıkmış ve H. 8 Safer 1047/ M. 2 Temmuz 1637 tarihinde İstanbul’a gelmiştir.
Kantemir Mirza ve İnayet Giray İstanbul’a geldikten sonra sorguya çekilmişler önce İnayet Giray Han arkasından da H. 11 safer 1047/M. 5 Temmuz 1637 tarihinde Kantemir Mirza öldürülmüş, böylece Bucak Tatarları’nın tarihin yaklaşık otuz yıl boyunca tartışmasız lideri ortadan kaldırılmıştır.

Osmanlı kronikleri Kantemir Mirza’nın ortadan kaldırılma sebebi olarak Kırım’da Hanların ihtilaline sebep olmasını gösterirler(Kantemir öldürülmeden önce Karahisar Sancakbeyi yapılırak oyalanmıştır). Kırım Hanları ile olan sorunlarının yanı sıra Lehistan Krallığı ile kalıcı bir barış sağlamak isteyen Osmanlı Devleti Kantemir Mirza’nın ortadan kaldırılmasına karar vermek zorunda kalmıştır.

0 yorum: