Kazak saldırıları ve Boğdan üzerinde devam eden rekabet yüzünden Osmanlı Devleti ile Lehistan arasındaki ilişkilerin 1620 yılında Cecora Savaşı’na neden olduğunu görmüştük. 1621 yılında bu kez Sultan II. Osman bizzat Lehistan üzerine yürümüştür. Osmanlı ordusu 21 Mayıs 1621 tarihinde Davudpaşa’dan ayrılmış, 1
Eylül’de ordu Hotin önlerine gelmiştir. 2 Eylül’de Kırım Hanı kuvvetleri ile Osmanlı ordusuna katılmış ve 8 Eylül’de Osmanlı ordusu Lehistan ordusuna ilk genel saldırıyı gerçekleştirmiştir. 29 Eylül’e kadar Lehistan ve Osmanlı ordusu arasındaki çatışmalar devam etmiş, Eflak Voyvodası Radul aracılığılıyla 6 Ekim 1621 tarihinde
barış yapılmıştır.
Osmanlı kroniklerine Hotin Savaşı’nın temel nedeni Kazakların Karadeniz’de Osmanlı ülkesine gerçekleştirdikleri saldırılar ve Veziriazam Ali Paşa’nın II. Osman’ı Lehistan’a karşı sefere teşviki gösterilmektedir.
Hotin Savaşı sırasında Kantemir Mirza’nın yanında dört oğlunun ve üç kardeşinin bulunduğu görülmektedir. Kantemir’in yanında olan Tatar sayısı konusunda farklı rakamlar mevcuttur. Halisi, “Zafernamesi”nde Kantemir Mirza, oğulları ve kardeşlerinin emri altında 30000’ini aşkın Tatar bulunduğunu belirtmektedir. Katip Çelebi ve Kantemir Mirza için çoğu zaman kaynak olarak Katip Çelebi’yi kullandığı aşikar olan Naima ise Kantemir Mirza ve yakınlarının yanında birkaç bin Tatar bulunduğunu belirtmektedirler. Kantemir’in emrindeki Tatar sayısı konusunda en abartılı rakam ise Kıpçakça yazılmış Ermeni kroniğinde bulunmaktadır. Bu eserde Kantemir Mirza’nın yanında 80000 Tatar bulunduğunu ifade edilmektedir. Bütün bu görüşler Bucak havalisinde Tatar nüfusu hakkında verdiğimiz bilgilerle birlikte ele alındığında Kantemir Mirza’nın yanındaki Tatar sayısının 10000’ini aşamayacağı görülür.
Kantemir Mirza’nın emri altındaki bu 10000 kişilik Tatar kuvvetinin bir kısmının da Dobruca havalisinden olduğunu düşünmekteyiz. Dönemin İngiliz elçisi Thomas Roe’nun Canbek Giray Han’ın bile 30000 Tatarla Hotin Savaşı’na katıldığını belirtmesi, 30000, 80000 bin gibi rakamların abartılı olduğunu ortaya koyar.
Kantemir Mirza Hotin Savaşı’ndaki en temel başarısı Lehistan ordusunun iaşe yollarının kesilmesindeki inkâr edilmez katkısıdır. Kamaniçe-Podolya yollarını kesmeyi başaran Kantemir Mirza Lehistan ordusunun büyük bir açlık ve iaşe sıkıntısı yaşamasına neden olmuştur. Kıpçakça yazılmış Ermeni kroniği bu konuda en net bilgi veren kaynaktır. Bu kroniğe göre Kantemir Mirza 80000 Tatarla Turla nehrini geçmiş ve nehir boyundaki yolu kontrol altına almıştır. Hatta Lehistan Kralı’nın oğluna gönderilen barutu ele geçirmeyi başarmıştır. Osmanlı kaynakları Kıpçakça yazılmış bu kroniğin verdiği bilgileri doğrulamaktadır. Katip Çelebi Kantemir’in Turla kenarında Kantemir Lehistan ordusuna zahire getiren arabaları yaktığını belirtir. Kantemir’in taburu kuşatma altında tutması nedeniyle açlık öyle bir hal almıştır ki Lehistan ordusunda ölen atları yemek isteyenler arasında çatışma bile çıkmıştır.
Kantemir Mirza’nın kendini gösterdiği diğer bir alanda Lehistan arazisine gerçekleştirdiği başarılı akınlar olmuştur. Kaynaklarımızın hepsi bu konuda hemfikirdirler. Osmanlı kaynakları Kantemir’in vurduğu şehirler hakkında çok az bilgi verirken, Kıpçakça olan Ermeni kroniğinde Kantemir Mirza’nın vurduğu yerler arasında Zamocs ve Lublin’in olduğu görülmektedir. Yine aynı kroniğe göre Kantemir bu saldırıyı 50000 kişilik bir Tatar topluluğu ile gerçekleştirmiş, fakat dönüş yolunda Alman askerler tarafından Doluszka Ormanı civarında yolları kesilmiş ve Tatarlar çok sayıda kayıp vermişlerdir.
Kantemir Mirza’nın gerçekleştirdiği bu akınlarda esir, ganimet ve zahire elde edilmiştir. Bu akınlar hem orduyu iaşe yönünden rahatlatmış hem de karşı tarafın moralini bozmuştur. Elde edilen esirlerden de aynı zamanda istihbarat elde edilmiştir.
Kantemir Mirza ayrıca Hotin Savaşı’na fiilen katılmış ve büyük başarı göstermiştir. H. 29 Şevval 1030/M. 16 Eylül 1621 tarihinde Kantemir Mirza Çerkes Hüseyin Paşa ile birlikte Lehistan ordusundan kaçmaya çalışan 1000 kadar düşman askerini ortadan kaldırmışlardır. H. 7-8 Zilkade 1030/ M. 23-24 Eylül 1621 tarihinde 800 kişilik bir Kazak-ı Ak müfrezesi Ohrili Hüseyin Paşa’nın karargahına baskın düzenlemiş, Karaman Beylerbeyi Doğancı Ali Paşa şehid olmuş, Hüseyin Paşa zorlukla kaçmayı başarmıştır. Bu sırada Turla’nın üst tarafından gelip yetişen Kantemir Mirza bu Kazakları basıp çok sayıda esir alarak yenilginin etkisini kırmıştır(Osmanlı Devleti’ne karşı gerçekleşen Kazak saldırılarının Osmanlı Devleti’nin Bucak bölgesine Tatar yerleşimini desteklemesinin temel nedenidir. Hotin Savaşı Kazakların artık oluşum sürecini tamamladığını, neredeyse 40000 asker çıkarabilecek kurumsallaşmış bir güç olduğunun resmidir. Bu nedenle Hotin savaşı’ndan sonra Kazaklara sadece konu içinde geçtiği zaman yer verilecektir. Hotin Savaşı hakkında kullandığımız kaynakların hepsi Kazakların gücüne ve savaştaki önemine dikkat çekmektedir.).
Sonuç olarak, Hotin Savaşı’nın iki kazananı olmuştur. Osmanlı cephesinde Kantemir Mirza Lehistan cephesinde ise Kazaklar büyük bir başarı göstermişler ve Hotin Savaşına damga vurmuşlardır. Kırım Hanı Canbek Giray savaşın kaybedenleri arasında yer almış, Kırım Hanlığı’nın temel unsurlarından birisi olan Mangıtların bir bölümü Kantemir Mirza’nın liderliğinde Osmanlı idaresine doğrudan bağlanmıştır. Bu da açıkça Canbek Giray’ın Kırım Hanlığı’ndaki nüfuzuna darbe vurmuştur. Osmanlı Devleti nezdinde de Canbek Giray Han itibar kaybına uğramıştır(Hotin Savaşı sırasında Canbek Giray’ın gizlice Lehistan Krallığı ile el altından görüştüğü ve Lehistan Kralından para aldığı şeklinde dedikodular İstanbul’da yayılmıştır. Bu dedikoduların gerçek olup olmadığı konusunda bir şey söylemek çok zordur. Bununla birlikte bu dedikoduların ortaya çıkması bile Canbek Giray’a İstanbul’da duyulan güvensizliği ortaya koyması açısından önemlidir, Hotin Savaşı sırasında Kırım’da bulunan Rus elçilerinin bildirdiğine göre Kantemir Mirza Osmanlı himayesine girerken Kırım’da bulunan eşi kaçarak Kefe’ye sığınmıştır.
Osmanlı Devleti ayrıca Canbek Giray’dan Kantemir Mirza’nın ailesinin ve ulusunun Kantemir Mirza’ya gönderilmesini istemiştir. Ulusun gönderilmesi dışındaki istekler Canbek Giray Han tarafından kabul edilmiştir)
Hotin Savaşıyla birlikte Bucak havalisindeki Tatar varlığının Bucak Ordası olarak adlandırılabilecek siyasi ve askeri etkinliğine sahip bir kuvvet olarak ortaya çıktığını söylemek mümkün hale gelmiştir. Hotin Savaşı ile birlikte Kantemir Mirza Osmanlı Devleti’nin bölgede Kırım ve Lehistan’ı kontrol ve Kazak akınlarına karşı
temel güvencelerinden biri haline gelmiştir(Naima, Hotin Savaşı’nın Kantemir Mirza’nın yükselişindeki önemini şu şekilde belirtir, “ Bu gazâda Ulu Nogay oymağının âmiri Kantemir Mirza can u gönülden hizmet ve uğur-u hümayûnda bazl-i can ile sadâkat edip taşra şebîhûna çıkan küffârı geri tüskürüp ve nice def’a melâ’îne kılıç koyup ve nice bin Kazak hanâzîrini kılıçtan geçirip, Kantemir Mirza’nın dilâverliği müddetü’l ömr kendinin mahs’udü’l-ümerâ olmasına bâ’is oldu. Ve bunca müsliminin halasına sebeb olup taraf-ısaltanattan ri’âyet ve ümerâ-i Osmaniyye idâdına ilhâk ile mazhar ı inâyet kılındı.”).
Hotin Savaşı sırasında Kantemir Mirza’nın Özi Beğlerbeği yapılması da dikkat çekicidir. Bu olay Kantemir Mirza’nın Osmanlı yönetim aygıtına dahil edilişinin de en son aşamasıdır. Osmanlı idaresinin dışından gelen bir unsura yani kul olmayan birine bu rütbenin verilişi II. Osman’ın Kantemir Mirza’ya verdiği önemi de göstermektedir(Ostapchuk burada aynı zamanda bu atama ile Bucak Ordası’nın Kırım Hanlığı’nın kontrolden ayrıldığını belirtmektedir, daha sonraki sürecin gösterdiği gibi böyle bir durum yoktur; Kantemir Mirza 08.09.1621 tarihinde Özi beylerbeyliği makamına getirilmiştir ).
Hotin Savaşı sonrasında Bucak Tatarları’nın Hasburglara karşı kullanılması projesi de Kantemir Mirza’nın
artan öneminin diğer bir göstergesidir (Dönemin İngiliz elçisi de Kantemir Mirza’nın 20000 Tatarla
birlikte Macar sınırında kışlamasının ve İmparatorun ülkesine zarar verebildiği kadar zarar vermesinin
emredildiğini kaydetmektedir).Bu süreci en yakından izleyenler ise Lehistan Krallığı’nın yöneticileridir.
1622 yıllında Hotin’de yapılan ateşkesi teyid eden bir anlaşma yapmak için Osmanlı Devleti’ne elçi olarak gelen K. Zbarajskiy’nin temel hedeflerinden birisi Kantemir Mirza’ya bağlı Tatarların Bucak havalisinden kaldırılmasını sağlamak ve Kantemir ile yakın ilişki içinde bulunup Tatarların Boğdan üzerinden Lehistan’ı vurmasına izin veren ayrıca Kantemir Mirza ile yakın ilişkiler içinde olan Boğdan Voyvodası Stefan Tomşa’nın görevden alınmasını sağlamaktır. Osmanlı yönetimi ise Kantemir Mirza
ve Stefan Tomşa’yı savunmuştur.
Lehistan elçisi Zbarajskiy eserlerinde Bucak Tatarları ile Kantemir Mirza’ya özel bir önem vermiştir. Zbrajskiy burada Tatarların Lehistan için en ciddi tehlike olduğundan bahsettikten sonra Tatarların Kantemir Mirza’nın liderliğindeki Akkirman Tatarları ve Or Kapısı Hanı’nın liderliğindeki Kırım Tatarları olmak üzere ikiye ayrıldıklarını belirtmektedir. Akkirman Tatarları’nın Lehistan’ın hemen yanıbaşında oluşuna dikkat çektikten sonra açıklamalarına devam eden Zbarajskiy Kantemir Mirza liderliğindeki Akkirman Tatarlarının Kazaklara karşı Osmanlı Devleti tarafından sigorta olarak görüldüğünü belirtmektedir. Türklerin isteseler bile Kantemir Mirza liderliğindeki Tatar grupları Bucak havalisinden kaldıramayacağını çünkü başkentin karışıklık içinde ve Kantemir Mirza’nın ise çok güçlü olduğunu açıklamaktadır.
Kantemir Mirza’nın kendisinin de ait olduğu Nogay Tatarları ile bölgedeki otlakları şenlendirdiğini, başlangıçta 5000-6000 olan sayılarının şimdi 20000’ne ulaştığını, sayıları arttıkça güçlendiklerini, Boğdan’a doğru sızmaya başladıklarını ve eğer Kazak saldırıları devam ederse Türklerin Onların Turla Nehri’ne kadar yerleşmelerine izin vereceklerini belirtmiştir. Kantemir Mirza’nın Kırım Hanı’yla birlikte hareket ettiğini ve ortak gayelerinin Kazak saldırılarından dolayı Lehistan’ı cezalandırmak olduğunu, Kazakların Tatarlara sebeb vermezse Tatar yayılımının gerçekleşmeyeceğini, Kantemir Mirza, Kırım Hanı ya da Kalgay’nın liderliğinde olmasa bile diğer Tatar liderlerin idaresinde Lehistan’a saldırıların gerçekleşecebileceğini ifade etmiştir.
1622 yılına ait bu metin Bucak Tatarları’nın artık bulundukları bölgede neredeyse Kırım Hanlığı’na eşit siyasi ve askeri bir güç haline geldiklerini açıkça ortaya koymaktadır.
1550’li yıllardan sonra hızla ortaya çıkan ve 1590’lardan sonra Osmanlı Devleti’ne büyük sıkıntılar yaratan Ukrayna Kazaklığı’na paralel olarak öncelikle yerel Kazak Ağalarının liderliğinde ortaya çıkan Tatar gücü Osmanlı Devleti’nin göz yumması ve yeni göçlerle durmadan gelişmiş ve 1600’lü yılların başında Kantemir Mirza’nın kendine bağlı Mangıt grupları ile Bucak bölgesine yerleşmesi ile Ukrayna Kazaklarına cevap verebilecek bir etkinliğe sahip olmuştur.
Bu sürecin son halkasını Hotin Savaşı oluşturmuş olup bu savaş hem Bucak Ordası’nın hem de Ukrayna Kazaklığı’nın güç ve etkinliğinin boyutlarını ortaya koymuştur.
Ostapchuk, Bucak Tatarları’nın ortaya çıkışını Osmanlı Devleti’nin Kantemir Mirza liderliğindeki Bucak Ordası’nı Kırım Hanlığı’nın egemenliğinden çıkararak Hanlığa karşı rakip ve denge unsuru olarak ortaya çıkarması şeklinde yorumlamaktadır. Öncelikle belirtilmesi gereken nokta Bucak Tatarları’nın Kantemir Mirza ile birlikte ortaya çıkmadığı gerçeğidir. Birinci bölümde ifade ettiğimiz gibi Bucak Tatarları Bucak bölgesinin Osmanlı hâkimiyetine girişi ile birlikte ortaya çıkmaya başlamıştır. 1550’lerden sonra Ukrayna arazisinden
gerçekleşen saldırılara paralel olarak Tatar askeri yapılanması gelişmiştir. İsa Koca, Caneş Ağa, Bakay Ağa gibi Tatar Kazak Ağaları bu dönemin önde gelen isimleridir.
İkinci nokta Osmanlı Devleti’nin Kırım Hanları’nın Tatar teba üzerindeki geleneksel hâkimiyetine Kırım Hanlığı’nda isyan olmadıkça her zaman saygı duyduğudur. Bunun da en büyük kanıtı Bucak Tatarları’nın 1623 yılında Bucak’tan çıkarılarak Kırım’a geri götürülmesi kanıtlamaktadır ki bu sürgün olayı daha sonra defalarca tekrarlanacaktır.

























![[k�±r�±mda+nogay+yerle��imleri.jpg]](http://1.bp.blogspot.com/_YezErMvUiTw/R1zNqOEC8HI/AAAAAAAAAJM/FliqZPez0Rc/s1600/k%C3%84%C2%B1r%C3%84%C2%B1mda%2Bnogay%2Byerle%C3%85%C2%9Fimleri.jpg)







Genellikle kırım yarımadasının çöl bölgelerinde nogaylar haritada kahverengi ile gösterilen güneyindeki dağ bölgelerinde osmanlının torunları tatlar yerleşik Kırımın hangi bölgesinden geldiğimizi anlamanın en kolay yolu bir kırım seyahati, Türkiye,Bulgaristan ve Romanyadan kırıma gidenlerin çoğunluğu konuştukları şiveyi kırımlılara test ettirirlerse büyük olasılıkla konuştukları şivenin nogay şivesi olduğunu kendilerinin de nogay olduklarını göreceklerdir.
******************************************* 

Nogay orda

0 yorum:
Yorum Gönder