Bucak bölgesinde Hotin Savaşına kadar olan zaman diliminde Kantemir Mirza’nın faaliyetlerine değinmeden önce kısaca bölgedeki siyasi konjektürü açıklamak gerekir.Öncelikle Boğdan üzerinde Lehistan ile Osmanlı Devleti arasında şiddetli bir rekabetin yaşandığı görülmektedir. 1593-1606 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin Hasburglarla olan mücadelesinden faydalanan Lehistan, Boğdan voyvodalığına kendi adamı Eremya Movila’yı geçirmeyi başarmış hatta Eflak’a da müdahalelerde bulunmuştur366. 1616 yılında Eremya Movila’nın eşi Domna’nın Lehliler ve Kazaklardan oluşan 40000 kişilik bir kuvvetle Boğdan üzerine yürümesi Lehistan’ın bu müdahaleleri için güzel bir örnektir. Bu müdahale Lehliler için ağır bir yenilgi ile sonuçlanmıştır.
Osmanlı Lehistan ilişkilerini gerginleştiren diğer bir unsurda Kazakların Osmanlı Devleti ve Kırım arazisine karşı gerçekleştirdikleri saldırılardır. 1602,1606, 1609, 1610, 1612, 1614, 1616 ile 1619-1620 yıllarında
Osmanlı Devleti arazisine Kazaklar tarafından yapılan saldırılar bu duruma örnek olarak gösterilebilir.
Osmanlı Devleti için ekonomik açıdan önemi ortada olan Karadeniz’e gerçekleşen bu saldırılar ayrıca dış politikada devletin itibarına darbe vurarak Osmanlı Devleti’ni Lehistan ile Hotin Savaşı’na mecbur bırakmıştır.
Bu saldırılara aynı şekilde karşılık verilme ihtiyacı da Kantemir Mirza’nın yükselişinin sebepleri arasında yer alacaktır.
Kantemir Mirza’ya gelince daha öncede söylediğimiz gibi Bucak havalisinde ilk göze çarpan faaliyeti 1606 yılında Lehistan’a gerçekleştirdiği bir akındır. Bundan sonra 1610 yılında tekrar ortaya çıkar. Lehistan Krallığı ile Moskova Çarlığı arasındaki çatışmalara katılan Kantemir Mirza ve Bahadır Giray 10000-15000 arasındaki kuvvetleri ile Serpuh önlerinde belirirler. Moskova’nın çağrısı ile gelmiş görünmelerine rağmen yolları üzerindeki Rus şehirlerinden haraç alırlar ve bölgedeki çatışmalara iştirak ederler. Gelenlerin içinde Büyük Nogaylardan’da kuvvetlerbulunduğu için bu kuvvetin tamamını Bucak’tan gelen Tatar kuvvetleri olarak kabul etmek mümkün değildir. Novoselskiy’de, gelenleri Diveyoğulları, Akkirman Ordası ve Büyük Nogaylardan gelen kuvvetler olarak betimlemiştir.
Bu saldırı Kantemir Mirza’nın Bucak havalisindeki Tatarların lideri konumuna yükselmesinin ilk aşamasıdır. Kantemir Mirza Mangıt kabilesinden gelen ve geleneksel olarak kendine bağlı Tatar gruplarının yanı sıra 1484’den sonra Bucak havalisine Akkirman merkezli Tatar gruplarıda yanına çekmeyi başarmış görünmektedir.
Bucak Tatarları ve Kantemir Mirza Osmanlı Devleti ve Lehistan Krallığı arasında Boğdan için yapılan mücadelede Osmanlı Devleti’ne büyük destek vermişlerdir.
1595’ten sonra Lehistan’ın desteği ve Osmanlı Devleti’nin onayı ile Boğdan Voyvodası olan Eremya Movila 1606 yılında ölmüştür. Osmanlı Devleti ise 1606 yılında Zitvatorok Antlaşması ile rahatlamış ve Boğdan için Lehistan’la mücadele edebilmek için uygun bir konuma sahip olmuştur. Siyasi konjektürü iyi okuyamayan Lehistan Krallığı Eremya Movila’nın ölümünden sonra Boğdan voyvodalığına önce Simeon ardından da 1607 yılında da Konstantin Movila’yı Boğdan Voyvodalığı’nın başına geçirmeyi başarmıştı. Bunun yanı sıra 1607 yılında İstanbul’a gelen Lehistan elçisi Eremya ailesine Boğdan’ın yanı sıra Eflak’ta da miras hakkı verilmesini talep etmiş, Macaristan işlerine de müdahale etmişti. Öyleki Konstantin Movila’nın Boğdan başına geçmesi Lehistan soylularından olup Eremya Movila’nın damatları olan Wisniewski ve Potocki’nin fiili müdahalesi ile gerçekleşmişti. Konstantin Movila Boğdan’da kontrolü ele geçirdikten sonra 1610 yılında Eflak’a da müdahale etmeye çalışmış fakat Bucak Tatarları tarafından yenilgiye uğratılınca geri çekilmiştir378. Bu çatışmadan dolayı 1611 yılında Konstantin Movila Osmanlı Devleti tarafından azledilmiş ve yerine Stefan Tomşa Boğdan’a voyvoda olarak tayin edilmiştir.
Lehistan’a kaçmak zorunda kalan Konstantin Movila Stefan Potocki’nin de desteği ile 1612 yılının Ağustos ayında Boğdan üzerine yürümüştür. Potocki ailesi ile Movila ailesi arasındaki akrabalık bağları bu desteğin nedenleri arasında önemli bir yer tutar. Movila ve Potocki’nin kuvvetleri Kantemir komutasındaki Bucak
Tatarları’nın desteklediği Stefan Tomşa ile Stefaneşti yakınlarında karşı karşıya gelirler. Yapılan çatışmada Movila ve taraftarları ağır bir yenilgi almışlar, Potocki esir edilip İstanbul’a gönderilmiş, Konstantin Movila’da Tatarların eline esir olarak düşmüştür. Konstantin’in kardeşi Aleksandr da esir edilenler arasında bulunmaktadır.
Tomşa’nın başarısında Kantemir liderliğindeki Bucak Tatarları’nın Dsiesnu çayının iki yanını tutarak Movila ve yanındaki Lehistan kuvvetlerini kuşatması büyük rol oynamıştır. Romen kronik yazarı bu zaferi Eremya Voyvoda’nın sülalesinin sönüşü olarak betimlemiş ve bu zaferi müteakiben Tatar kuvvetlerinin hızlı bir şekilde Lehistan arazisine girerek çok sayıda esir ve ganimet aldığını belirtmiştir.
Kantemir’in Bucak havalisine gelişinin bu ilk yıllarında dikkat çeken diğer bir olayı da Şahin ve Mehmed Giray kardeşlerin Bucak havalisine sığınmaları olmuştur. Gazi Giray’ın hakimiyetinin son yıllarından itibaren Kırım siyasetinde etkili olmaya başlayan bu iki kardeş(Gazi Giray karşısında tutunamayan kardeşler Anadolu ve Rumeli’ye çekilmişler daha sonra Celali önderlerinden Deli Hasan’ın yanına sığınmışlardır, 1603 yılının Haziran ayında Padişahtan afdilenmişler ve afedilmişlerdir ) Gazi Giray’ın ölümünden sonra Selamet Giray’ın Hanlığı devresinde fiilen Kırım yönetimine dahil olmuşlardır. Mehmed Giray Kalgay olurken Şahin Giray’da Nureddinlik makamına getirilmiştir. Selamet Giray, Han olduktan kısa bir süre sonra bu iki kardeşe karşı harekete geçmiş, Mehmed ve Şahin Giray Çerkeslerin arasına kaçmışlardır383. Çerkeslerin arasında muhalefete devam etmişlerdir. Selamet Giray Han bu durumu İstanbul’a haber verince Kuyucu Murad Paşa Rıdvan Paşa’yı Kırım’a göndermiştir. Paşa, Selamet Giray ile kardeşlerin arasını bulmuş fakat tam bu sırada Selamet Giray ölmüştür.
Han’ın ölüm haberi H. 2 Rebiülevvel 1019/ M. 25 Mayıs 1610 tarihinde İstanbul’a ulaşmıştır. Bu durumu haberi alan Mehmed ve Şahin Giray Kırım Hanlığı’nı kontrolleri altına alabilmek için harekte geçmişler fakat Rıdvan Paşa tarafından bu teşebbüsleri akemete uğratılmış ve Kırım Hanlığı Canbek Giray’a verilmiştir. İsyancı Giraylar bütün geleneksel kuvvetleri yanlarına çekerek Kırım Hanlığı’nı zorla ele geçirmek için harekete geçmişler fakat ateşli silahlarda bariz bir üstünlüğe sahip olan Osmanlı kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratılmışlardır.
İsyan teşebbüslerinin bastırılmasından sonra Mehmed ve Şahin Giray kaçmak zorunda kalmışlardır. 1610 yılında Kırım havalisinden kaçtığını gördüğümüz kardeşler 1613 yılından önce Bucak havalisine gelmişlerdir( Naima tarih belirtmeden Mehmed ve Şahin Giray’ın Akkirman ovasında yurt tuttuklarını Rus’a saldırılar gerçekleştirdiklerini, aldıkları esirleri satarak zenginleştiklerini bununüzerine Canbek Giray’ın bu nedenle onlara saldırdığını belirtir fakat net bir tarihlendirme vermez ).
Mehmed ve Şahin Giray’ların Bucak havalisini seçmesinin temel nedeni olarak Kantemir liderliğindeki Mansurların bölgedeki etkinliği gösterilmiştir. Mehmed ve Şahin Giray’lar babalarını taht mücadelesi sırasında destekleyen ve bu sırada ölen Mansuroğlu Eseney’i unutmamışlar ve bu nedenle Mansurların etkin olduğu Bucak bölgesine gelmişlerdir diye ifade edilmiştir.
Her iki kardeşin Bucak havalisine gelmesinin diğer bir nedeni de Bucak bölgesinin görece olarak Kırım’a uzak olması ve 1550’li yıllardan sonra bölgede oluşan Tatar topluluğunun özellikle 1600’lerin başından itibaren
gerçekleşen yeni göçlerle etkin bir güç haline dönüşmesidir. Şahin Giray’ın daha önce Bucak bölgesinde bulunmuş olması ve bölgeyi yakından tanımasının yanı sıra Kırım tahtı için Osmanlı yöneticileriyle pazarlık yapılabilecek bir konuma sahip olması Mehmed ve Şahin Giray’ın Bucak havalisine gelmesinde etkili olmuş
görünmektedir(Şahin Giray 1609 yılında Bucak havalisinde bulunmuştur).
Bucak bölgesine gelen kardeşler burada Lehistan arazisine çeşitli saldırılar gerçekleştirmişlerdir. Mehmed Giray İstanbul’a gittikten sonra Şahin Giray’ın Bucak havalisindeki etkinliği devam etmiştir. Aldıkları esirleri Akkirman pazarında satan Şahin Giray hem madden güçlenmeye başlamış hem de ününü arttırmıştır, öyle ki
Kırım Hanı Canbek Giray’ın askerlerinden bile Şahin Giray’a katılımlar olmuştur. Canbek Giray bu durumu İstanbul’a bildirmiş fakat İstanbul hiçbir şey yapmamıştır.
Bunun üzerine Canbek Giray Beğ-Ağa’nın tavsiyesiyle 1614 yılının bahar aylarında Bucak steplerine gelmiştir. Hanın geldiğini duyan Şahin Giray saklanmıştır. Canbek Giray Han birkaç hafta Akkirman’da kaldıktan sonra Kırım’a dönmüştür. Hanın Kırım’a döndüğünü duyan Şahin Giray yeniden ortaya çıkmış fakat Hanın yakın
adamı Beğ Ağa aniden geri dönerek Şahin Giray ve yanındakileri yenilgiye uğratmıştır. Şahin Giray bir müddet Kili yakınlarında saklandıktan sonra Kafkaslara kaçmış, oradan da Şah Abbas’a sığınmıştır. Dönemin İran kronik yazarlarından Naima, Büyük bir ihtimalle Mehmed ve Şahin Giray kardeşler Canbek Giray’ın tahta çıkışından sonraki ilk çatışmadan sonra bir iki yıl Osmanlı ve Kırım hükümetinin sınırları dışındaki arazide bulunmuşlardır. Osmanlı Devleti’nin onayı almadan Kırım tahtını elde edemiyeceklerini anlayınca da bu iş için en uygun noktalardan biri olan Bucak bölgesine gelmişlerdir. Mehmed Giray’ın 1613 yılında İstanbul’a gelişi, Şahin Giray’ın bu sırada Kili kalesi civarında bulunuşu, buna işaret etmektedir. Canbek Giray’ın Bucak bölgesine seferi de zaten 1614 yılında olmuştur.
İskender Münşi H. 1024/ M. 1615-1616 yılında Şahin Giray’ın Gürcistan’ın Kori kasabası civarında Safevi kuvvetleri ile buluştuğunu, buradan da Şah Abbas’ın yanına götürüldüğünü belirtmektedir.
Bu noktada Şahin ve Mehmed Giray’ların Bucak’ta oluşan gücü kendi taraflarına çekmeye çalıştıkları ve Bucak Tatarları’ndan destek aldıkları kesindir.
Kaynaklarda Kantemir Mirza’nın desteği hakkında doğrudan bir kayıt bulunmamakla birlikte Kantemir Mirza da bu iki kardeşe destek vermiş olmalıdır. 1616 yılında Boğdan’ı yeniden kontrollerine almak için harekte geçen Eremya Movila’nın eşi Donma ve aralarında damadının da bulunduğu Lehistan soylularının İskender Paşa tarafından yenilgiye uğratıldığını belirtmiştik. İskender Paşa’ya bu zaferi kazandıran kuvvetler arasında Bucak havalisindeki Tatarlarında bulunduğunu görmekteyiz. Bu zafer hakkında bilgi veren Osmanlı kroniklerinde Bucak Tatarları’nın katkısı hakkında bilgi verilmesine rağmen Kantemir Mirza’dan bahsedilmez. Büyük bir olasılıkla Tatar kuvvetlerinin başındaki kişi Kantemir Mirza olmalıdır.
Genç Osman’ın tahta çıkışından kısa bir süre sonra 1618 yılı içinde Kantemir Mirza liderliğindeki Bucak Tatarları Lehistan arazisine büyük çaplı bir akın gerçekleştirirler. Bu saldırı 1617 yılında Kazakların Akkirman’a gerçekleştirdiği saldırıya da bir cevap niteliğini de taşımıştır.
Hotin Savaşı’ndan önce Kantemir Mirza ve Bucak Tatarları’nın gücünün ulaştığı noktayı gösteren en güzel örnek Cecora (Çuçura) Savaşı olmuştur. Cecora Savaşı’nın sebebi Osmanlı Devleti’nin Boğdan Voyvodası Gaspar Gratiani’yi değiştirmek istemesi olmuştur. Görevden alınacağını anlayan Gratiani İstanbul’a dönmesi için emir gelince çevresinde bulunan Türkleri öldürerek fiilen isyan etmiştir.
Smirnov’da Canbek Giray’ın Bucak havalisine yaptığı seferden bahseder, iki kardeşinde sefer sırasında Bucak’ta bulunduğundan bahseder Gayvoronskiy ise sadece Şahin Giray’ın bulunduğunu belirtmektedir, Smirnov ayrıntıya girmeden Canbek Giray’ın seferinden bahseder
Gratiani isyan ettikten sonra Zolkiewski’ye haber vererek yardıma çağırmış ve Zolkiewski gelincede Lehistan kuvvetlerine iltihak etmiştir. İskender Paşa bu isyan haberini alınca harekete geçmiş, Kantemir’e bağlı
Akkirman Tatarını ve Kalgay Devlet Giray’ı yanına çekerek Zolkiewski komutasındaki Lehistan ordusu ile karşı karşıya gelmiştir. Osmanlı kuvvetlerinin sol cephesinde Kantemir Mirza’ya bağlı kuvvetler, merkezde İskender Paşa ve sağ kanatta Kalgay Devlet Giray bulunmaktadır(Miron Kostin, kuzeyde Kantemir Mirza’nın güneyde Osmanlı kuvvetlerinin bulunduğunu ve İskender Paşa’nın Kalgay Devlet Giray’a bağlı kuvvetleri ihtiyat kuvveti olarak sakladığını belirtir Naima sol cephenin sonunda Kantemir’in bulunduğunu belirtir).
İlk çatışmada Lehistan kuvvetleri Osmanlı ve Kantemir Mirza’ya bağlı kuvvetleri geri itmeyi başarmışlar fakat fazla ilerleyince Kalgay Devlet Giray’ın kuvvetleri harekete geçerek Lehistan öncü kuvvetlerini bozguna uğratmıştır. Bu yenilgiye rağmen Leh kuvvetleri toparlanmışlardır, fakat Osmanlı kuvvetlerinin kuşatması altına düşmüşlerdir. Lehistan kuvvetlerinin yanında olan Boğdanlılar durumun kötü olduğunu görünce kaçmışlar, bir grub Lehistan askeri de onları takip etmiştir. Turla’ya doğru çekilmeye başlayan Lehistan kuvvetleri sürekli olarak Osmanlı kuvvetlerince yıpratılmış ve Lehistan kuvvetlerine son darbe Turla nehrini geçmeye çalıştıkları sırada vurulmuştur. Zolkiewski öldürülmüş, Zolkiewski’nin oğlu, Koniecpolski, Korecki, Strus gibi önde gelen Leh beyleri esir edilmiştir.
Konumuz açısından önemli olan Kantemir Mirza ve Bucak Tatarlarının 1620 yılında meydana gelen Cecora Şavaşı’ndaki faaliyetleridir. Katip Çelebi, Peçuylu gibi Osmanlı tarihçileri Akkirman Tatarı’nın İskender Paşa’nın kuvvetleri arasında zikrederler, fakat Kantemir Mirza’nın savaşa katılımından bahsetmezler. Naima ve Halisi’nin Zafernamesi’nde ise Kantemir Mirza Cecora Savaşı’nda İskender Paşa ve Kalgay Devlet Giray ile birlikte savaşın en önemli figürlerinden biri olarak zikredilir.
Romen tarihçilerden Miron Kostin’in ve Kıpçak Türkçesiyle yazılan bir Ermeni vekayinamesinde de Kantemir’in bu savaştaki rolüne vurgu yapılır.
Cecora Savaşı’nda Kantemir Mirza’nın yanındaki Tatar liderler olarak Urak Mirza, Selman Şah Mirza, İnayet Şah Mirza ve Veli Şah Mirza görülmektedir. Bu çatışması sırasında Kantemir Mirza’nın yanında yaklaşık olarak 12.000 kadar Tatar askeri bulunduğunu ifade edilmiştir(Halisi’nin Zafername’sinde Kantemir’e bağlı Tatarların ilkhücumları şairane bir şekilde anlatılır).
Cecora Savaşı’nda Leh kuvvetlerine ilk saldırı Kantemir Mirza ve Devlet Giray tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu saldırıyla Lehistan kuvvetleri tarafından kuşatılan Kör Hüseyin Paşa, Sarımsak Mehmed Paşa ve Hızır Paşa düşmandan kurtarılmıştır. Bu çatışmadan sonra Boğdan eski voyvodası Gaspar Gratiani kaçmıştır. Lehliler bunun üzerine İskender Paşa’ya barış önermişlerdir. Barış şartı olarak Kantemir Mirza ve Çerkes Hüseyin Paşa’nın Turla’yı geçene kadar rehin olarak verilmesini, nehir geçildikten sonra 100.000 florin ve harac vereceklerini belirtmişlerdir. Devlet Giray ile İskender Paşa bu teklifi kabul etmeye meyilli iken Kantemir Mirza bütün gücüyle karşı çıkarak bu teklifin reddedilmesini sağlamıştır.
Çatışmanın bundan sonraki aşamasında Kantemir Mirza Leh askerleri Turla nehrini kamışların arasından geçmeye çalışırken kamışlığı tutuşturtmuş, yangından kurtulan Leh askerlerini de takip ettirerek ortadan kaldırılmasını sağlamıştır.
Kantemir Mirza’nın bu şekilde yaklaşık 20000 kadar düşman askerini ortadan kaldırarak Lehistan kuvvetlerine büyük darbe vurduğu görülmektedir.
Kantemir Mirza’nın vurduğu bu darbeden sonra Lehistan ordusunda Kazaklar ve Leh kuvvetleri arasında bir çatışma çıkmıştır(Naima’da Leh ordusundaki süvari ve piyadelerin birbirine düşdüğünü belirtir. Süvarilerin kurtulması için piyadelerin fedası söz konusu olmuş ve çatışma bundan sonra başlamıştır. Kazakların genel olarak piyade olduğu göz önünde tutulursa Kıpçakça yazılmış Ermeni kroniğinde anlatılan çatışma ile Naima’nın belirttiği çatışmanın aynı olduğu ortaya çıkar). Bu çatışmayı haber alan Kantemir Mirza ve Kalgay Devlet Giray komutasındaki Tatar kuvvetleri Lehistan kuvvetlerine son darbeyi indirmişler ve Lehistan ordusu neredeyse tamamen imha edilmiştir. 60000 kadar Lehistan kuvvetinden sadece 400 kişi kurtulmayı
başarmıştır
Cecora Savaşı’na genel olarak bakıldığında Kantemir Mirza’nın Kalgay Devlet Giray’dan daha etkin olduğu açıktır. Bunun yanı sıra rehin hadisesinde Devlet Giray’ın Kantemir Mirza’nın rehin olarak teslim edilmesini onaylamasının iki tarafın arasını açmış olması münkündür. Bize göre Cecora Savaşı ile Kantemir Mirza Bucak havalisindeki Tatarların tartışmasız lideri haline gelmiştir. Cecora Savaşından sonra Tatar kuvvetleri tarafından Lehistan arazisine büyük bir akın gerçekleştirilmiş, bu saldırıda çok sayıda esir ve ganimet olmuştur. Bu akın
Kırım’dan gelen Tatarlar ile Bucak havalisinde oturan Tatarların ortak bir akını gibi görünmektedir.
Gani-zâde Nâdirî’ye göre ise Cecora’dan sonra Lehistan arazisine yapılan akın Kantemir Mirza’nın liderliğinde gerçekleştirilmiştir.
























![[k�±r�±mda+nogay+yerle��imleri.jpg]](http://1.bp.blogspot.com/_YezErMvUiTw/R1zNqOEC8HI/AAAAAAAAAJM/FliqZPez0Rc/s1600/k%C3%84%C2%B1r%C3%84%C2%B1mda%2Bnogay%2Byerle%C3%85%C2%9Fimleri.jpg)







Genellikle kırım yarımadasının çöl bölgelerinde nogaylar haritada kahverengi ile gösterilen güneyindeki dağ bölgelerinde osmanlının torunları tatlar yerleşik Kırımın hangi bölgesinden geldiğimizi anlamanın en kolay yolu bir kırım seyahati, Türkiye,Bulgaristan ve Romanyadan kırıma gidenlerin çoğunluğu konuştukları şiveyi kırımlılara test ettirirlerse büyük olasılıkla konuştukları şivenin nogay şivesi olduğunu kendilerinin de nogay olduklarını göreceklerdir.
******************************************* 

Nogay orda

0 yorum:
Yorum Gönder