Subscribe

RSS Feed (xml)



Powered By

Skin Design:
Free Blogger Skins

Powered by Blogger

27 Ocak 2012 Cuma

HALİL PAŞA YURDU VE NOGAYLAR

4. HALİL PAŞA YURDU’NUN KURULUŞUNDAN GAZİ GİRAY İSYANINA KADAR BUCAK BÖLGESİNDE TATAR FAALİYETLERİ

Halil Paşa Yurdu’nun kurulmasıyla Bucak bölgesinde iki tür Tatar varlığı görülmeye başlanmıştır. Bunlardan ilki Bucak Tatarları olarak tanımlanmakta ve kökeni Bucak bölgesinin Osmanlı kontrolüne girmesine kadar uzanmaktadır. Diğeri ise Kalmuk tehlikesi nedeniyle harekete geçen Büyük ve Küçük Nogaylardan olan
Ormembedoğlu, Orakoğlu gibi Nogay Tatarı kabileleridir.

Bucak bölgesine gerçekleştirilen yeni iskân düzenlemesinden sonra Nogay kabilelerinin 1670 yılında vaat ettikleri üzere 10000 kuruşluk ödemeyi Osmanlı Devleti’ne yaptığını, komşu topraklara gerçekleştirdikleri saldırılarda elde ettikleri esirlerden ödemeleri gereken miktarları ise bölgedeki Osmanlı yöneticilerine
ödemelerinde sıkıntılar olduğu görülmektedir.

1672 yılındaki ünlü Kamaniçe Seferi’nde Bucak Tatarları Osmanlı ordusu ile birlikte yakından tanıdıkları Lehistan arazisindedirler. 1000’den fazla Bucak Tatarı Eyüp Paşazade’nin komutasında Lehistan içlerine saldırarak 400’den fazla esir ve çok sayıda hayvanı ele geçirmişlerdir. Kamaniçe Seferinin sonlandığı sırada H. 6 Ekim 1083/ M. 28 Ekim 1672 tarihinde Kırım Hanı Selim Giray IV. Mehmed’in huzuruna alındığında Bucak bölgesindeki Tatarları Kırım’a götürmekle görevlendirilmiştir.

Hacı Ali Efendi sürgün olayına kısaca Tatarların şekavetini neden olarak gösterir ve Trablus-u Şam Beylerbeyi Halil Paşa’nın Selim Giray Han’la birlikte görevlendirildiğini belirtir.

Seyyid Muhammed Rıza ise bu konuda daha ayrıntılı bilgi verir. O sürülen grupları Nogay u Tatar diyerek tanımlar ve tapu resmi ve aşar gibi vergilerden rahatsızlık duyan Bucak bölgesindeki Tatarların Şıhne ve Sipahdar gibi Osmanlı görevlilerini öldürdüklerini buna ilaveten başka serkeşliklerde de bulundukları için
Bucak havalisinden çıkarılarak Kırım’a sürülmeleri kararının çıktığını belirtir ve Bucak bölgesindeki Tatarların idaresinin bu sürgün olayından önce Kırım Hanı Selim Giray’a tevdi edildiğini ortaya koyar.

Seyyid Muhammed Rıza’nın ifadesi temel olarak Bucak havalisine kısa bir süre önce iskân edilen Nogay kabilelerinin sürüldüğünü ortaya koymaktadır. Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa’da sürülenleri “Akkirman Bucağında olan Nogay Tatarı” olarak tanımlayarak Seyyid Muhammed Rıza’yı teyid eder.

Sürgün emrinin Ekim ayının son günlerinde verildiği göz önünde tutulursa 1672 yılının Kasım ayında Bucak bölgesinden Tatar grupların çıkarılarak Kırım’a götürüldüğü ortadadır. Osmanlı belgelerine göre doğrudan sürgün emri hakkında bir belgeye rastlayamadık. Bununla birlikte sürgünden sonra meydana gelen sıkıntılar ve yapılan düzenlemeler hakkında kayıtlar bulunmaktadır. Bu kayıtlara göre Bucak bölgesi içinde Sarata, Tatar Pınarı, Kili, İsmail Geçidi ve Akkirman’a bağlı Tatar köyleri Kırım’a sürülmüşlerdir.
 ( kayıtta Kırım’a sürülen Bucak Tatarı yurtlarından olan Kaplan Ağa Bucağı hakkında bilgi verilmekte olup yer isimleri içinde Mamay-ı Sagir, Küçük Oraklu gibi isimlere rastlanılması artık Bucak Tatarı ve Nogay Tatarları’nın birlikte ele alınmaya başladığını göstermesi açısından önemlidir. Sayfa 101’deki kayıtta da Akkirman sahrasındaki Bucak Tatarı yurtlarından Şahbaz Ağa Bucağı hakkında bilgi verilir)

Bucak havalisindeki Tatarların bu sürgünü de bundan önceki sürgünler gibi kısa süreli olmuştur. Seyyid Muhammed Rıza, Bucak havalisinden Kırım’a sürülen Tatarların bir müddet sonra Kırım’da asayişi bozarak fitne kaynağı olmaya başladıklarını, sürgünle umulan sonuçların elde edilemediğini buna ilaveten sürgün
olayından dolayı ekonomik sıkıntı içine düşen Kili ve İsmail kasabası halkının şikâyetleri üzerine Bucak’tan sürülenlerin Bucak havalisine geri dönmelerine izin verildiğini ve bunların küçük gruplar halinde eski yurtlarına geri döndüklerini belirtir fakat tarihi hakkında herhangi bir şey söylemez.

Osmanlı arşiv kayıtları ise bu geri dönüş olayını tarihlendirmemize imkân sağlamaktadır. Maliyeden müdevver defterler içerisinde 3592 numara ile kayıtlı olan defterde H. 2 Muharrem 1085/ M. 8 Nisan 1674 tarihli Akkirman Kadısına cevaben gönderilen bir emr-i şerifte “Akkirman Kadısına hükm ki, Sen ki kadısın Ordu-yu hümâyûnuma arz gönderüp kaza-i mezbûre ve tevâbi’inde vâki’ Sultan Selim Evkâfı karyelerinden işbu sene-i mübarekede izn ile tavattun iden Tatar taifesi meclis-i şer’e gelüp vakf-ı mezbûr toprağına hâlâ birer ikişer gelip teskin idinüp lakin hayvanımız ve öküzlerimiz olmamağla hırâset ve zirâat eylemeye iktidarımız olmayup her vechle zayıf halimiz varken vakf-ı mezbûr karyelerinden olan sâir re’âyaya tekâlif vâki’ olup
bize dahi tahsil olunmakla edâsına bir vechle iktidârımız yokdur evkaf-ı mezbûr karyeleri üslub-u sabık üzre tavattun ve iskân eyleyinceye değin bir seneye dek berayı tekâlif olunmayup bir vechile rencide ittirilmemek üzre emr-i şerif virilmek ricasın ilhâh eylediklerin i’lâm eylediklerin ecilden imdi bu sene gelüp tavattun idenlerden ancak bu sene vâki’ olan tekâlîf talep olunmaya deyü ferman olunmağın şurûtuyla emr-i şerif yazılmak içün tezkiresin virildi. 2 Muharrem 1085685” ifadeleri bulunmaktadır. Bu kayıt Bucak’tan sürülen Tatarlara geri dönüş izninin verildiğini ve 1674 yılının Nisan ayından önce geri dönüşlerin başladığının yanı sıra geri dönme sürecinin de hala devam ettiğini ortaya koymaktadır.

Bu verilerin ışığında Bucak havalisindeki Tatarların 1672 yılının Kasım ayından 1674 yılının bahar aylarına kadar yaklaşık bir buçuk yıl kadar süren bir sürgün yaşadıkları ortadadır.

1674 yılından itibaren Kırım’daki sürgünlerinden dönen Bucak Tatarları’nın idari yapısında yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Mehmed Giray’ın Kırım Hanlığı’ndan alınması ve Halil Paşa Yurdu’nun kurulması sırasında Kırım Hanlığı ile Bucak bölgesindeki Tatar grupların idari ilişkisinin koparıldığını görmüştük.
Selim Giray’ın hanlığı döneminde ise H. 3 Şevval 1087/ M. 9 Aralık 1676 tarihinde Bucak Tatarlarının ve Yalı köylerinin idaresi yeniden Kırım Hanlığı’na tevcih edilmiştir686. Bu tevcih ile birlikte Yalı Ağalığı kurumu yeniden faaliyete geçmiştir.
Bu minvalde H. Evahir-i Cemaziyelevvel 1090/ M. 29 Haziran- 8 Temmuz 1679 tarihinde Yalı Ağasına “Bucak ve Nogay Tatarı taifesi”ni geride bir fert bırakmayacak şekilde sefere getirmesi emredilmiştir.

H. Evasıt-ı Cemaziyelahir 1090/ M. 20-29 Temmuz 1679 tarihinde Yalı Ağasına bu konu hakkında yazılan
diğer bir emirde ise Ormembedoğulların Adil ve Vakkas Mirzaların 7000-8000 kişilik bir kuvvet ile Orakoğullarının ise 3000 kişilik bir kuvvet ile sefere gelmeleri gerektiği halde hala orduya katılmadıklarından bahsedilerek Yalı Ağası’nın duruma el koyması ve Tatarların hepsini sefere getirmesi emredilmiştir. Bu hükümlerden ilki ile aynı tarihe sahip bir diğer hüküm ise Yalı Ağası, Ormembedoğulları,
Orakoğulları, Nogay ve Bucak mirzalarına hitaben yazılmıştır.
 xxxxx
1680 yılında Orakoğlu ve Ormembedoğlu kabilelerinin Halil Paşa Yurdu’na yerleşirken ödemeyi taahhüd ettikleri 10000 kuruşun 8500’ünü ödedikleri geri kalanını da ödemedikleri görülmektedir. Aynı yıl Akkirman’da çiftliklerde toplanan Tatarlar, Emir Ali adlı bir Tatarın liderliğinde toplanarak 1680 yılının şubat
ayında Boğdan’a bir saldırı düzenleyerek bazı köyler halkını esir ve mallarını da yağmalamışlardır. Osmanlı Devleti yöneticilerinin zararın tazmini ve esir alınanların iadesi için çalıştığı görülmektedi.

1680 yılı için dikkat çeken bir hususta Bucak Tatarlarından toplanan 14000 kile buğdayın Kamaniçe kalesine götürülmesidir. Halil Paşa Yurdu’na yerleştirilen Nogaylardan buğday ya da zahire istenmediği fakat 250 kişilik bir kuvvetle buğdayın Kamaniçe’ye kadar götürülmesine yardımcı olmalarının emredildiği görülmektedir.

1680 yılında Bucak Tatarları’ndan 1000 kadarının Semre kalesi muhafazası ile görevlendirildiğini fakat sadece 300 Tatarın geldiğini görmekteyiz. Bu konuda Yalı Ağası uyarılmış ve geri kalan 700 Tatarı da Semre muhafazasına göndermesi emredilmiştir.

1683 yılında Bucak havalisindeki Tatarları Yalı Ağası’nın liderliğinde Kırım kuvvetleri ile birlikte Viyana seferine katılmış olarak görmekteyiz. Kırım Hanı ve Yalı Ağası’nın sefere gitmesiyle Bucak bölgesi tamamen savunmasız kalmıştır. Bu durumun farkında olan Barabaş Kazakları ile Lehliler Boğdan’dan Çerkes Boyar
kuvvetleri ile birleşerek Turla nehrini geçmişler ve Bucak’a saldırmışlardır. Yaklaşık 30000 kişilik bu kuvvete karşı ise sadece Yalı Ağası’nın vekili 3000 kişilik karışık bir Tatar kuvveti toplayabilmiştir. Yalı Ağası’nın vekili düşman kuvvetleri ile gerçekleşen ilk çatışmanın ardından direnemeyeceğini anlayınca geri çekilmiştir.
Düşman kuvvetleri bundan sonra Bender kalesini kuşatmışlardır. Onbir gün kadar Bender kalesini kuşatan düşman kuvvetleri “yalı içi” denen yoldan İsmail üzerine gelmişlerdir. Sabık Boğdan Voyvodası da düşman kuvvetlerine destek vermiştir. İsmail Mütevellisi Yusuf Ağa çevredeki ahaliden asker toplayarak direnişe
hazırlanmıştır.

Kırım Hanı Hacı Giray’ın seferden dönmesi üzerine durum tersine dönmüş Kazak lider Konuksa liderliğindeki düşman kuvvetleri kaçmaya başlamışlardır. Hacı Giray’ın dönüşünden sonra düşman kuvvetlerinin büyük
çoğunluğu imha edilmiştir.

Romen kronik yazarları İon Nekulçe ve Dimitri Kantemir eserlerinde Kazak ve Leh kuvvetleri ile birleşen Boğdanlılar’ın Bucak’a havalisine saldırdıklarında bölgedeki Tatarlara karşı korkunç bir katliam gerçekleştirdiklerini hatta hamile kadınları bile öldürdüklerini, Bucak Tatarları’nın ise topraklarına döndükten sonra Kazak ve Boğdanlılar’a karşı amansız bir savaş başlattıklarını belirtir.

Doğrudan bir bilgiye rastlamamakla birlikte Bucak bölgesindeki Tatarların, Selim Giray Han’ın Lehlilere karşı 1684-1685 ve 1688 yılında kazandığı zaferlerde Kırım ordusu ile birlikte hareket etmiş olmalıdır696. 1687 yılında Akkirman Kadısına gönderilen bir fermandan anlaşıldığına göre Selim Giray Han’ın aracılığı ile
çatışmalarda gösterdikleri yararlılıklardan dolayı “Tatar Nogayı tâifesinden Ormembedoğlu kabilesinin 8000 guruş ve Orakoğlu kabilesinin 2000 guruş” olarak ödemeleri gereken ve Halil Paşa Yurduna yerleşirken ödemeyi taahhüd ettikleri 10000 guruşluk meblağın H. 1095, 1096, 1097, 1098, 1099 seneleri için affedilmesi kararı Osmanlı hükümetince alınmıştır.(1683-1688 yılları arasında görüldüğü üzere Nogaylar’ın ödemeleri gereken 10000 guruşluk mikdar afv edilmiştir.Daha sonraki yıllarda da Nogaylar’ın ödemleri gereken bu miktarın yanı sıra öşr gibi vergilerden de muaf tutuldukları görülmektedir)

1688 yılında Lehliler Akkirman ve Bender’e saldırdıklarında Akkirman’da serasker olarak bulunan Azamet Giray Sultan şiddetli çatışmalardan sonra Leh kuvvetlerini yenilgiye uğratmıştır.
1688 yılında Bucak Tatarları Kalgay sultanın emri altında Eflak ve Boğdan kuvvetleri ile birlikte Erdel’i çatışmada yer alıp burada Avusturya kuvvetlerinin yenilgiye uğratılmasında rol oynarlar. Bir müddet sonra ise buradaki Osmanlı kuvvetleri tutunamayarak geri çekilir, Tatarlarda Bucak’a geri dönerler.
1688 yılında Erdel’e müdahalenin yanı sıra Bucak ve Kırım Tatarları Osmanlı kuvvetleri ile birlikte Belgrad Seferi’ne katılırlar. Yaz mevsiminde iki üç kez Eflak’tan geçen bu Tatar birlikleri Eflak’a büyük zarar verirler. Yine 1688 yılında Bucak havalisindeki Tatarlar’ın Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa’nın komutasında Kırım’ın
savunmasına yardımcı olmakla görevlendirildiğini görmekteyiz.
1689 yılında Kalgay Sultanın emri altındaki Bucak Tatarları Serasker Mustafa Paşa ile birlikte Eflak’a yönelik Avusturya tehdidine karşı Eflak’ı savunmakla görevlendirilirler702.
1690 yılında Kırım Hanı Saadet Giray Han’a yazılan bir name-i hümâyûndan anlaşıldığına göre “Nogay Mirzaları” olarak tanımlanan ve Sultan Osman Vakfı köylerinde ikamet eden Tatarlar ürettikleri ürünlerden vakfa ödemeleri gereken miktarı ödemedikleri gibi vakfın “ehl-i zimmet reayasını” da rahatsız etmektedirler. Burada “Nogay Mirzaları” olarak tanımlananların Halil Paşa Yurduna iskân edilen Orak ve Ormembedoğlu kabileleri olduğu açıktır. Nogaylar savaş sırasındaki koşullardan yararlanarak etki alanlarını genişletmeye çalışmaktadırlar.

H. 1-10 Safer 1103/ M. 24 Ekim-2 Kasım 1691 tarihinde Orakoğlu, Ormembedoğlu Nogaylarını Kırım Giray Sultanın idaresi altına Boğdan’a yeniden müdahale etmeye çalışan Lehistan’a karşı mücadeleye çağrıldığını görmekteyiz.
Saadet Giray Han Akkirman’da bulunduğu sırada Nogaylar Bucak bölgesinin sınırda ve daima düşman tehdidi altında bulunduğunu bildiren başlarına bir “sultan” tayin edilmesini istemişler, böylece Kırım Giray Sultan Saadet Giray Han tarafından Bucak bölgesindeki Tatarların başına geçirilmiştir. Kasım ayının sonlarına doğru ise Boğdan içerisindeki Lehistan taraftarı güçlerle olan mücadeleye çağrılmışlardır.

1692 yılının Nisan ayında Bucak’ta bulunan Orak ve Ormembedoğlu mirzaları ile Sultana (Kırım Giray Sultan?) Boğdan’a Lehistan ile Kazakların ortak bir saldırı gerçekleştirme ihtimalleri olduğundan bahsedildikten sonra Boğdan Voyvodası’nın herhangi bir yardım isteği olursa hemen yardıma koşmaları
emredilmiştir707.

Savaş koşullarından faydalanan Nogay Tatarlarının 1692 yılı içinde Boğdan arazisinde yayıldıkları ve Eflak hududuna kadar olan bölgeye ulaştıklarını görmekteyiz. Bu durumdan Eflak Voyvodası’nın şikâyetçi olması üzerine Bucak tarafına memur edilen Gazi Giray Sultan bu konuda uyarılmış ve Tatarların Eflak biliyoruz. Belgede de Kalgay Sultanın Eflak’a yakın bir bölgede bulunduğundan bahsedilmesi O’nun Bucak havalisinde olduğunu düşündürmektedir ki bu nedenle belgedeki Tatar askeri varlığını Bucak Tatarları’nın oluşturduğunu düşündük.

reayasına zararlarının önlenmesi emredilmiştir. Bu yayılımın Boğdan Voyvodalığını büyük sıkıntı içine düşürdüğü görülmektedir. Nogaylar Boğdan köylerinin bir kısmını tahrip etmişler bir kısmını da doğrudan kontrolleri altına almışlardır. Bunun yanı sıra Boğdan’a ait olan köylerin bazılarını da Kırım Hanına bağlı Orlik Kozakları kontrolleri altına alınca Boğdan Voyvodasına bağlı sadece dört köy kalmış, bu nedenle Boğdan Voyvodası içinde bulunduğu durumu İstanbul’a bildirmiştir(1696 yılına ait ve Selim Giray Han’a gönderilen bir nâme-i hümayûndan anlaşıldığına göre Tatarlar Bucak’dan başlayarak Prut nehri boyunca kışlak ve çiftlikler kurarak Boğdan arazisini kontrolleri altına almışlar,Boğdan reayasını da bu çiftliklere yerleştirmişlerdir).

1694 yılında Nogay Tatarlarının Boğdan üzerinden Erdel’e girerek büyük zarar verdiklerini görmekteyiz. Bu saldırılarıda Nogaylar Erdel’in önde gelen beylerinden Sandor Yanoş’u esir etmişler ve Çik nahiyesine büyük zarar vermişlerdir.

1695 yılında Şehbaz Giray Sultan Bucak havalisindeki Tatarlardan asker topladıktan sonra Lehistan içlerine akın düzenlemiş, Lvov’a kadar olan bölgeyi vurmuştur. Lehistan Kralı’nın Baş Hetmanı Şehbaz Giray Sultan idaresindeki bu Tatarları durdurmaya çalışmışsa da başarılı olamamış ve yenilgiye uğramıştır. Bu saldırıda Lehistan’dan 30000’ne yakın esir alındığı belirtilmiştir.

1696 yılında II. Mustafa’nın Avusturya üzerine gerçekleştirdiği seferine Bucak havalisinden 10000 Nogay ve Akkirman Tatarı katılmışlardır. Eflak üzerinden giderek Belgrad’da bulunan orduya dahil olmuşlardır.
Bucak bölgesinde sakin olan Tatar toplulukları ilgili olarak bu dönemde dikkati çeken iki olay vardır. Bunlardan ilki Sicivut kabilesinin H. Evahir-i Cemaziyelevvel 1107/ M. 27 Aralık 1695-6 Ocak 1696 tarihinden önce Akkirman yakınlarına gelerek yerleşmiş olmasıdır. Bu konuyla ilgili mühimme hükmünde
Sicivut kabilesi mensuplarının 2500 kile hınta vereceklerinin belirtilmesi de bunlara belirli bir arazi tahsis edildiğini ve bir müddettir üretim yaptıklarını ortaya koyar ki bu da Bucak bölgesine geliş tarihleri en azından bir yıl kadar öne almamızı sağlar ki bu da en geç 1694-1695 yıllarında Sicivut kabilesinin Akkirman civarına yerleştiğini ortaya koyar.
Böylece Bucak havalisinde Tatar unsurlara bir yeni kabile daha eklenmiş olur( Bu hükümlerde Sicivut kabilesinin ismi Seliun ya da Selyun okunmaya uygun şekilde yazılmıştır.). Sicuvut kabilesi 1701 yılından önce büyük ihtimalle Bucak bölgesinden ayrılmış olmalıdır, çünkü gelişleri hakkında bilgi veren hükümde Orakoğlu ve Ormembedoğlu kabileleri ile zikredilerken H. 1 Şevval 1112/ M. 11 Mart 1701 tarihli bir mali kayıtda bu kabileler ile birlikte anılmaz.
Dikkatimizi çeken ikinci nokta ise Bucak bölgesindeki Tatarların askeri varlıklarının yanı sıra üretimleri sayesinde de Osmanlı kuvvetlerine destek olmalarıdır. Öyle ki Kamaniçe kalesinin 1683-1699 yılları arasında Lehistan kuvvetlerince geri alınamayışının ardında yatan en önemli sebeplerden biri de budur.
Kırım hanzadelerinin liderliğindeki Bucak havalisindeki Tatarlar 30000 kilelik buğdayı Kamaniçe kalesine teslim etmekle görevlendirilmişler ve bunu büyük ölçüde yerine getirmişlerdir.
1697 yılında Bucak havalisindeki Tatarların Gazi Giray Sultan ile Yalı Ağası’nın liderliğinde olarak Moskova ve O’na bağlı olan Barabaş Kazağı ile mücadele etmek için görevlendirildiklerini görmekteyiz. Özi havalisinde bulunan Vezir Yusuf Paşa ile birlikte hareket etmeleri emredilen Bucak havalisi Tatarların hedefi Togan kalesinin geri alınmasıdır.

1698 yılının Haziran ayında Gazi Giray Sultanın ordu-yu hümâyûna çağrılması üzerine Bucak havalisindeki Tatarların liderliği Kaplan Giray Sultan’a verilmiştir. Özi tarafında serasker olarak bulunan Yusuf Paşa’ya yardıma gidecek olan Nogayların komutası ise Maksud Giray Sultana verilmiştir. 1698 yılında Kaplan Giray Sultan’ın kontrolü altındaki Bucak Tatarları Kamaniçe üzerinden Lehistan’a girmişler, Purcan Manastırı civarında Lehistan Kralı’nın Hetmanı komutasındaki 12000 kişilik bir Leh ordusunu yenilgiye uğratmışlardır. Bu başarının sonucunda çok sayıda esir ve ganimet alınarak bunlar Kırım’a gönderilmiştir. Bu olay Bucak havalisindeki Tatarların Karlofça Barışının imzalanmasından önceki son büyük askeri başarısıdır.

0 yorum: