Subscribe

RSS Feed (xml)



Powered By

Skin Design:
Free Blogger Skins

Powered by Blogger

27 Ocak 2012 Cuma

GAZİ GİRAY İSYANI VE BUCAK NOGAYLARI

 GAZİ GİRAY İSYANI VE BUCAK TATARLARI

26 Ocak 1699 tarihinde imzalanan Karlofça Antlaşması ile birlikte Bucak havalisindeki Tatar topluluklar için sıkıntılı günler başlayacaktır. Karlofça Antlaşması’nın imzalanmasından uzun süre önce barışı sağlamak üzere Avusturya’ya gönderilen Zülfikar Paşa’nın H. 12 Cemaziyelevvel 1100/ M. 4 Mart 1689 ve H. 14 Cemaziyelevvel 1100/ M. 5 Nisan 1689 tarihlerinde yaptığı görüşmelere ait kayıtlar Lehistan Krallığı’nın barış için ileri sürdüğü ön koşullardan birinin Bucak havalisinden Tatarların çıkarılarak Özi nehrinin öte yakasına sürülmesi olduğunu ortaya koymaktadır.
Mehmed Giray’a göre Avusturya ve Lehistan Karlofça müzakerelerinde daha önce Zülfikar Paşa’ya söyledikleri gibi Rami Mehmed Paşa’ya da Nogayların Bucak’tan çıkarılması gerektiğini belirtmişler ve Rami Mehmed Paşa’da bunu kabul etmiştir.
Romen kronik yazarlarından İon Nekulçe’de bu konuda dikkat çekici bilgiler vermektedir. Nekulçe’nin eserinde “….tüm Nogay Türkleri Bucak’tan çıkarılacak ve Cankirman çevresini korumakla görevlendirildiklerini belirtir, Ten’in ötesindeki kendi vatanlarına götürülecekler, Bucak’ta yerliler kalacaktır”
ifadesi bulunmaktadır. Mezkûr kayıtta yerliler ile kastedilenlerin 1650’li yıllara kadar Bucak havalisine yerleşen ve yine “Bucak Tatarları” ifadesiyle tanınan Tatar toplulukları olduğu ortadadır.
Karlofça Antlaşması’nın Lehistan Krallığı ile olan kısmının dördüncü  maddesi Bucaklu ve gayri Tatardan Boğdan arazisine girenlerin çıkarılması ve Tatar tecavüzlerinin önlenmesi olmuştur725. Bu minvalde Osmanlı Devleti barışın imzalanmasından sonra ilk iş olarak Bucak havalisinde bulunan Gazi Giray’a ve Orakoğlu ve Ormembedoğlu mirzalarına Lehistan’a karşı herhangi bir saldırı yapılmamasını emretmiştir726.
Bu kesin emre rağmen H. Evahir-i Receb 1111/ M. 21 Ocak 1700 tarihinden
önce yani 1699 yılı içinde ve Karlofça Antlaşması’nın imzalanmasından hemen
sonra “Bucak tarafında olan Gazi Giray Sultan Bucaklu ve gayri tatar taifesiyle
akib-i sulhde bil-nefs kendüsü bila izn Leh memleketü içine çapul idüp” ifadesinin
ortaya koyduğu üzere Lehistan’a saldırmış esir ve ganimet alarak geri
dönmüşlerdir.
Gazi Giray’ın Bucak havalisine gelişi ise Kırım Hanlığı’ndaki iç mücadelelerle yakından ilgilidir. Kırım Hanı Devlet Giray Han kardeşlerinden Şehbaz Giray Sultanı Çerkeslere öldürtmüştür. Bu durumu araştırmaları sonucunda kesin olarak öğrenen Gazi Giray Taman adası üzerinden Kırım’a gelerek Şirin mirzalarından Cantimur Mirza ile görüşmüştür. Cantimur Mirza’nın kendisini uyarması üzerine Or kalesinden Cankirman vadisine oradan da Özi nehrini geçerek Akkirman’a gelmiştir. Nogaylara buradan haber yollamış, Nogaylar 20000 kadar adamla Gazi Giray’ı karşılamış ve aralarına almışlardır. Gazi Giray’ın kaçışını duyduktan sonra Devlet Giray Han peşine adamlar göndermiş, fakat bunlar Nogayların Gazi Giray’ı aralarına alması üzerine dönmek zorunda kalmışlardır.

Bu olaylardan önce Şirin mirzalarından olan Öktimur Bey’de Şirinler içindeki rekabet de Devlet Giray’ın diğer bir Şirin mirzasını desteklemesi üzerine Kırım’dan kaçarak Osmanlı toprağına sığınmıştır bundan sonrada Bucak havalisindeki karışıklıkları fırsat bilerek Akkirman’a gelmiş ve Nogaylar ile Gazi Giray’ın yanında yer
almıştır(Seyyid Muhammed Rıza, Gazi Giray’ın Nogayların Nevruzoğlu ve Sultan Mehmedoğlu oymağına sığındığını belirtir, kaçışının nedeni olarak Şehbaz Giray’ın öldürülmesi olayını gösterir, Öktimur Bey’in Kırım’da Mirliva konumunda olduğunu ifade eder,Abdulgaffar Kırımî Gazi Giray’ın Orak ve Mamayoğlu’nun beslemesi olduğunu belirtir, Devlet Giray Han’ın Gazi Giray’ı çekemediği için tavır aldığını belirtir).

Devlet Giray Han bu gelişmeler üzerine Akkirman’a yönelmiştir. Devlet Giray Han’a İstanbul’dan yollanan kapıcıbaşı tam Özi’yi geçtiği sırada Han’a tesadüf etmiş ve Nogayların İstanbul’a Devlet Giray Han aleyhinde yazdıkları mektupları Hana teslim ederek Nogayların hakkından gelinmesi emreden fermanı da teslim
etmiştir729. Özi Valisi Vezir Yusuf Paşa ve Kefe Beylerbeyisi Murteza Paşa’ya gönderilen emirlerden anlaşıldığına göre Devlet Giray Han’a H. Evasıt-ı Cemaziyelevvel 1111/ M. 4-13 Kasım 1699 tarihinden önce Nogaylara karşı harekete geçmesinin emredildiği anlaşılmaktadır730, ki muhtemelen Ekim ayı içerisinde Devlet Giray’ın eline Nogaylar’a karşı harekete geçmesi emredilmiş olmalıdır.
Seyyid Muhammed Rıza’da eserinde Devlet Giray Han’ın Osmanlı Devleti’nden gelen emir üzerine Nogayları cezalandırmak için Kırım’dan çıkış tarihini H. Evahir-i Rebiülevvel 1111/ M. 16-26 Eylül 1699 olarak vermektedir.
Seyyid Muhammed Rıza, Nogayların cezalandırılmasına dair hükmün Kırım’da Devlet Giray’ın eline geçtiğini belirtirken; Mehmed Giray ise hükmün yolda eline geçtiğini belirtir.

Nogayların sürgün kararının son aşaması konuşulmasından sonra Gazi Giray’ın liderliğinde Bucak havalisindeki Tatarların gerçekleştirdiği saldırı olmuştur.

Kırım Hanı Devlet Giray’ın muhtemelen 1699 yılının Kasım ayında Devlet Giray’ın üzerlerine geldiğini duyan 80000? Nogay Devlet Giray’ı karşılamak üzere harekete geçmişlerdir. İki kuvvet Özi nehri yakınlarında karşı karşıya gelmişler, Nogayların sayıca fazlalılığı sebebi ile Devlet Giray Han’ın elinden bir şey gelmemiş, beyler ve
ulemanın araya girmesiyle barış yapılmış ve Devlet Giray Nogaylarla hesaplaşmayıdüşünerek Kırım’a dönmek zorunda kalmıştır.
Osmanlı belgelerine göre bu ilk çatışmadan önce Özi Valisi Yusuf Paşa, Kamaniçe’den çıkan Karaman Paşa, Kefe Beylerbeyisi Murteza Paşa, Eflak Voyvodası Konstantin, Boğdan Voyvodası ve bölgede bulunan askeri görevliler ile kadılara çatışmaya hazırlanmaları emredilmiştir. Askeri operasyonun Osmanlı tarafını Yusuf Paşa Kırım tarafını ise Devlet Giray Han’ın organize ettiği görülmektedir. Nogay tarafında ise Cavım Mirza, Beg Arslan Mirza ve Gazi Giray liderlik yapmaktadırlar.

Kırım Hanı Devlet Giray’a karşı kazandıkları bu seferden sonra Nogayların bölgedeki etkinliği iyice artmış, Akkirman köylerinde çiftlikler kurarak Boğdan reayasını bu çiftliklere çekmişlerdir. Boğdan’dan gelen köylülerin cizyelerini üzerlerine almışlar, Akkirman Tatarı’na baskı uygulamaya başlamışlardır.
Arşiv kayıtlarına göre bu dönemde Nogaylar Lehistan’dan gelen tüccarları öldürerek mallarına el koymuşlar, Bucak havalisinde olan reayaya eziyet etmişlerdir.
Bu gelişmelerden sonra durumun yeni bir çatışmaya doğru gittiği ortadadır.
Belirleyici olan nokta ise Osmanlı Devleti’nin ne yapacağıdır. Nogaylar isyan tehdidi ile Devlet Giray’ın hanlıktan alınmasını sağlamaya çalışmaktadırlar. Osmanlı Devleti’nin buradaki hareket tarzının ne olacağını görmek ise kolaydır. İlk çatışmadan önce Kırım’a Bucak havalisindeki Tatarların tedibi için emir vermesi
uzun süren bir savaştan sonra komşularıyla sıkıntı yaşamak istemediğini göstermektedir. Lehistan ile sorun çıkmaması içinde Bucak havalisinde sakin olan Tatarların tam bir kontrol altına alınması lazımdır. Bu yüzden Osmanlı Devleti Nogayları oyalarken bir yandan da askeri operasyona hazırlanmıştır.

H. Evasıt-ı Ramazan 1111 / M. 2-12 Mart 1700 tarihinden önce Devlet Giray tekrar Bucak havalisi üzerine ikinci askeri harekâtını gerçekleştirdiğini görmekteyiz739. Nogaylar karşısında aldığı ilk yenilgiden sonra daha tedbirli hareket eden Devlet Giray, Kırım’ın önde gelenleri ile görüştükten sonra yeniden Nogayların
üzerine yürüme kararı almış ve çevreden kuvvet toplamaya başlamıştır740. Abdulgaffar Kırımî, Kuban taraflarında bulunan Yediçkioğlu kabilesinden 10000’den fazla askerin yardıma çağrıldığından ve Kırım’a getirildiğinde bahsetmektedir741.

Mehmed Giray’a göre Devlet Giray’ın Kırım ordusu ile birlikte ileri harekatını duyan Nogaylar Gazi Giray, Öktimur Bey, Cavım Mirza ve Beğ Arslan Mirza liderliğinde Devlet Giray’ı karşılamak üzere harekete geçmişler ve iki kuvvet Fuyanlık mevkiinde karşı karşıya gelmiştir. Kırım ordusunu tam anlamıyla
karşılarında gören ve direniş umutları kırılan Nogaylar hemen barış istemişlerdir.
Barış görüşmelerinin yapıldığı gece çöken sisten faydalanan Nogaylar Aksu nehri havalisine kaçmışlardır. Nogayların kaçtığını duyan Han Onları cezalandırmak için Yaman Sadak kabilesine Nogayların evlerini yağmalama izni vermiştir.  Kalmuk ve Kazaklarında Kırım ordusu içinde bulunduğunu belirtir Mehmed Giray, (Cihan Sadak bazı yerlerde ise Yaman Sadak okumuştur, biz Yaman Sadak kullanımını tercik ettik; Seyyid Muhammed Rıza ise Kırım ordusunda Yaman Sadak, Yedisan ve Anapa Nogaylarının bulunduğunu belirtir,) ordusunda bulunan diğer gruplarda yağmaya katılmışlar, Nogay kabilelerine karşı şiddetli yağmalar ve tecavüzler gerçekleştirilmiştir. (Osmanlı belgelerine göre bu isyan sürecinde Bucak havalisindeki Tatarlar’ın liderliğini Cavım Mirza, Cavım’ın kardeşleri Bey Arslan, Can Akay ve Mehmedşah Mirzalar ile Şeyh Urak, Kara Kutluşah, Divey Mirza, Cantimur mirzalar yapmışlardır,).
Abdulgaffar Kırımî’nin bu çatışma hakkında verdiği bilgiler farklılık göstermektedir. Ona göre İsakça, İsmail Geçidi, Tatar Pınarı, Emanet, Kemikli kazaları halkının Kırım ordusunu görünce biz “Nogay” değiliz diyerek kaçtıklarını bundan sonrada Nogayların çözüldüklerini, Cavım ve Bey Arslan Mirzaların ise Moskova sınırındaki Çehrin ve Piyale Sergü denilen mahale kaçmak zorunda kaldıklarını belirtir. Abdulgaffar Kırımî’de Nogay kabilelerine karşı Han’ın ordusunun yaptığı zulümlere kısaca değinir7. Biz Nogay değiliz diyerek çatışmadan kaçan Tatarların 1650 öncesinde Bucak Tatarı olarak tanımlanan gruplar olduğu ortadadır.

Kırım ordusunda kaçmak zorunda kalan Nogay Mirzaları “kazak” çıkmışlar ve bir müddet sonra Kırım Han’ından af dilemişlerdir. Kırım Hanı Devlet Giray’ın kendilerini af etmesi üzerine çatışma sona ermiştir( Mehmed Giray Cavım Mirza ve Gazi Giray liderliğinde kaçan Nogayların çatışmaya devam ederek Kırım’a karşı bir saldırı gerçekleştirmeyi düşündüklerini, bunun olası olmadığının anlaşılması üzerine ailelerinin de tehlikede olduğunun farkında olan Nogay halkının isyana baş olanlar gider, biz Handan af dileriz dediklerini, Cavım ve diğer mirzaların bunu önlemek istediklerini fakat önleyemediklerini belirtir. Bunun üzerine Gazi Giray ve mirzalar 200 kadar kişi ile tek başına kalmışlar ve Barabaş Kazakları’nın yanına kaçmışlardır. Gazi Giray ve yanındaki mirzalar bir müddet sonra yaşadıkları bu hayattan bunalarak af dilemişlerdir,  Mehmed Giray’ın Nogayların Kırım’a saldırmayı hedefledikleri hakkında verdiği bilgileri Osmanlı belgeleri de doğrulamaktadır, ).

Nogay kabilelerinin mirzaları Devlet Giray Han’ın yanı sıra Osmanlı Devleti’ne de affedilmek için başvurmuşlar, Kırım’ın önde gelen mirzaları, ulemaları ile Devlet Giray Han Nogay mirzalarının iyi niyeti hakkında Osmanlı Devleti’ne garanti vermişlerdir. Nogay Mirzaları Osmanlı Devleti’ne itaat üzere olacakları, Boğdan’dan aldıkları yerleri iade edecekleri, adet-i ağnam ve öşürlerini ödeyecekleri, Boğdan, Lehistan, Rus ve Eflak arazisine saldırmayacakları, yanlarında bulunan gayr-i Müslimlerin cizyelerinin ödeneceği ve
Halil Paşa Yurdu dışına çıkanların geri dönecekleri, töreyi terk edecekleri, Kırım Hanı ile birlikte memur oldukları seferlere gidecekleri konusunda Osmanlı yöneticilerine söz vermişlerdir. Ayrıca Ormembedoğlu ve Orakoğlu kabilelerinin başına müstakil kadı tayini ve Bucak bölgesinde mescidler, medreseler ve mektepler kurulması da karara bağlanmıştır(Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin işarları ile Orakoğlu kabilesinin kadısı olarak Seyyid Ebubekir Efendi ve Ormembedoğlu kabilesi kadısı olarak İbrahimEfendi’nin atandığı bilgilerini vermektedir).

Seyyid Muhammed Rıza Osmanlı Devleti, Kırım Hanlığı ve Nogaylar arasında gerçekleşen bu sözleşmeyi eleştirir. Ona göre Nogay kabileleri verdikleri rüşvetle Yusuf Paşa’yı satın almışlar ve müstakil kadılıkların ortaya çıkmasını sağlamışlardır. Bu durumdan rahatsız olan Devlet Giray Han Yusuf Paşa’yı İstanbul’a şikâyet etmiştir(1704 yılında Bucak havalisindeki Tatarların idaresi tamamen Kırım Hanı Selim Giray’a verilmiş ve kurulan müstakil kadılıklar kaldırılmıştır,).
Mehmed Giray, Seyyid Muhammed Rıza ve Abdulgaffar Kırımî, Devlet Giray Han’ın Nogay kabilelerine karşı kazandığı bu zaferden sonra Bucak havalisindeki Nogayların bir bölümünü Kırım’a zorla götürdüğünü  belirtirler(Devlet Giray Han’ın Bucak havalisindeki isyanı bastırdıktan sonra 1701 yılının Haziran ayına kadar Bucak havalisinde kaldığı dikkate alınırsa sürgün olayı 1701 yılının sonbaharında gerçekleşmiş olmalıdır,).

Mehmed Giray Cavım ve Beğ Arslan Mirzanın aileleri ile kabilelerinin Kırım’a götürüldüğünü belirtir, Abdulgaffar Kırımî de bunları Orak-Mamayoğulları olarak tanımlar. Seyyid Muhammed Rıza ise kalgay Sultanın kontrolünde Bucak havalisinde bulunan 700-800 Nogay hanesinin Kırım’a sürüldüğünü ortaya koyar.
Osmanlı belgelerine göre Bucak havalisinden çıkarılacak olan kabileler Beğ Mirzaoğlu, Kan Mirzaoğlu ve Gazioğlu kabileleridir. Bucak havalisinden çıkarılan bu kabileler Turla nehrinin karşısından Sarı Su’ya kadar olan araziye yerleştirilmişlerdir ve bu kabileler Abdulgaffar Kırımî’nin de ifade ettiği gibi Orakoğulları’ndan kopan parçalardır(bu kabilelerin başında Cavım Mirza bulunmaktadır ve Akkirman’da Sultan Selim Han’ın evkafı reayasından 700 civarında Tatar Cavım Mirza ile Turla ile Sarı Su arasındaki araziye göç). Önceki bilgiler ve arşiv kayıtlarına dayalı olarak verdiğimiz son bilgilerin ışığında sürgün olayının 1700 yılının Eylül-Ekim aylarında gerçekleşmiş olduğu düşünülebilir. Bu sürgün olayı da önceki sürgünler gibi kısa süreli olmuş ve Nogaylardan götürülenler kısa bir süre sonra geri dönmüşlerdir.

Gazi Giray’ın liderliğinde Bucak havalisindeki Tatarların isyanın bastırılmasından sonra yeni bir idari ve hukuki düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bu değişikliklere son bölümde değineceğimiz için burada ele almadık.
Bu son olayla birlikte tez konumuzu oluşturan dönem içerisinde Bucak havalisinde bulunan Tatarların faaliyetlerini ortaya koymuş bulunuyoruz.

0 yorum: