29 Ocak 2012 Pazar
BUCAK BÖLGESİNE YENİ TATAR GÖÇLERİ VE KANTEMİR MİRZA’NIN BUCAK BÖLGESİNE GELİŞİ
İKİNCİ BÖLÜM
BUCAK TATARLARI (KANTEMİR ÇAĞI 1600-1637)
1. BUCAK BÖLGESİNE YENİ TATAR GÖÇLERİ VE KANTEMİR MİRZA’NIN BUCAK BÖLGESİNE GELİŞİ
Kantemir Mirza’nın(Kantemir Mirza’nın soykütüğü Edige-Mansur-Timur-Tevekkül-Divey-Arslanay’dan sonra Kantemir Mirza şeklindedir. Trepavlov Nogay Ordası’nın tarihi ile ilgili eserinde Mansuroğlu mirzalarının soy kütüğünü Edige’den Arslanay’a kadar getirir fakat Arslanay’ın çocukları içinde Kantemir Mirza’yı zikretmez.
Abdulgaffar Kırımî’de bulduğumuz bir kayıtda “ ve Edigü’nün Mansur dedikleri oğlunun nesli Eseneyoğlu Ali Bey ve Arslanlarıoğlu Kantemir Paşa evladı” ifadesi bulunmaktadır. Arslanay ve Eseney’in kardeş olduklarını Trepavlov belirtmektedir.
Arslanlarıoğlunun Trepavlov’un verdiği soy kütüğündeki Arslanay olduğu açıktır, böylece Trepavlov’un verdiği bilgiler ile bu kayıt birleştirilince Kantemir Mirza’nın soyunu Edige’ye kadar götürmek mümkün olmaktadır),
Bucak bölgesine 1600’lü yılların başında geldiği kesindir. Bu görüşü destekleyen en net bilgi Lehistan asilzadelerinden Stanislaw Zolkiewski’nin yazışmalarında bulunmaktadır. Zolkiewski 1606 yılının başında Kırım’ın birçok bölgesinde görülen açlık nedeni ile Nogay Tatarları’nın kitleler halinde Akkirman steplerine sızdığını belirtmiştir. Akkirman steplerine yani Bucak havalisine gelen Tatarların büyük çoğunluğunun Mansuroğlu Tatarları’ndan olduğunu ve bunların başında da Diveyoğlu Kantemir Mirza’nın bulunduğunu ifade etmiştir. Kantemir Mirza Bucak havalisine geldikten kısa bir süre sonra 1606 yılı içinde Lehistan arazisine ilk saldırısını gerçekleştir(Münşeâtü’s-Selâtîn’de Lehistan Kralına yazılan bir nâme-i hümâyûn metninde “Kili ve Akkirman semtlerinde temekkün itmiş olan Kantemur Tatarından dahi vilâyetinize teaddi ve tecâvüz olundukda kerrâren ve merrâren zikr olunan Tatarın Kili ve Akkirman semtlerinden kaldırılması sizin tarafınızdan murad olunup cennet mekân Firdevs-i âşiyân vâlid-i macidimiz Sultan Ahmed Han-ı Gazi hazretlerinin zaman-ı şerifinde ve sonralarda bu husûs için mufassal nâmeler ve müstakil adamlar gönderip sa’y ve ikdam eyledüğünüzde…” şeklinde bir ifade bulunmaktadır.
Bu ifadede I. Ahmed zamanında (1603-1617) Kantemir Mirza’nın Bucak havalisinden kaldırılması için
Lehistan Krallığı’ndan birçok kez taleplerin geldiği görülmektedir. Bu talepler Kantemir Mirza’nın
1606’dan sonra Bucak havalisinde bulunduğunu göstermektedir, Feridun Bey, a.g.e, C. 2, s. 426.).
Osmanlı kaynaklarında Kantemir Mirza’nın 1600’lü yılların başında Bucak bölgesine gelişi hakkında doğrudan bilgi veren bir kayda rastlayamadık. Bununla birlikte 1600’lü yılların başında Kırım Hanlığı’ndan kopan Tatar grupların Silistre ve Niğbolu havalisine geldikleri Eflak ve Boğdan’a ait yerleşim yerlerini vurduklarını, bölge halkının mallarını yağmaladıklarını ve esir aldıklarını gösteren kayıtlar bulunmaktadır. Bu gruplar Gazi Giray Han’ın yanından kopan gruplar olarak tasvir
edilmişlerdir. Bu olayla hakkında bilgi veren belgelere göre Silistre ve Niğbolu bölgesine yayılan Tatarların sayısı bir ila üç bin kişi arasındadır.
Görüldüğü üzere bu belgeler Tatarların saldırıları hakkında bilgi vermekte olup Bucak havalisine yerleşip yerleşmedikleri konusunda herhangi bir bilgi vermez. Fakat H. 1. Zilhicce 1016/ M. 18 Mart 1608 tarihli bir belgede Tatarların Bucak bölgesine yerleşimi hakkında net bilgiler verilmektedir. Akkirman ve Bender Beylerbeyi Ahmed Paşa’ya gönderilen bu belgede “Vilâyet-i Kırım ve Nogay
Tatarları Özü ve Turla nâm nehirlerden berü geçüp Akkirman ve Bender ve Kili sahralarında mütemekkin olagelmeyüb ancak Akkirman sahrasında kadîmden birkaç pare karyelerde yerlü Tatar olup ziraât ve hırâset idüp ‘öşr ve resm virüp vilâyet-i Boğdan’a ve gayriye teaddî ve tecavüzleri yoğiken birkaç seneden berü Kırım ve Nogay Tatarları Özü ve Turla suların geçüp beş on bin Tatar Akkirman ve Bender ve Kili sahralarında sakin ve mütevattın olup bir karyeden bir kal’aya tüccar ve aher ayende ü revende mürûr ve ubûra kadir olmadığından gayri Boğdan’a tâbi beş altı günlük yerlerde olan iç karyeleri ihrak ve reayasın ve oğlanların ve kızların esir ve koyun ve sığırların sürüb gâret ve haseretten hali değillerdir. Şöyle ki kadîmi mütemekkin olan Tatardan gayri birkaç seneden berü gelüp mütevattın olan Tatar ve Nogay eşkıyası kaldırılıp kadîmi yerlerine gönderilmezlerse Boğdan vilâyetinin bâkî kalan karyeleri dahi ihrâk ve harap olmak mukarrerdir deyü Boğdan Voyyvodası tarafından i’lam olunmağın bu hususu sen görüp ol makule sonradan gelüp vilâyete
zarar ve teadisi olan Tatar taifesin kaldırılıp kadîmi yerlerine gönderüp teaddilerin def’ ü ref’ itmeğin babında fermân-ı âlişânım sadır olmuştur buyurdum ki, Vusul buldukda ferman-ı celilü’l-kadrim muktezasınca onat vechile mukayyed olup i’lâm olunduğu üzre sonradan vilâyet-i Kırım tarafından gelüp teaddi ve tecavüzü olan Tatar ve Nogay taifesin hüsn-ü vechile kaldırılıp kadîmi yerlerine
gönderüp vilâyet-i dest-i teaddilerinden halas eylemek babında sa’y-ü ihtimam üzre olasın” denilmektedir.( Gazi Giray’ın son yıllarından itibaren Akkirman merkezli Tatar grupların Kazaklarla çatışmaları araştırmacıların dikkatini çekmeye başlamıştır)
Bu belgenin 1608 yılına ait olduğunu düşünürsek belgede kullanılan “birkaç yıldan beri” ifadesi göz önünde tutulduğunda belge Polonya kaynaklarına göre Kantemir Mirza’nın Bucak bölgesine yerleştiğinin söylendiği yılda Bucak bölgesine büyük bir Tatar göçünün yaşadığını teyit etmektedir. Bucak bölgesinin coğrafi uygunluğunun yanı sıra demografik yapısı da bölgenin Tatar göçlerini çekmesinin nedeni olarak görülmelidir. Her ne kadar belgede kadimden birkaç köyleri var denilmekte ise de “Tahrir Defterleri”ne dayalı olarak verdiğimiz bilgiler ve yine kimi “Mühimme Defterleri”ne ait kayıtlar bunun böyle olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Belgede Bucak bölgesine gelenler Kırım ve Nogay Tatarı olarak tanımlanmışlar ve sayılarının beş ila on bin arasında olduğu belirtilmiştir. Bu yeni gelenler Tatarlar ile birlikte Bucak bölgesinin tam anlamıyla bir Tatar bölgesi haline geldiği görülmektedir. Yine bu belgeden gelen Tatarlar’ın Akkirman ve Kili ve Bender sahralarına yerleştikleri anlaşılmaktadır. Tahrir defterlerine göre birkaç hanelik bir Tatar nüfusa sahip olan Bender bölgesinin kırsal kesimlerinin de bu yeni göçlerle birlikte Tatar yerleşimine sahne olduğu görülmektedir. Bender’in yanı sıra Tatar yerleşim merkezi olarak ortaya çıkan merkezlerden birisi de İsmail Geçidi olmuştur. Tahrir defterlerinde harap edilmiş küçük bir köy olarak gördüğümüz İsmail Geçidi Tatar nüfusun yerleşmesiyle önem kazanmış ve kendi kadısı olan bir yerleşim birimi haline gelmiştir(İsmail Geçidi’nin Tatar yerleşim merkezi haline gelip önem kazanması 1590’lı yıllardan sonra olmuştur, 1592 yılına ait verdiğimiz hüküm İsmail Geçidi’nde Tatar yerleşiminin başlaması ile ilgili ilk hükümlerden birisidir. 1600’lü yılların başındaki Tatar göçünden İsmail Geçidi’nin de etkilendiği kesindir, BOA, MD 69, Sayfa: 222, Hüküm: 443; Bender’in Boğdan sınırına doğru gerçekleşen Tatar yerleşimlerinin 1608’den önce Akkirman ve Bender sancaklarına mutasarrıf olan Ahmed Bey tarafından desteklendiği görmekteyiz. Ahmed Bey yeni kurulan bu yerleşim yerlerine Tatarlar’ın yanı sıra Boğdan reayasının da yerleşimini desteklemiştir,
XVII. yüzyılın başından itibaren Bucak havalisinde Tatar nüfusunun artışı beraberinde bir takım sorunlar da doğurmuştur. Bunlardan ilki belirttiğimiz üzere bölgeye yerleşen Tatarların Osmanlı Devleti’ne tâbi Eflak ve Boğdan’a verdikleri zararlardır( Fakat Bucak bölgesinde Tatar nüfusunun artışından en büyük sıkıntıyı Boğdan yaşayacaktır. Tatar nüfusunun artışına paralel olarak Boğdan Voyvodaları’nın Osmanlı Devleti’ne şikâyetleri de artacaktır. Her iki toplum arasındaki gerginlik Bucak Tatarları’nın bölgeden ayrılmasına kadar devam edecektir,).
İkincisi ise Bucak havalisinden Dobruca’ya kadar olan bölgede asayiş sorununa neden olmalarıdır (Kırım, Bender ve Akkirman havalisinden gelen Tatarların Dobruca ve Babadağ’ındaki Tatar köylerinde toplandığını, bu köy haklarından da destek alarak kimi zaman Eflak, kimi zaman Boğdan’a saldırdığı belirtildikten sonra bu Tatarların liderlerinden olan Koç Ali Mirza’nın 100’den fazla adamıyla Müslüman halka ait malları da yağmaladıklarını belirtmişlerdir. Koç Ali Mirza’nın yanı sıra Nevruz Mehmed Sultan’da bu Tatarların liderleri arasında zikredilmektedir.)
1606 yılına kadar olan dönemde Bucak havalisinde yaşayan Tatarların liderleri olarak “Tatar Ağaları” şeklinde Osmanlı belgelerine yansıyan isimler Halkalı’da sakin Yusuf, Acı Dere’de sakin Kırım Koçoğlu Arslan Gazi, Beğlidere’de sakin Canbek, Eşek Deresi’nde sakin Toyun, Beğlidere’de sakin Seyyid Ali, İsmail’de sakin Deniz Ağa ve Küçük Katırcı’da sakin Yusuf’tur.
Halkalı, Beğlidere, Küçük Katırcı tahrir defterlerinde de Tatarların yaşadığı bölgeler olarak görülmektedir. Bu belgelerden 1560’lı yıllardan sonra bölgede ortaya çıkan İsa Koca, Bakay Ağa, Caneş Ağa gibi Tatar Ağalarının haleflerinin bulunduğunu ve bölgedeki Tatar askeri gücünü temsil ettiklerini görürüz.
Öyle ki Osmanlı Devleti 1560’larda bölgeye yerleşenlerin askeri açıdan liderliğini yapanlarla yeni gelenlerin liderlerini ayırmak ihtiyacı hissetmiş ve Akkirman Beyi’ne gönderdiği bir hükümde “Akkirman Beyine ve yerlü Tatar Ağalarına hüküm ki” ifadesini kullanmak zorunda kalmıştır. Bu döneme ait belgelerde zikredilen liderler arasında Kantemir Mirza bulunmamaktadır.
Osmanlı Devleti de Boğdan ve Eflak Voyvodaları ile bölgedeki yöneticilerin haber verdiği bu sıkıntılar üzerine harekete geçmiştir. Osmanlı Devleti’nin bu konudaki ilk çözümü Bucak havalisine sonradan geldiklerini belirttiği Tatar grupların yeniden Kırım’a gönderilmesin sağlanması şeklinde olmuştur. Yukarıda metnini verdiğimiz belgede bu ifade edilmektedir. Beş ila on bin arasında bir nüfusun geri
gönderilmesinin oldukça büyük çaplı bir olay olduğu ortadadır. Bu nedenle Tatar mirzalarından Mehmed Ağa’ya seferle görevlendirilenleri sefere, seferle yükümlü olmayanları ise Kırım’a geri götürmesi emredilmiştir. Gazi Giray Han’da Mehmed Ağa’nın yanı sıra Sefer Giray Sultanı da bu işler görevlendirmiştir.
Belgenin muhtevasından hükmün yazıldığı sırada Sefer Giray’ınAkkirman havalisinde bulunduğu ve Tatarları Kırım’a geri götürmeye çalıştığını görmekteyiz. Muhtemelen Gazi Giray’ın ölümü, arkasından varisi Tohtamış Giray’ın öldürülmesi ve Selamet Giray’ın tahta çıkışı sürecinde meydana gelen karışıklıklar dolayısıyla Bucak havalisinden Tatarların geri götürülme teşebbüsü sonuçsuz kalmıştır.
Bununla birlikte Kırım Hanlığı’nda otoritenin yeniden tesis edilmesinden sonra Tatarları Bucak havalisinden Kırım’a geri götürmek için faaliyetler tekrar başlamıştır. H. 19 Muharrem 1018/ M. 24 Nisan 1609 tarihinde Kırım Hanı’na yazılan bir name-i hümâyûnda Sefer Giray’dan sonra Şahin Giray’ında Bucak havalisine geldiğini görmekteyiz. Şahin Giray bölgeye geldikten kısa bir süre sonra
bölgedeki Tatarları toplayarak Özi nehrine kadar götürmüştür. Fakat belgeye göre bilinmeyen bir sebeple Şahin Giray Tatarları Özi nehrinden geçirmemiş ve Tatarlar Kili, Akkirman ve İsmail Geçidi havalisine geri dönmüşlerdir. Osmanlı yönetimi Kırım Hanı Selamet Giray’dan Tatarların hemen “Nogay” içindeki yurtlarına geri götürülmesi için harekete geçilmesini emretmiştir362. Belgede Şahin Giray’ın Tatarları Özi’den geri döndürmesinin sebebinin bilinmediğini ifade etmektedir. Öyle
görünmektedir ki buna Mehmed ve Şahin Giray’lara karşı Selamet Giray Han’ın harekete geçişi neden olmuştur. Bir müddet sonra durum açık bir isyana dönüşecektir.
1609 yılının Eylül ayının başlarında Tatarları Kırım’a geri götürmek için yeniden harekete geçilmiştir. Silistre sancağına mutasarrıf olan Ali Paşa’ya, Akkirman ve Bender sancaklarında vaki olan kadılara ve bölgedeki Tatar Mirzalarına bu konuda hükümler gönderilmiştir. Merkez ise Dergâh-ı Mualla Kapucubaşıları’ndan Davud’u geri gönderilme işine nezaret etmesi için görevlendirmiştir. Tatarların Özi nehrine kadar götürülmesi Özi nehrini geçmeleri için kadırga ve şaykalar vasıtasıyla Kırım tarafına geçirilmesine karar verilmiştir.
Bucak havalisinde bulunan Tatarların başlarında bulunan mirzalar ise Kırım Koca, Allahverdi, Yusuf, Karaş, İşterek, Can ve Mehmed Mirzalardır.
Bu son girişimin de başarısız olduğu H.15 Muharrem 1024/ M. 14 Şubat 1615 bir mühimme hükmünden anlaşılmaktadır. Bu hükümde önceki belgelerde olduğu gibi “sonradan Kırım tarafından gelüp sakin olan Tatar tâifesi” şeklinde tanımlanan Tatar grupların Bayın, Düşbe, Tusay gibi liderleriyle birlikte Kırım’a dönmelerinin emredildiği fakat Tatar grupların bu emre itaat etmediği görülmektedir365.
Bu belgelerde Kırım Hanlığı’nda Şirinlerle birlikte en güçlü kabilelerden birine mensup olan Kantemir Mirza’nın Bucak havalisinde bulunan Tatar Mirzalar arasında zikredilmemesi dikkat çekicidir. Bu durum Kantemir Mirza’nın 1606 yılında Bucak havalisinde bulunduğunu daha sonra ise Kırım’a ve Bucak arasında gelip gidişler yaptığını ya da Özi nehri havalisindeki steplere çekilmiş olduğu
şeklinde yorumlanabilir.
BUCAK TATARLARI (KANTEMİR ÇAĞI 1600-1637)
1. BUCAK BÖLGESİNE YENİ TATAR GÖÇLERİ VE KANTEMİR MİRZA’NIN BUCAK BÖLGESİNE GELİŞİ
Kantemir Mirza’nın(Kantemir Mirza’nın soykütüğü Edige-Mansur-Timur-Tevekkül-Divey-Arslanay’dan sonra Kantemir Mirza şeklindedir. Trepavlov Nogay Ordası’nın tarihi ile ilgili eserinde Mansuroğlu mirzalarının soy kütüğünü Edige’den Arslanay’a kadar getirir fakat Arslanay’ın çocukları içinde Kantemir Mirza’yı zikretmez.
Abdulgaffar Kırımî’de bulduğumuz bir kayıtda “ ve Edigü’nün Mansur dedikleri oğlunun nesli Eseneyoğlu Ali Bey ve Arslanlarıoğlu Kantemir Paşa evladı” ifadesi bulunmaktadır. Arslanay ve Eseney’in kardeş olduklarını Trepavlov belirtmektedir.
Arslanlarıoğlunun Trepavlov’un verdiği soy kütüğündeki Arslanay olduğu açıktır, böylece Trepavlov’un verdiği bilgiler ile bu kayıt birleştirilince Kantemir Mirza’nın soyunu Edige’ye kadar götürmek mümkün olmaktadır),
Bucak bölgesine 1600’lü yılların başında geldiği kesindir. Bu görüşü destekleyen en net bilgi Lehistan asilzadelerinden Stanislaw Zolkiewski’nin yazışmalarında bulunmaktadır. Zolkiewski 1606 yılının başında Kırım’ın birçok bölgesinde görülen açlık nedeni ile Nogay Tatarları’nın kitleler halinde Akkirman steplerine sızdığını belirtmiştir. Akkirman steplerine yani Bucak havalisine gelen Tatarların büyük çoğunluğunun Mansuroğlu Tatarları’ndan olduğunu ve bunların başında da Diveyoğlu Kantemir Mirza’nın bulunduğunu ifade etmiştir. Kantemir Mirza Bucak havalisine geldikten kısa bir süre sonra 1606 yılı içinde Lehistan arazisine ilk saldırısını gerçekleştir(Münşeâtü’s-Selâtîn’de Lehistan Kralına yazılan bir nâme-i hümâyûn metninde “Kili ve Akkirman semtlerinde temekkün itmiş olan Kantemur Tatarından dahi vilâyetinize teaddi ve tecâvüz olundukda kerrâren ve merrâren zikr olunan Tatarın Kili ve Akkirman semtlerinden kaldırılması sizin tarafınızdan murad olunup cennet mekân Firdevs-i âşiyân vâlid-i macidimiz Sultan Ahmed Han-ı Gazi hazretlerinin zaman-ı şerifinde ve sonralarda bu husûs için mufassal nâmeler ve müstakil adamlar gönderip sa’y ve ikdam eyledüğünüzde…” şeklinde bir ifade bulunmaktadır.
Bu ifadede I. Ahmed zamanında (1603-1617) Kantemir Mirza’nın Bucak havalisinden kaldırılması için
Lehistan Krallığı’ndan birçok kez taleplerin geldiği görülmektedir. Bu talepler Kantemir Mirza’nın
1606’dan sonra Bucak havalisinde bulunduğunu göstermektedir, Feridun Bey, a.g.e, C. 2, s. 426.).
Osmanlı kaynaklarında Kantemir Mirza’nın 1600’lü yılların başında Bucak bölgesine gelişi hakkında doğrudan bilgi veren bir kayda rastlayamadık. Bununla birlikte 1600’lü yılların başında Kırım Hanlığı’ndan kopan Tatar grupların Silistre ve Niğbolu havalisine geldikleri Eflak ve Boğdan’a ait yerleşim yerlerini vurduklarını, bölge halkının mallarını yağmaladıklarını ve esir aldıklarını gösteren kayıtlar bulunmaktadır. Bu gruplar Gazi Giray Han’ın yanından kopan gruplar olarak tasvir
edilmişlerdir. Bu olayla hakkında bilgi veren belgelere göre Silistre ve Niğbolu bölgesine yayılan Tatarların sayısı bir ila üç bin kişi arasındadır.
Görüldüğü üzere bu belgeler Tatarların saldırıları hakkında bilgi vermekte olup Bucak havalisine yerleşip yerleşmedikleri konusunda herhangi bir bilgi vermez. Fakat H. 1. Zilhicce 1016/ M. 18 Mart 1608 tarihli bir belgede Tatarların Bucak bölgesine yerleşimi hakkında net bilgiler verilmektedir. Akkirman ve Bender Beylerbeyi Ahmed Paşa’ya gönderilen bu belgede “Vilâyet-i Kırım ve Nogay
Tatarları Özü ve Turla nâm nehirlerden berü geçüp Akkirman ve Bender ve Kili sahralarında mütemekkin olagelmeyüb ancak Akkirman sahrasında kadîmden birkaç pare karyelerde yerlü Tatar olup ziraât ve hırâset idüp ‘öşr ve resm virüp vilâyet-i Boğdan’a ve gayriye teaddî ve tecavüzleri yoğiken birkaç seneden berü Kırım ve Nogay Tatarları Özü ve Turla suların geçüp beş on bin Tatar Akkirman ve Bender ve Kili sahralarında sakin ve mütevattın olup bir karyeden bir kal’aya tüccar ve aher ayende ü revende mürûr ve ubûra kadir olmadığından gayri Boğdan’a tâbi beş altı günlük yerlerde olan iç karyeleri ihrak ve reayasın ve oğlanların ve kızların esir ve koyun ve sığırların sürüb gâret ve haseretten hali değillerdir. Şöyle ki kadîmi mütemekkin olan Tatardan gayri birkaç seneden berü gelüp mütevattın olan Tatar ve Nogay eşkıyası kaldırılıp kadîmi yerlerine gönderilmezlerse Boğdan vilâyetinin bâkî kalan karyeleri dahi ihrâk ve harap olmak mukarrerdir deyü Boğdan Voyyvodası tarafından i’lam olunmağın bu hususu sen görüp ol makule sonradan gelüp vilâyete
zarar ve teadisi olan Tatar taifesin kaldırılıp kadîmi yerlerine gönderüp teaddilerin def’ ü ref’ itmeğin babında fermân-ı âlişânım sadır olmuştur buyurdum ki, Vusul buldukda ferman-ı celilü’l-kadrim muktezasınca onat vechile mukayyed olup i’lâm olunduğu üzre sonradan vilâyet-i Kırım tarafından gelüp teaddi ve tecavüzü olan Tatar ve Nogay taifesin hüsn-ü vechile kaldırılıp kadîmi yerlerine
gönderüp vilâyet-i dest-i teaddilerinden halas eylemek babında sa’y-ü ihtimam üzre olasın” denilmektedir.( Gazi Giray’ın son yıllarından itibaren Akkirman merkezli Tatar grupların Kazaklarla çatışmaları araştırmacıların dikkatini çekmeye başlamıştır)
Bu belgenin 1608 yılına ait olduğunu düşünürsek belgede kullanılan “birkaç yıldan beri” ifadesi göz önünde tutulduğunda belge Polonya kaynaklarına göre Kantemir Mirza’nın Bucak bölgesine yerleştiğinin söylendiği yılda Bucak bölgesine büyük bir Tatar göçünün yaşadığını teyit etmektedir. Bucak bölgesinin coğrafi uygunluğunun yanı sıra demografik yapısı da bölgenin Tatar göçlerini çekmesinin nedeni olarak görülmelidir. Her ne kadar belgede kadimden birkaç köyleri var denilmekte ise de “Tahrir Defterleri”ne dayalı olarak verdiğimiz bilgiler ve yine kimi “Mühimme Defterleri”ne ait kayıtlar bunun böyle olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Belgede Bucak bölgesine gelenler Kırım ve Nogay Tatarı olarak tanımlanmışlar ve sayılarının beş ila on bin arasında olduğu belirtilmiştir. Bu yeni gelenler Tatarlar ile birlikte Bucak bölgesinin tam anlamıyla bir Tatar bölgesi haline geldiği görülmektedir. Yine bu belgeden gelen Tatarlar’ın Akkirman ve Kili ve Bender sahralarına yerleştikleri anlaşılmaktadır. Tahrir defterlerine göre birkaç hanelik bir Tatar nüfusa sahip olan Bender bölgesinin kırsal kesimlerinin de bu yeni göçlerle birlikte Tatar yerleşimine sahne olduğu görülmektedir. Bender’in yanı sıra Tatar yerleşim merkezi olarak ortaya çıkan merkezlerden birisi de İsmail Geçidi olmuştur. Tahrir defterlerinde harap edilmiş küçük bir köy olarak gördüğümüz İsmail Geçidi Tatar nüfusun yerleşmesiyle önem kazanmış ve kendi kadısı olan bir yerleşim birimi haline gelmiştir(İsmail Geçidi’nin Tatar yerleşim merkezi haline gelip önem kazanması 1590’lı yıllardan sonra olmuştur, 1592 yılına ait verdiğimiz hüküm İsmail Geçidi’nde Tatar yerleşiminin başlaması ile ilgili ilk hükümlerden birisidir. 1600’lü yılların başındaki Tatar göçünden İsmail Geçidi’nin de etkilendiği kesindir, BOA, MD 69, Sayfa: 222, Hüküm: 443; Bender’in Boğdan sınırına doğru gerçekleşen Tatar yerleşimlerinin 1608’den önce Akkirman ve Bender sancaklarına mutasarrıf olan Ahmed Bey tarafından desteklendiği görmekteyiz. Ahmed Bey yeni kurulan bu yerleşim yerlerine Tatarlar’ın yanı sıra Boğdan reayasının da yerleşimini desteklemiştir,
XVII. yüzyılın başından itibaren Bucak havalisinde Tatar nüfusunun artışı beraberinde bir takım sorunlar da doğurmuştur. Bunlardan ilki belirttiğimiz üzere bölgeye yerleşen Tatarların Osmanlı Devleti’ne tâbi Eflak ve Boğdan’a verdikleri zararlardır( Fakat Bucak bölgesinde Tatar nüfusunun artışından en büyük sıkıntıyı Boğdan yaşayacaktır. Tatar nüfusunun artışına paralel olarak Boğdan Voyvodaları’nın Osmanlı Devleti’ne şikâyetleri de artacaktır. Her iki toplum arasındaki gerginlik Bucak Tatarları’nın bölgeden ayrılmasına kadar devam edecektir,).
İkincisi ise Bucak havalisinden Dobruca’ya kadar olan bölgede asayiş sorununa neden olmalarıdır (Kırım, Bender ve Akkirman havalisinden gelen Tatarların Dobruca ve Babadağ’ındaki Tatar köylerinde toplandığını, bu köy haklarından da destek alarak kimi zaman Eflak, kimi zaman Boğdan’a saldırdığı belirtildikten sonra bu Tatarların liderlerinden olan Koç Ali Mirza’nın 100’den fazla adamıyla Müslüman halka ait malları da yağmaladıklarını belirtmişlerdir. Koç Ali Mirza’nın yanı sıra Nevruz Mehmed Sultan’da bu Tatarların liderleri arasında zikredilmektedir.)
1606 yılına kadar olan dönemde Bucak havalisinde yaşayan Tatarların liderleri olarak “Tatar Ağaları” şeklinde Osmanlı belgelerine yansıyan isimler Halkalı’da sakin Yusuf, Acı Dere’de sakin Kırım Koçoğlu Arslan Gazi, Beğlidere’de sakin Canbek, Eşek Deresi’nde sakin Toyun, Beğlidere’de sakin Seyyid Ali, İsmail’de sakin Deniz Ağa ve Küçük Katırcı’da sakin Yusuf’tur.
Halkalı, Beğlidere, Küçük Katırcı tahrir defterlerinde de Tatarların yaşadığı bölgeler olarak görülmektedir. Bu belgelerden 1560’lı yıllardan sonra bölgede ortaya çıkan İsa Koca, Bakay Ağa, Caneş Ağa gibi Tatar Ağalarının haleflerinin bulunduğunu ve bölgedeki Tatar askeri gücünü temsil ettiklerini görürüz.
Öyle ki Osmanlı Devleti 1560’larda bölgeye yerleşenlerin askeri açıdan liderliğini yapanlarla yeni gelenlerin liderlerini ayırmak ihtiyacı hissetmiş ve Akkirman Beyi’ne gönderdiği bir hükümde “Akkirman Beyine ve yerlü Tatar Ağalarına hüküm ki” ifadesini kullanmak zorunda kalmıştır. Bu döneme ait belgelerde zikredilen liderler arasında Kantemir Mirza bulunmamaktadır.
Osmanlı Devleti de Boğdan ve Eflak Voyvodaları ile bölgedeki yöneticilerin haber verdiği bu sıkıntılar üzerine harekete geçmiştir. Osmanlı Devleti’nin bu konudaki ilk çözümü Bucak havalisine sonradan geldiklerini belirttiği Tatar grupların yeniden Kırım’a gönderilmesin sağlanması şeklinde olmuştur. Yukarıda metnini verdiğimiz belgede bu ifade edilmektedir. Beş ila on bin arasında bir nüfusun geri
gönderilmesinin oldukça büyük çaplı bir olay olduğu ortadadır. Bu nedenle Tatar mirzalarından Mehmed Ağa’ya seferle görevlendirilenleri sefere, seferle yükümlü olmayanları ise Kırım’a geri götürmesi emredilmiştir. Gazi Giray Han’da Mehmed Ağa’nın yanı sıra Sefer Giray Sultanı da bu işler görevlendirmiştir.
Belgenin muhtevasından hükmün yazıldığı sırada Sefer Giray’ınAkkirman havalisinde bulunduğu ve Tatarları Kırım’a geri götürmeye çalıştığını görmekteyiz. Muhtemelen Gazi Giray’ın ölümü, arkasından varisi Tohtamış Giray’ın öldürülmesi ve Selamet Giray’ın tahta çıkışı sürecinde meydana gelen karışıklıklar dolayısıyla Bucak havalisinden Tatarların geri götürülme teşebbüsü sonuçsuz kalmıştır.
Bununla birlikte Kırım Hanlığı’nda otoritenin yeniden tesis edilmesinden sonra Tatarları Bucak havalisinden Kırım’a geri götürmek için faaliyetler tekrar başlamıştır. H. 19 Muharrem 1018/ M. 24 Nisan 1609 tarihinde Kırım Hanı’na yazılan bir name-i hümâyûnda Sefer Giray’dan sonra Şahin Giray’ında Bucak havalisine geldiğini görmekteyiz. Şahin Giray bölgeye geldikten kısa bir süre sonra
bölgedeki Tatarları toplayarak Özi nehrine kadar götürmüştür. Fakat belgeye göre bilinmeyen bir sebeple Şahin Giray Tatarları Özi nehrinden geçirmemiş ve Tatarlar Kili, Akkirman ve İsmail Geçidi havalisine geri dönmüşlerdir. Osmanlı yönetimi Kırım Hanı Selamet Giray’dan Tatarların hemen “Nogay” içindeki yurtlarına geri götürülmesi için harekete geçilmesini emretmiştir362. Belgede Şahin Giray’ın Tatarları Özi’den geri döndürmesinin sebebinin bilinmediğini ifade etmektedir. Öyle
görünmektedir ki buna Mehmed ve Şahin Giray’lara karşı Selamet Giray Han’ın harekete geçişi neden olmuştur. Bir müddet sonra durum açık bir isyana dönüşecektir.
1609 yılının Eylül ayının başlarında Tatarları Kırım’a geri götürmek için yeniden harekete geçilmiştir. Silistre sancağına mutasarrıf olan Ali Paşa’ya, Akkirman ve Bender sancaklarında vaki olan kadılara ve bölgedeki Tatar Mirzalarına bu konuda hükümler gönderilmiştir. Merkez ise Dergâh-ı Mualla Kapucubaşıları’ndan Davud’u geri gönderilme işine nezaret etmesi için görevlendirmiştir. Tatarların Özi nehrine kadar götürülmesi Özi nehrini geçmeleri için kadırga ve şaykalar vasıtasıyla Kırım tarafına geçirilmesine karar verilmiştir.
Bucak havalisinde bulunan Tatarların başlarında bulunan mirzalar ise Kırım Koca, Allahverdi, Yusuf, Karaş, İşterek, Can ve Mehmed Mirzalardır.
Bu son girişimin de başarısız olduğu H.15 Muharrem 1024/ M. 14 Şubat 1615 bir mühimme hükmünden anlaşılmaktadır. Bu hükümde önceki belgelerde olduğu gibi “sonradan Kırım tarafından gelüp sakin olan Tatar tâifesi” şeklinde tanımlanan Tatar grupların Bayın, Düşbe, Tusay gibi liderleriyle birlikte Kırım’a dönmelerinin emredildiği fakat Tatar grupların bu emre itaat etmediği görülmektedir365.
Bu belgelerde Kırım Hanlığı’nda Şirinlerle birlikte en güçlü kabilelerden birine mensup olan Kantemir Mirza’nın Bucak havalisinde bulunan Tatar Mirzalar arasında zikredilmemesi dikkat çekicidir. Bu durum Kantemir Mirza’nın 1606 yılında Bucak havalisinde bulunduğunu daha sonra ise Kırım’a ve Bucak arasında gelip gidişler yaptığını ya da Özi nehri havalisindeki steplere çekilmiş olduğu
şeklinde yorumlanabilir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

























![[k�±r�±mda+nogay+yerle��imleri.jpg]](http://1.bp.blogspot.com/_YezErMvUiTw/R1zNqOEC8HI/AAAAAAAAAJM/FliqZPez0Rc/s1600/k%C3%84%C2%B1r%C3%84%C2%B1mda%2Bnogay%2Byerle%C3%85%C2%9Fimleri.jpg)







Genellikle kırım yarımadasının çöl bölgelerinde nogaylar haritada kahverengi ile gösterilen güneyindeki dağ bölgelerinde osmanlının torunları tatlar yerleşik Kırımın hangi bölgesinden geldiğimizi anlamanın en kolay yolu bir kırım seyahati, Türkiye,Bulgaristan ve Romanyadan kırıma gidenlerin çoğunluğu konuştukları şiveyi kırımlılara test ettirirlerse büyük olasılıkla konuştukları şivenin nogay şivesi olduğunu kendilerinin de nogay olduklarını göreceklerdir.
******************************************* 

Nogay orda

0 yorum:
Yorum Gönder