Bucak Tatarları’nın idari organizasyonu üzerine yazan tarihçiler Tatarların ikili bir idare yapı içinde olduklarını hem Kırım Hanı’na hem de Osmanlı Devleti’nin yöneticilerine bağlı olduklarını ifade edip bu durumu “çifte tâbiiyet” olarak tanımlamışlardır. Burada “çifte tâbiiyet” ya da ikili idare kavramlarının kullanılması sanki farklı iki siyasi yapıya bağlı oldukları hissini uyandırdığı için yanlıştır.
İncelediğimiz dönem için Mehmed ve Şahin Giray kardeşlerin isyanla iktidarda durdukları kısa zaman dilimi dışında Kırım Hanları’nı Osmanlı Devleti’nin belirlediği ortadadır. Bu nedenle çifte tâbiiyetten ziyade Osmanlı Devleti Bucak havalisindeki Tatarları Kırım Hanları ve bölgedeki idarecileri vasıtasıyla idare etmiştir denilmesi daha uygun görünmektedir.
1550-1600 yılları arasındaki dönemde Bucak havalisinin Silistre livası içinde olduğu görülmektedir.
1593 yılında Özi eyaletinin kurulması ile birlikte Bucak havalisi temel olarak Özi Beylerbeyliğine bağlanmıştır. Osmanlı Devleti’nin oluşturduğu bu yapı 17. yüzyılın sonuna kadar da devam etmiştir.
1550-1600 yılları arasında askeri niteliğe sahip Tatarların idaresinde bölgedeki Akkirman Sancakbeyi
Osmanlı görevlilerinde etkili olduğu bu görevlilere yazılan hükümlerden anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra bölgedeki vakıf arazisinde bulunan Tatarlara ise sancakbeylerinin müdahale edemediği, vakıf arazisindeki Tatarların idaresinde vakıf yöneticilerinin etkili olduğu anlaşılmaktadır.
Bu yapılanma Kantemir Mirza’nın Özi Beylerbeyi yapılmasına kadar bu şekilde devam etmiş görünmektedir. Kantemir Mirza’nın Hotin Savaşı sırasında beylerbeyi yapılmasıyla birlikte bu yapı sıkıntı içerisine düşmüştür. Canbek Giray’ın Hotin Savaşı sırasındaki yetersizliklerine karşın Kantemir Mirza’nın başarıları bu durumu ortaya çıkarmıştır. Kırım Hanları’nın Bucak’taki Tatar varlığı ile ilişkilerinde sorun yaratan bu durum fazla uzun sürmemiştir. Kantemir Mirza’nın 1623 ve 1625 yılındaki sürgünleri bu durumu Kırım Hanları’nın lehine çözmüştür.
Fakat Mehmed ve Şahin Giray kardeşlerin isyanında Kantemir Mirza’nın Osmanlı Devleti yanında yer almasıyla Bucak bölgesindeki Tatar varlığının Kırım Hanları ile ilişkisinde bir kez daha sorunlar ortaya çıkmış görünmektedir. Bu sıkıntılar ancak Bender ve Akkirman Bucak Tatarlığı şeklinde de bir kayıt bulunmaktadır,
Kantemir Mirza’nın 1637 yılında IV. Murad’ın emriyle öldürtülmesinden sonra sona ermiştir.
Yalı Ağalığı kurumu tespit edebildiğimiz kadarı ile belgelerde ilk defa H. Cemaziyelahir 1060/ M. Mayıs-Haziran 1650 tarihinde geçmektedir933. Bu belgede “…bundan akdem Yalı Ağası olup fevt olan…
karındaşı Mehmed’in” kaydı Yalı Ağalığı kurumunu en geç 1650 ile yılı ile tarihlendirmemize olanak sağlar. Kırım şer’iyye sicillerinde de Yalı Ağalığı kurumuna H. Cemaziyelevvel 1063/ M. Mart-Nisan 1653 tarihinde Akkirman Tatarı’ndan Yüz Yaşar bin Hüdaverdi Muradın davasında “Sâbıka Yalı Ağası fahrü’l-ayan İslam Ağa kabilinden sulh-u âtîye ikrâr ve tasdîk” ifadesiyle rastlanır.
Yine Osmanlı belgelerinde “bundan akdem on sene mukaddem Kırım Hanı tarafından Yalı Ağası olan Bahadır” ifadesi de 1654 yılına işaret etmektedir.
Evliya Çelebi 1657 yılı için, İsâzâde, Naima ve Hasan Vecihi 1659 yılı için Yalı Ağalığı kurumundan bahsetmektedirler. Romen kroniklerinde de Yalı Ağalığı kurumu “Bucak El Ağası” şeklinde geçmektedir.
Bu verilerin ışığında Yalı Ağalığı kurumu ne zaman kurulmuş olabilir? Sultan İbrahim tarafından Cemaziyelevvel 1056/ Haziran-Temmuz 1646 tarihinde Kazak ve Lehistan tehlikesine karşı Özi muhafazasında bulunan Siyavuş Paşa’ya dikkatli olması için bir emir gönderilmiştir.
Bu emir aynı zamanda Bucak Tatarlarının mirzalarına, kart kişilerine ve zabitlerine gönderilmiş, bu kişiler de uyarılmıştır. Bu fermanda Yalı Ağası zikredilmemektedir. Bu tarihlerde bu kurum kurulmuş olsa Yalı
Ağası’nın belgede zikredilmesi gerekirdi. Buda Yalı Ağalığı kurumunun 1646-1650yılları arasında kurulmuş olması gerektiğini düşündürmektedir.
Bu kurumun ihdasınasebep ise daha önce Kantemir Mirza döneminde yaşanan sıkıntıların önüne geçmek
ve Bucak havalisinden ayrılan Ay Timur Bey gibi Tatarların yeniden bölgeye dönmesinden dolayı ortaya çıkan yapılanmaya yeni bir düzenleme yapılması için duyulan ihtiyaç olmalıdır.
Evliya Çelebi Yalı Ağalığı kurumunu “ Menzil-i Han Kışlası, (ya’ni mekân-ı hâkim-i Bucak Tatarı)… Yalı Ağası dedikleri hâkim Tatar Hanlar tarafındandır, ammâ Özü vezîri hükmündedir… bu Bucak Tatarı… lâkin cümlesi Özü vezîri emrine me’mûrlardır, ammâ Tatar Hanın Yalı Ağası zabt edüp…” şeklinde ifade
etmektedir
Daha geç bir dönemde Bartınlı, “Akkirman tarafında Yalı Ağası namıyla Han tarafından bir ağa ki vezir makamında olur” şeklinde bir ifade kullanmaktadır.
Bu ifadelerde ortak olan nokta Yalı Ağası’nı Kırım Hanları’nın atadığı ve Yalı Ağası’nın Akkirman yakınlarındaki Han Kışlası’nda ikamet ettiğidir.
Evliya Çelebi ayrıca Kırım Hanı tarafından atanmasına rağmen Yalı Ağası’nın Özi vezirinin emri altında olduğunu belirtir. Osmanlı Devleti daha öncede ifade ettiğimiz gibi Kırım Hanlarının bölgeye fiilen müdahalesinden hoşlanmamakta ve Bucak Tatarları ile olan ilişkilerini de sıkı bir gözetim altında tutmaktadır.
Yalı Ağası’nın dışında ise Sultan İbrahim fermanın koyduğu üzere Tatarların bir bölümünün mirzalarının emri altında hareket ettiği görülmektedir.
Mirzaların dışında Evliya Çelebi, Bucak Tatarları’nda kırk tane bayrak sahibi Ot Ağası ve Et Kulları olduğunu belirmektedir. Evliya bunların isimlerini Eşekdereli Mehemmed Ağa, Dedeşbay Ağa, Satıbay Ağa ve Batır Mirza olarak belirtir.
Bunlardan üçünün Ağa birinin ise Mirza olması dikkat çekicidir. Bu ağaların 1550-1600 yılları arasında
Tatar ya da Kazak Ağalığı sistemi olarak tanımladığımız sistemin takipçileri olduğu düşünülebilir.
Yalı Ağası’nın başlıca görevleri seferlerde Bucak Tatarları’na liderlik etmek ya da seferlere katılımını sağlamak, seferlerde elde edilen ganimetten Hanın hissesine düşen miktarı almak, Bucak Tatarları’nın kendi aralarında yaşadıkları sıkıntıları çözmek, Tatarların asayişi bozucu faaliyetlerine engel olmaktır. Bu
verilerin ışığında Bucak Tatarları’nın asli yöneticisinin Yalı Ağası olduğunu söylemek mümkündür.
1665 yılında Mehmed Giray Han’ın görevden alınması ile birlikte Silistre muhafazasında olan Vezir Hacı Hüseyin Paşa’nın telkinleri ile birlikte Yalı Ağalığı kurumu ortadan kaldırılmıştır.
Yalı Ağalığı büyük ihtimalle 1666 yılının Ağustos ayında Nogay kabileleri Halil Paşa Yurdu’na tekrar iskân edilirken kaldırılmıştır.
Osmanlı yönetimi Yalı Ağalığı kurumunun ortadan kaldırılmasından sonra Nogay ve Bucak Tatarları’nın idaresini, ödemeleri gereken savgaları Özi eyaletine mutasarrıf olanlara vermiştir.
Bunun yanı sıra aşar-ı şer’iye ve adet-i ağnamları ile resm-i duhanlarını da sahib-i arz olan eminler ile mütevellilere verilmesi kararını almıştır.
1666 yılında kaldırıldığını gördüğümüz Yalı Ağalığı Selim Giray’ın hanlığı döneminde H. 3 Şevval 1087/ M. 9 Aralık 1676 tarihinde Bucak Tatarları’nın ve Yalı köylerinin idaresi yeniden Kırım Hanlığı’na tevcihi ile birlikte tekrar hayata dönmüştür.
Belgelerde ise Yalı Ağası’nın yeniden zikredildiği tespit edebildiğimiz ilk belge ise H. Evahir-i Cemaziyelevvel 1090/ M. 29 Haziran- 8 Temmuz 1679 tarihli ve Yalı Ağası’na Bucak havalisinde Tatarları sefere getirmesinin emredildiği bir mühimme hükmüdür. Bundan sonra 18. yüzyılın başına kadar Yalı Ağası’nın belgelerde ve kroniklerde zikredildiğini görmekteyiz954. Bartınlı 1721 yılına ait zikrettiğimiz ifadesi ve 1710 tarihine ait Devlet Giray’a gönderilen nâme-i hümayûn Yalı Ağalığı kurumunun en azından 1720’lere kadar varlığını sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.
Yalı Ağası ortaya koyduğumuz üzere Bucak coğrafyasının politik ihtiyaçlarından doğan bir yönetim aygıtıdır. Bucak’taki Tatar varlığının Yalı Ağası dışında kalan geleneksel yöneticileri ise soylu aileler olarak ifade edebileceğimiz mirzalardır.
1600’li yıllardan sonra Bucak havalisinde mirzaların bulunduğunu bunlara yazılan mühimme hükümlerinden görmekteyiz. Bunların ilk örnekleri Kırım Koca, Allahverdi, Yusuf, Karaş, İşterek, Can ve Mehmed Mirzalardır.
Bunların en ünlü örneği ise ikinci bölümde konu edindiğimiz Kantemir Mirza’dır. 1637 yılında sonra Ay Timur Mirza’yı görürüz.
Sultan İbrahim tarafından yazılan ve Bucak Tatarları’nın mirzalarına gönderilen bir ferman bu mirzaların varlığını kanıtlamakta ve Osmanlı Devleti’nin bunların varlığını tanıdığını da ortaya koymaktadır.
Halil Paşa Yurdu’nun kurulmasından sonra Orakoğlu, Ormembedoğlu ve Mamayoğlu mirzaları Yalı Ağası ile birlikte Bucak Tatarları’nın temsilcileri olarak kabul edilmişler ve Yalı Ağası ile birlikte sık sık zikredilmişlerdir.
Mustafa Kesbi Bucak Seraskerliği’ni şu şekilde açıklamaktadır, “Bucak Seraskerliği, Nehr-i Tuna ile nehr-i Turla’nın arzı 34 saat ve tulı 70 saattir. Derun-ı arazi-i mezkûr ma’mur olup haliyyü’-l hali kalildir. Beher karye derununda mansıb bedeli mirzâyân-ı şîr-i jiyandan bireri nasb olunub anların üzerine selâtin-i Cengiziye’den birini serasker nasb ederler idi. Karyelerini mirzâları ve mirzâlarını dahi seraskeri imal eylemek adetlerindendi”.
Bucak Tatarları’nın yöneticisi olarak daha sonraki dönemlerde zikredildiğini gördüğümüz “Bucak Seraskeri” ise incelediğimiz dönem içinde kurumsallaşmamıştır, bununla birlikte bu kurumun temelleri büyük ihtimalle 1683-1699 yılları arasında atılmıştır.
Bu uzun savaş süresince Bucak bölgesinde sürekli Kırım Hanları’nın soyundan gelen sultanların bulunması bu kurumun temellerinin bu dönemde atıldığını düşündürmektedir.
Bu düşüncemizi destekleyen bir ifade Tarih-i Mehmed Giray’da bulunmaktadır. Mehmed Giray Saadet Giray Han Akkirman’da geldiğinde Nogaylar’ın “Bizim vilâyetimiz serhadd-i İslâm’dur. Vilâyetimiz hıfz u hırâset olunmak içün bunda kalan kavmimiz yetişür. Velâkin sultân karındaşlarıñuzdan birisin serdâr-ı asker içün bunda komañuz lâzımdur. Memleketimiz hâlî kalmak makūl degildür didiler” dediğini belirtir. Bu ifade H. 15 Zilhicce 1102/ M. 9 Eylül 1691 tarihine aittir. Tarihi ve ifadenin içeriğini düşündüğümüzde “Bucak Seraskerliği”nin ortaya çıkışını 1683-1699 ile tarihlendirmemizin doğru olduğu ortaya çıkmaktadır.
“Bucak Seraskerliği” nin ortaya çıkış sebeplerinden birisi de Yalı Ağaları’nın Bucak bölgesini kontrol altına
almakta yetersiz kalmaları olmuştur. Devlet Giray Hana 1710 yılında gönderilen nâme-i hümayûn Yalı Ağası’nın artık Bucak havalisindeki Tatarları kontrol edemediğini ve bölgedeki bir asayiş sorunun çözümlenmesinin Kırım Hanı’na havale edildiğini göstermektedir.
Kırım Hanları’nın sürekli olarak Bucak’a fiilen müdahalesinin imkânsızlığı da “Bucak Seraskerliği”ni ortaya çıkaran nedenler arasında yeralmıştır.
Bu dönem zarfında Bucak’ta bulunan bu Kırım Hanzadelerine yazılan belirttiğimiz mühimme hükümlerinde de “Hanzâdelerden Bucak Muhâfazasında olan Sultan ve Nogay Mirzalarına Hüküm ki” gibi genel ya da doğrudan “Bucak tarafında olan Kırım Giray Sultana hüküm ki” doğrudan isme yazılan hükümler bulunmaktadır ve “Bucak Seraskeri” ifadesine rastlanılmamıştır. Bununla birlikte Tahsin Gemil “Bucak Seraskeri” ifadesi geçen ve Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde ADVN 1050 dosyasında bulunan bir belgeyi 1641 yılı tarihlendirir fakat belgenin üzerinde ait olduğu tarihi gösterir herhangi bir ifade yoktur. H. 1050 yılına ait BOA, ADVN 1050 dosyası içinde bulunduğu için Gemil bu şekilde tarih vermiş görünmektedir. Fakat
belgede belirttiğimiz gibi tarih belirtir herhangi bir ifade bulunmamaktadır ve yazı sitili itibarıyla da daha geç döneme ait olduğu görülmektedir.
Ayrıca 1641 tarihinde Nogay Tatarı olarak bahsedilen gruplar daha Bucak havalisine yerleştirilmemişlerdir.
Bucak havalisinde sakin Tatarların Mühimme kayıtlarına göre 10000-11000 arasında daha geç dönem için Bartınlı İbrahim Hamdi’ye göre ise 30000 civarında asker çıkarabilecek güce erişmeleri ve bu gücün kontrol altında tutulması gerektiğini ortaya çıkarmış olmalı ve “Bucak Seraskerliği” de bu nedenlerle ortaya çıkmış
olmalıdır.
1740’lı yıllara gelindiğinde ise artık Bucak Seraskerliği’nin kurumsallaştığı ve Osmanlı belgelerine de yansıdığı görülmektedir.



























![[k�±r�±mda+nogay+yerle��imleri.jpg]](http://1.bp.blogspot.com/_YezErMvUiTw/R1zNqOEC8HI/AAAAAAAAAJM/FliqZPez0Rc/s1600/k%C3%84%C2%B1r%C3%84%C2%B1mda%2Bnogay%2Byerle%C3%85%C2%9Fimleri.jpg)







Genellikle kırım yarımadasının çöl bölgelerinde nogaylar haritada kahverengi ile gösterilen güneyindeki dağ bölgelerinde osmanlının torunları tatlar yerleşik Kırımın hangi bölgesinden geldiğimizi anlamanın en kolay yolu bir kırım seyahati, Türkiye,Bulgaristan ve Romanyadan kırıma gidenlerin çoğunluğu konuştukları şiveyi kırımlılara test ettirirlerse büyük olasılıkla konuştukları şivenin nogay şivesi olduğunu kendilerinin de nogay olduklarını göreceklerdir.
******************************************* 

Nogay orda

0 yorum:
Yorum Gönder