Subscribe

RSS Feed (xml)



Powered By

Skin Design:
Free Blogger Skins

Powered by Blogger

24 Ocak 2012 Salı

AKKERMAN NOGAYLARI’NIN EKONOMİK YAPISI


BUCAK TATARLARI’NIN EKONOMİK YAPISI


BUCAK TATARLARI’NDA TARIMSAL ÜRETİM

Bartınlı İbrahim Hakkı “Bucak … otuzaltı mil tulı onsekiz mil arzla şarken Karadeniz ve şimâlen nehr i Turla ve cenûben Tuna ve garben Boğdan ile memdûd bir düz sahrayı mahsûldardır ki”887 ve Ebubekir Dımışki “Hala Bucak tabir iderler.
... Bu vilâyetin toprağı münbiddir. Mahsûlu hesâba gelmez. Bu vilâyetin mevki’ düz yerdedir…” ifadeleriyle Bucak bölgesinin verimli düz bir arazi olduğunu ortaya koymuşlardır.

Bartınlı Bucak bölgesindeki Tatarların develerle çift sürdüklerini, buğday ve arpanın çokça üretildiğini, bu üretilen arpanın ve buğdayın deve arabaları ile Kili, İsmail ve Akkirman gibi yakın şehirlere götürülerek satıldığını belirtir ve Bucak’da üretilen Arnavut buğdayının kalitesine ve çokluğuna değinir.(Bartınlı bu bilgileri Bucak Tatarları başlığı altında verir, biz belirtilmese de bu bilgilerde özellikle Orakoğlu ve Ormembedoğlu kabilelerinin zikredildiğini düşünmekteyiz)

1550-1600 yılları arasında buğday, arpa, darı, çavdar, yulaf, keten, kendir, mercimek, bakla gibi tarım ürünlerinin Bucak bölgesindeki Tatar köylerinde üretildiğini görmekteyiz.
Bu üretimin daha sonraki yıllarda da aynı şekilde devam ettiği düşünülebilir.

Bucak Tatarlarının Orakoğlu ve Ormembedolu gibi kabilelerinin de katılımından sonraki üretimine ait çeşitli veriler bulunmaktadır.
1680 yılının Mayıs ayına ait bir kayda göre sadece Bucak Tatarlarının (1665-1666 öçüne kadar Bucak havalisinde oluşan Tatar topluluğu kasdedilmektedir) üretim fazlası olarak Kamaniçe kalesine gönderecekleri buğday miktarı 14.000 İstanbul kilesidir.
1695 yılında Orakoğlu, Ormembedoğlu ve Sicivut kabilesinden Kamaniçe kalesi için zahire göndermeleri emredilmiştir. Bu emre göre Orakoğlu kabilesinin 17000 kile, Ormembedoğlu kabilesinin 10500 kile ve Sicivut kabilesinin 2500 kile buğday göndermeleri emredilmiştir.

1701 yılına ait diğer bir kayıtda ise “An mahsûlat ı tâife-yi Tatarân-ı kabile-i Ormembed ve Tatarân-ı Nogaylu kabile-i Orakoğlu” başlığı altında Tatarlara ait verilen üretim değerleri şu şekildedir
Hınta (Buğday)
Mahsûlât-ı Tatarân-ı kabile-i Ormembed 1613
Mahsûlât-ı Tatarân-ı kabile-i Orakoğlu 241 kile
toplam 1854 Kile-i İstanbulî 14832
Şaîr (Arpa)
Mahsûlât-ı Tatarân-ı kabile-i Ormembed 945
Mahsûlât-ı Tatarân-ı kabile-i Orakoğlu 106
toplam 1051 Kile-i İstanbulî 8408
Erzen (Darı)
Mahsûlât-ı Tatarân-ı kabile-i Ormembed 1777
Mahsûlât-ı Tatarân-ı kabil- i Orakoğlu 415
toplam 2192 Kile-i İstanbulî 17736”.
Erzene ait verdiğimiz toplam rakamın 17536 olması gerekir. Çünkü diğer veriler incelediğinde bölgedeki bir kilenin sekiz İstanbul kilesine denk geldiği görülmektedir. Bunun yanı sıra bu alınan miktarlar üretimin öşrüdür, öşrü sekizde bir olarak düşünürsek, Bucak bölgesinde gerçekleştirilen hınta (buğday) üretimi İstanbul kilesi ile 14832 kiledir, şaîr (arpa) üretimi İstanbul kilesi ile 8408 kiledir, erzen (darı) İstanbul kilesi ile 17536 kilesidir. Bucak Tatarları’nın büyük ölçekli tarımsal üretim gerçekleştirmelerine rağmen en azından Kili, İsmail Geçidi,    Tulca’daki Tatarların değirmenlerinin olmadığı görülmektedir
değerler ile hesap edersek895 Bucak bölgesinde günümüz değerleri 355968 kg buğday, 201792 kg arpa ve 420864 kg darı üretildiği görülmektedir.
HAYVANCILIK
Bucak Tatarları tarımsal üretimlerinin yanı sıra hayvancılık faaliyetleri ile dikkati çekmektedirler. 1550-1600 yılları arasına ait tahrir defterlerinde köylerden alındığı belirtilen resm-i ağıl ve kışlak vergileri bunun kanıtıdırlar. Bunun yanı sıra yine tahrir defterleri Bucak bölgesinde arıcılık yapıldığını da ortaya koymaktadır.

Bartınlı, Bucak Tatarları için “her birinin nice bin koyun ve sığır ve cılgı dedikleri hergele ve kısrak ve iki hörgüçlü develeri bî- hudud kıyas olup ” ifadelerini kullanarak çok sayıda koyun, sığır, at ve deveye sahip olduklarını ortaya koyar.
Bu hayvan sürülerine Lehistan ve Kazak kaynaklı gerçekleşen saldırılar bunların ekonomik önemini ortaya koymaktadır.
1622 yılında Lehistan kuvvetleri ve Kazakların Bucak Tatarları’na ait at sürülerini çalması üzerine Kantemir Mirza Lehistan’daki Pokutya arazisini vurmuştur.
Kırım Şer’iyye Sicillerinde de Bucak havalisinde yaşanan at hırsızlığı ve kayıp at davalarına rastlanmaktadır.
Bartınlı, H. 1134/ M. 1721-1722 yılı itibariyle Bucak Tatarları’nın koyun sürülerinden sağlanan yapağının bir vukiyyesinin (okka) bir kuruş olduğunu ifade etmiş ve Bucak Tatarları’nın Lehistan tarafına da yapağı satmaya başlamaları ile birlikte fiyatların arttığını belirtmiştir.
Bartınlıya göre Bucak Tatarları tarafından üretilen süt, yoğurt ve yağ İstanbul’da bile satılmaktadır. Bu ürünleri Tatarların ya kendilerinin götürüp sattıklarını ya da önce “Kırcı” denilen Akkirman, Kili ve İsmail Geçidi’nden gelen Müslüman ya da Ermeni tüccar tarafından Tatarlardan satın alındığını, bunlarında “bazirgan” denilen daha büyük alıcılara sattığını, bazirganlarında satın aldıkları ürünleri destiler ya da tulumlarla İstanbul’a götürüp sattıklarını belirtmektedir. Bartınlı, Bucak Tatarları tarafından üretilen yoğurtların çok güzel olduğunu, kovalarla satıldığını ve on vukiyyesinin bir kuruş olduğunu ifade etmiştir, koyun ve sığırların tezeklerinin de samanla karıştırılarak kışın ısınmada kullanıldığını da eklemiştir(Evliya Çelebi’de İstanbul’a yağın Bucak havalisinden gittiğinibelirtmektedir ki Bartınlı’nın verdiği bilgileri doğrulamaktadı). Kırcıyan denilen tüccar topluluğu için
belgelerde “…Nogaylı Tatarı tâifesi hudûdu dahilinde kabâil-i mezbûre içinde oturup arabalar ile baz’ı eşya nakl ve ticaret eyledikleri… Bu kulları Bucak içinde Halil Paşa Yurdu Tatarı kuralarında kâr u kesb eden Acem ve Ermeni kullarından…”903 ifadeleri kullanılmaktadır ki bu tüccarların Bucak havalisinde Halil
Paşa Yurdu içinde ikamet edip ticaret yaptıklarını ortaya koymaktadır.
Bucak Tatarları’nın Boğdan reayasından adam kiralayarak sürülerini baktırdıkları da görülmektedir. Örneğin Orakoğlu kabilesinden Taraklı Kenges köyünden Akay Geldi, Andre oğlu Vasili’yle 146 koyununa ücretle bakması için antlaşmış fakat Vasili sadece 14 koyunu geri getirmiş diğerlerinin ölümüne neden olmuştur. Bunun üzerine Akay Geldi dava açarak zararının tazmin edilmesini istemiştir.
Bartınlı’dan dayanarak ifade ettiğimiz üzere Bucak havalisindeki Tatarların Lehistan ile ekonomik ilişkileri olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra Boğdan köylüsü de Bucak Tatarları için çalışmıştır. Andre oğlu Vasili’nin çobanlık hikayesinde olduğu gibi çobanlık yapmasının yanı sıra işçi ve demircilik gibi alanlarda da Bucak Tatarları için çalışmışlardır. Ayrıca Bucak Tatarlarının kereste ihtiyacını da Boğdanlılar’a ait araziden karşıladığı ve zaman zaman iki taraf arasında bu nedenle karışıklıklar ve sıkıntılar da yaşandığı görülmektedir.

BUCAK TATARLARI’NDA ÇATIŞMA EKONOMİSİ


Bucak Tatarları’nın ekonomik hayatında komşu topluluklar ve ülkelere gerçekleştirdikleri saldırılarda elde ettikleri esir ve malları satarak önemli gelir elde ettikleri görülmektedir. Beuplan gibi yabancı(Beuplan, “…..Bu kanunsuz Tatarlar sık sık vahşi bölgelere akın yaparak Hristiyanları yakalayıpkalyonlarda hizmet etmesi için satarlar... Yırtıcı kuşlar gibi sadece yağma ile yaşarlar..demiştir), Mehmed Raşid Efendi(“Tatarların geçimi nehb ü garet ile olmağın/saldırı ve yağma” demektedir) ve Defterdar Sarı Mehmed Paş(“…Tatar askeri zira’at ü hırâset ile meşgûl ta’ife olmayup, bunlarınkâr u kisbleri nehb u gâret olmağla” demektedir) gibi yerli gözlemciler bu duruma dikkat çekmişlerdir.

Bu saldırıların iki türlü olduğu görülmektedir. Bunlardan ilki organize ve büyük çaplı, çok sayıda Tatarın Mirza, Kalgay, Osmanlı Sancak Beyi gibi liderlerin emri altında gerçekleştirdiği saldırılardır.

İkinci tip saldırılar ise Tatarlar tarafından “Beş Baş” tabir edilen ve sayıca küçük grupların gerçekleştirdiği saldırılardır.
1550-1600 yılları arasına baktığımızda özellikle Lehistan Krallğı’nın Osmanlı Devleti nezdindeki şikâyetleri sayesinde Bucak havalisindeki Tatarların 1564, 1565, 1567,1568, 1570, 1571, 1572, 1573, 1577, 1579, 1580, 1581, 1588, 1592, yılları arasına genel olarak “Beş Baş” tabir edilen saldırıları “Kazak ya da Tatar Ağaları” olarak ifade edilen İsa Koca, Bakay Ağa, Caneş Ağa gibi ağaların liderliği altında gerçekleştirdiklerini görmekteyiz.
Bu saldırılar sadece Lehistan ile sınırları kalmamış Boğdan’da zaman zaman Bucak havalisindeki Tatar grupların saldırılarına uğramıştır.


1600-1637 yılları arasında ise Kantemir Mirza’nın liderliğinde Lehistan arazisine yönelik büyük çaplı saldırılar gerçekleştirilmiştir. Cecora Savaşı’ndan sonra ve Hotin Savaşı sırasında Lehistan arazisine  gerçekleştiren saldırılar bu tip saldırılar için önemli bir örnektir.
Büyük çaplı saldırılar Kantemir Mirza’nın ölümünden sonra da devam etmiştir.
Bunlara örnek olarak Bucak Tatarları’nın İslam Giray Han’ın emri altında Lehistan ile çarpıştıkları için ya da IV. Mehmed Giray Han’ın Rakoçi’ye karşı mücadelede bulundukları için ganimetten pay almaları örnek olarak gösterilebilir.
1683-1699 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin çatışma içinde bulunduğu yıllarda Bucak Tatarları’nın Kırım Hanzadelerinin liderliğinde özellikle Lehistan’a gerçekleştirdiği saldırılar büyük çaplı askeri saldırılardır. 1600-1700 yılları arasında küçük çaplı askeri organizasyonların yanı sıra küçük gruplar tarafından gerçekleştiren saldırılarda devam etmiştir.(Buna dair belgelerden ilki Kantemir Mirza’ya yazılan mühimme defteri hükmü olup (Süleymanşah) Selmanşah’ın Lehistan’a gerçekleştirdiği saldırı ile “Beş Baş Tatarının” saldırılarının önlenmesi hakkındadır, ikincisi ise “BeşBaş” saldırılarının önlenmesi hakkındadır, örnekleri çoğaltmak mümkündür )
Bartınlı esir ve yağma için yapılan saldırılardan sonra başarılı bir şekilde dönmeyi başaran Tatarların elde ettikleri esirlerin bir defterini hazırlayarak paylaştıklarını ve kimsenin bu paylaşımda mağdur edilmediğini söylemektedir.
Bununla birlikte paylaşım işinde sıkıntıların yaşandığını, bu sıkıntının Kırım Şeri’iyye Sicillerine yansımasından anlamaktayız.(Akkirman’da Han Kışlası’ndan Astay’ın Mustafa Çelebi hakkındaki davasıdır.)
Bucak Tatarları’nın gerçekleştirdiği saldırılarda ele geçirilen esirlerin önemli bir gelir kaynağı olduğu anlaşılmaktadır. Esir ticaretinden elde edilen gelirlerin Bucak Tatarları’nın ortaya çıkış yıllarında Akkirman mukataası içinde yer aldığı görülmektedir.
Daha sonraki yıllarda bunun değiştiği ve İsmail Geçidi’ndeki Haremeyn Vakfı’nın bu ticaretten pay aldığı görülmektedir. Esir ticaretinde genel olarak esir başına iki kuruş alındığı, bu iki kuruşun 3/8’nin vakfa (% 37.5), 5/8’nin (% 62.5) ise Yalı Ağası aracılığı ile Kırım Han’ına verildiği anlaşılmaktadır. Aynı belgeden bu durumun en az on yıldır bu şekilde devam ettiği anlaşılmaktadır ki bu bilgi Yalı Ağalığı ve pençik sisteminin kuruluşunu 1650’li yılların başıyla tarihlendirmemize olanak sağlar.
1668 tarihli diğer belge ise Tatarların verdiği bu iki kuruşluk esir akçesine “savga” denildiğini ve vakfın bu iki kuruş dışında bir kuruşta geçiş akçesi aldığını ortaya koymaktadır. Yine bu belgede Yalı Ağalığı kurumunun IV. Mehmed, Giray Han’ın görevden alınması sırasında lağv edilmesi ile esir tüccarlarının İsmail Geçidi Vakfı’na ödemeleri gereken miktarı ödememelerinden kaynaklanan sorunlar olduğunu göstermektedir. İstanbul sorunun İsmail Geçidi’ndaki Haremeyn Vakfı lehine çözülmesi ve eskiden Yalı Ağalarının Kırım Hanları için esir ticareti için aldığı 5/8 hakkın miri için zapt edilmesi kararını da almıştır.(“…savgatabir ettikleri öşr ü ganâim resmi…..” )
Esir ticaretinin getirisinin yüksek olduğu Bucak havalisindeki Tatarların Eflak ve Boğdan gibi Osmanlı tâbiiyetinde olan topraklara saldırıp esir almasından hatta kimi zaman Müslümanları bile zorla ve tehditle esir edip satmalarından anlaşılmaktadır.
Esir ticaretinin yanı sıra çatışmalardan ve saldırılardan elde edilen ganimetlerinde Tatarlara önemli ölçüde gelir getirdiği tahmin edilebilir. Esirlerde olduğu gibi burada da Bucak Tatarlarını kanunları çiğnemekten  çekinmemişlerdir.
Öyle ki 1602 yılında Boğdan Voyvodası Eremya Movila tarafından Padişaha hediye olarak gönderilen sekiz bin flori, sekiz samur kürk, dört deste samur ve on altı at İsmail Geçidi yakınlarında “Tatar eşkıyası” tarafından yağmalanmıştır.

Bucak Tatarları’nın ekonomik gücünün diğer bir kanıtı da özellikle 1666 yılı için Orakoğlu, Ormembedoğlu, Mamayoğlu gibi kabilelerinin Halil Paşa Yurdu’na yerleştirildiklerinde 10000 esedi kuruş verebilecek güçte olmalarıdır924. H. 16 Zilkade 1116/ M. 12 Mart 1705 tarihine gelindiğinde Bucak arazisindeki Nogay kabileleri 9893 numaralı maliyeden müdevver deftere göre 15000 kuruşu Orakoğlu ile Mamayoğlu kabilelerin ve 10000 kuruşu da Ormembedoğlu kabilesi tarafından verilmek üzere Osmanlı Devleti’ne toplam 25000 kuruşluk bir ödeme gerçekleştirebilecek mali güce sahiptirler.
Ayrıca Bucak Tatarları içinde alım satan yapan ve “Kırcıyan” adı verilen tüccardan 500 kuruşluk gelir elde edildiği de görülmektedir.
Bucak Tatarları’nın ekonomik hayatına bir bütün olarak baktığımızda önemli ölçüde tarımsal üretim gerçekleştiren, hayvancılık açısından oldukça ileri durumda olan hatta İstanbul’un iaşesine bile katkıda bulunan bir ekonomik yapıya sahip oldukları görülmektedir. Bucak Tatarları’nın ekonomik hayatında çatışma ekonomisi önemli rol oynasa da Beuplan ve Mehmed Raşid Efendi’nin Bucak Tatarları’nı sadece yağma ile geçinen bir topluluk olarak betimlemesinin yanlış olduğu da görülmektedir.

0 yorum: