Subscribe

RSS Feed (xml)



Powered By

Skin Design:
Free Blogger Skins

Powered by Blogger

29 Ocak 2012 Pazar

AKKERMAN NOGAYLARI TARİHİNDE KANTEMİR MİRZA VE BUCAK TATARLARI İLE TEMEL PROPLEMATİKLER

7. BUCAK TATARLARI TARİHİNDE KANTEMİR MİRZA VE BUCAK TATARLARI İLE TEMEL PROPLEMATİKLER

Bucak Tatarları tarihinin 1606-1637 yılları arasındaki tarihine Kantemir Mirza’nın damga vurduğunu görmüştük. Bu dönemi ifade ederken karşılaştığımız bazı temel proplematikler vardır.

Bunlardan ilki, bu dönemde Bucak havalisinde ne kadar Tatar bulunduğu;
ikincisi Kırım’da Mehmed ve Şahin Giray kardeşlerle, İnayet Giray Han’ın isyanına Kantemir Mirza’nın neden olup olmadığı,
üçüncüsü ise Kantemir Mirza ve Kırım Hanları arasındaki çatışmanın Nogay Tatarı, Kırım Tatarı çatışması olarak okunup okunamayacağı noktasında düğümlenmektedir.

1600-1637 yılları arasında Bucak Tatarları’nın gücünü ve etkinliğini anlamak için Bucak Tatarları’nın nüfusunu tespit etmek gerekmektedir. 1600-1637 arasındaki nüfus tespitinde kullanabileceğimiz tahrir defterleri yoktur. Bununla birlikte dönemin seyyah ve gözlemcilerinin Bucak Tatarları’nın sayısı hakkında verdikleri rakamlar ve
kimi Osmanlı belgelerinden hareketle Bucak nüfusu hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Birinci bölümde tahrir defterlerinden ve arşiv belgelerinden hareketle 1600’lerin başında Bucak havalisindeki Tatar nüfusunu yaklaşık olarak 6000 civarında hesaplamıştık.
İkinci bölümün başında Bucak bölgesine gerçekleşen yeni Tatar göçlerini incelerken 5000-10000 arasında “Kırım ve Nogay Tatarı” olarak tanımlanan yeni Tatar grupların Bucak havalisine (Akkirman, Kili ve Bender
sahralarında) geldiğini görmüştük.
Lehistan asılzâdelerinden Zbarajskiy’de 1600’lerin başı için bizim verdiğimiz 5000-6000 rakamını teyit eder ve sayılarının 1622-1623 yılları için 20000’ne ulaştığını belirtir. Bucak bölgesinin 1600-1620 arasında 15000’ne yaklaşan Tatar nüfus göçü aldığını belirtir.
Lehistan Krallğı için çalışan Beuplan eserinin bir yerinde Bucak bölgesinde 80-90 köy bulunur ve 4000-5000 Tatardan fazla olamazlar der, diğer bir yerde ise kendi zamanında (1630’lar) Bucak bölgesine 20000 kişinin geldiğini belirtir.
1625 yılı için İtalyan seyyah ve Dominiken rahip  Jan De Lyuk, Bucak Tatarları’nın 15000 civarında asker çıkarabildiğini söyler.
Son olarak D’askoli, 1633 yılında çekirge salgını nedeniyle Kırım’da büyük bir açlığın olduğunu ve Selmanşah Mirza’nın ailesi ve 20000 kişilik ulusu ile KantemirMirza’nın yanına göç etmek zorunda kaldığını ifade eder.
Bütün bu ifadeler göz önünde tutulduğuda 1600 yılına gelindiğinde Bucak bölgesinde yaklaşık olarak 5000-6000 Tatar nüfusun bulunduğunu, 1600-1610 arasında bölgeye sayıları 5000-10000 arasında yeni Tatar nüfusun geldiğini ve 1623 yılına gelindiğinde sayılarının en azından 20000 bulduğunu söylemek mümkündür.
Burada Jan de Lyuk’un ifadesi bu sayının daha fazla olabileceliği konusunda önemli bir ipucudur. Jan de Lyuk belirttiğimiz üzere Bucak Tatarları’nın 15000 asker çıkarabileceğini söyler. Büyük ihtimalle bu rakamın içinde Dobruca Tatarları da bulunmaktadır.
1633’te Selmanşah Mirza’nın gelmesiyle birlikte Bucak havalisinde Tatar nüfusun en üst düzeye çıktığını görmekteyiz. D’askoli’nin bu konuda verdiği bilgi doğru ise 1633’teki bu 20000 kişilik Tatar göçüyle Bucak havalisinde Tatar nüfusu 40000 bine ulaşmış olmalıdır. Bununla birlikte bu rakamların hızla değiştiği göz önünde tutulmalıdır. Kantemir Mirza’nın öldürülmesinden Urak Mirza ve Selmanşah Mirza’nın 20000 Tatarla birlikte Lehistan Krallğı’na sığındığını görmüştük. Bu olay bahsettiğimiz duruma güzel bir örnektir.
1600-1637 yılları arasında Bucak Tatarları’nın siyasi tarihi hakkındaki önemli sorunlardan biriside Kantemir Mirza’nın yükselişinin Kırım’da Mehmed Giray ve Şahin Giray kardeşlerle, daha sonra İnayet Giray’ın isyanına neden olup olmadığı ve Kantemir Mirza ile Kırım Hanları arasındaki çatışmanın Nogay Tatarı, Kırım Tatarı çatışması olarak yorumlananıp yorumlanamayacağıdır.

1624 yılında Mehmed Giray Han’ı Kırım tahtından indirerek yerine Canbek Giray’ın geçirilme teşebbüsünün Mehmed Giray Han ile Kalgay Şahin Giray’ın isyanına neden olduğunu görmüştük.
İkinci bölümde Kırım İsyanı ve Kantemir Mirza başlığı altında bu olayı incelediğimizde 1624’de meydana gelen ilk isyanda Kantemir Mirza’nın doğrudan olmasa bile ailesiyle isyancı kardeşleri desteklediğini ifade etmiştik. Bu durum 1624’deki ilk çatışma ile Kantemir Mirza’nın yükselişi arasında bir bağ olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
İsyanın son safhasını oluşturan 1628-1629’da meydana gelen çatışmalara bakıldığında Kantemir Mirza’nın isyancı kardeşlere karşı Osmanlı Devleti ve Canbek Giray’ın yanında yer aldığı görülmektedir. Kantemir Mirza’nın isyan sürecinde Osmanlı Devleti’nin yanında yer alması hakkında dönemin kaynaklarına yansıyan iki
neden vardır. D’askoli’ye göre neden iki taraf arasındaki şahsi bir kan davasıdır.
Bu konudaki diğer bir kaynak olan Mevkûfati Mehmed Efendi’ye göre Şahin Giray’ın bağımsızlık ve yayılma fikrine Kantemir Mirza’nın katılmaması ve Şahin Giray’ın Kantemir Mirza’nın kendisini İstanbul’a ihbar edeceğinden korkması üzerine O’nun ortadan kaldırmaya teşebbüs etmesidir. Bu teşebbüs üzerine Kantemir
Mirza Osmanlı arazisine sığınmak zorunda kalmıştır.
Görüldüğü üzere ne Mevkûfati Mehmed Efendi ne de D’askoli’nin verdiği bilgiler bize Kantemir Mirza yüzünden isyanın çıktığına dair bir bilgi vermez.
Osmanlı kroniklerinden Naima ve Katip Çelebi ise Kantemir Mirza’yı Kırım Hanları’nın ihtilalinin sebebi olduğunu söylerler.
Bu görüşleri hep birlikte ele aldığımızda Kantemir Mirza’nın 1624’deki isyana neden olması mümkün değildir. 1624’deki küçük düşürücü yenilgi ve Şahin Giray’ın İran’la olan ilişkileri nedeniyle Osmanlı Devleti’nin Mehmed ve Şahin Giray’ın Kırım’da tahta kalmasına müsaade etmesi mümkün değildir. Bu durum 1628-1629’deki çatışmalarda da Kantemir Mirza’nın bir sebep olamayacağını ortaya koyar. Peki, Kantemir Mirza 1624’de tarafsız iken 1628’de neden Osmanlı Devleti’nin yanında yer almıştır. Bu sorunun cevabı Bucak bölgesidir. Kantemir Mirza’nın toplumsal tabanının Bucak havalisinde yer alması Kantemir Mirza’nın
Osmanlı Devleti’nin yanında yer almasına neden olmuştur.
Elbetteki D’askoli’nin bahsettiği kan davası önemlidir fakat bu sathi nedendir, çünkü kan davasına neden
olan cinayet 1624’den önce gerçekleşmiştir.
İnayet Giray’ın isyanı ise bu noktada ilk iki isyandan farklılık arzetmektedir.
Mehmed ve Şahin Girayların 1627’den sonra Kantemir Mirza’ya ve yanındakilerin ailesine karşı gerçekleştirdikleri katliamlar durumu değiştirmiştir.
Bu süreçte Mangıtlar dışında kalan kabileler isyancı kardeşleri desteklemişlerdir. Bu da katliamlarda paylarının olmasına neden olmuştur. Doğal olarak üstünlük Kantemir Mirza’ya geçince Kantemir Mirza’da özelliklere Şirin Mirzalarına karşı harekete geçmiş, mallarını yağmalatmıştır. Mansuroğlu Mirzaları Kırım’ı tahakkümleri altına almışlardır .
Kırım’da sıkıntıya düşmesi üzerine Kantemir Mirza’nın Akkirman’a döndüğünü, Canbek Giray’ın Hanlığının son günlerinde ilişkilerin oldukça gerginleşmesine rağmen herhangi bir çatışmanın meydana gelmediğini görmüştük.
İnayet Giray tahta çıktıktan sonra yeni bir isyan başlamıştır.
1628’den sonraki süreçte Kantemir Mirza’nın faaliyetleri Kırım’da rahatsızlığa neden olmuştur. İnayet Giray’ın Şeyhülislam Yahya Efendi’ye gönderdiği ünlü mektupta565 bu durum açıkça ortadır. Bu mektuba göre İnayet Giray, isyanının nedeni olarak Kantemir Mirza ve Kırım Hanları’nın kolaylıkla değiştirilmesini göstermektedir.
Bu mektupta bile Kantemir Mirza, isyanın tek nedeni olarak görülmez. Novoselskiy ise Rus kaynaklarına dayanarak ilgi çekici bilgiler verir. O da Osmanlı kaynakları gibi Kantemir Mirza ile ayrılığa değinir. Bu
ayrılığın yanı sıra İnayet Giray’a halkın İran seferine gidilmemesi için büyük baskı yaptığını, Hanın beni görevden alırlar demesi üzerine halkın ve mirzaların Han’a Osmanlı’ya karşı seni destekleriz dediklerini belirtir. Hatta Novoselskiy İnayet Giray’ın isyan hareketini fiili hale getirmeden önce Kantemir Mirza’nın desteğini
almaya çalıştığını ortaya koyar. Kantemir Mirza bu teklifi “Ben Han’ın değil Sultan’ın kuluyum” diyerek bu teklifi reddetmiştir.
Bu durum Kırım’da yarattığı bütün rahatsızlığa rağmen Kantemir Mirza’nın İnayet Giray’ın isyanında birincil
değil ikincil bir neden olacağını ortaya koyar. Öyle görünmektedir ki Osmanlı Devleti’nin Kırım’a sürekli müdahaleleri ve askeri istekleri İnayet Giray’ın isyanının temel nedeni olmuştur.

Sonuç olarak Kantemir Mirza Kırım’da meydana gelen 1624, 1628-1629 isyanlarının nedenleri arasında yer almaz, 1637’deki İnayet Giray’ın isyanında ise ikincil bir neden olarak göze çarpar.
Giray kardeşlerin 1624’de isyanları ile başlayan ve 1637’de İnayet Giray’ın öldürülmesi ile sonuçlanan Kırım ve Bucak Tatarları tarihi hakkında tartışmak istediğimiz son nokta ise bu isyan hareketlerinin Tatar ve Nogay çatışması olarak görülüp görülemeyeceğidir.
Kırım İsyanı’nda Nogayların rolü ne olmuştur.
1624’deki çatışmada Kantemir Mirza tarafsız kalmasına rağmen Mansuroğlu Mirzaları’nın Mehmed ve Şahin Giraylar kardeşleri desteklediğini ortaya koyduk.
Büyük Nogayların ise bu süreçte etkin bir şekilde 1637 dışında göremeyiz.
Küçük Nogaylara gelince 1624-1637’ye kadar olan süreçte sürekli olarak isyan eden Kırım Hanları’nı desteklediklerini görmekteyiz.
( 567 1624’deki çatışma için  Küçük Nogaylar 1624’de Kantemir Mirza’ya yapılan seferde de Şahin Giray’ın yanındalar, hatta Şahin Giray Küçük Nogayları kendi ulusu olarak görmektedir,  
1628-1629’daki çatışmalarda Küçük Nogaylar yine isyancı kardeşlerin yanındadır, bu yüzden Canbek Giray kardeşleri yenilgiye uğrattıktan sonra Küçük Nogaylar’a saldırmış, beyleri Azamat Mirza öldürülmüştür,  
Canbek Giray Han 1629’daki çatışmadan sonra Rus Çarı’na gönderdiği yarlığında Mehmed Giray’la birlikte çok sayıda Nogayın ve Özi Kazaklarının öldürüldüğünü belirtir, 
1637’de İnayet  Giray Han’ın Kantemir Mirza’ya karşı düzenlediği sefere hem Ulu Nogaylar hem de Küçük Nogaylar Han’ın emrinde iştirak etmişlerdir,  
Katip Çelebi ve Naima Azak etrafındaki Nogay Tatarı’nın Hüsam Giray’la birlikte Akkirman’a sefere gittiklerini belirtir ki bunlar Küçük Nogaylardır, 
87 numaralı mühimme defterinde Boğdan Voyvodası’na gönderilen hükümde Hanın yanında Nogayların
bulunduğu belirtilir)

1624-1637’e kadar devam eden sürece bakıldığında bu süreci Kırım Tatarı ve Nogaylar arasında bir çatışma olarak okumak mümkün değildir. 

Bununla birlikte 1628-1629’da Mehmed ve Şahin Giray’ların tenkilinden sonra Mansuroğlu Mirzaları’nın hızlı yükselişinin, Mansuroğlulları’nın Kırım Hanlığı’na dahil olduktan sonra başlayan Mangıt kabilesi ve Şirinler arasındaki rekabeti şiddetlendirdiği ve 1637’deki çatışmanın temel sebepleri arasında da yer aldığı kesindir.

0 yorum: