Subscribe

RSS Feed (xml)



Powered By

Skin Design:
Free Blogger Skins

Powered by Blogger

31 Ocak 2012 Salı

9. BUCAK BÖLGESİNDEKİ TATARLARIN FAALİYETLERİ (1550- 1600)

9. BUCAK BÖLGESİNDEKİ TATARLARIN FAALİYETLERİ (1550-1600)


1559-1560 yılında yaşanan göç dalgasından sonra Bucak bölgesinde Tatar nüfusun sayısının arttığı görülmektedir. Bu nüfus artışına paralel olarak Tatarların faaliyetleri hakkındaki kayıtlarda artmaya başlamıştır. Bu tip kayıtların ilki 1562 yılına aittir. Devlet Giray’ın Lehlilerin de teşviki ile Rus Çarlığına karşı saldırılara
geçtiği yıllarda Akkirman Tatarları Moskova Ukrayna’sının kuzey bölgelerine bir saldırı gerçekleştirmişlerdir.

3 Eylül 1564 yılında Akkirman Tatarları’nın Özi Tatarları ile birlikte Moskova’ya akına gidiyoruz diye yola çıktıkları fakat Lehistan’a tâbi olan Bar kalesi etrafı ile Velen çevresini vurduklarını görmekteyiz. Lehistan Kralı bu saldırıdan dolayı Osmanlı Devleti’ne şikâyette bulunmuş, yağmalanan malların iadesini ve saldırıyı gerçekleştirenlerin cezalandırılmasını istemiştir. Osmanlı Devleti de bu durumun nedenini Devlet Giray Han’dan sormaktadır. Bu mühimme kaydında saldırı için “tekrâr târâc u tâlân itdüklerin” şeklindeki kayıt bu saldırıdan kısa bir süre önce bir saldırı daha gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır287. Devlet Giray’ın yanı sıra
Akkirman Sancak Beyi Hasan Bey’de livasındaki Tatarları kontrol altına tutması için uyarılmıştır.

1564 yılında Akkirman Kazakları’nın, Nogay Tatarları ve Dobruca Tatarları ile yaklaşık üç bin kişilik bir topluluk oluşturduklarını ve Özi sahrasında koyun ocaklarını vurduklarını, bunun yanı sıra Mayak İskelesinden gece gizlice geçerek Akkirman çevresinde hayvan hırsızlığı yaptıklarını görmekteyiz.

Bu topluluk hakkındaki bilgiler Akkirman Beyi Hasan tarafından merkeze iletilmiştir. Hasan Bey bir çatışma durumunda aileleri ile birlikte savaşacaklarını, çok fazla ölümün gerçekleşeceğini belirtmiştir. Hasan Bey daha büyük olayların çıkmasından endişelenmektedir. Osmanlı yönetimi Devlet Giray Han’a bir nâme-i şerif yazarak durumu çatışmaya mahal vermeden çözmeye çalışmıştır.

1564 sonu ile 1565 arasında Akkirman Tatarları’ndan İsa Koca’nın yanındaki Tatarlarla birlikte Lehistan’a tâbi köyleri vurduğunu görmekteyiz. Bölgedeki Osmanlı yöneticileri İsa Koca’dan Lehistan’dan aldığı esirleri iade etmesini istemiştir. İsa Koca bu teklife, “esîr virmezüz” ve “…Vilâyet-i Akkirman’ı oda urup göçüp gideriz…” şeklinde bir cevap vermiştir. Bu durum üzerine Akkirman Beyi Hasan Osmanlı yönetimine İsa Koca ve yanındakilerin ortadan kaldırılması gerektiğini, çünkü kış aylarında Turla Suyu’nun donduğu zaman hem Akkirman’a hem de Boğdan’a büyük zarar vereceklerini belirtmiştir. Osmanlı yönetimi Akkirman
Beyi’nin görüşünü uygun görmüş ve Silistre Beyi Cafer Bey, Vidin Beyi Mehmed Bey ve Niğbolu Alaybeyleri bu tenkil ile görevlendirilmiştir. Osmanlı yöneticileri sorunun sessizce ve devletin onuruna zarar verilmeden sona erdirilmesini istemiştir.

1565 yılında saldırıların devam ettiğini görmekteyiz. Lehistan Kralı şikayeti üzerine Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Sultan Selim’in Akkirman Sancak Beyi Hasan’a gönderdiği cevaptan anlaşıldığına göre Lehistan Krallığı saldırılar için Akkirman Tatarları’nı suçlamaktadır. Bu saldırılarda liderliği İsa Koca, Saad Hoca, Kayaş, Alakaş ve İskender-Hocaoğlu’nun yaptığını söylemektedir, yine Lehistan Krallığı’na göre Lehistan arazisine bu olaydan önce üç saldırı gerçekleşmiştir.

1567 ve 1568 yılında İsa Hoca, İskender Hocaoğlu, Resul Hoca, Saad Hoca, Kayaş ve Alakaş’ın ismi bir kez daha belgelere Lehistan’a yapılan saldırılar nedeniyle geçmektedir. Akkirman Tatarları’nın Lehistan arazisine saldırılarının devam ettiği görülmektedir.

1570 yılında Akkirman Tatar Ağalarından Musay ve Kırım Tatarları’ndan Tusay 200 Tatar ile Lehistan’a tâbi köyleri vurmuşlar ve aldıkları esirler ile geri dönerlerken Cankirman sahrasında Akkirman Sancak Beyi Hızır ile karşı karşıya gelmişlerdir. Hızır Bey Tatarların ellerindeki iki Kazak esiri alarak serbest bırakmıştır. Bu olaya sinirlenen Musay ve Tusay liderliğindeki Tatarlar Cankirman kalesinden iki kişiyi esir etmişler ve kurtarmalık bahası verilmeyince serbest bırakmayacaklarını belirtmişlerdir. Bu olaydan bir müddet sonra yine aynı grup Cankirman kalesi varoşunu basmışlar halktan birçok kimseyi yaralamışlar, halkı
kaleye sığınmak zorunda bırakmışlardır. Hisar halkı ve askerler bunun üzerine Tatarlara müdahale etmiş ve Tatarlar kale halkının iki yüz miktarı atını çalarak kaçmışlardır. Cankirman kalesi Beşlü Ağası kaçakların peşine düşmüş meydana gelen çatışmada Beşlü Ağası Tatarlar tarafından öldürülürken, Kırım Tatarları’nın
lideri olan Tusay yakalanmış ve Bender kalesine hapsedilmiştir. Osmanlı yönetimi “…Tatar tâifesinin size tâbi olması gerekdir…” ifadesi ile Devlet Giray Hana gönderdiği name-i hümâyûnda barış içinde olunan bir devlete yapılan bu saldırının nedenini sormuş ve kale halkının yağmalanan akçelerinin ve mallarının iadesi ile
saldırıyı gerçekleştirenlerin cezalandırılmasını istemiştir.
Kırım Hanı Devlet Giray Han ise Hanev, Çerkeskirman, Braslav gibi şehirlerden gelen Kazakların Özi havalisindeki Tatarlara saldırı nedeniyle Musay ve Tusay Ağaların Lehistan arazisine saldırdığını ve daha sonraki gelişmelerde Kazak Ağaları’nın haklı olduğunu söylerek Kazak Ağalarının serbest bırakılması gerektiğini belirtmiş, Osmanlı yönetimide Bender Beyine emr-i şerif gönderildiğini ve Tusay’ın Kırım Hanının adamlarına teslim edileceğini bildirmiştir.
1570 yılında yine Akkirman Tatarlarından Bakay Mirza Eylül ayı içerisinde Berek ile Tora nehirleri arasındaki bölgeyi vurmuştur.
H. 20 Şevval 978/ M. 17 Mart 1571 tarihinde Bender i Akkirman Beyine gönderilen bir emirde Akkirman Tatarları’nın Boğdan’a tâbi Seruka nam kasaba halkından 22 kişiyi Turla’nın öte yakasında bulunan değirmenlerine ve hayvanlarının yanına giderken esir aldıklarını Boğdan Voyvodası’nın bildirdiği ifade edildikten sonra bu esir alınan kişilerin serbest bırakılmasını sağlanması emredilmiştir. Beyin subaşısı bu kişilerden on iki tanesi Tatarlar’ın ellerinden almış ve hapse koymuştur,  Osmanlı yönetimi Akkirman Beyinden bu oniki Boğdanlı’nın kurtarılmasını istemiştir.

H. 27 Ramazan 979/ M. 12 Şubat 1572 tarihinde Akkirman Tatarları’ndan İsa Koca’yı bu kez de Boğdan Voyvodalığındaki karışıklıklar ve Leh asilzadelerinden Albert Laski’nin Boğdan işlerine müdahalesi nedeni ile görürüz. Bu hükümde Akkirman Beyi’ne İsa Koca’nın yirmi bin Tatar asker ile Özi sahrasında hazır
bulunacağı bildirilmiştir. Bununla beraber daha sonraki bir mühimme kaydından anlaşıldığına göre yirmi bin askerle hazır olan kişinin Devlet Giray Han’ın oğlu Mehmed Giray olduğu görülmektedir. İsa Koca bölgeyi yakından tanıdığı için kendisine bağlı kuvvetler ile Mehmed Giray’a rehberlik etmekle görevlendirilmiş
olmalıdır.

H. 6 Rebiülahir 980/ M. 16 Ağustos 1572 tarihinde Lehistan Kralının İstanbul’a gelen elçisi Akkirman Tatarları’ndan Bakay ile İsa Koca’nın Lehistan’a ait bölgeye saldırdıklarını ve çok sayıda esir ve hayvan aldıklarını belirtmiştir. Osmanlı yönetimi Bender Beyi’nden alınan esirlerin ve malların iade edilmesini sağlamasını emretmiştir. Osmanlı Devleti ile Lehistan arasındaki barışın bozulmamasına dikkat
edilmesi istenmiştir.

H. 3 Rebiülahir 981/ M. 2 Ağustos 1573 tarihinde Akkirman nevahisinde sakin Tatar Ağalarından Şerefullahverdi Boğdan arazisine girerek on sekiz Boğdanlı’yı esir etmiştir. Boğdanlılar bunun üzerine Şerefullahverdi’nin peşine düşmüş ve Tatar Ağalarına ait 730 baş ata el koymuşlardır. Takip edilen Şerefullahverdi Akkirman kalesinde Azep Ağası olan Pir Ahmed’e sığınmıştır. Akkirman Beyi bu saldırıyı gerçekleştiren Tatarlardan bir kısmını Akkirman Kadısı’nın onayı ile tutuklatmıştır. Bunun üzerine Pir Ahmed’in kardeşi ve Şerefullahverdi’nin kışkırtmaları ile harekete geçen yirmi kadar Tatar bu tutuklanan kişileri silah zoruyla kurtarmışlardır.

Boğdanlılar’ın Şerefullahverdi’nin saldırısına karşılık olarak gerçekleştirdikleri baskının H. 15 Muharrem 981/ M. 17 Mayıs 1573 tarihinde gerçekleştiği görülmektedir. Boğdanlılar’ın yüz altmış kişi ile saldırdıkları ve Tatar
Ağaları ile Kazak taifesine ait at sürülerinin çobanları olan otuz dört Tatarı öldürdüklerini görmekteyiz. Saldırıyı gerçekleştirdikten sonra Boğdanlılar Orhay’a çekilmişlerdir. Osmanlı yönetimi Boğdan Voyvodası’ndan saldırganları cezalandırmasını istemiştir.

Bu saldırı Boğdan Voyvodası İoan ile Osmanlı yönetiminin ilişkilerinin gerginleşmesi ve İoan’nın isyan sürecinin başlangıç noktasında yer almaktadır. Kırım Hanı Devlet Giray Han’a yazılan name-i hümâyûnda Akkirman Tatarları’na yapılan saldırının sonuçlarının telafi edilmemesi nedeniyle Boğdan Voyvodası İoan’ın görevden alındığı ve voyvodalığın Eflak Voyvodası Aleksandr’ın kardeşi Petre’ye verildiği belirtilmiştir. Petre Voyvoda Boğdan’a vardığında ise İoan’ın açıkça isyan ettiği Devlet Giray Hana bildirilmiş ve isyanı bastırmaya ya bizzat kendisinin gelmesi ya da bir serdar ile asker gönderilmesi emredilmiştir.

İoan Voyvoda’nın isyan sürecinde Akkirman Sancak Beyine sancağına tâbi asker ve Akkirman Tatarları ile isyan eden İoan Voyvoda üzerine gitmesi emredilmiştir. Akkirman Tatarlarının önde gelen reislerinden İsa Koca’ya da İoan Voyvoda’nın isyanı bastırmakla görevlendirildiğine dair bir hüküm gönderilmiştir.
Bu hükümde ister ani bir baskınla, ister İoan Voyvoda’nın iaşesini zorlaştırmakla isterse Akkirman Beyi ile birlikte doğrudan İoan’la savaşmak şeklinde yardımcı olabileceği bunun kendi tercihine bağlı olduğu bildirilmiştir. Bu isyanın bastırılma sürecine İsa Koca’nın yanı sıra Akkirman’da bulunan Tatar Ağalarından Bakay, Kazak Mehmed, Yusuf Bahadır ve Kurdeşen Ağa’nın da katıldığını görmekteyiz.

1576’da Akkirman Tatarları’nın Moskova Çarlığı arazisinden Novgorod-Severski arazisine saldırdığı görülmektedir.
H. Safer 985/ M. Nisan-Mayıs 1577’de Kırım Hanı Devlet Giray’ın ölümünden sonra çıkan karışıklıklar döneminde Mehmed Giray’ın iki oğlu Akkirman’a gelmişler ve aniden Akkirman Tatarları ile birlikte Lehistan arazisine saldırmışlardır. Bu saldırıda çok sayıda esir ve ganimet elde edilmiştir. Osmanlı yönetimi Lehistan Kralı’nın şikâyeti üzerine Kırım Hanına gönderdiği name-i hümâyûnda alınan esirlerin ve malların iadesini istemiştir. Aradaki dostluğun ve barışın bozulmasına izin verilmemesi istenmiştir.

1577 yılında Akkirman Sancak Beyi’ne Akkirman Tatarları’nın Lehistan’a yaptıkları saldırılara engel olması
emredilmiştir. Esirleri gizlice satın aldıkları belirlenen esircilerin ise İstanbul’da kasaplık hizmeti ile cezalandırılması istenmiştir.

1578 yılı başlarında Bender Beyi’nin Bucak havalisinde meskûn olan Tatarların Mehmed Giray Han ve sultanların akını vardır diye iki yüz, üç yüz kişilik bir topluluk oluşturduklarını ve Turla nehrini geçerlerse uğradıkları yerleri yağmalarlar diye İstanbul’u uyardığını görmekteyiz. Merkez Bender Beyi’ne Kırım
Hanı’nın izin verdiği Tatarların başbuğu olan İsa Koca’nın ve Hanın izni olmadan Tatarların bölgeden ayrılmasına izin verilmesin diyerek Bender Beyi’ni cevaplamıştır.

1578 yılı içindeki Bucak bölgesindeki askeri hareketliliğin devam ettiğini görmekteyiz. İsa Koca, Bakay Ağa, Kudas Ağa ve Resergi? Ağaların Mehmed Giray Hanın Moskova’ya seferi vardır diyerek beş-altı bin kişilik bir Tatar topluluğu ile yasak olmasına rağmen Turla nehrini geçmişlerdir. Akkirman Beyi Hüseyin merkeze Turla Nehrini geçen Tatarların Lehistan Krallığı’na bağlı araziyi sefere giderken vuracakları kesindir diyerek İstanbul’daki Osmanlı yöneticilerini uyarmıştır. Osmanlı yönetimi Kırım Hanı Mehmed Giray’a gönderilen nâme-i hümâyûnda Sizden izinsiz böyle yapmaktadırlar diye belirttikten sonra Handan Tatarların akına giderken eski   yolları kullanarak gitmelerini ve Lehistan krallığı arazisine zarar vermemelerinin
sağlanmasını emretmiştir.

Bütün bu uyarı ve tedbirlere rağmen Tatarlar Lehistan Krallığı arazisini vurarak çok sayıda esir almışlardır. Esirlerin iadesi için emr-i şerif gönderilmiş, Kırım Hanı Mehmed Giray’da adam yollayarak esirlerin geri alınmasını sağlamaya çalışmıştır. Bender Beyi sorunun Tatar Ağaları vasıtasıyla çözülmesini önermiştir. Osmanlı yönetimi bunu kabul etmiş fakat esirleri iade etmek istemeyen kişilerinde cezalandırılmasını istemiştir.

1578 yılında Bucak bölgesindeki Tatarların artık Bender, Akkirman gibi şehirlerin ve bölgenin savunulmasında vazgeçilmez bir güç haline geldiği bir yıl olmuştur. Boğdan İsyanları sırasında ya da Kazakların kendi başına
gerçekleştirdikleri saldırılarda ilk hedef olan Bender şehrinin Sancak Beyi, Bender’de asker sayısının yetersiz olduğunu ve Bender’in sürekli olarak düşmanın saldırdığı bir sınır bölgesi olduğunu belirttikten sonra İsa Koca, Bakay Ağa, Kudas Ağa gibi Tatar Ağalarına ihtiyaç zamanlarında Bender’e yardıma gitmeleri için emr-i şerif gönderilmesini talep etmiştir

1579 ve 1580 yıllarında da Akkirman Tatarları’nın yine Lehistan arazisine saldırdıklarını ve Lehistan Kralının elçilerinin bu konudaki şikâyetlerini İstanbul’a ilettiklerini görmekteyiz. 1580 yılı içerisinde Boğdan Voyvodası’nın da Tatarların Boğdan sınırında olan kışlaklara yaptıkları saldırılardan dolayı şikâyetçi olduğunu
görmekteyiz.

Lehistan arazisine Bucak havalisindeki Tatarlar tarafından yapılan saldırılar 1581 yılında da devam etmiştir. Üç yüz civarında “Tatar Kazakları”nın gerçekleştirdiği bu saldırının liderleri Hoş Geldi, Receb, Bozay ve Karışdı isimli Tatarlar’dır. Akkirman Sancağı Beyi Mahmud Lehistan’a yaptıkları saldırıdan dönen bu Tatarları engellemeye çalışmışsa da başarılı olamamıştır. Hatta bu Tatarların beyin adamları ile çatışmaya girdikleri için Akkirman Beyi İstanbul’dan saldırganların haklarından gelmek için emir verilmesini istemiştir.

Osmanlı yönetimi her zaman olduğu gibi sorunu öncelikle çatışmaya mahal verilmeden çözülmesini ve saldırıyı gerçekleştiren Tatarların Akkirman kalesine hapsedilmelerini, emre karşı gelirlerse de diğerlerine ibret olacak şekilde ortadan kaldırılmaları emredilmiştir.

1583 ve 1584 yıllarında da Lehistan arazisine yapılan saldırıların devam ettiğini görmekteyiz. Bu saldırılarda Akkirman’a tâbi köylerden beşer, onar kişilik grupların Lehistan’a bağlı köyleri vurup, esir alarak geri döndüklerini görmekteyiz. Doğal olarak bu tip saldırılara cevap olarak Özi Kazakları da harekete geçmekte ve bu süreç bir kısır döngü haline gelerek bölgeye büyük zarar vermektedir. Osmanlı yönetimi bütün çabalarına rağmen bu saldırıları önlemekte yetersiz kalmaktadır.

1588 yılında Lehistan’dan dönen Tatarlar Boğdan Voyvodalığına tâbi köyleri vurmuşlar, halkı esir edip, hayvan sürülerini yağmalamışlardır. Bunun üzerine Osmanlı Hükümeti bölgedeki Tatarların liderleri olan Caneş Ağa, Kudaş Ağa ve İsa Ağa’ya emir göndererek kendilerine tâbi olan Tatarlar’da bulunan esir ve malların iade edilmesini emretmiştir. Bu olayın oldukça büyük çaplı bir saldırı olduğunu Kırım Hanı İslam Giray’ın da bu saldırı nedeni ile görevlendirilmesinden anlamaktayız.( Gülbün-ü Hanan’da Boğdan’a yapılan saldırı İslam Giray devri bahsinde anlatılmasına rağmen tam bir tarih verilmez, bununla birlikte bu konuda verdiğimiz mühimme kaydı 996 Ramazan ayında sonraki döneme ait olmalıdır ki bu da Boğdan’a saldırının 1588 yılının bahar aylarında gerçekleştiğini ortaya koyar; Es Seb’üs Seyyar’da Boğdan’a saldırı olayının Boğdan Voyvodasının yakışıksız hareketleri üzerine bizzat İslam Giray Han tarafından ve padişahın izni alınmadan gerçekleştiği belirtilir. Padişahın bunun üzerine İslam Giray’a aldığı esirleri ve malları iade et diye hat-ı hümâyûn gönderildiği belirtilmiştir, Es Seb’üs Seyyar, vr.55a-55b. Gülbün-ü Hanan’da belirtilen görüş bu açıdan daha mantıklı olup mühimme hükümleri ile de uyuşmaktadır; Howorth ise Hammer’in Kırım tarihi hakkındaki eserine dayanarak daha farklı bir anlatım izlemiştir, O her iki olayı da zikreder, O’na göre önce Nogaylar Besarabya ve Boğdan’ı vurmuşlar, sonra Kırım Hanı İslam Giray yağmalanan malların iadesi ile görevlendirilmiştir sonra Boğdan Voyvodasının münasebetsiz hareketleri yüzünden bu kez de Hanı Boğdan’ı vurmuş olarak göstermiştir, Howorth)

1592 yılında Akkirman’da sakin “Kazak Tatarlarının” lideri olan Caneş Ağa ve birlikte olduğu Tatar Ağaları bir kez daha Lehistan ile Osmanlı Devleti arasında mevcut olan anlaşmaları ihlal ederek Lehistan Krallığı arazisini vurarak çok esir ve ganimet alarak geri dönmüşlerdir. Osmanlı yönetimi Akkirman Beyinden saldırıyı gerçekleştiren Caneş Ağa ve diğer Tatar Ağalarının İstanbul’a gönderilmesini istemiştir.

1593-1600 yılları arasında Bucak havalisinde sakin Tatarların faaliyetleri hakkında doğrudan bir kayıt bulunmamakla birlikte Eflak ve Boğdan’ın isyanları ile Kazak saldırılarına karşı bölgedeki önemli Osmanlı güçlerinden olduklarını ve sürekli olarak çatışma içinde olduklarını ifade etmek doğru olacaktır.

0 yorum: