Subscribe

RSS Feed (xml)



Powered By

Skin Design:
Free Blogger Skins

Powered by Blogger

31 Ocak 2012 Salı

7. 1550-1600 YILLARI ARASINDA BUCAK BÖLGESİNİ ETKİLEYEN SİYASİ OLAYLAR VE BUCAK TATARLARI’NA ETKİLERİ

7. 1550-1600 YILLARI ARASINDA BUCAK BÖLGESİNİ ETKİLEYEN SİYASİ OLAYLAR VE BUCAK TATARLARI’NA ETKİLERİ

Bucak bölgesindeki Tatar varlığının siyasi ve askeri faaliyetlerinin anlaşılabilmesi için Bucak bölgesinin coğrafi konumu göz önünde tutulmalıdır.

Evliya Çelebi’nin “…amma bu mezkûr Bucak Tatarı cümle 47 bin aded güzide… dilaver ve server-i hünerverlerdi kim Akkirman kal’asın Sultan Beyazıd ı Veli dest i kafirden feth ettikte bu kırk bin aded Tatarı Eflak ve Boğdan ve Kazak ve Maskov ve Çeh ve Macar küffarlarının böğürlerine mıh olsunlar deyü muaf u müsellem edüp Akkirman Bucağında iskan ettirüp ol ecilden Bucak Tatarı derler…222” ifadesi ile ortaya koyduğu üzere Bucak bölgesi Osmanlı-Eflak, Osmanlı-Boğdan, Osmanlı-Kazak ve Osmanlı-Leh ilişkilerinin merkezinde yer alan bir bölge ve Bucak Tatarları da bu bölgede askeri açıdan önemli bir unsurdur. Bunlardan özellikle Boğdan, Lehistan ve Leh Kazakları olarak Osmanlı kaynaklarını da geçen Özi Kazakları’nın birbirleri ile iç içe giren faaliyetleri Bucak bölgesinin tarihi ve bu tarih içinde Bucak Tatar varlığının anlaşılması için çok önemlidir.

1550-1600 yılları arasında Karadeniz’in kuzeyinde meydana gelen siyasi olayların içerisinde Bucak bölgesine etkileri açısından en önemli olaylardan birisi Ukrayna’da Kazak toplumunun ortaya çıkışıdır. Bu Kazak toplumunun 1470, 1480’li yıllardan sonra tarih sahnesine çıkmaya başladığı görülmektedir.
Bu dönemde Polonya Kralı Sigismund’ın (1507-1548) Özi çevresindeki araziyi Türk-Tatar akınlarına karşı milis kuvvetlerine bağışlaması önemli bir aşama olarak görülmektedir. Çehrin, Trehtemir gibi şehirler bu dönemde önemli Kazak merkezleri olarak ortaya çıkmıştır. 16. yüzyıl boyunca Polonya arazisinde serfliğin yayılması, feodal kargaşa, Tatar saldırıları gibi olaylar Kazak toplumunun gelişimini hızlandırmıştır

Ukrayna’da şehirlerdeki Kazaklardan ayrı olarak Zaporog Kazaklarından bahseden ilk kayıt ise 1568 yılına aittir. Oluşumunu bu şekilde tamamlayan Kazaklar Osmanlı Devleti’nin Karadeniz’in kuzeyinde karşılaştığı en önemli problemlerden olacak, Eflak ve Boğdan’da meydana gelen isyanlara olan katkısı ya da doğrudan doğruya Osmanlı arazisine gerçekleştirdiği saldırılarla Osmanlı Devleti’ne büyük zorluklar çıkaracaktır.

1500-1600 arasında Osmanlı Devleti Boğdan’da sık sık tekrarlanan isyanlar ile karşılaşırken Eflak’ta durumun Boğdan’a göre daha sakin olduğu görülmektedir.
1561 yılında Boğdan’da, Almanların desteği ile Johann Basilikos’un voyvodalığı elde ettiğini görmekteyiz. Osmanlı Devleti bu durumdan hoşnut olmasa da vergilerin ödenmesi ve itaat etmesi karşılığında Basilikos’un voyvodalıkta kalmasına onay vermiştir. 1564 yılında Johann’a karşı bir ayaklanma gerçekleşmiş ve  Erdelliler’in desteği ile Johann öldürülmüş ve boyarların desteklediği Stefan Tomşa voyvoda ilan edilmiştir. Osmanlı Devleti ise Aleksandr’ı desteklemiş ve O’nun voyvoda olmasını sağlamıştır. Stefan Tomşa ise Lehistan’a kaçmış fakat 5 Mayıs 1564 tarihinde Lvov’da idam edilmiştir. 1563-1565 tarihinde Almanlar Boğdan voyvodalığına kendi adaylarını geçirmek için çabalamaya devam etmişlerdir(  Dimitri Vişnevetskiy ile birlikte 1560’lardan sonra Zaporogların Ukrayna’da Boğdan tahtına kendi adaylarını çıkarabilecek bir siyasi güç haline geldiği ve Azak’tan Boğdan’a kadar uzanan hattın Zaporogların Osmanlı Devleti ile çatıştığı alan haline geldiği ifade edilmiştir)

Aleksandr’dan sonra oğlu Boğdan 1568’de voyvoda olmuştur. Boğdan’ın Lehistan’ı ziyaret ettiği 1572 yılında boyarların isteği üzerine İoan Cel Cumplit voyvoda seçilmiş ve Boğdan’dan rahatsız olan Osmanlı Devleti bu durumu hemen onaylamıştır. Leh asilzadelerin bazıları Boğdan’ı yeniden başa geçirmek istemişlerse de başarılı olamamışlardır. 1574 yılında Boğdan Voyvodası İoan isyan etmiştir. İsyanın başlangıç safhasında oldukça başarılı olsa da daha sonra İoan Voyvoda, Silistre Sancak Beyi Davud Beyle Vulçıtrın Beyi Hızır Bey’e karşı taarruz ettiği esnada yakalanarak öldürülmüştür.

İoan’da sonra Boğdan Voyvodalığı’na Eflak Voyvodası Aleksandr’ın kardeşi Topal Petru tayin edilmiştir. 1577 yılında Leh soylularının kontrolündeki Kazakların desteği ile İvan Podkov Boğdan’a saldırıp kontrolü altına almıştır. Osmanlı tarafından desteklenerek Lehistan tahtına çıkarılan Stefan Bathori ve Osmanlı
kuvvetlerinin baskısı altında İvan Podkov çekilmek zorunda kalmış ve kaçtığı Lehistan’da Bathori tarafından idam edilmiştir. Fakat Boğdan’a yönelik Lehistan kaynaklı saldırılar devam etmiştir228. 1581 yılında da Leh soylularının desteği ile Boğdan’da yeni bir isyan çıkmıştır. Osmanlı Devleti Yanku Voyvodayı azletmiş, Yanku Voyvoda sığındığı Lehistan’da idam edilmiştir.

15 Eylül 1594 tarihinde uzun süredir Papalık ve Alman İmparatorunun kışkırtmaları ve iç sıkıntılar sonucunda Eflak Voyvodası Mihail’in isyanı patlak vermiştir. Kısa bir süre sonra bu isyana Boğdan Voyvodası Aaron ve Eflak Voyvodası Bathoride katılmıştır. 1601 yılında Mihail’in Alman komutan George Basta tarafından öldürülmesine kadar Osmanlı Devleti’ni uğraştıran bu isyan 1550-1601 yılları arasında gerçekleşen ve etkileri itibariyle en güçlü ve en büyük isyandır( Boğdan Voyvodası Aaron’un isyanında Kazak liderler Nalivayko ve Lobodı’nın 29 Ekim 1594 tarihinde Boğdan’a gerçekleştirdiği saldırının etkili olduğu görülmektedir, bu saldırıdan sonra 1 Kasım 1594 de Bratislav’daki Boğdan temsilcileri Hasburglar ile ittifaka girmişlerdir)

Bu siyasi ve askeri süreçler bizim için Bucak bölgesine meskûn olan Tatarlar’a olan etkileri açısından önemlidir. Öncelikle bu olaylar Boğdan üzerinde Leh soyluları ile Osmanlı Devleti arasında güçlü bir rekabetin olduğunu, Leh Krallarının Osmanlı Devleti ile Leh asilzadelerinin çıkarları arasında dengeyi bulmakta zorlandıklarını ortaya koymaktadır.
50 yıllık bir zaman dilimi içinde meydana gelen bu isyanlar, Osmanlı Devleti’nin bölgede bir güvenlik sıkıntısı yaşadığını ortaya koymaktadır. Bu  sıkıntılardan bunalan Osmanlı Devleti Boğdan boyarlarını şu şekilde uyarmıştır. “Boğdan Ayanına ve Bolarlarına hüküm ki, hala Boğdan Voyvodası Petre Voyvoda mektup gönderüp Han oğulların akın idüp sınup Hatvan câniblerine gelmişdir deyü i’lâm idüp ve Leyh keferesi bu husûsu Petre Voyvodadan zan idüp Boğdan’a müstevli olmak fikrinde oldukların bildirüp imdi bu husûs vâki ise Niğbolu ve Vidin ve Akıncı Sancağı Beği ve Bender Beği ve Kazak Ağaları ve Tatar Hanı hazır olup
mezkurlardan veyahud gayriden voyvodalık sevdasıyla Boğdan’a her kim müstevli olur ise varup hakkından gelinmek emrim olmuşdur mezkur Han oğlu bu cânibden işaret ile ve yine Petre Voyvoda tahriğin ile varmayup babasının dahi emrin tutmayup fuzûlî varmışdır ilelhal şöyleki eğer Leyhlüden ve eğer gayriden bazı kefere
Boğdan’a voyvoda olmak sevdasıyla asker cem’ idüp gelürse veyahud el altından size haber gönderüp müşavere iderse mürd olan Aleksandr gibi gelüp dahil olduktan sonra kabul olunur mülâhaza itmeyesen. Şöyleki bu defa Boğdan’a aherden kimesne gelüp voyvodalık sevdasıyla müstevli olup siz Petre Voyvodaya muavenet ve yoldaşlık itmeyüp ele viresiz veyahud gelen laine arka yardım olasız minba’d bu defa Boğdan vilâyeti voyvodalara verilmeyüp Müslüman beğlerine verilüp isyân ve tuğyân idenler kılıçdan geçirilüp yerlerine aher Türk raiyetleri kondurmak mukarrerdir sonra günahlarınız kendi boyunlarınıza bu canibden bilmeyüp biz böyle olacağın bilmezdik demeyin nedâmet fâide itmez anın gibi melâinden biri ol sevda ile Katip Çelebi 
Boğdan’a kasd iderse voyvodanıza arka yardım olup hariçden kimesneyi içinize komayup men’ idüp tekrar akıncı ve Tatar tâifesi varmaya muhtaç itmeyesiz”.
Bu belgeden açıkça anlaşılacağı üzere 1574 yılında bile Osmanlı Devleti Boğdan’daki gerçek güç sahibi olan boyarları Anadolu’dan bir mikdar Müslüman Türk nüfusunu Boğdan’a iskân edip Boğdan’ın başına da  Müslüman bir bey getirmekle tehdit etmiştir. Hiç kuşkusuz bu tehdit içinde önemli bir gerçekliği de  barındırmaktadır. Bucak bölgesine 1550’lilerden sonra yaşanan Tatar göçünü dikkate aldığımızda bu tehdidin gerçekleştirilme ihtimali oldukça yüksektir. Bunun yanı sıra bu isyanlar sırasında  Müslüman nüfusun ister  istemez Osmanlı Devleti’nin yanında yer alması kaçınılmazdır. Bu koşulları göz önünde tuttuğu açık olan  Osmanlı yöneticilerinin Boğdan’ın hemen yanı başında yer alan Bucak bölgesine gerçekleşen Tatar göçüne daha olumlu bakmaya başlayacağı hatta destekleyeceği kesindir.

1550-1600 yılları arasında Bucak bölgesine voyvodalıklarda meydana gelen isyanlar sırasında, Lehlilerin kontrolünde Kazaklar tarafından ya da bizzat Kazaklar tarafından gerçekleştirilen saldırılarda Osmanlı yönetiminin Bucak havalisine Tatar göçüne ve Tatar toplumunun Kazaklık ile ifade edilen askeri organizasyonuna olumlu bakmasının diğer bir nedeni gibi görünmektedir. Bu nedenle Bucak bölgesine
yönelen saldırıların tespit edilmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesi konumuz  açısından önemlidir.

1545 yılından sonra Bucak havalisi ile Özi Nehri civarında bulunan Müslüman halka ve yerleşim yerlerine yönelik saldırıların şiddetlendiğini görmekteyiz. 1546 yılında Çerkes Kirman ve Braslav’da bulunan Lehlilerden Özi havalisine yönelik bir saldırı olmuştur. 1548’de Özi bölgesine yönelik yeni saldırılar gerçekleşmiştir.
1548 yılındaki saldırıya katılanlar arasında Braslav Beyi Knez Paveş ve Bar Beği Bernarda Pretwicza ve Leyh Kralı Beğlerbeğisi oğulları Pan Yaroş ve Pan Nikola ve Dimitri Vişnevetskiy bulunmaktadır. Bu saldırıdan sonra Dimitri Vişnevetskiy’nin adı bölgede daha sık duyulmaya başlayacaktır. 1549 yılında aralarında Dimiti Vişnevski’nin de bulunduğu Leh soyluları tekrar Özi bölgesini vurmuşlardır. Bu saldırıda yapılan hasarların tespiti için Cafer Çavuş görevlendirilmiştir. Cafer Çavuş bu hasarları bir defter de tespit etmiştir.

1550 öncesinde Özi’nin yanı sıra Akkirman bölgesine de saldırılar gerçekleşmiştir. 1547 yılında Leh Krallığına bağlı kişiler Akkirman çevresini vurarak esir almış ve hayvan sürülerini yağmalamışlardır. Bir yıl sonra Tatarların saldırısına karşılık olarak Leh Kazakları Akkirman ve çevresini vurmuşlar, Türklere ait hayvanlar ile Tatarlara ait at sürülerini çalıp götürmüşlerdir237.

Özi havalisine yönelik 1545’lerden sonra başladığını gördüğümüz saldırılar 1550’den sonra devam etmiştir. Özi kalesi 1548 yılında Hetman Mikolaja Sieniawskiego, Jarosza i Mikolaja, Bogusza Koreckiego, Bar Starotası Bernarda Pretwicza ve Dimitri Vişnevetskiy liderliğindeki Lehliler tarafından 1552 yılının Nisan ve Mayıs aylarında abluka altına alınmıştır. Bunlar bölgede bulunan halkın bir kısmını öldürmüşler bir kısmını ise esir etmişlerdir. Bölge halkına ait at ve hayvan sürüleri ile değerli eşyalar saldırganlar tarafından yağma  edilmiştir.

Özi sahrasında saldırılar 1553-1555 yılları arasında da devam etmiş, Özi Sahrasında Akkirman halkına ait koyun ve sığır sürüleri yağmalanmıştır. Bu saldırıyı yapanlar Kazaklar olarak tasvir edilmişlerdir239. Bu saldırılar üzerine Kanuni Sultan Süleyman, Lehistan Kralı I. Sigismund’a 6 Mayıs 1557’de mektup yazarak Kralı uyarmıştır. Bu mektuptan anlaşıldığına göre Akkirman ve Özi havalisindeki gelişmeler hakkında padişahı, Kırım Hanı Devlet Giray ve Akkirman Sancak Beyi bilgilendirmiştir. Kırım Hanı ve Akkirman Sancak Beyine göre Özi havalisindeki saldırıların sorumlusu Dimitri Vişnevski’dir.

H. 21 Şevval 960/ M. 15 Temmuz 1560 tarihli bir diğer belgede ise Akkirman iskelesine karşısına 200 kadar kâfirin gelip at, elbise vb. şeyleri yağmaladığı hakkındaki bir kayıt bulunmaktadır. Belgede bu saldırıların her yıl gerçekleştiğinin belirtilmesi ise bu saldırıların yaygınlık ve süreklilik kazandığını göstermesi
açısından önemlidir.

H. Zilkade 972/ M. Haziran 1565 tarihinde Çerkeskirman, Mankirman, Braslav kalelerinden gelen Kazaklar Özi Suyu’ndan gelip Özi’nin yakınındaki iller ile Takladı Mirza İlini vurmuşlar, Akkirman ve Cankirman arasındaki 8000-9000 baş koyunu alıp götürmüşlerdir. Bu saldırıda bunun yanı sıra Moskova’dan padişaha
samur kürk getiren Karaş adlı tüccarın bulunduğu kafileyi basıp 30-40 araba kıyafeti çalmışlardır. Üç, dört bin altın civarında maddi zarar yaşanmıştır242. 1565 yılında Lehli Vasko’nun yirmi iki pare şayka ve dört yüzden fazla asker ile Cankirman kalesini vurduğunu243, 1565 yılının son günlerinde Lehistan’a bağlı Bar Kalesi Kazaklarının Bender kalesine saldırarak at sürüsü çaldığını244, gene Kazak şehirleri arasında zikredilen Braslav’dan gelen saldırganların Turla Suyu’nun öte yakasındaki sığır ve koyunları götürüp, çobanları soydukları görülmektedir245.
H. 20 Rebiülahir 978/ M. 21 Eylül 1570 tarihinde bir mühimme hükmünün ifadesi ile “dört beşyüz evlü” Tatar topluluğu Akkirman taraflarına giderken Lehliler’in saldırısına uğramış ve tamamı esir edilmiştir. Özi civarında olan Tatar topluluklarına yılda dört beş defa saldırı yapıldığı, Tatarların ailelerinin esir edildiği, hayvanlarının kaçırıldığı belirtilmektedir. Bu saldırılar sonrasında esir alan yaklaşık bin kadar Tatarın Çerkeskirman, Braslav, Kanev gibi kalelerde bulunduğu, en son saldırılar hakkında Mehmed Çavuşun bizzat olaya vakıf olduğu name-i hümâyûn ile Leh Kralına bildirilmiş, Kazaklarına sahip çıkarak barış şartlarına uyması gerektiği açıklanmıştır.

H. 1 Safer 981/ M. 2 Haziran 1573 tarihinde dört yüzden fazla Lehistan askeri Akkirman karşısında Kırım’dan ticaret için gelen bir kafileyi basmışlar, çok sayıda tüccarı öldürdükten sonra 700 baş sığır çalıp kaçmışlardır. Akkirman kalesinin Beşlü Ağası peşlerine düşmüş ve Sarusu yakınlarında her iki grup çatışmıştır. Bu çatışmada Beşlüler Kethüdası ve yanındaki askerlerden bazıları Leh askerlerince öldürülmüştür.
Osmanlı yönetimi Leh krallık seçimi sıkıntıları olduğu için bu hükmü Lehistan beylerinden Yazlucka Voyvodaya göndermiştir.

İoan Voyvoda’nın isyanı sırasında 1574 yılının Haziran ayında İoan Voyvoda’nın hetmanı tarafından Bender kalesinin kuşatıldığını, Bender etrafındaki Müslümanlara ait köylerin yakılıp yıkıldığını görmekteyiz248. İoan Voyvoda’nın öldürülmesinden sonra da bölgede karışıklıklar devam etmiştir. 25 şaykadan oluşan bir kuvvet ile Lehliler, Akkirman kalesine saldırmışlardır. Bu saldırıda Akkirman kalesinin varoşu yakılmıştır. Benzer bir saldırının bir sene öncede yapıldığı kayıtlarda görülmektedir.

1576’da 5 aded kalyata ile Akkirman kalesini korumaya gönderilen Ali Kapudan 35 şayka ve 700 kâfir gelince karşısındaki düşmana karşı duramamış ve zamanı gelmeden kale korumasından ayrılarak çekilmiştir. Ali Kapudan kalyataları ile çekilince H. 18 Receb 984/ M. 11 Ekim 1576 tarihinde Lehistan’a tâbi Çerkeskirman, Bratislav ve Bar gibi şehirlere mensup Lehliler Akkirman kalesine saldırmışlar ve kale halkından 28 kişiyi öldürdükten sonra Akkirman Boğazını kapatmışlardır250. H. 15 Ramazan 984/ M. 6 Aralık 1576 tarihinde Lehistan Kralı yazılan bir nâme-i hümâyûn ile bu saldırıdan dolayı uyarılmıştır. Bu namede Akkirman, Bender ve Cankirman gibi Osmanlı şehirlerine Çerkeskirman, Bratislav, Bar gibi Lehistan kalelerinden sürekli olarak saldırılar gerçekleştiği belirtildikten sonra sayemizde Lehistan tahtına geçtiniz, bu saldırıları durdurun ve bu saldırıyı gerçekleştirenleri diğerlerine ibret olacak şekilde ortadan kaldırılın denmiştir
.
1577 yılında Osmanlı-Polonya ilişkilerini bozarak Lehistan’ın konumunu zorlaştırmak isteyen IV. İvan’ın yönlendirmesiyle saldırıya geçen Kazaklar Özi, Akkirman ve Kırım’ı vurmuşlardır252. Corteper’in Avrupa kaynaklarına dayanarak verdiği bu saldırılar dönemin Osmanlı belgelerine de yansımıştır. 1577 yılında Kefeli
Mehmed bin Mustafa adlı tacir ticaret için Leh Krallığına giderken Özi sahrasında Akkirman önünde saldırıya uğrayarak malları yağmalanmış, kendisi de esir edilmiştir. Bunun yanı sıra Akkirman Kadısı’nın bildirdiğine göre H. 17 Zilkade 984/M. 5 Şubat 1577 tarihinde Lehistan tarafından gelen saldırganlar Akkirman ve Kili
arasındaki kışladan 100 kadar sığırı çalıp gitmişler bu sığırların 20 tanesini Braslav Beyine vermişlerdir253. Bu saldırılara ilaveten muhtemelen Ocak ayı içinde Özi kalesine de bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Bu saldırıyı yapanlar da Leh Krallığına tâbi Cankirman, Kanev ve Çerkeskirman taraflarından gelen saldırganlardır. Bu
saldırıda Özi kalesinin varoşu yakılmış, Hacı Bayram Ağa oğlu Mehmed ile Ferhad Ağa oğlu Murteza saldırganlar tarafından esir edilmiş ve kurtulma bedeli olarak otuz bin altın istenmiştir. Bu saldırılardan dolayı Leh Kralı bir kez daha aradaki anlaşmaya sadık kalması konusunda uyarılmıştır
.
Kazaklar tarafından gerçekleştirilen saldırılar 1578 yılında da devam etmiştir. 1578 yılında İslam Kirman, Kazaklar tarafından saldırıya uğramış255, H. 19 Cemaziyelevvel 986/ M. 24 Temmuz 1578’de beş yüz, altı yüz civarında Kazak Akkirman tarafında görülmüş, bir alay Kazak’ın Bender’e doğru harekete geçtiği
bildirilmiştir. Bir gün sonra yani 20 Cemaziyelevvel 986’da Kazakların bu saldırıdaki asıl hedefinin Boğdan olduğu ortaya çıkmıştır. Akkirman ve Bender’e yönelik saldırı muhtemelen bir şaşırtma saldırısı olmuş, asıl Kazak kuvvetinioluşturan çoğu süvari dört bin civarında Kazak Turla Nehri’nden geçerek Boğdan’a
girmişler ve Yaş Pazarına doğru ilerlemeye başlamışlardır.
H. Ramazan 987/ M. Ekim-Kasım 1579 tarihli bir kayda göre ise bin civarında tüfekli Kazak-ı Ak’ın Özi havalisindeki Tatarları vurdukları görülmektedir. Bu saldırıdan dolayı ilk olarak Lehliler suçlanmışsa da Lehliler suçun Kazaklarda olduğunu belirtmişlerdir257. Bu belgenin diğer bir önemli yanı da tespit edebildiğimiz kadarı ile Osmanlı kaynaklarında ilk defa Kazak-ı Ak ifadesinin kullanılmasıdır. 1580 yılında yine Çerkes Kirman, Kanev, Cankirman, Braslav kalelerinden gelen Kazaklar Özi Suyu çevresindeki Tatar topluluklarına saldırmışlar, Akkirman sahrasından yüz bin koyun çalmışlar ve Devlet Giray tarafından yaptırılan İslam Kirman kalesini tahrip etmişlerdir. Özi çevresinde saldırıların devam ettiği diğer bir hükümden anlaşılmaktadır
1583 yılında Kazakların, Akkirman ve Bender şehirlerine saldırdığını görmekteyiz. Iorga’ya göre bu saldırıların sebebi Türklerin Özi nehrini geçerek Leh topraklarına yerleşmeye çalışmasıdır. Corteper’de, Bender’e yapılan saldırıdan bahsetmekte bu saldırıyı gerçekleştirenlerin Leh Kralı Stefan Bathory’nin emri ile idam edildiğini belirtmektedir.
Osmanlı kaynaklarından Tarih-i Selanikî’de Bender’e yapılan saldırı hakkında bilgi vermekte ve saldırının tarihi olarak H. 22 Ramazan 991/ M. 9 Ekim 1583 tarihini vermektedir. Selaniki’ye göre bu saldırı Rumeli Beylerbeyisi Cafer Paşa’nın Silistre’de olduğu sırada gerçekleşmiş ve 1500 yeniçeri ile Cafer Paşa müdahale ederek Kazakları yenilgiye uğratmıştır262. 1584 yılında Bender tekrar Kazakların saldırısına uğrayarak yakılmıştır263. 1584 yılında gerçekleşen bir saldırıdan Osmanlı kaynakları da bahsetmektedir. Osmanlı kaynaklarına göre Akkirman ve Özi çevresi saldırıya uğramıştır. Bu saldırıyı gerçekleştirenler Osmanlı
kaynaklarına göre Akkirman ve Özi’ye yakın Lehistan kalelerinden gelen Leh Kazaklarıdır. Bu saldırıda gene halkın koyun, sığır gibi değerli malları çalınmıştır.
1586 yılında Kazaklar saldırılarına devam ederek Bender ve Tatar bölgelerini vurmuşlardır. Osmanlı kayıtlarına göre Bender üzerine saldıran Kazaklar yenilgiye uğratılmış, 250 kadar Kazak esir alınarak İstanbul’a gönderilmiştir. Kazakların başarısızlığının temel nedeni yağan yağmur nedeni ile tüfeklerini kullanmaması olmuştur.

1587 yılının Ağustos ayında Lehistan’da kral seçimi sıkıntıları nedeniyle ortaya çıkan otorite boşluğundan da faydalanan Kazakların saldırılarının şiddeti daha da artmıştır. Özi, Bender ve Akkirman, Kazakların saldırısına uğramış, Babadağı yakılmıştır. Osmanlı kaynakları Ağustos ayında meydana gelen saldırılarda Özi kalesinin Kazaklar eline geçtiğini, bu işe Lehistan beğlerinin önderlik ettiğini belirtmişlerdir. H. 29 Zilhicce 995/ M. 30 Kasım 1587 tarihinden kısa bir süre önce Turla Suyu’nu geçen 2000 Kazak’ın kısa bir süre sonra sayılarının 10000’e ulaştığını ilk başta hedeflerinin Boğdan iken sonra Akkirman ve Bender üzerlerine yöneldikleri görülmektedir.
H. 21 Rebiülahir 996/ M. 14 Ağustos 1588 tarihinden önce hareket geçen 2 bini atlı ve 10 bini piyade olan Kazaklar Bender’e doğru ilerlemeye başlamıştır. Bu Kazaklar Bender muhafazasına gönderilen asker ile birleşen Tatar askeri tarafından yenilgiye uğratmış. 400-500 miktarı Kazak öldürülmüş. Kazaklar yenilgiye
uğratılmıştır

1593 yılında Boğdan’daki Orhay ve Bender’e yönelik saldırılar gerçekleşmiştir269. H. Evahir-i Receb 1002/ 11/20 Nisan 1594 “Urus Kazağı” olarak ifade edilen 25 şaykalık bir Kazak grubu Tuna sazlığında saklanarak Akkirman şehrine sürpriz bir saldırı gerçekleştirmiştir270. Mayıs 1594’te Ataman Rozvolenze ve Loboda liderliğindeki Kazaklar Akkirman’a denizden saldırı gerçekleştirmişlerdir.
1595 yılında Boğdan Voyvodası Aron’un önerisiyle Bender ve yeni kurulan İsmail Geçidi’ne saldırmışlardır272. H. 18 Cemaziyel Ahir 1003/ M. 27-28 Şubat 1595 tarihinde Akkirman üzerine saldırıya geçen kuvvetler Gazi Giray Han’ın gönderdiği birkaç bin kişilik Tatar kuvveti ile yenilgiye uğratılmıştır.

Şubat ayındaki saldırının sadece Akkirman ile sınırlı kalmadığı Kazakların Akkirman’ın yanı sıra Bender ve Özi’yi de vurduğu görülmektedir. 1595 yılında durum o kadar kötüleşmiştir ki Tuna Yalılarından İstanbul’a gelenler İbrail, Varna, Kili, Akkirman, Bender, Cankirman, Rusçuk ve Yerğöğü gibi Tuna Yalısı kasabalarında sadece kalelerin ayakta kaldığını, iskele ve varoşların düşman tarafından yakıldığını haber vermişlerdir. Nisan ayında Osmanlı hükümeti Akkirman, Özi ve Bender’e devam eden saldırılar nedeniyle 10 kalyon göndermiştir.

1595 ile 1600 arasında Bucak bölgesinin yakınlarında bulunan coğrafya tam anlamıyla bir çatışma merkezi olmuştur. Eflak, Boğdan ve Erdel’de isyan devam etmiş, Boğdan’daki mücadeleye Leh Krallığı’da dahil olmuştur.

Sonuç olarak 1550-1600 yılları arasında Bucak bölgesi ve çevresindeki arazisinin çok sayıda saldırıya maruz kaldığı görülmektedir. Yukarıda kronolojik olarak verdiğimiz saldırılar bunun bir göstergesidir. Yer verdiğimiz saldırılar gerçekleşen saldırılardır. Bunun yanı sıra mühimme defterlerindeki kayıtlarda çok sayıda saldırılara karşı uyarılar bulunmaktadır ki bu saldırıların gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda emin olmadığımız için bu tip kayıtlara yer vermedik. 1550-1600 arasında gerçekleşen saldırıların bizi ilgilendiren noktası sonuçlarıdır.
Bu sonuçların ilki Osmanlı Devleti’nin süreklilik arz eden saldırılar nedeni ile başta Boğdan olmak üzere Eflak ve Erdel gibi bölgede kendine bağlı olan voyvodalıklara güvenin azalmasıdır.  
Osmanlı Devleti açısından ikinci nokta Leh Kazakları gibi hızlı hareket ederek karşı tarafa aynı şekilde cevap verecek bir güce duyulan ihtiyaç olacaktır. 
Akkirman merkez olarak gelişen Tatar Kazaklığı bu ihtiyaca cevap verecektir.
1550-1600 arsında gerçekleşen saldırıların diğer bir etkisi de Özi nehri çevresindeki Tatar topluluklarının yavaş yavaş Özi nehri çevresinden çekilmesi olmuştur. Gazi Giray Han bu süreci şöyle açıklamıştır. Leh krallık fetretinin olduğu dönemde Leh soylularının Hrıstiyan Kazakları himaye ederek kuvvetlendirdiklerini, bu Kazakların Özi nehri etrafında Tatarları durmadan vurarak Tatarları “örüşü, kışlası” olan Özi nehri çevresinden çıkmak zorunda bırakmışlardır. ( Jablonowski, 1400’ler civarında Tatar
topraklarının kuzey sınırının Özi nehri’nin Vorskla adlı kolu civarında olduğunu belirtir, ayrıca bu
çalışmada sınırı belirlerken Tatar mezarlarına vurgu yapıldığının belirtilmesi ile Litvanya hizmetinde
bulunup Özi civarında bulunan Tatarların bulunduğunu belirtmesi Tatarların yaşam alanı tespit için önemli bir noktadır. Bununla birlikte Jablonowski sınırları tespit etmenin güçlüğüne de dikkat
çekmektedir)

Kazakların Tatarları yıkıma uğratan bu saldırılarına Lehistan kaynakları da tanıklık etmektedir. Dönemin Lehistan vekayiname yazarı Martin Bielski (1495-1575) eserinde 1574 yılını anlattığı dönemde Kazakların sayısının hızla arttığını, Türk ve Tatarlara büyük darbeler vurduklarını, Akkirman’dan geçen ticaret yolunu
vurarak tüccarları esir ettiklerini ve Tatarların temel geçim kaynağı olan hayvan sürülerini çaldıklarını belirterek Gazi Giray’ın ifadesini desteklemiştir.
1618 yılında Özi sahrasında bulunan Osmanlı tarihçisi Peçuylu İbrahim, Özi sahrasında çok sayıda şeyhülislam, vezir, mirza hatta Şirinlere ait mezar taşları ve türbelerden bahsettikten sonra üzülerek bugün Özi sahrasındaki yerlerin Rus-u Menhus ve Kazak-ı Ak’a ait palankalarla dolduğunu ve Kazakların yurdu haline geldiğini belirtmiştir. Beuplan’da 1630’ların sonuna doğru aynı süreci gözlemler ve birkaç yıl içinde Ukrayna’da 1000’den fazla köy kurulduğunu, bu kurulan köyler sayesinde Tatarların akınlarının güçleştiğini belirtir.
Özi Suyu çevresindeki Tatarların bu süreçte yapabilecekleri sınırlıdır ya Kırım tarafına ya Bucak bölgesine doğru çekilecekler ya da Kazaklara iltihak edeceklerdir. Bu süreç zarfında Bucak bölgesinin bu Tatarların en azından bir kısmının yerleşim yeri haline gelmiş olmalıdır.

0 yorum: