31 Ocak 2012 Salı
4. BUCAK BÖLGESİNE NOGAYLARIN DÖNÜŞÜ (1484-1550)
4. BUCAK BÖLGESİNE TATARLARIN DÖNÜŞÜ (1484-1550)
1370-80 yılları arasında Bucak bölgesinden çekilen Tatarlar, II. Bayezid’ın 1484 yılında gerçekleştirdiği Kili ve Akkirman fetihleri sonrasında Bucak’a geri dönmeye başlamışlardır. II. Bayezid’ın 1484 seferine Mengli Giray’ın şahsen katılımı bu geri dönüşe izin verilmesinin sebebi gibi görünmektedir.
Tatarların Bucak bölgesine dönüşlerinin fethin akabinde gerçekleştiği görülmektedir. Bu konudaki en kuvvetli delil Sroeckovsky’ın Kırım Hanı Mehmed Giray’ı konu alan eserinde bulunmaktadır.
Sroeckovsky, 1493 yılında Polonyalıların II. Bayezid’e Akkirman Kazakları’nı şikâyet ettiklerini ifade etmektedir. Polonyalılar şikâyetlerinde bu Tatarların Akkirman’a sonradan gelip yerleştiklerini ve burayı
Polonya’ya yapılan saldırılar için bir üs haline getirdiklerini belirtmişlerdir. Polonyalılar bu Kazakların liderliklerini Kırım hanzâdelerinden Mamışık ve Tevekkel-Ulan’ın yaptığını belirtmişlerdir(Sroeckovsky bu bilginin kaynağı olarak Sbornik Russkogo İstoriçeskogo Obçestva XLI adlı çalışmanın 209-210 sayfalarını göstermektedir; Halim Giray’da peç açık ifade etmemekle birlikte fetihten sonra Bucak bölgesinden Balta, Tombasar gibi yerlerin Kırım Hanı Mengli Giray’a temlik edildiğini söyler. Bu temlik hadisesi sırasında en azından bazı Tatarların Hanın emriyle temlik işlerini kontrol amacıyla bölgeye yerleştikleri kesindir, “Hazret-i Sultan Beyazıd-ı Velî Akkirman ve Kili kalelerini feth ü küşâd buyurduklarında Han-ı müşârünileyh dahi kırk elli bin Tatar ile maiyyet-i hümâyûnlarında hidmet ve ibrâz-ı celâdet itmekle hidmeti mukabili Ak Yörük yani beyaz kadifeli samur kalpak ve altunlu üsküf ve enva’î tuhaf ve tefârik bahş ve ita ve nehr-i Turlanın sevâhilinde asakir-i Tatarın feth eylediği Balta ve Tombasar ve Kavşan ve kurâ-yı sâireyi müştemil arâzî-yi
ma’mûreyi temlik ve ihsân ve nâil-i iltifat ve bi-payan buyurmuşlar idi”, II. Bayezid devrinde Akkirman çevresine kırk bin Tatarın yerleştirildiğini Evliya Çelebi de belirtmektedir, Seyit Ali Kahraman-Yücel Dağlı, s. 197-198. Çağdaş bir kaynak olan İbn Kemal Mengli Giray’ın sefere kırk bin kişi ile katıldığını belirtmektedir ki Evliya Çelebi’nin Kili ve Akkirman seferinden sonra kırk bin kişinin yerleştirilmesi hakkında söylediklerinin imkansız olduğunu ortaya koymaktadır).
Bu ilk yerleşen topluluğu takiben 1500’li yılların başında otuz bin kişilik bir Tatar topluluğunun Besarabya’nın
kuzeyini vurduktan sonra bölgenin güneyine yani Bucak adı verilen kısmına yerleştikleri yönünde de bilgiler mevcuttur( 1500’lerin başında gerçekleşen bu göç olayının tarihi hakkında farklı görüşler mevcuttur. İlk olarak Howorth tarih vermeden Mengli Giray’ın Altın Orda’yı dağıttıktan sonra Volga çevresinden çok sayıda Nogay’ı getirip Bucak’a iskân ettiğini, göçebe hayatı terk etmelerini söylediğini Peysonel’e
dayanarak ifade eder,
Howorth, Nogaytsı adlı ortak çalışmada ve Koçekaev’in eserinde otuz bin kişinin göç olayı 1500 yılı ile tarihlendirilmektedir.
Alpargu’da çalışmasında Nogaytsı adlı eseri temel alarak 1500 yılında 30000 Nogay’ın Bucak’a gelip yerleştiğini kabul etmiştir,
Trepavlov ise herhangi bir sayı belirtmeden 1502 yılında Mengli Giray’ın Büyük Orda’yı yenilgiye uğrattıktan sonra Büyük Orda’da Mangıt Beylerbeyi olan Timur bin Mansur’a bağlı toplulukları Akkirman havalisine yerleştirdiğini belirtmektedir.
Togan ve Ekrem ise 1500, 1502 tarihlerinden daha geç bir tarih önermektedirler.
Togan’da Trepavlov gibi Mansurların Akkirman bölgesine yerleştiğini belirtmektedir. O bu göç dalgasının sadece Bucak bölgesi ile sınırlı kalmadığını Dobruca bölgesine de çok sayıda Tatarın yerleştiğini belirtmektedir.
Togan bu göç olayının tarihi olarak 1512-1513 tarihini vermektedir,
M. A. Ekrem de Togan’la aynı kaynağa ve Iorga’ya dayanarak bu görüşü teyit etmektedir ve göçün Bucak ve Dobruca bölgelerine olduğunu belirtmiştir fakat 1512 yılında gerçekleşen olay için Tatarların Polonya’ya saldırısı ifadesini kullanmaktadır
Bu görüşlerin ışığında 1484 yılından sonra gerçekleşen asıl göç dalgasınınBüyük Orda’nın Mengli Giray tarafından dağıtılmasından sonra yani 1502 yılından sonra gerçekleştiğini düşünmek daha mantıklı görünmektedir. Bununla birlikte 30000 rakamının da abartılı olduğu ortadadır).
1484-1515 yılları arasında gelen bu grubu Kereytov’un, Koçakaev’in, Kalmıkov’un Nogay olarak adlandırdığı görülmektedir. Togan Tatar ifadesini kullanırken, Ekrem ise Kırım ve Nogay Türkleri ifadesini kullanmakta fakat Polonya kaynaklarında “tartari Dobriczen ve tartari Dobriezenses” şeklinde geçtiğini bildirmektedir.
Togan ve Trepavlov’un Nogayların önemli bir kolu olan Mansurların Akkirman çevresine yerleştirildiğini belirtmesi bu konuda önemli bir ipucudur.
Fakat Trepavlov’un da belirttiği gibi bunun Nogay Ordası ile ilişkisi bulunmamaktadır( Trepavlov, Hatta Andrea Schmitz başlangıçta Nogay ya da Nogaylar isimlendirmesinin etnik anlamını erken dönemler için açıklarken “Bütün olasılıklara rağmen Nogaylar ismi başlangıçta ne özel, ne de etnoğrafik bir kavramdı, aksine doğu kaynaklarında 15. yüzyılın sonlarında Altın Ordu’nun batı bölümünde bir dizi Tatarca konuşan ve göçebe hayatı yaşayan gruplar için kullanılmış bir topluluk kavramıydı”, ifadesiyle sorgulamaktadır ).
Bu konuda ikinci nokta ise bu topluluğun “Akkirman Kazakları”, Akkirman Tatarı veya Akkirman Ordası şeklinde tanınmış olmasıdır89.
Akkirman civarına yerleşen ve Akkirman Kazakları olarak nitelendiren Tatarlar, 1515 yılında Litvanya Kralı yanında Ruslara karşı savaşmışlardır. Çar III. Vasiliy, Osmanlı Sultanı’na bu olaydan duyduğu rahatsızlığı iletmiştir.
Mehmed Giray’ın I. Sigismund’a yazdığı bir mektuptan anlaşıldığına göre 1516 yılında Akkirman Kazakları Ukrayna’ya bir akın yapmışlardır.
Etkin bir şekilde Bucak ve Dobruca bölgesinde varlık gösteren bu Tatarlar 1521 yılında büyük bir nüfus kaybına uğramıştır. Babaları Mehmed Giray’a başkaldıran Himmet ve Saadet Giray’ın isyanları sırasında Akkirman ve Dobruca’da bulunan Tatarlara saldırarak yirmi bin kadar Tatarı beraberlerinde alıp götürmüşlerdir( Tatar nüfusa darbe vuran diğer bir olayda veba salgınıdır. Silistre bölgesinde H. 932/M.1525-1526 da yaşanan veba salgını nedeni ile Silistre Sancağı Beyi Bali Bey Hırsova ve Varna’daki Tatarların her zamanki gibi seksen neferle katılmalarının mümkün olmadığını bildirmiştir. Bu ricanın neticesinde seksen nefer sayısı on nefer azaltılmıştır)
Bu olayın Bucak ve Dobruca’daki Tatar varlığının etkinliğine ve gücüne büyük darbe vurduğu açıktır.
Mihail Guboğlu ve Halil İnalcık ise Bucak bölgesine 1484-1550 yılları arasında asıl büyük göç dalgasının Kanuni Sultan Süleyman’ın 1538 yılındaki Boğdan seferinden sonra gerçekleştiğini ifade etmektedirler.
Guboğlu, Kanuni’nin Boğdan seferinden sonra Bucak bölgesinin tamamen Osmanlı kontrolüne girmesine rağmen bölgeye yönelik Boğdan saldırılarının sürmesi yüzünden Nogaylar’ın Bucak bölgesine iskân edildiğini belirtmektedir. Orakoğlu, Ormembetoğlu ve Yedisan kabileleri olarak belirttiği bu Nogayların 1812 yılına kadar bölgede bulunduğunu söylemiştir.
İnalcık ise 1538 Boğdan seferinden sonra Bucak’a yerleştirilen Nogay kabileleri olarak Mansur, Orak, Kasay, Mamay, Ormembed, Tatmuz(Tokuz), Yedicek ve Cemboyluk gibi kabilelerini göstermektedir.
Daha sonra görüleceği üzere Ormembet ve Orakoğlu kabilelerinin Bucak bölgesine gelişleri 1630’lardan sonra Kalmuk saldırıları nedeniyle gerçekleşecektir.
Yedicek ve Cemboyluk kabilelerinin gelişi ise bu kabilelerin gelişinden de sonradır.
1484-1550 arasındaki dönemde Bucak bölgesindeki Tatar varlığı konusunda en önemli Osmanlı kaynağı 1530 yılına ait Muhasebe-i Vilâyet-i Rumeli Defteri’dir. Defterde Bucak bölgesi hakkında doğrudan bir kayıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte Tatar yerleşiminin çok daha az görüldüğü Akkirman şehir merkezinde on altı hane yaklaşık olarak doksan kişilik bir Tatar topluluğu bulunmaktadır. Bu Tatarların dışında ‘merdhâ-i kale ve kemanhâ-i mütenevvi’a’ içinde de Tatarlar bulunmaktadır.
Muhasebe-i Vilâyet-i Rumeli Defteri’nde Rumeli bölgesinin genelindeki Tatar yerleşimleri hakkında da çok sayıda kayıt bulunmaktadır. Bununla birlikte tahrir defterlerinin tamamı gözden geçirilip, Tatar adını ya da içinde Tatar hanesi bulunan köylerin kuruluşunu teker teker ele almadıkça bunların ne kadarının 1484’den sonra Rumeli’ne geldiği konusunda bir şey söylemek yanıltıcı olacaktır.( Rumeli’deki Tatar varlığı Gökbilgin tarafından kısaca gözden geçirilmiştir. Gökbilgin 1543 yılında Rumelin’de dört Tatar grubu olduğunu belirtmiştir. Bunlar Tataran-ı Aktav, Tataran-ı Bozapa, Tataran-ı Yanbolu ve Tataran-ı Tırhala’dır. Yanbolu Tatarları için Tataran ı Nev ifadesi kullanılmaktadır)
1550 yılından önce Bucak bölgesindeki Tatar varlığına ait son kayıtlar 1539-1544 yılları arasındaki dönemi kapsamaktadır. Bu konudaki belgeler Polonya arşivlerinde mevcut bulunmaktadır.
Bu belgelerde Akkirman ve Kili’deki Tatarların Dobruca Tatarları’yla birlikte Lehistan arazisine yaptıkları saldırılardan şikayet edilmektedir. Lehistan Krallığı Osmanlı Devleti’nin bu saldırılara engel olmasını istemektedir. Bu saldırıların neticesinde Lehistan arazisinden çok sayıda esir ve hayvanın ganimet olarak ele geçirildiği görülmektedir.
Bu saldırıların Dobruca Tatarları ile birlikte gerçekleştirilmesi ise Togan ve Ekrem’in ifade ettiği Bucak ve Dobruca bölgesine Tatar göçüyle ilgili fikirlerini destekler niteliktedir.
1370-80 yılları arasında Bucak bölgesinden çekilen Tatarlar, II. Bayezid’ın 1484 yılında gerçekleştirdiği Kili ve Akkirman fetihleri sonrasında Bucak’a geri dönmeye başlamışlardır. II. Bayezid’ın 1484 seferine Mengli Giray’ın şahsen katılımı bu geri dönüşe izin verilmesinin sebebi gibi görünmektedir.
Tatarların Bucak bölgesine dönüşlerinin fethin akabinde gerçekleştiği görülmektedir. Bu konudaki en kuvvetli delil Sroeckovsky’ın Kırım Hanı Mehmed Giray’ı konu alan eserinde bulunmaktadır.
Sroeckovsky, 1493 yılında Polonyalıların II. Bayezid’e Akkirman Kazakları’nı şikâyet ettiklerini ifade etmektedir. Polonyalılar şikâyetlerinde bu Tatarların Akkirman’a sonradan gelip yerleştiklerini ve burayı
Polonya’ya yapılan saldırılar için bir üs haline getirdiklerini belirtmişlerdir. Polonyalılar bu Kazakların liderliklerini Kırım hanzâdelerinden Mamışık ve Tevekkel-Ulan’ın yaptığını belirtmişlerdir(Sroeckovsky bu bilginin kaynağı olarak Sbornik Russkogo İstoriçeskogo Obçestva XLI adlı çalışmanın 209-210 sayfalarını göstermektedir; Halim Giray’da peç açık ifade etmemekle birlikte fetihten sonra Bucak bölgesinden Balta, Tombasar gibi yerlerin Kırım Hanı Mengli Giray’a temlik edildiğini söyler. Bu temlik hadisesi sırasında en azından bazı Tatarların Hanın emriyle temlik işlerini kontrol amacıyla bölgeye yerleştikleri kesindir, “Hazret-i Sultan Beyazıd-ı Velî Akkirman ve Kili kalelerini feth ü küşâd buyurduklarında Han-ı müşârünileyh dahi kırk elli bin Tatar ile maiyyet-i hümâyûnlarında hidmet ve ibrâz-ı celâdet itmekle hidmeti mukabili Ak Yörük yani beyaz kadifeli samur kalpak ve altunlu üsküf ve enva’î tuhaf ve tefârik bahş ve ita ve nehr-i Turlanın sevâhilinde asakir-i Tatarın feth eylediği Balta ve Tombasar ve Kavşan ve kurâ-yı sâireyi müştemil arâzî-yi
ma’mûreyi temlik ve ihsân ve nâil-i iltifat ve bi-payan buyurmuşlar idi”, II. Bayezid devrinde Akkirman çevresine kırk bin Tatarın yerleştirildiğini Evliya Çelebi de belirtmektedir, Seyit Ali Kahraman-Yücel Dağlı, s. 197-198. Çağdaş bir kaynak olan İbn Kemal Mengli Giray’ın sefere kırk bin kişi ile katıldığını belirtmektedir ki Evliya Çelebi’nin Kili ve Akkirman seferinden sonra kırk bin kişinin yerleştirilmesi hakkında söylediklerinin imkansız olduğunu ortaya koymaktadır).
Bu ilk yerleşen topluluğu takiben 1500’li yılların başında otuz bin kişilik bir Tatar topluluğunun Besarabya’nın
kuzeyini vurduktan sonra bölgenin güneyine yani Bucak adı verilen kısmına yerleştikleri yönünde de bilgiler mevcuttur( 1500’lerin başında gerçekleşen bu göç olayının tarihi hakkında farklı görüşler mevcuttur. İlk olarak Howorth tarih vermeden Mengli Giray’ın Altın Orda’yı dağıttıktan sonra Volga çevresinden çok sayıda Nogay’ı getirip Bucak’a iskân ettiğini, göçebe hayatı terk etmelerini söylediğini Peysonel’e
dayanarak ifade eder,
Howorth, Nogaytsı adlı ortak çalışmada ve Koçekaev’in eserinde otuz bin kişinin göç olayı 1500 yılı ile tarihlendirilmektedir.
Alpargu’da çalışmasında Nogaytsı adlı eseri temel alarak 1500 yılında 30000 Nogay’ın Bucak’a gelip yerleştiğini kabul etmiştir,
Trepavlov ise herhangi bir sayı belirtmeden 1502 yılında Mengli Giray’ın Büyük Orda’yı yenilgiye uğrattıktan sonra Büyük Orda’da Mangıt Beylerbeyi olan Timur bin Mansur’a bağlı toplulukları Akkirman havalisine yerleştirdiğini belirtmektedir.
Togan ve Ekrem ise 1500, 1502 tarihlerinden daha geç bir tarih önermektedirler.
Togan’da Trepavlov gibi Mansurların Akkirman bölgesine yerleştiğini belirtmektedir. O bu göç dalgasının sadece Bucak bölgesi ile sınırlı kalmadığını Dobruca bölgesine de çok sayıda Tatarın yerleştiğini belirtmektedir.
Togan bu göç olayının tarihi olarak 1512-1513 tarihini vermektedir,
M. A. Ekrem de Togan’la aynı kaynağa ve Iorga’ya dayanarak bu görüşü teyit etmektedir ve göçün Bucak ve Dobruca bölgelerine olduğunu belirtmiştir fakat 1512 yılında gerçekleşen olay için Tatarların Polonya’ya saldırısı ifadesini kullanmaktadır
Bu görüşlerin ışığında 1484 yılından sonra gerçekleşen asıl göç dalgasınınBüyük Orda’nın Mengli Giray tarafından dağıtılmasından sonra yani 1502 yılından sonra gerçekleştiğini düşünmek daha mantıklı görünmektedir. Bununla birlikte 30000 rakamının da abartılı olduğu ortadadır).
1484-1515 yılları arasında gelen bu grubu Kereytov’un, Koçakaev’in, Kalmıkov’un Nogay olarak adlandırdığı görülmektedir. Togan Tatar ifadesini kullanırken, Ekrem ise Kırım ve Nogay Türkleri ifadesini kullanmakta fakat Polonya kaynaklarında “tartari Dobriczen ve tartari Dobriezenses” şeklinde geçtiğini bildirmektedir.
Togan ve Trepavlov’un Nogayların önemli bir kolu olan Mansurların Akkirman çevresine yerleştirildiğini belirtmesi bu konuda önemli bir ipucudur.
Fakat Trepavlov’un da belirttiği gibi bunun Nogay Ordası ile ilişkisi bulunmamaktadır( Trepavlov, Hatta Andrea Schmitz başlangıçta Nogay ya da Nogaylar isimlendirmesinin etnik anlamını erken dönemler için açıklarken “Bütün olasılıklara rağmen Nogaylar ismi başlangıçta ne özel, ne de etnoğrafik bir kavramdı, aksine doğu kaynaklarında 15. yüzyılın sonlarında Altın Ordu’nun batı bölümünde bir dizi Tatarca konuşan ve göçebe hayatı yaşayan gruplar için kullanılmış bir topluluk kavramıydı”, ifadesiyle sorgulamaktadır ).
Bu konuda ikinci nokta ise bu topluluğun “Akkirman Kazakları”, Akkirman Tatarı veya Akkirman Ordası şeklinde tanınmış olmasıdır89.
Akkirman civarına yerleşen ve Akkirman Kazakları olarak nitelendiren Tatarlar, 1515 yılında Litvanya Kralı yanında Ruslara karşı savaşmışlardır. Çar III. Vasiliy, Osmanlı Sultanı’na bu olaydan duyduğu rahatsızlığı iletmiştir.
Mehmed Giray’ın I. Sigismund’a yazdığı bir mektuptan anlaşıldığına göre 1516 yılında Akkirman Kazakları Ukrayna’ya bir akın yapmışlardır.
Etkin bir şekilde Bucak ve Dobruca bölgesinde varlık gösteren bu Tatarlar 1521 yılında büyük bir nüfus kaybına uğramıştır. Babaları Mehmed Giray’a başkaldıran Himmet ve Saadet Giray’ın isyanları sırasında Akkirman ve Dobruca’da bulunan Tatarlara saldırarak yirmi bin kadar Tatarı beraberlerinde alıp götürmüşlerdir( Tatar nüfusa darbe vuran diğer bir olayda veba salgınıdır. Silistre bölgesinde H. 932/M.1525-1526 da yaşanan veba salgını nedeni ile Silistre Sancağı Beyi Bali Bey Hırsova ve Varna’daki Tatarların her zamanki gibi seksen neferle katılmalarının mümkün olmadığını bildirmiştir. Bu ricanın neticesinde seksen nefer sayısı on nefer azaltılmıştır)
Bu olayın Bucak ve Dobruca’daki Tatar varlığının etkinliğine ve gücüne büyük darbe vurduğu açıktır.
Mihail Guboğlu ve Halil İnalcık ise Bucak bölgesine 1484-1550 yılları arasında asıl büyük göç dalgasının Kanuni Sultan Süleyman’ın 1538 yılındaki Boğdan seferinden sonra gerçekleştiğini ifade etmektedirler.
Guboğlu, Kanuni’nin Boğdan seferinden sonra Bucak bölgesinin tamamen Osmanlı kontrolüne girmesine rağmen bölgeye yönelik Boğdan saldırılarının sürmesi yüzünden Nogaylar’ın Bucak bölgesine iskân edildiğini belirtmektedir. Orakoğlu, Ormembetoğlu ve Yedisan kabileleri olarak belirttiği bu Nogayların 1812 yılına kadar bölgede bulunduğunu söylemiştir.
İnalcık ise 1538 Boğdan seferinden sonra Bucak’a yerleştirilen Nogay kabileleri olarak Mansur, Orak, Kasay, Mamay, Ormembed, Tatmuz(Tokuz), Yedicek ve Cemboyluk gibi kabilelerini göstermektedir.
Daha sonra görüleceği üzere Ormembet ve Orakoğlu kabilelerinin Bucak bölgesine gelişleri 1630’lardan sonra Kalmuk saldırıları nedeniyle gerçekleşecektir.
Yedicek ve Cemboyluk kabilelerinin gelişi ise bu kabilelerin gelişinden de sonradır.
1484-1550 arasındaki dönemde Bucak bölgesindeki Tatar varlığı konusunda en önemli Osmanlı kaynağı 1530 yılına ait Muhasebe-i Vilâyet-i Rumeli Defteri’dir. Defterde Bucak bölgesi hakkında doğrudan bir kayıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte Tatar yerleşiminin çok daha az görüldüğü Akkirman şehir merkezinde on altı hane yaklaşık olarak doksan kişilik bir Tatar topluluğu bulunmaktadır. Bu Tatarların dışında ‘merdhâ-i kale ve kemanhâ-i mütenevvi’a’ içinde de Tatarlar bulunmaktadır.
Muhasebe-i Vilâyet-i Rumeli Defteri’nde Rumeli bölgesinin genelindeki Tatar yerleşimleri hakkında da çok sayıda kayıt bulunmaktadır. Bununla birlikte tahrir defterlerinin tamamı gözden geçirilip, Tatar adını ya da içinde Tatar hanesi bulunan köylerin kuruluşunu teker teker ele almadıkça bunların ne kadarının 1484’den sonra Rumeli’ne geldiği konusunda bir şey söylemek yanıltıcı olacaktır.( Rumeli’deki Tatar varlığı Gökbilgin tarafından kısaca gözden geçirilmiştir. Gökbilgin 1543 yılında Rumelin’de dört Tatar grubu olduğunu belirtmiştir. Bunlar Tataran-ı Aktav, Tataran-ı Bozapa, Tataran-ı Yanbolu ve Tataran-ı Tırhala’dır. Yanbolu Tatarları için Tataran ı Nev ifadesi kullanılmaktadır)
1550 yılından önce Bucak bölgesindeki Tatar varlığına ait son kayıtlar 1539-1544 yılları arasındaki dönemi kapsamaktadır. Bu konudaki belgeler Polonya arşivlerinde mevcut bulunmaktadır.
Bu belgelerde Akkirman ve Kili’deki Tatarların Dobruca Tatarları’yla birlikte Lehistan arazisine yaptıkları saldırılardan şikayet edilmektedir. Lehistan Krallığı Osmanlı Devleti’nin bu saldırılara engel olmasını istemektedir. Bu saldırıların neticesinde Lehistan arazisinden çok sayıda esir ve hayvanın ganimet olarak ele geçirildiği görülmektedir.
Bu saldırıların Dobruca Tatarları ile birlikte gerçekleştirilmesi ise Togan ve Ekrem’in ifade ettiği Bucak ve Dobruca bölgesine Tatar göçüyle ilgili fikirlerini destekler niteliktedir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

























![[k�±r�±mda+nogay+yerle��imleri.jpg]](http://1.bp.blogspot.com/_YezErMvUiTw/R1zNqOEC8HI/AAAAAAAAAJM/FliqZPez0Rc/s1600/k%C3%84%C2%B1r%C3%84%C2%B1mda%2Bnogay%2Byerle%C3%85%C2%9Fimleri.jpg)







Genellikle kırım yarımadasının çöl bölgelerinde nogaylar haritada kahverengi ile gösterilen güneyindeki dağ bölgelerinde osmanlının torunları tatlar yerleşik Kırımın hangi bölgesinden geldiğimizi anlamanın en kolay yolu bir kırım seyahati, Türkiye,Bulgaristan ve Romanyadan kırıma gidenlerin çoğunluğu konuştukları şiveyi kırımlılara test ettirirlerse büyük olasılıkla konuştukları şivenin nogay şivesi olduğunu kendilerinin de nogay olduklarını göreceklerdir.
******************************************* 

Nogay orda

0 yorum:
Yorum Gönder