31 Ocak 2012 Salı
2. Tatarlar ve Nogaylar
2. Tatarlar ve Nogaylar
Tatar ve Nogay adlandırması özellikle Altın Orda Devleti ve onun bakiyesi olan toplulukları nitelendirmek için kullanılmaktadır.
Tatarların ortaya çıkışı hakkında iki temel görüş bulunmaktadır.
Bunlardan ilki Tatarların Moğol kökenli olduğu şeklinde olup kaynağı Rus tarihçiliğidir.
İkinci görüş ise Tatarların başından beri Türk dünyasının önemli bir parçası olduğu şeklindedir.
Bu konuda belirleyici olan nokta ise Türkçenin Tatarlar tarafından konuşulması olmuştur.
Bahaeddin Ögel Tatar ismine ilk defa Orhun Kitabelerinde rastlanıldığını; Kül Tigin Kitabesinde Otuz Tatar şeklinde Dokuz Oğuz’larla birlikte, Bilge Kağan Kitabesinde ise Dokuz Tatar şekliyle yer aldığını belirttikten sonra Çin kaynaklarında Tatar kelimesine 842 yılından itibaren Ak Tatar, Kara Tatar şekliyle karşılaşıldığını belirtmiş ve bu ilk dönem Tatar gruplarının Türk ve Moğol unsurlarını bünyesinde barındırdığını ortaya koymuştur.
Tatar adını taşıyan Moğol boyu Cengiz Han tarafından ortadan kaldırılmış, bu boya mensup olanlar diğer
boyların arasında dağıtılarak gücü kırılmış ve böylelikle Tatar boyu ortadan kaldırılmıştır.
Moğol istilasından sonra yaygın bir kullanım alanı bulan Tatar kelimesi ile Osmanlı Türkleri’nin dışında kalan Türk toplulukları nitelendirildiği görülmektedir.
Bucak, Kırım, Sibirya, Hacı Tarhan Tatarları gibi coğrafi bölgelere dayanan Tatar etnik adlandırılmaları bu ifadenin somutlaşmış halidir. Bütün bu toplulukların temelinde Altın Orda Devleti’ne ait etnik miras bulunmasına rağmen Altın Orda’nın dağılmasından sonra bu toplulukların farklı bir etnik tarih yaşadıkları ileri
sürülmüştür.
Tatarları Moğollaşan bir Türk topluluğu olarak kabul eden Akdes Nimet Kurat, Batu Han komutasındaki ordunun büyük bölümünün Tatar olması sebebi ile Moğol istilasını gerçekleştirenlere Tatar dendiğini zamanla bu isimlendirmenin İdil Boyu’ndaki tüm Türk toplulukları için kullanılmaya başlandığını ifade etmiştir.
Z. V. Togan ise Tatar adlandırmasının Moğol istilasından sonra yaygınlık kazandığını, Moğollara itaat eden kavimleri de kapsar hale geldiğini fakat etnik bir anlam taşımadığını belirtmiştir.
Mir Fatif Z. Zekiyev Tatar adlandırması ve bu konu hakkında ileri sürülen görüşleri değerlendirdikten sonra bunun zahiri ve dışardan verilmiş bir isim olduğunu ifade etmiştir. İdil-Ural, Kırım ve diğer bölgelerdeki
halkın yerli halklar olduğunu belirtmiştir.
İlgi çekici diğer bir görüşe göre ise Tatar isimlendirmesinin kaynağında Moğolların yendikleri başta Kıpçaklar olmak üzere bölgedeki Türkçe konuşan tüm kabileleri Tatar diye adlandırması bulunmaktadır.
Tatar sözünün yabancı anlamına gelen yad/tat ile kişi anlamındaki er sözünün birleşmesiyle oluştuğu ve yabancı kişi anlamına geldiği düşünüldüğünde bu görüş dikkat çekici hale gelmektedir.
Tatar kavramının etnik boyutu hakkında görüş ileri sürenlerin hemen hemen hepsinin üzerinde uzlaştıkları ortak nokta Batu Han’ın ordusu ile birlikte gelen Moğolların hızla Türkleştiği şeklindedir. Bu Türkleşme süreci kendisini en güzel şekilde İbn Fadullah el Ömeri’nin, Mesâlik-û’l-Ebsar fi Memâlik il Emsâr adlı eserinde bulur. El Ömeri “Bu diyar eskiden Kıpçak İli idi, Tatarlar buraya akın idince Kıpçak ahalisi onlara reaya oldu, sonra onlar ile karıştılar, akraba oldular.Toprak onların tabiatlerine ve oruklarına galip, Moğollar Kıpçak toprağında sakin olmakla Kıpçak ahalisinden kız almakla, şehirleri onların arasında bulunmakla Tatarlar hep Kıpçak gibi, guya bir cinsten oldular”, şeklindeki bu cümleleriyle günümüz tarihçilerinin Moğolların Altın Orda Devleti içerisinde yaşadığı Türkleşme süreci ile ilgili temel kaynaklarından biri olmuştur.
Bu ifadelerden Altın Orda Devleti’nin hâkimiyet sahasındaki temel unsurun Kıpçak Türkleri olduğu anlaşılmaktadır. Kıpçak Türklerinin Moğollar ve Moğollarla birlikte gelen diğer Türk toplulukları ile kaynaşmasıyla ortaya çıkan etnik yapının Tatar diye adlandırıldığı ortaya çıkmaktadır.
Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında Moğol tarihi hakkındaki ünlü eseri “History Of The Mongols”ın ikinci cildi olan “The So Called Tartars Of Russia and Central Asia” adlı eserinde Howorth, Tatar adını kullanmasının sebebi olarak ortaçağ seyyahları ve Rus kronik yazarlarının Altın Orda Devleti ve halefi olan toplulukları
Tatar adıyla tasvir etmesi olarak göstermektedir.
Howorth, Nogay Tatarı, Kırım Tatarı ve Kazan Tatarı şeklinde adlandırmanın devam etmesini ise ikinci sebebi
olarak açıklar. Bu sebepler günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Kırım, Kazan, Hacı Tarhan, Litvanya, Bucak, Volga Ural, Sibirya, Kasım Hanlığı’na tâbi bölgelerdeki topluluklar Howorth’ın da belirttiği gibi Tatar adlandırmasını beraberinde taşımaktadırlar.
Tatar kavramı ile birlikte değerlendirilecek diğer bir etnik ifade de Nogay kavramıdır. Seyahatname ve kroniklerde Nogay ismi genellikle Tatar tamlayanı ile birlikte “Nogay Tatarı” şeklinde geçmektedir. Nogay Ordası, 15. yüzyıl sonu ile 16. yüzyılda Kazakistan’ın batısı ve orta kısımları ile Ural’ın güneyi ve Volga’nın
aşağı kıyılarındaki bölgede kurulan Avrasya’nın en önemli politik güçlerinden birisidir. Nogaylar tarihi süreçte Emba’dan Tuna’ya kadar olan Avrasya coğrafyasında yayılmışlardır.
Nogaylar ve Nogay Ordası ifadelerine ilk olarak Rus kaynaklarında rastlanmaktadır. Rus kronikleri (letopis) ve elçilik raporlarında (Posolskiye Knigi) 1474, 1481, 1486 yıllarında Nogay ve Nogay Ordası ifadeleri kullanılmıştır.
Batı Avrupa kaynaklarında ise bu terimlere Martin Valdzeyemyuller’ın 1516 tarihli haritası ile Miechow’lı Mathias’ın 1517 yılında yayınlanan Tractus de Duabus Sarmatiis of Mathias of Miechow isimli eserinde, Polonya Kralı I. Sigismund’un Kırım Hanı Mengli Giray’a 1514 yılında gönderdiği mektupta ve
doğu kaynaklarında Kırım Hanı’nın Polonya ve Rusya’ya gönderdiği 1500, 1510, 1516 tarihli mektuplarında rastlanmaktadır
.
Osmanlı kaynaklarında tespit edebildiğimiz kadarıyla Nogay isimlendirmesine ilk olarak 1530 yılında “Hacı Tarhan’dan ve Nogaydan at gelüp” şeklinde 370 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Rum-ili Defteri (937/1530)’nde rastlanır.
Altın Orda Devleti’nin yıkılması ile birlikte ortaya çıkan siyasi oluşumlardan birisi olan Nogay Ordası’nın ortaya çıkışı Edige dönemine kadar uzanmaktadır.
Nogay tarihi ile ilgilenen araştırmacılarının büyük çoğunluğu Nogay siyasi oluşumunun tarihini Edige ve Mangıtların Altın Orda bünyesindeki konumları, Edige’nin yükselişi ile başlatırlar.
Moğol tarihinin önemli kabilelerinden olan Mangıtlar Cengiz Hanın oğlu Cuci’ye verdiği uluslar arasında zikredilmezler.
Mangıtların Altın Orda Devleti bünyesine dahil oluşları 1350-1360 yılları arasında gösterilmektedir. Bu göç hareketi sonunda Mangıtlar Kırım’a, Özi ve Ten arasındaki step bölgesine kadar Mamay ile birlikte gelmişlerdir. Mamay’ın Toktamış tarafından ortadan kaldırılması ile Mangıtlar bu bölgeden geri çekilmişlerdir.
1390’lı yıllardan sonra ise Mangıtları Edige’nin liderliği altında İdil, Yayık ve Emba nehirleri arasında görürüz. Bu bölgeler daha sonra Nogay Ordası’nın temel yaşam alanını oluşturacaktır.
Altın Orda Devleti bünyesindeki gayri Türk unsurların Türkleşme, İslamlaşma sürecine paralel olarak Mangıtlar da Türkleşmişlerdir. 14. yüzyılın ilk yarısında tamamlanan bu süreçte Doğu Kıpçakları baskın rol oynamışlardır.
Nogay Ordası ile ilgili temel sorun, neden Nogay olarak adlandırıldıkları konusunda düğümlenmektedir.
Belirtildiği gibi Nogay kelimesi 1480’lerden itibaren Ruslar, 1500’lerden itibaren de doğu kaynaklarında kullanılmaya başlanmıştır.
Nogay isimlendirmesinin kökeninde Altın Orda Devletinin 1300’li yıllarda ölen ünlü beyi Emir Nogay’ın bulunduğu teorisi Karamzin’den bu yana genel kabul görmüş gibidir( Howorth ayrıca Nogaylar’ın etnik temelini Peçenekler’e dayandırmaktadır, Bu görüşün hala geçirliliğini koruduğu görülmektedir. İ. H.
Kalmıkov, R. H. Kereytov, A. İ.-M. Sikaliev; Alpargu Emir Nogay’ın yanındaki topluluğun Mangıt soyu içinde bulunduğunu ve daha sonraki dönemlerde varlığını devam ettirerek Nogay adının kazanılmasında etkili olduğunu ileri sürer).
Togan, Mangıtların Kara Nogay Hanı Altın Orda Hanı yaptıkları için Nogay olarak isimlendirildiklerini belirtir ve Nogay ismini Mangıt-Nogay şeklinde kullanır42. Nohay kelimesinin Moğolca köpek anlamına gelmesinden hareketle totem olarak kullanıldığı ve zamanla Mangıtların liderliğinde ortaya çıkan siyasi oluşuma dahil olan kitleyi tarif etmek için kullanıldığı şeklinde diğer bir görüş de mevcuttur43.
Nogay isimlendirmesini Emir Nogay’a dayandıran teori hakkındaki temel sıkıntı Nogay adının Emir Nogay’ın 1300’deki ölümünden en az yüz elli yıl sonra ortaya çıkışının açıklanamamasının yanı sıra Nogaylara ait destan ve eserlerde Emir Nogay’a değil Edige figürüne rastlanmasında yatmaktadır.
Altın Orda Devleti’nde Hanların kaderini belirleyen Edige zamanında Mangıtlar İdil, Yayık ve Emba nehirleri arasını yurt tutmuşlardı. Edige’nin 1420’de ortadan kaldırılmasına rağmen oğulları bu bölgede kalmayı ve babalarının devlet içindeki beylerbeylik makamını ailenin uhdesinde tutmayı başardılar. Altın Orda Devleti’nin çöküş sürecindeki çatışmalarda Altın Orda’nun sol kanadını oluşturan Mangıtlar ve Edige soyunun liderliğindeki topluluklar güçlerini arttırdılar.
1481 yılında Uluğ Orda Hanı Seyyid Ahmed Han’ı birleşik Sibir-Nogay ordusu yenilgiye uğrattı. Edige soyundan Yağmurcu bin Vakkas Ahmed Hanı öldürerek İdil nehrinin aşağı bölgelerinde hâkimiyetlerini sağlamlaştırdılar.
Nogay isminin kaynaklarda ilk defa 1480’lerden itibaren görülmeye başladığı düşünülürse Nogay Ordası’nın bu başarı ile birlikte bağımsız bir siyasi oluşum haline geldiğini düşünmek yanıltıcı olmayacaktır. Edige’nin varislerinden Musa döneminde ortaya çıkan bu siyasi organizasyon Altın Orda Devleti’nin halefi olan Tatar
devletlerinin en güçlülerinden biri oldu.
1550’li yıllardan sonra iç çatışmalar, kuraklık, salgın hastalık gibi nedenlerle zayıflayan Nogay Ordası güç kaybetti. Bu iç çatışmaları bölünmeler takip etti. 17. yüzyıldan itibaren başlayan Kalmuk saldırıları ile daha da zayıflayan Nogay Ordası Büyük Nogaylar, Küçük Nogaylar, Altı Oğul Nogayları gibi daha küçük gruplara bölünmesine rağmen siyasi olarak uzun bir müddet Kırım, Rusya ve Osmanlı Devleti arasındaki çatışmaların önemli bir unsuru oldular.
Bu kavramsal temeller göz önünde tutularak
birinci bölümde Bucak bölgesinde Tatar varlığının ortaya çıkışı temel olarak Osmanlı tahrirleri ve mühimme defterlerinin verdiği bilgiler eşliğinde değerlendirilecektir.
İkinci bölümde Kırım Hanlığı’ndaki dört büyük kabileden birisi olan Mangıtların ünlü lideri Kantemir’in Bucak Tatarları’nın lideri olarak faaliyetleri,
üçüncü bölümde Bucak bölgesine Ormembet ve Orakoğlu kabilelerinin gelişi ve bölgede Tatar gruplarının lideri konumuna geçişleri anlatıldıktan sonra
son bölümde Bucak Tatarları’nın ekonomik, sosyo-kültürel ve idari yapısı hakkında bilgi verilecektir.
İlk üç bölümdeki değerlendirmeler dönemin siyasi konjektürü göz önünde tutularak ifade edilecektir.
Tatar ve Nogay adlandırması özellikle Altın Orda Devleti ve onun bakiyesi olan toplulukları nitelendirmek için kullanılmaktadır.
Tatarların ortaya çıkışı hakkında iki temel görüş bulunmaktadır.
Bunlardan ilki Tatarların Moğol kökenli olduğu şeklinde olup kaynağı Rus tarihçiliğidir.
İkinci görüş ise Tatarların başından beri Türk dünyasının önemli bir parçası olduğu şeklindedir.
Bu konuda belirleyici olan nokta ise Türkçenin Tatarlar tarafından konuşulması olmuştur.
Bahaeddin Ögel Tatar ismine ilk defa Orhun Kitabelerinde rastlanıldığını; Kül Tigin Kitabesinde Otuz Tatar şeklinde Dokuz Oğuz’larla birlikte, Bilge Kağan Kitabesinde ise Dokuz Tatar şekliyle yer aldığını belirttikten sonra Çin kaynaklarında Tatar kelimesine 842 yılından itibaren Ak Tatar, Kara Tatar şekliyle karşılaşıldığını belirtmiş ve bu ilk dönem Tatar gruplarının Türk ve Moğol unsurlarını bünyesinde barındırdığını ortaya koymuştur.
Tatar adını taşıyan Moğol boyu Cengiz Han tarafından ortadan kaldırılmış, bu boya mensup olanlar diğer
boyların arasında dağıtılarak gücü kırılmış ve böylelikle Tatar boyu ortadan kaldırılmıştır.
Moğol istilasından sonra yaygın bir kullanım alanı bulan Tatar kelimesi ile Osmanlı Türkleri’nin dışında kalan Türk toplulukları nitelendirildiği görülmektedir.
Bucak, Kırım, Sibirya, Hacı Tarhan Tatarları gibi coğrafi bölgelere dayanan Tatar etnik adlandırılmaları bu ifadenin somutlaşmış halidir. Bütün bu toplulukların temelinde Altın Orda Devleti’ne ait etnik miras bulunmasına rağmen Altın Orda’nın dağılmasından sonra bu toplulukların farklı bir etnik tarih yaşadıkları ileri
sürülmüştür.
Tatarları Moğollaşan bir Türk topluluğu olarak kabul eden Akdes Nimet Kurat, Batu Han komutasındaki ordunun büyük bölümünün Tatar olması sebebi ile Moğol istilasını gerçekleştirenlere Tatar dendiğini zamanla bu isimlendirmenin İdil Boyu’ndaki tüm Türk toplulukları için kullanılmaya başlandığını ifade etmiştir.
Z. V. Togan ise Tatar adlandırmasının Moğol istilasından sonra yaygınlık kazandığını, Moğollara itaat eden kavimleri de kapsar hale geldiğini fakat etnik bir anlam taşımadığını belirtmiştir.
Mir Fatif Z. Zekiyev Tatar adlandırması ve bu konu hakkında ileri sürülen görüşleri değerlendirdikten sonra bunun zahiri ve dışardan verilmiş bir isim olduğunu ifade etmiştir. İdil-Ural, Kırım ve diğer bölgelerdeki
halkın yerli halklar olduğunu belirtmiştir.
İlgi çekici diğer bir görüşe göre ise Tatar isimlendirmesinin kaynağında Moğolların yendikleri başta Kıpçaklar olmak üzere bölgedeki Türkçe konuşan tüm kabileleri Tatar diye adlandırması bulunmaktadır.
Tatar sözünün yabancı anlamına gelen yad/tat ile kişi anlamındaki er sözünün birleşmesiyle oluştuğu ve yabancı kişi anlamına geldiği düşünüldüğünde bu görüş dikkat çekici hale gelmektedir.
Tatar kavramının etnik boyutu hakkında görüş ileri sürenlerin hemen hemen hepsinin üzerinde uzlaştıkları ortak nokta Batu Han’ın ordusu ile birlikte gelen Moğolların hızla Türkleştiği şeklindedir. Bu Türkleşme süreci kendisini en güzel şekilde İbn Fadullah el Ömeri’nin, Mesâlik-û’l-Ebsar fi Memâlik il Emsâr adlı eserinde bulur. El Ömeri “Bu diyar eskiden Kıpçak İli idi, Tatarlar buraya akın idince Kıpçak ahalisi onlara reaya oldu, sonra onlar ile karıştılar, akraba oldular.Toprak onların tabiatlerine ve oruklarına galip, Moğollar Kıpçak toprağında sakin olmakla Kıpçak ahalisinden kız almakla, şehirleri onların arasında bulunmakla Tatarlar hep Kıpçak gibi, guya bir cinsten oldular”, şeklindeki bu cümleleriyle günümüz tarihçilerinin Moğolların Altın Orda Devleti içerisinde yaşadığı Türkleşme süreci ile ilgili temel kaynaklarından biri olmuştur.
Bu ifadelerden Altın Orda Devleti’nin hâkimiyet sahasındaki temel unsurun Kıpçak Türkleri olduğu anlaşılmaktadır. Kıpçak Türklerinin Moğollar ve Moğollarla birlikte gelen diğer Türk toplulukları ile kaynaşmasıyla ortaya çıkan etnik yapının Tatar diye adlandırıldığı ortaya çıkmaktadır.
Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında Moğol tarihi hakkındaki ünlü eseri “History Of The Mongols”ın ikinci cildi olan “The So Called Tartars Of Russia and Central Asia” adlı eserinde Howorth, Tatar adını kullanmasının sebebi olarak ortaçağ seyyahları ve Rus kronik yazarlarının Altın Orda Devleti ve halefi olan toplulukları
Tatar adıyla tasvir etmesi olarak göstermektedir.
Howorth, Nogay Tatarı, Kırım Tatarı ve Kazan Tatarı şeklinde adlandırmanın devam etmesini ise ikinci sebebi
olarak açıklar. Bu sebepler günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Kırım, Kazan, Hacı Tarhan, Litvanya, Bucak, Volga Ural, Sibirya, Kasım Hanlığı’na tâbi bölgelerdeki topluluklar Howorth’ın da belirttiği gibi Tatar adlandırmasını beraberinde taşımaktadırlar.
Tatar kavramı ile birlikte değerlendirilecek diğer bir etnik ifade de Nogay kavramıdır. Seyahatname ve kroniklerde Nogay ismi genellikle Tatar tamlayanı ile birlikte “Nogay Tatarı” şeklinde geçmektedir. Nogay Ordası, 15. yüzyıl sonu ile 16. yüzyılda Kazakistan’ın batısı ve orta kısımları ile Ural’ın güneyi ve Volga’nın
aşağı kıyılarındaki bölgede kurulan Avrasya’nın en önemli politik güçlerinden birisidir. Nogaylar tarihi süreçte Emba’dan Tuna’ya kadar olan Avrasya coğrafyasında yayılmışlardır.
Nogaylar ve Nogay Ordası ifadelerine ilk olarak Rus kaynaklarında rastlanmaktadır. Rus kronikleri (letopis) ve elçilik raporlarında (Posolskiye Knigi) 1474, 1481, 1486 yıllarında Nogay ve Nogay Ordası ifadeleri kullanılmıştır.
Batı Avrupa kaynaklarında ise bu terimlere Martin Valdzeyemyuller’ın 1516 tarihli haritası ile Miechow’lı Mathias’ın 1517 yılında yayınlanan Tractus de Duabus Sarmatiis of Mathias of Miechow isimli eserinde, Polonya Kralı I. Sigismund’un Kırım Hanı Mengli Giray’a 1514 yılında gönderdiği mektupta ve
doğu kaynaklarında Kırım Hanı’nın Polonya ve Rusya’ya gönderdiği 1500, 1510, 1516 tarihli mektuplarında rastlanmaktadır
.
Osmanlı kaynaklarında tespit edebildiğimiz kadarıyla Nogay isimlendirmesine ilk olarak 1530 yılında “Hacı Tarhan’dan ve Nogaydan at gelüp” şeklinde 370 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Rum-ili Defteri (937/1530)’nde rastlanır.
Altın Orda Devleti’nin yıkılması ile birlikte ortaya çıkan siyasi oluşumlardan birisi olan Nogay Ordası’nın ortaya çıkışı Edige dönemine kadar uzanmaktadır.
Nogay tarihi ile ilgilenen araştırmacılarının büyük çoğunluğu Nogay siyasi oluşumunun tarihini Edige ve Mangıtların Altın Orda bünyesindeki konumları, Edige’nin yükselişi ile başlatırlar.
Moğol tarihinin önemli kabilelerinden olan Mangıtlar Cengiz Hanın oğlu Cuci’ye verdiği uluslar arasında zikredilmezler.
Mangıtların Altın Orda Devleti bünyesine dahil oluşları 1350-1360 yılları arasında gösterilmektedir. Bu göç hareketi sonunda Mangıtlar Kırım’a, Özi ve Ten arasındaki step bölgesine kadar Mamay ile birlikte gelmişlerdir. Mamay’ın Toktamış tarafından ortadan kaldırılması ile Mangıtlar bu bölgeden geri çekilmişlerdir.
1390’lı yıllardan sonra ise Mangıtları Edige’nin liderliği altında İdil, Yayık ve Emba nehirleri arasında görürüz. Bu bölgeler daha sonra Nogay Ordası’nın temel yaşam alanını oluşturacaktır.
Altın Orda Devleti bünyesindeki gayri Türk unsurların Türkleşme, İslamlaşma sürecine paralel olarak Mangıtlar da Türkleşmişlerdir. 14. yüzyılın ilk yarısında tamamlanan bu süreçte Doğu Kıpçakları baskın rol oynamışlardır.
Nogay Ordası ile ilgili temel sorun, neden Nogay olarak adlandırıldıkları konusunda düğümlenmektedir.
Belirtildiği gibi Nogay kelimesi 1480’lerden itibaren Ruslar, 1500’lerden itibaren de doğu kaynaklarında kullanılmaya başlanmıştır.
Nogay isimlendirmesinin kökeninde Altın Orda Devletinin 1300’li yıllarda ölen ünlü beyi Emir Nogay’ın bulunduğu teorisi Karamzin’den bu yana genel kabul görmüş gibidir( Howorth ayrıca Nogaylar’ın etnik temelini Peçenekler’e dayandırmaktadır, Bu görüşün hala geçirliliğini koruduğu görülmektedir. İ. H.
Kalmıkov, R. H. Kereytov, A. İ.-M. Sikaliev; Alpargu Emir Nogay’ın yanındaki topluluğun Mangıt soyu içinde bulunduğunu ve daha sonraki dönemlerde varlığını devam ettirerek Nogay adının kazanılmasında etkili olduğunu ileri sürer).
Togan, Mangıtların Kara Nogay Hanı Altın Orda Hanı yaptıkları için Nogay olarak isimlendirildiklerini belirtir ve Nogay ismini Mangıt-Nogay şeklinde kullanır42. Nohay kelimesinin Moğolca köpek anlamına gelmesinden hareketle totem olarak kullanıldığı ve zamanla Mangıtların liderliğinde ortaya çıkan siyasi oluşuma dahil olan kitleyi tarif etmek için kullanıldığı şeklinde diğer bir görüş de mevcuttur43.
Nogay isimlendirmesini Emir Nogay’a dayandıran teori hakkındaki temel sıkıntı Nogay adının Emir Nogay’ın 1300’deki ölümünden en az yüz elli yıl sonra ortaya çıkışının açıklanamamasının yanı sıra Nogaylara ait destan ve eserlerde Emir Nogay’a değil Edige figürüne rastlanmasında yatmaktadır.
Altın Orda Devleti’nde Hanların kaderini belirleyen Edige zamanında Mangıtlar İdil, Yayık ve Emba nehirleri arasını yurt tutmuşlardı. Edige’nin 1420’de ortadan kaldırılmasına rağmen oğulları bu bölgede kalmayı ve babalarının devlet içindeki beylerbeylik makamını ailenin uhdesinde tutmayı başardılar. Altın Orda Devleti’nin çöküş sürecindeki çatışmalarda Altın Orda’nun sol kanadını oluşturan Mangıtlar ve Edige soyunun liderliğindeki topluluklar güçlerini arttırdılar.
1481 yılında Uluğ Orda Hanı Seyyid Ahmed Han’ı birleşik Sibir-Nogay ordusu yenilgiye uğrattı. Edige soyundan Yağmurcu bin Vakkas Ahmed Hanı öldürerek İdil nehrinin aşağı bölgelerinde hâkimiyetlerini sağlamlaştırdılar.
Nogay isminin kaynaklarda ilk defa 1480’lerden itibaren görülmeye başladığı düşünülürse Nogay Ordası’nın bu başarı ile birlikte bağımsız bir siyasi oluşum haline geldiğini düşünmek yanıltıcı olmayacaktır. Edige’nin varislerinden Musa döneminde ortaya çıkan bu siyasi organizasyon Altın Orda Devleti’nin halefi olan Tatar
devletlerinin en güçlülerinden biri oldu.
1550’li yıllardan sonra iç çatışmalar, kuraklık, salgın hastalık gibi nedenlerle zayıflayan Nogay Ordası güç kaybetti. Bu iç çatışmaları bölünmeler takip etti. 17. yüzyıldan itibaren başlayan Kalmuk saldırıları ile daha da zayıflayan Nogay Ordası Büyük Nogaylar, Küçük Nogaylar, Altı Oğul Nogayları gibi daha küçük gruplara bölünmesine rağmen siyasi olarak uzun bir müddet Kırım, Rusya ve Osmanlı Devleti arasındaki çatışmaların önemli bir unsuru oldular.
Bu kavramsal temeller göz önünde tutularak
birinci bölümde Bucak bölgesinde Tatar varlığının ortaya çıkışı temel olarak Osmanlı tahrirleri ve mühimme defterlerinin verdiği bilgiler eşliğinde değerlendirilecektir.
İkinci bölümde Kırım Hanlığı’ndaki dört büyük kabileden birisi olan Mangıtların ünlü lideri Kantemir’in Bucak Tatarları’nın lideri olarak faaliyetleri,
üçüncü bölümde Bucak bölgesine Ormembet ve Orakoğlu kabilelerinin gelişi ve bölgede Tatar gruplarının lideri konumuna geçişleri anlatıldıktan sonra
son bölümde Bucak Tatarları’nın ekonomik, sosyo-kültürel ve idari yapısı hakkında bilgi verilecektir.
İlk üç bölümdeki değerlendirmeler dönemin siyasi konjektürü göz önünde tutularak ifade edilecektir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
























![[k�±r�±mda+nogay+yerle��imleri.jpg]](http://1.bp.blogspot.com/_YezErMvUiTw/R1zNqOEC8HI/AAAAAAAAAJM/FliqZPez0Rc/s1600/k%C3%84%C2%B1r%C3%84%C2%B1mda%2Bnogay%2Byerle%C3%85%C2%9Fimleri.jpg)







Genellikle kırım yarımadasının çöl bölgelerinde nogaylar haritada kahverengi ile gösterilen güneyindeki dağ bölgelerinde osmanlının torunları tatlar yerleşik Kırımın hangi bölgesinden geldiğimizi anlamanın en kolay yolu bir kırım seyahati, Türkiye,Bulgaristan ve Romanyadan kırıma gidenlerin çoğunluğu konuştukları şiveyi kırımlılara test ettirirlerse büyük olasılıkla konuştukları şivenin nogay şivesi olduğunu kendilerinin de nogay olduklarını göreceklerdir.
******************************************* 

Nogay orda

0 yorum:
Yorum Gönder