27 Ocak 2012 Cuma
1665 AKKERMANA NOGAY GÖÇÜ
2. BUCAK BÖLGESİNE 1665 YILINDA GERÇEKLEŞEN NOGAY TATARLARI GÖÇÜ
Bucak bölgesine H. 1076/ M. 1665 yılında gerçekleşen göç olayı Deşt-i Kıpçak havalisinde beliren yeni bir gücün yani Kalmuklar’ın ortaya çıkışı ile ilgilidir.
Kalmuklar Batı Moğollarıdır ve Kalmuk adlandırması komşu Türk toplulukları tarafından verilmiştir. Temel olarak Moğol kabilesi Oyrat’lardan oluşmakla birlikte Türkmen ve Tatar kabilelerini de içinde barındıran Kalmuklar, 16. yüzyılın sonlarına doğru Doğu Moğolları ve Kazakların baskısı nedeniyle Hazar Denizi etrafındaki steplere doğru gelmişlerdir. 1608 ve 1613 yıllarında Hazar’a doğru ilerleyişleri ile Nogay topluluklarının Hacı Tarhan havalisine doğru kaçmasına yol açmışlardır.(Novoselskiy, Kalmukların ilk önemli saldırısının BüyükNogaylardan Kara Kelmambet ulusuna1613 yılında gerçekleştiğini belirtir)
Kalmukların Nogaylara ilk büyük saldırıları ise 1619-1620 yıllarında gerçekleşmiştir.
1628 yılındaki yeni bir saldırıdan sonra 1630 yılında Ho-Örlök liderliğindeki Kalmuklar, Nogaylara ağır bir darbe vurmuşlar ve Kalmuk saldırıları 1635 yılına kadar devam etmiştir (Riess Kalmukların Nogaylar’a saldırılarını 1608 yılından itibarenbaşladığını, 1619, 1622, 1623, 1628, 1631 ve 1634 yılında saldırıların gerçekleştiğini belirtir).
İç çatışmalar ve Kozak saldırıları yüzünden zaten sıkıntılı günler yaşayan Büyük Nogay Ordası, Kalmuk saldırıları neticesinde dağılmıştır.
Büyük Nogayların önemli kabileleri bu saldırılar neticesinde İdil nehrinin Kırım tarafına geçmiştir.
Kalmuklar Nogayları takip ederek ilerlemeye devam etmişlerdir.
En sonunda 1644 yılında Kafkaslara kadar ilerleyen Ho-Örlök komutasındaki Kalmuklar birleşik Kabartay ve Nogay kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratılmışlar ve çatışmada Ho-Örlök öldürülmüştür.
Bu yenilgiye rağmen Kalmuklar artık Kırım Hanlığı’nın dikkate almak zorunda olduğu bölgesel bir güç olacaktırlar.
Kırım Hanı İslam Giray Han İstanbul’a gönderdiği bir mektupta Kalmukların, Ten Kazakları ile işbirliği içinde Özi sahrasındaki Nogayları vurduklarından bahsederek Onların devamlı bir yerleşim yerleri olmadığından dolayı saldırılarına cevap vermenin imkânsızlığı hakkında İstanbul’u bilgilendirmiştir.
Deşt-i Kıpçak’taki Kalmuklar’ın ortaya çıkışı ile meydana gelen siyasi hareketlenme kısa bir süre sonra Bucak havalisini etkilemiştir.
Evliya Çelebi’ye göre Adil Nogayları, Şıdak Nogay, Ormembed Nogay ve Kör Yusuf Mirza Nogayları Deşt-i Kıpçak’ın Kırım’a yakın bölgelerinde yaşarken Ten nehrini aşarak gelen Kalmukların saldırısına uğrarlar.
Bu saldırıdan sonra Nogay kabileleri IV. Mehmed Giray Han’a müracaat ederek Or Kapısı’ndan içerdeki bölgeye alınmalarını rica ederler. Mehmed Giray Han ise Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın Uyvar Seferi’nden
sonra Kalmuklar’a gereken cevabın verileceğini söyleyerek Nogayları oyalamıştır.
Bunun üzerine Nogaylar Kırım Han’ına otlak hakkı vermeden önce Kılburun kalesi civarına gelmişler, oradan Özi nehrini gemilerle geçerek Özi kalesi havalisine gelmişlerdir. Özi kalesinden sonra Turla nehrini geçen Nogaylar yerleşmelerine izin vermesi için Bender Bey’ine, Yalı Ağası’na ve Bucak Tatarı’nın Ot Ağaları’na da ödemeler yaptıktan sonra Akkirman havalisine yerleşmişlerdir.
Evliya Çelebi bu olayları anlattığı kısımda doğrudan bir tarih vermez bununla birlikte Uyvar Seferi’nin 1663 yılının Ağustos ayında gerçekleştiği akılda tutulursa Nogayların göçünün 1663 yılının sonlarına doğru gerçekleştiğini kabul etmek gerekir.
Fakat Evliya Çelebi eserinin başka bir yerinde ise “…Kaçan ki sene 1076 târîhinde Akkirman’a Kalmık derdinden gelen Âdil Nogay Tatarından…(Not:Adil=İdil)” şeklinde bir ifade kullanır.
İlk kayıt temel alınırsa Nogay Tatarlarının Akkirman’a gelişi 1663 yılı sonu, ikinci kayıt temel alınırsa H. 1076/ M. 1665-1666 yılına tekabül etmektedir. Evliya Çelebi’nin ikinci ifadesinde doğrudan H. 1076 tarihini vermesi nedeniyle ikinci kaydın doğru olması daha muhtemeldir. H. 1076 tarihi M.1665-1666 yıllarına tekabül etmektedir. İlk kayıtla birlikte ele alındığında Nogayların göçünün daha erken tarihe yerleştirmenin uygun olduğu ve bu Nogay göçünün 1665 yılı içinde gerçekleştiği düşünülmüştür.
Evliya Çelebi’nin anlatımı ile devam edersek Nogay Tatarları Bucak havalisine geldikten birkaç ay sonra bölgede asayiş sıkıntıları yaratmış ve Boğdan reayası ile Akkirman halkının mallarını ve hayvanlarını yağmalamaya başlamıştır.
Bunun üzerine İstanbul Kapıcıbaşı Halil Ağa’yı Kırım Hanı Mehmed Giray’ın yanına göndererek Nogayların Kırım’a geri götürülmesi emrini iletmiştir. Mehmed Giray Han bu emirden sonra Bucak Tatarı ve Nogaylar ile görüşerek Kırım’a dönmelerini emretmiştir. Onların bu emre karşı direneceklerini söylemeleri üzerine Nogaylar ve Bucak Tatarları ile Kırım kuvvetleri arasında çatışma başlamıştır.
Nogaylar ve Bucak Tatarları yenilerek kaçmışlardır. Nogaylar obalarına doğru kaçmış ve burada ikinci bir çatışma daha meydana gelmiştir. Nogaylar kadınları ve çocukları ile tekrar savaşmışlar fakat yenilmekten kurtulamamışlardır634.
Mehmed Giray bundan sonra Nogayları Kırım’a doğru alıp götürmüş ve Nogaylara Or Kapısı yakındaki hendekleri temizlettikten sonra Onları Kırım içerisinde dağıtmıştır.
Evliya Çelebi bu bilgileri verdikten sonra süreçle ilgili dikkat çekici bilgileri araya sıkıştırır. Yukarıdaki anlatımının dışında Kalgay Sultanın Osmanlı Devleti’nin Nogay Tatarları’nın Bucak havalisinde yerleşmelerine izin veren ikinci bir hatt-ı hümâyunu Mehmed Giray’dan gizlediğini belirtir. İlk emirde Nogayların kaldırılması istenirken ikinci emirde bölgede yaşamalarına izin verilmiştir.
Evliya Çelebi’nin dikkat çektiği ikinci bir noktada Eflak, Boğdan Beyleri’nin şikâyeti üzerine İstanbul’un Kapıcıbaşı Halil Ağa’yı Mehmed Giray’ın yanına göndererek kaldırılmalarını emrettiğini fakat Mehmed Giray’ın işi yavaştan aldığını ve emri yerine getirmediğini belirtir.
Bunun üzerine Osmanlı Devleti’de Evliya Çelebi’nin “…Osmanlıda Nogay Tatarlarını yeni binâ olunan Vâlide Câmi’ine re’âyâ kabul edüp Noğayîler arabaların kırup be-dürüstî re’âyâ oldıkların Hân istimâ edüp mukaddemâ sene-i mâzide gelen hatt-ı şerîfe amel edüp Akkirman’da Noğay ile Hân ceng-i azîm edüp cümle Noğayı cezîre-i Kırım’a sürüp getirdi…” ifadesi ile ortaya koyduğu üzere Nogayların yerleşimine izin vermiştir.
Dönemin Osmanlı kronikleri de benzer bilgiler vermektedir. Bu kroniklere göre Osmanlı Devleti yıllık 20000 kuruş vermeleri, seferlere katılmaları ve raiyyetliği kabul etmeleri şartlarıyla Nogay Tatarları’nın Silistre havalisindeki boş bölgelere yerleşmelerine izin vermiştir. Devletin bu iznine rağmen Mehmed Giray Nogay Tatarlar’ına saldırarak Onları yenilgiye uğrattıktan sonra Kırım’a sürüp götürmüştür.
Yukarıdaki bilgiler ele alındığında her iki yazarında süreci açıkça kritik ederek gerçekleri ortaya koyduğu ortadadır. İlk olarak Evliya Çelebi’nin ifade ettiği şekilde Kalgayın Nogayların iskânına izin veren Padişahın emrini Mehmed Giray Han’dan gizlemesi olası değildir. Zaten Mehmed Giray Han’da ancak Nogayların “arabalarını kırmalarından” yani göçerliği bıraktıklarını duyduktan sonra harekete geçmiştir. Mehmed Giray Han Nogay Tatarlarının kendi kontrolünden çıkacağını anlayınca ilk emre itaat ederek Nogay Tatarları’na karşı askeri harekâtını gerçekleştirmiştir.
Temel olarak Evliya Çelebi’den hareketle verdiğimiz bilgilere göre Nogayların iskân ve sürülme süreci bu şekilde gelişmiştir. Bununla birlikte Osmanlı belgeleri ile Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiler arasında önemli bir çelişki bulunmaktadır. Evliya Çelebi’ye göre Mehmed Giray Han Bucak Tatarları ve Nogaylar’la çatışmıştır.
Belgelere göre ise Bucak Tatarları Mehmed Giray Han’a Nogaylar’a karşı gerçekleştirdiği seferde destek olmuşlardır. Osmanlı belgelerinin çatışmadan kısa bir süre sonra yazılması nedeniyle belgenin verdiği bilgilerin daha doğru olduğu kesindir. Zaten zikredilen belgelerde Bucak Tatarları ve Nogay kabileleri arasında geçmişte yaşanan bu olaydan doğabilecek sorunlar önlenmek için hazırlanan bir hüccetdir.
Mehmed Giray Han Nogayları sürüp götürmesine ilaveten Köprülü Mehmed Paşa’nın Yanova, Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın Uyvar Seferi’ne bizzat katılmaması nedeni ile Osmanlı Devleti tarafından görevinden alınmıştır.
Mehmed Giray Han H. Zilhicce 1076/ M. Haziran-Temmuz 1666 tarihinde görevden alınmış ve yerine Çoban Giray oğlu Adil Giray’a Kırım Hanlığı tevcih edilmiştir. (Abdi Paşa’da eserinde Uyvar Seferine katılmaması veraiyet olmayı kabul eden Nogayların sürülmesini Mehmed Giray Han’ın azlinin sebebi olarak görür
Seyyid Muhamed Rıza bu sebeplere ilaveten Sefer Gazi Ağa’nın haksız yere idamından sonra Sefer Gazi Ağa’nın oğlu İslam Ağa’nın Mehmed Giray hakkındaki şikâyetlerinin etkili olduğunu belirttikten sonra ilgi çekici bir bilgi verir. Seyyid Muhammed Rıza’ya göre Mehmed Giray Han Bucak bölgesinden Nogayları kaldırmak için seferdüzenlediğinde yanında Kozaklarda bulunmaktadır)
Fazıl Ahmed Paşa’nın mühürdarı olan Hasan Ağa, Mehmed Giray’ın görevden alınınca direnmek istediğini, Hanın Kazaklardan, Lehlilerden ve Moskova’dan yardım alarak isyan edeceği şeklinde rivayetlerin ortaya çıktığını fakat bu devletlerden yardım alamadığını belirttir. Hanın yakınındaki mirzaların ve Tatarların buna rağmen isyan etmek niyetinde olduklarını fakat Bucak Tatarı, Akkirman Tatarı ve Nogay Tatarının yeni atanan Hana itaat etmeleri üzerine Mehmed Giray’ın direniş umudunun bittiğini belirtir
İsâzâde Abdullah Efendi, Kefe Kadısı Abdullah Efendi’nin Mehmed Giray Han’ın azil emrine direnmeme
kararında etkili olduğunu, Tatarlara güvenemeyen Mehmed Giray’ın da Kefe Kadısı ile görüştükten sonra Çerkeslerin arasına kaçtığını belirtir. Evliya Çelebi ise Mehmed Giray’ın direnmeye niyeti olmadığını ve Hanın görevden alınmasında Köprülü Fazıl Ahmed Paşa, Defterdar Hüseyin Paşa ve Kapıcıbaşı Halil Ağa’nın
etkili olduğunu ortaya koyar.
Bucak bölgesine H. 1076/ M. 1665 yılında gerçekleşen göç olayı Deşt-i Kıpçak havalisinde beliren yeni bir gücün yani Kalmuklar’ın ortaya çıkışı ile ilgilidir.
Kalmuklar Batı Moğollarıdır ve Kalmuk adlandırması komşu Türk toplulukları tarafından verilmiştir. Temel olarak Moğol kabilesi Oyrat’lardan oluşmakla birlikte Türkmen ve Tatar kabilelerini de içinde barındıran Kalmuklar, 16. yüzyılın sonlarına doğru Doğu Moğolları ve Kazakların baskısı nedeniyle Hazar Denizi etrafındaki steplere doğru gelmişlerdir. 1608 ve 1613 yıllarında Hazar’a doğru ilerleyişleri ile Nogay topluluklarının Hacı Tarhan havalisine doğru kaçmasına yol açmışlardır.(Novoselskiy, Kalmukların ilk önemli saldırısının BüyükNogaylardan Kara Kelmambet ulusuna1613 yılında gerçekleştiğini belirtir)
Kalmukların Nogaylara ilk büyük saldırıları ise 1619-1620 yıllarında gerçekleşmiştir.
1628 yılındaki yeni bir saldırıdan sonra 1630 yılında Ho-Örlök liderliğindeki Kalmuklar, Nogaylara ağır bir darbe vurmuşlar ve Kalmuk saldırıları 1635 yılına kadar devam etmiştir (Riess Kalmukların Nogaylar’a saldırılarını 1608 yılından itibarenbaşladığını, 1619, 1622, 1623, 1628, 1631 ve 1634 yılında saldırıların gerçekleştiğini belirtir).
İç çatışmalar ve Kozak saldırıları yüzünden zaten sıkıntılı günler yaşayan Büyük Nogay Ordası, Kalmuk saldırıları neticesinde dağılmıştır.
Büyük Nogayların önemli kabileleri bu saldırılar neticesinde İdil nehrinin Kırım tarafına geçmiştir.
Kalmuklar Nogayları takip ederek ilerlemeye devam etmişlerdir.
En sonunda 1644 yılında Kafkaslara kadar ilerleyen Ho-Örlök komutasındaki Kalmuklar birleşik Kabartay ve Nogay kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratılmışlar ve çatışmada Ho-Örlök öldürülmüştür.
Bu yenilgiye rağmen Kalmuklar artık Kırım Hanlığı’nın dikkate almak zorunda olduğu bölgesel bir güç olacaktırlar.
Kırım Hanı İslam Giray Han İstanbul’a gönderdiği bir mektupta Kalmukların, Ten Kazakları ile işbirliği içinde Özi sahrasındaki Nogayları vurduklarından bahsederek Onların devamlı bir yerleşim yerleri olmadığından dolayı saldırılarına cevap vermenin imkânsızlığı hakkında İstanbul’u bilgilendirmiştir.
Deşt-i Kıpçak’taki Kalmuklar’ın ortaya çıkışı ile meydana gelen siyasi hareketlenme kısa bir süre sonra Bucak havalisini etkilemiştir.
Evliya Çelebi’ye göre Adil Nogayları, Şıdak Nogay, Ormembed Nogay ve Kör Yusuf Mirza Nogayları Deşt-i Kıpçak’ın Kırım’a yakın bölgelerinde yaşarken Ten nehrini aşarak gelen Kalmukların saldırısına uğrarlar.
Bu saldırıdan sonra Nogay kabileleri IV. Mehmed Giray Han’a müracaat ederek Or Kapısı’ndan içerdeki bölgeye alınmalarını rica ederler. Mehmed Giray Han ise Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın Uyvar Seferi’nden
sonra Kalmuklar’a gereken cevabın verileceğini söyleyerek Nogayları oyalamıştır.
Bunun üzerine Nogaylar Kırım Han’ına otlak hakkı vermeden önce Kılburun kalesi civarına gelmişler, oradan Özi nehrini gemilerle geçerek Özi kalesi havalisine gelmişlerdir. Özi kalesinden sonra Turla nehrini geçen Nogaylar yerleşmelerine izin vermesi için Bender Bey’ine, Yalı Ağası’na ve Bucak Tatarı’nın Ot Ağaları’na da ödemeler yaptıktan sonra Akkirman havalisine yerleşmişlerdir.
Evliya Çelebi bu olayları anlattığı kısımda doğrudan bir tarih vermez bununla birlikte Uyvar Seferi’nin 1663 yılının Ağustos ayında gerçekleştiği akılda tutulursa Nogayların göçünün 1663 yılının sonlarına doğru gerçekleştiğini kabul etmek gerekir.
Fakat Evliya Çelebi eserinin başka bir yerinde ise “…Kaçan ki sene 1076 târîhinde Akkirman’a Kalmık derdinden gelen Âdil Nogay Tatarından…(Not:Adil=İdil)” şeklinde bir ifade kullanır.
İlk kayıt temel alınırsa Nogay Tatarlarının Akkirman’a gelişi 1663 yılı sonu, ikinci kayıt temel alınırsa H. 1076/ M. 1665-1666 yılına tekabül etmektedir. Evliya Çelebi’nin ikinci ifadesinde doğrudan H. 1076 tarihini vermesi nedeniyle ikinci kaydın doğru olması daha muhtemeldir. H. 1076 tarihi M.1665-1666 yıllarına tekabül etmektedir. İlk kayıtla birlikte ele alındığında Nogayların göçünün daha erken tarihe yerleştirmenin uygun olduğu ve bu Nogay göçünün 1665 yılı içinde gerçekleştiği düşünülmüştür.
Evliya Çelebi’nin anlatımı ile devam edersek Nogay Tatarları Bucak havalisine geldikten birkaç ay sonra bölgede asayiş sıkıntıları yaratmış ve Boğdan reayası ile Akkirman halkının mallarını ve hayvanlarını yağmalamaya başlamıştır.
Bunun üzerine İstanbul Kapıcıbaşı Halil Ağa’yı Kırım Hanı Mehmed Giray’ın yanına göndererek Nogayların Kırım’a geri götürülmesi emrini iletmiştir. Mehmed Giray Han bu emirden sonra Bucak Tatarı ve Nogaylar ile görüşerek Kırım’a dönmelerini emretmiştir. Onların bu emre karşı direneceklerini söylemeleri üzerine Nogaylar ve Bucak Tatarları ile Kırım kuvvetleri arasında çatışma başlamıştır.
Nogaylar ve Bucak Tatarları yenilerek kaçmışlardır. Nogaylar obalarına doğru kaçmış ve burada ikinci bir çatışma daha meydana gelmiştir. Nogaylar kadınları ve çocukları ile tekrar savaşmışlar fakat yenilmekten kurtulamamışlardır634.
Mehmed Giray bundan sonra Nogayları Kırım’a doğru alıp götürmüş ve Nogaylara Or Kapısı yakındaki hendekleri temizlettikten sonra Onları Kırım içerisinde dağıtmıştır.
Evliya Çelebi bu bilgileri verdikten sonra süreçle ilgili dikkat çekici bilgileri araya sıkıştırır. Yukarıdaki anlatımının dışında Kalgay Sultanın Osmanlı Devleti’nin Nogay Tatarları’nın Bucak havalisinde yerleşmelerine izin veren ikinci bir hatt-ı hümâyunu Mehmed Giray’dan gizlediğini belirtir. İlk emirde Nogayların kaldırılması istenirken ikinci emirde bölgede yaşamalarına izin verilmiştir.
Evliya Çelebi’nin dikkat çektiği ikinci bir noktada Eflak, Boğdan Beyleri’nin şikâyeti üzerine İstanbul’un Kapıcıbaşı Halil Ağa’yı Mehmed Giray’ın yanına göndererek kaldırılmalarını emrettiğini fakat Mehmed Giray’ın işi yavaştan aldığını ve emri yerine getirmediğini belirtir.
Bunun üzerine Osmanlı Devleti’de Evliya Çelebi’nin “…Osmanlıda Nogay Tatarlarını yeni binâ olunan Vâlide Câmi’ine re’âyâ kabul edüp Noğayîler arabaların kırup be-dürüstî re’âyâ oldıkların Hân istimâ edüp mukaddemâ sene-i mâzide gelen hatt-ı şerîfe amel edüp Akkirman’da Noğay ile Hân ceng-i azîm edüp cümle Noğayı cezîre-i Kırım’a sürüp getirdi…” ifadesi ile ortaya koyduğu üzere Nogayların yerleşimine izin vermiştir.
Dönemin Osmanlı kronikleri de benzer bilgiler vermektedir. Bu kroniklere göre Osmanlı Devleti yıllık 20000 kuruş vermeleri, seferlere katılmaları ve raiyyetliği kabul etmeleri şartlarıyla Nogay Tatarları’nın Silistre havalisindeki boş bölgelere yerleşmelerine izin vermiştir. Devletin bu iznine rağmen Mehmed Giray Nogay Tatarlar’ına saldırarak Onları yenilgiye uğrattıktan sonra Kırım’a sürüp götürmüştür.
Yukarıdaki bilgiler ele alındığında her iki yazarında süreci açıkça kritik ederek gerçekleri ortaya koyduğu ortadadır. İlk olarak Evliya Çelebi’nin ifade ettiği şekilde Kalgayın Nogayların iskânına izin veren Padişahın emrini Mehmed Giray Han’dan gizlemesi olası değildir. Zaten Mehmed Giray Han’da ancak Nogayların “arabalarını kırmalarından” yani göçerliği bıraktıklarını duyduktan sonra harekete geçmiştir. Mehmed Giray Han Nogay Tatarlarının kendi kontrolünden çıkacağını anlayınca ilk emre itaat ederek Nogay Tatarları’na karşı askeri harekâtını gerçekleştirmiştir.
Temel olarak Evliya Çelebi’den hareketle verdiğimiz bilgilere göre Nogayların iskân ve sürülme süreci bu şekilde gelişmiştir. Bununla birlikte Osmanlı belgeleri ile Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiler arasında önemli bir çelişki bulunmaktadır. Evliya Çelebi’ye göre Mehmed Giray Han Bucak Tatarları ve Nogaylar’la çatışmıştır.
Belgelere göre ise Bucak Tatarları Mehmed Giray Han’a Nogaylar’a karşı gerçekleştirdiği seferde destek olmuşlardır. Osmanlı belgelerinin çatışmadan kısa bir süre sonra yazılması nedeniyle belgenin verdiği bilgilerin daha doğru olduğu kesindir. Zaten zikredilen belgelerde Bucak Tatarları ve Nogay kabileleri arasında geçmişte yaşanan bu olaydan doğabilecek sorunlar önlenmek için hazırlanan bir hüccetdir.
Mehmed Giray Han Nogayları sürüp götürmesine ilaveten Köprülü Mehmed Paşa’nın Yanova, Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın Uyvar Seferi’ne bizzat katılmaması nedeni ile Osmanlı Devleti tarafından görevinden alınmıştır.
Mehmed Giray Han H. Zilhicce 1076/ M. Haziran-Temmuz 1666 tarihinde görevden alınmış ve yerine Çoban Giray oğlu Adil Giray’a Kırım Hanlığı tevcih edilmiştir. (Abdi Paşa’da eserinde Uyvar Seferine katılmaması veraiyet olmayı kabul eden Nogayların sürülmesini Mehmed Giray Han’ın azlinin sebebi olarak görür
Seyyid Muhamed Rıza bu sebeplere ilaveten Sefer Gazi Ağa’nın haksız yere idamından sonra Sefer Gazi Ağa’nın oğlu İslam Ağa’nın Mehmed Giray hakkındaki şikâyetlerinin etkili olduğunu belirttikten sonra ilgi çekici bir bilgi verir. Seyyid Muhammed Rıza’ya göre Mehmed Giray Han Bucak bölgesinden Nogayları kaldırmak için seferdüzenlediğinde yanında Kozaklarda bulunmaktadır)
Fazıl Ahmed Paşa’nın mühürdarı olan Hasan Ağa, Mehmed Giray’ın görevden alınınca direnmek istediğini, Hanın Kazaklardan, Lehlilerden ve Moskova’dan yardım alarak isyan edeceği şeklinde rivayetlerin ortaya çıktığını fakat bu devletlerden yardım alamadığını belirttir. Hanın yakınındaki mirzaların ve Tatarların buna rağmen isyan etmek niyetinde olduklarını fakat Bucak Tatarı, Akkirman Tatarı ve Nogay Tatarının yeni atanan Hana itaat etmeleri üzerine Mehmed Giray’ın direniş umudunun bittiğini belirtir
İsâzâde Abdullah Efendi, Kefe Kadısı Abdullah Efendi’nin Mehmed Giray Han’ın azil emrine direnmeme
kararında etkili olduğunu, Tatarlara güvenemeyen Mehmed Giray’ın da Kefe Kadısı ile görüştükten sonra Çerkeslerin arasına kaçtığını belirtir. Evliya Çelebi ise Mehmed Giray’ın direnmeye niyeti olmadığını ve Hanın görevden alınmasında Köprülü Fazıl Ahmed Paşa, Defterdar Hüseyin Paşa ve Kapıcıbaşı Halil Ağa’nın
etkili olduğunu ortaya koyar.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
























![[k�±r�±mda+nogay+yerle��imleri.jpg]](http://1.bp.blogspot.com/_YezErMvUiTw/R1zNqOEC8HI/AAAAAAAAAJM/FliqZPez0Rc/s1600/k%C3%84%C2%B1r%C3%84%C2%B1mda%2Bnogay%2Byerle%C3%85%C2%9Fimleri.jpg)







Genellikle kırım yarımadasının çöl bölgelerinde nogaylar haritada kahverengi ile gösterilen güneyindeki dağ bölgelerinde osmanlının torunları tatlar yerleşik Kırımın hangi bölgesinden geldiğimizi anlamanın en kolay yolu bir kırım seyahati, Türkiye,Bulgaristan ve Romanyadan kırıma gidenlerin çoğunluğu konuştukları şiveyi kırımlılara test ettirirlerse büyük olasılıkla konuştukları şivenin nogay şivesi olduğunu kendilerinin de nogay olduklarını göreceklerdir.
******************************************* 

Nogay orda

0 yorum:
Yorum Gönder