27 Ocak 2012 Cuma
1637-1700 yıllarında Bucakta Nogaylar
1637-1700 YILLARI ARASINDA BUCAK TATARLARI’NIN YAŞADIĞI DÖNÜŞÜME DAİR
1637-1700 yılları arasında Bucak havalisinde bulunan Tatar toplulukların tarihini incelediğimiz zaman karşımıza çıkan en önemli problem Bucak Tatarları’nı tanımlama sorunudur. Çalışmamızın giriş bölümünde ortaya koyduğumuz üzere Bucak Tatarları ifadesi 1625’lerden itibaren Bucak havalisindeki Tatar varlığını tanımlamak için kullanılmaya başlamıştır. 1650’lili yıllar için Bucak bölgesini yakından tanıyan Evliya Çelebi ve Ebubekir bin Bihram Dımışki’nin Bucak Tatarları ifadesini kullandığını görmekteyiz.
1665 yılından itibaren Bucak Tatarları ifadesinin kullanımı hakkında temel bir sıkıntı ortaya çıkmıştır. Bu sıkıntı Orakoğlu ve Ormembedoğlu kabilelerinin liderliğinde Bucak havalisine Nogay Tatar kabilelerinin gelişi ve Halil Paşa Yurdu’nda iskân edilmeleridir. Sayı ve etkinlik olarak bu kadar güçlü olan Nogay kabilelerinin gelişi ile birlikte Bucak havalisinde iki büyük Tatar topluluğu ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki kökleri 1484 yılına kadar giden ve “Bucak Tatarları” olarak tanımlanan topluluk ikincisi ise 1665 yılından itibaren Bucak havalisine iskan edilen Nogay kabileleridir.
Bucak Tatarları ve Nogay kabilelerinin çok kısa bir sürede birbirlerine eklenmeleri iki Tatar grubunun birbirinden ayrılmasını çok zorlaştırmaktadır. Aynı zamanda Nogay kabileleri de bundan sonra bazı yazarlar tarafından “Bucak Tatarları” başlığı altında değerlendirilmektedir. Bunun en güzel örneği Bartınlı İbrahim Hamdi’dir. H. 1134/ M. 1721-1722 yılında Bucak havalisinde bulunan Bartınlı İbrahim Hamdi “Fi Beyân-ı Vilâyet-i Bucak Tatarı” başlığı ile konuya giriş yaptıktan sonra “ve bu tâife 10000 kadar olurdu. El yevm Bucakda 30000 ve Ulu Nogayda 40000 kadar harb u darbe kadir Tatar vardır” ifadelerini kullanmaktadır.
Bartınlı İbrahim Hamdi’nin bu ifadesi kendi içerisinde birtakım sorunlar barındırmakla birlikte Bartınlı İbrahim Hamdi’nin Bucak’da 30000 asker olarak zikrettiği Tatarların Bucak’taki eski Tatar grupları ile Nogay kabileleri olduğu açıktır. Ulu Nogay olarak adlandırdığı grupların ise Turla nehri ile Kırım arasında yaşayan Tatarlar olduğu açıktır. Aşağıda İnciyan ve Kleeman’dan alıntıladığımız notlarda, bu durumu ortaya koymaktadır.
1800’li yılların başında P. L. İnciyan “Özü livasında, Osmanlı Rumelisi’nde sakin Bulgarlardan ve diğer milletlerden başka, Özü Tatarları, Bucak Tatarları ve Dobruca Tatarları diye ayırt edilen üç çeşit Tatar halkı vardır…” ve Bucak Tatarları’ndan bahsederken “…Bölgenin halkı için bazı yazarlar XVI. Asırda Moskofistan’dan gelen Nogay Tatarları olduklarını söylerlerse de, Tatar tarihine
göre onlar Kırım Tatarlarıdır, nitekim iki kavmin de adetleri aynıdır, yalnız bunlar Kırımlılardan daha kuvvetli insanlardır…” ifadelerini kullanmaktadır .
Bartınlı İbrahim Hamdi ve P. L. İnciyan’ın ifadeleri Nogay kabilelerinin bile daha sonraki süreç içerisinde Bucak Tatarları olarak tanımlanmaya başladığını göstermesi açısından önemlidir. Fransız Seyyah Kleeman 1769 yılında Belgrad’dan Kili’ye geldikten sonra yolculuk yaptığı Kili ve Kavşan arasındaki bölgeyi Bucak Tatarları’nın ülkesi olarak tanımlar ve Bender’den Özi’ye uzanan kısımda ise Nogay Tatarları’nı anlatır(Özi ve Bender arası Nogay Tatarları için, Baron De Tott’a dayanarak Yedisan Nogayları’nın arazisinin Beserabya’dan Dinyester (Turla) nehri ile ayrıldığını belirtir ki Kleeman ile tutarlılık göstermektedir). Kleeman’ın ifadeleri Bartınlı İbrahim Hamdi’nin verdiği bilgiler ile uyum göstermektedir.
Dimitri Kantemir’de Boğdan coğrafyası ile ilgili eserinde Bucak havalisindeki Nogay Tatarları’nın bulunduğunu kimi tarihçilerin bunları Bucak kiminin de Akkirman Tatarı olarak tanımladıklarını ve Orakoğlu ve Ormembedoğlu olmak üzere iki büyük kabileye ayrıldıklarını belirtir. Bunun yanı sıra bu eserinde çoğu zaman Bucak Tatarları ifadesini kullandığı görülmektedir757.
1665 yılı ile 1700 yılları arasına ait Osmanlı belgeleri incelendiği zaman Osmanlı bürokrasisinin Bucak havalisindeki geçmişi uzun yıllara dayanan ve “Bucak Tatarları” olarak tanımladığı topluluk ile bölgeye yeni gelen “Nogay Tatarları” nın birbirinden ayrı topluluklar olduğunu farkında olduğu görülmektedir. Öncelikle 607
numaralı defterde Halil Paşa Yurduna Nogay kabileleri iskân edilirken bu kabileler ile Bucak Tatarı olarak tanımlanan gruplar arasındaki ilişkileri düzenlemesi, bölgeden asker temini için gönderilen emirlerde Orakoğlu, Ormembedoğlu ve Bucak Mirzalarına ifadesini kullanması bu farklılığın ayrımında olduğunun kanıtlarıdır. Yine Osmanlı belgeleri Bucak Tatarları olarak tanımlanan gruplarla Nogay kabilelerinin 1665 yılından 1700 yılına kadar geçen sürede iç içe geçtiklerinin ortaya koymaktadır. Bu konu hakkında bilgi veren belgeler Osmanlı Devleti’nin Gazi Giray’ın isyanından sonra Bucak Tatarları ve Nogay kabilelerini birbirlerinden ayırarak eski düzeni yeniden tesis etme çabasının ürünüdürler.
Yaklaşık otuz yıllık bir sürede farklı zamanlarda gelen iki Tatar topluluğu büyük ölçüde birleşmiştir. (Not: tez yazarı her ne kadar ilk gelen grubun tatar ikinci gelen grubun nogay olduğu çıkarımını yapmışsa da, sonradan her ikisinin hakkındada onlardan sonra gelen cetsan nogaylarından ayırmak için bucak tatarı tabiri kullanıldığı gibi, ilk gelen ve tatar olduğu söylenen grubunda Nogay sahrasında ki kıtlıktan kaçan mirzasız başsız nogay grupları olması ihtimali vardır) İki Tatar grubunun birleşmesinde 1683-1699 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin yaşadığı savaş ortamı etkili olmuştur. 1692 yılında Safa Giray Han’a gönderilen bir nâme-i hümayûndan anlaşıldığında göre Nogay kabileleri kendilerine tayin edilen arazinin dışına çıkarak belgede Bucak Tatarı olarak tanımlanan Tatarlar’ın arazilerini ve hayvanlarını dağıtmışlar, ayrıca buradaki Tatarları da kendi kabileleri içerisine yerleştirmişlerdir. Bundan başka bu dönem içinde sürekli çatışma içinde askeri yönü daha kuvvetli olan Nogay Tatarları Osmanlı Devleti içinde daha önemli hale gelmesiyle bu duruma müdahale edilememiş olmalıdır. Zikrettiğimiz dönem zarfında Bucak bölgesindeki Tatar topluluklara yönelik askeri taleplerde genel olarak Kırım hanzadelerinden biri ile Orakoğlu,
Ormembedoğlu mirzalarının zikredilmesi askeri liderliğin Nogay kabilelerine geçtiğini göstermektedir ki askeri liderlik ile birlikte bölgedeki Tatar grupların da Nogaylar ile birlikte hareket etmesi bu sonucu doğurmuş gibi gözükmektedir.
Bucak bölgesindeki Tatar varlığına Nogay kabilelerinden sonra Sicivut kabilesi katılmıştır. Sicivut kabilesini Akkirman’da yerleşmiş olarak gösteren belgenin tarihi H. Evail-i Cemaziyelevvel 1107/ M. 8-17 Aralık 1695 tarihlidir. Belgede 2500 kilelik hınta vermeleri gerektiğinden bahsedildiğine göre en geç 1694 yılının bahar aylarının başında Bucak havalisine gelip yerleşmiş olmalıdırlar.
Biz çalışmamızın giriş kısmında ifade ettiğimiz üzere “Bucak” ifadesinin etnik değil coğrafi bir tanımlama olduğundan hareket ederek hem Bucak havalisindeki geçmişi eskiye dayanan grupları hem de yeni gelen Nogay Tatarı kabilelerini Bucak Tatarı olarak tanımlamaya devam ettik.
1637-1700 yılları arasında Bucak Tatarları için diğer bir önemli noktada Bucak havalisindeki Tatar nüfusun tespit edilmesi sorunudur. Nogay Tatarı kabilelerinin Halil Paşa Yurdu’na iskân edilmelerinden önce Bucak havalisinde bulunan Tatar sayısının 3000-10000 arasında asker ve 12000-40000 arasında bir nüfus olabileceğini hesap etmiştik. Nogay kabilelerinin gelişinden sonra Bucak havalisindeki Tatar nüfusun sayısın büyük bir artış gerçekleşmiştir. Bu konudaki ifade edeceğimiz fikirlerimizin iki temel kaynağı vardır. Bunlardan ilki “mühimme defterleri” içerisinde 97 numaralı ile kayıtlı defterde H. Evasıt-ı Cemaziyelahir 1090/
M. 20-29 Temmuz 1679 bulduğumuz bir hükümdür. Bu hükümde Ormembedoğullarının 7000-8000 asker ile Orakoğullarının ise 3000 Tatarla sefere gelmesi emredilmektedir. Bu elimizdeki nüfus tespiti yapabilmek için ilk önemli veridir.
Elimizdeki ikinci veri ise Bartınlı İbrahim Hamdi’nin daha öncede zikrettiğimiz ve “…bu tâife 10000 kadar olurdu. El yevm Bucakda 30 bin ve Ulu Nogayda 40 bin kadar harb u darbe kâdir tatar vardır…” şeklindeki ifadesidir(İnciyan daha geç bir dönemde Bucak Tatarları’nın nüfusunun 30000 erkekten oluştuğunu belirtir ki Bartınlı’nın verdiği bilgiler ile uyum göstermektedir).
Bartınlı İbrahim Hamdi’nin her ne kadar eserini 1750 yılında tamamlamış olsa da verdiği bu bilgilerin H. 1134/ M. 1721-1722 yıllarında Bucak’ta bulunmuş olması sebebi bu yıllara ait olduğunu düşünmekteyim. Diğer bir önemli veri de 1699 yılında Gazi Giray Kırım Hanlığı’ndaki iç mücadelelerden kaçarak Bucak Tatarları’na
sığınmak için geldiğinde Onu Mehmed Giray’ın ifadesiyle 20000 Nogay”ın karşıladığı ve eserinin diğer bir yerinde Nogayların 80000 askerle Devlet Giray’a karşı çıktıklarını belirtmesidir. Bucak havalisinde bulunan hatta komutanlıklarını da yapan Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa H. 1099/ M. 1687-1688 yılında Selim Giray’ın emriyle Lehistan’ı Azamet Giray’ın komutasında vurmaya giden Tatarları anlatırken “…Bucak ve iki Nogay askerinden otuz bin Tatar cem’ ve ikinci oğlu Azamet Giray Sultanı üzerlerine baş idüp” ifadesini kullanır ki iki Nogay askeri ile kasdedilenin Ormembed ve Orakoğlu kabileleri, Bucak ile kasdedilenin de Bucak havalisindeki eski Tatar grupları olduğu ortadadır.
97 numaralı mühimme defterinden zikrettiğimiz kayıt Nogay Tatarı kabilelerinin kolaylıkla 10000-11000 asker çıkarabileceğini ortaya koymaktadır. Biz 1665 öncesinde de Bucak’ta azami 10000 kişilik bir Tatar askeri kuvveti olduğunu biliyoruz. Bu durumda Mehmed Giray, Silahdar Fındlıklılı Mehmed Efendi ve Bartınlı İbrahim Hamdi’nin verdiği bilgileri de göz önünde tutarsak Bucak havalisinde en az 20000 kişilik en fazla 30000 kişilik Tatar kuvvetinin sahaya sürülebileceğini ortadadır. Ortalama olarak bir askere karşılık üç asker olmayan kişi bulunduğu düşünülürse toplamda en az 80000 en fazla 120000 civarında Tatarın Bucak havalisinde yaşadığını düşünebiliriz. Zikrettiğimiz mühimme defteri hükmüde Bucak havalisindeki en büyük Tatar kabilesinin Ormembedoğlu kabilesi olduğunu ortaya koymaktadır.
Bucak havalisindeki Tatar nüfusun sayısının artışına bağlı olarak Kırım Hanlığı ve Osmanlı Devleti için önemi artmıştır. Tatar nüfusun artışı Boğdan, Eflak ve Lehistan üzerinde baskı unsuru oluşmuş, Tatarlar özellikle 1683-1699 yılları arasındaki savaş döneminde Boğdan arazine sızmışlardır. Bu etkinlikleri ve bölge için önemlerinin en büyük göstergesi Lehistan Krallığı’nın barışın şartlarından biri olarak Tatarların Boğdan havalisinden sürülmesini istemesi olmuştur.
1637-1700 yılları arasında Bucak havalisinde bulunan Tatar toplulukların tarihini incelediğimiz zaman karşımıza çıkan en önemli problem Bucak Tatarları’nı tanımlama sorunudur. Çalışmamızın giriş bölümünde ortaya koyduğumuz üzere Bucak Tatarları ifadesi 1625’lerden itibaren Bucak havalisindeki Tatar varlığını tanımlamak için kullanılmaya başlamıştır. 1650’lili yıllar için Bucak bölgesini yakından tanıyan Evliya Çelebi ve Ebubekir bin Bihram Dımışki’nin Bucak Tatarları ifadesini kullandığını görmekteyiz.
1665 yılından itibaren Bucak Tatarları ifadesinin kullanımı hakkında temel bir sıkıntı ortaya çıkmıştır. Bu sıkıntı Orakoğlu ve Ormembedoğlu kabilelerinin liderliğinde Bucak havalisine Nogay Tatar kabilelerinin gelişi ve Halil Paşa Yurdu’nda iskân edilmeleridir. Sayı ve etkinlik olarak bu kadar güçlü olan Nogay kabilelerinin gelişi ile birlikte Bucak havalisinde iki büyük Tatar topluluğu ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki kökleri 1484 yılına kadar giden ve “Bucak Tatarları” olarak tanımlanan topluluk ikincisi ise 1665 yılından itibaren Bucak havalisine iskan edilen Nogay kabileleridir.
Bucak Tatarları ve Nogay kabilelerinin çok kısa bir sürede birbirlerine eklenmeleri iki Tatar grubunun birbirinden ayrılmasını çok zorlaştırmaktadır. Aynı zamanda Nogay kabileleri de bundan sonra bazı yazarlar tarafından “Bucak Tatarları” başlığı altında değerlendirilmektedir. Bunun en güzel örneği Bartınlı İbrahim Hamdi’dir. H. 1134/ M. 1721-1722 yılında Bucak havalisinde bulunan Bartınlı İbrahim Hamdi “Fi Beyân-ı Vilâyet-i Bucak Tatarı” başlığı ile konuya giriş yaptıktan sonra “ve bu tâife 10000 kadar olurdu. El yevm Bucakda 30000 ve Ulu Nogayda 40000 kadar harb u darbe kadir Tatar vardır” ifadelerini kullanmaktadır.
Bartınlı İbrahim Hamdi’nin bu ifadesi kendi içerisinde birtakım sorunlar barındırmakla birlikte Bartınlı İbrahim Hamdi’nin Bucak’da 30000 asker olarak zikrettiği Tatarların Bucak’taki eski Tatar grupları ile Nogay kabileleri olduğu açıktır. Ulu Nogay olarak adlandırdığı grupların ise Turla nehri ile Kırım arasında yaşayan Tatarlar olduğu açıktır. Aşağıda İnciyan ve Kleeman’dan alıntıladığımız notlarda, bu durumu ortaya koymaktadır.
1800’li yılların başında P. L. İnciyan “Özü livasında, Osmanlı Rumelisi’nde sakin Bulgarlardan ve diğer milletlerden başka, Özü Tatarları, Bucak Tatarları ve Dobruca Tatarları diye ayırt edilen üç çeşit Tatar halkı vardır…” ve Bucak Tatarları’ndan bahsederken “…Bölgenin halkı için bazı yazarlar XVI. Asırda Moskofistan’dan gelen Nogay Tatarları olduklarını söylerlerse de, Tatar tarihine
göre onlar Kırım Tatarlarıdır, nitekim iki kavmin de adetleri aynıdır, yalnız bunlar Kırımlılardan daha kuvvetli insanlardır…” ifadelerini kullanmaktadır .
Bartınlı İbrahim Hamdi ve P. L. İnciyan’ın ifadeleri Nogay kabilelerinin bile daha sonraki süreç içerisinde Bucak Tatarları olarak tanımlanmaya başladığını göstermesi açısından önemlidir. Fransız Seyyah Kleeman 1769 yılında Belgrad’dan Kili’ye geldikten sonra yolculuk yaptığı Kili ve Kavşan arasındaki bölgeyi Bucak Tatarları’nın ülkesi olarak tanımlar ve Bender’den Özi’ye uzanan kısımda ise Nogay Tatarları’nı anlatır(Özi ve Bender arası Nogay Tatarları için, Baron De Tott’a dayanarak Yedisan Nogayları’nın arazisinin Beserabya’dan Dinyester (Turla) nehri ile ayrıldığını belirtir ki Kleeman ile tutarlılık göstermektedir). Kleeman’ın ifadeleri Bartınlı İbrahim Hamdi’nin verdiği bilgiler ile uyum göstermektedir.
Dimitri Kantemir’de Boğdan coğrafyası ile ilgili eserinde Bucak havalisindeki Nogay Tatarları’nın bulunduğunu kimi tarihçilerin bunları Bucak kiminin de Akkirman Tatarı olarak tanımladıklarını ve Orakoğlu ve Ormembedoğlu olmak üzere iki büyük kabileye ayrıldıklarını belirtir. Bunun yanı sıra bu eserinde çoğu zaman Bucak Tatarları ifadesini kullandığı görülmektedir757.
1665 yılı ile 1700 yılları arasına ait Osmanlı belgeleri incelendiği zaman Osmanlı bürokrasisinin Bucak havalisindeki geçmişi uzun yıllara dayanan ve “Bucak Tatarları” olarak tanımladığı topluluk ile bölgeye yeni gelen “Nogay Tatarları” nın birbirinden ayrı topluluklar olduğunu farkında olduğu görülmektedir. Öncelikle 607
numaralı defterde Halil Paşa Yurduna Nogay kabileleri iskân edilirken bu kabileler ile Bucak Tatarı olarak tanımlanan gruplar arasındaki ilişkileri düzenlemesi, bölgeden asker temini için gönderilen emirlerde Orakoğlu, Ormembedoğlu ve Bucak Mirzalarına ifadesini kullanması bu farklılığın ayrımında olduğunun kanıtlarıdır. Yine Osmanlı belgeleri Bucak Tatarları olarak tanımlanan gruplarla Nogay kabilelerinin 1665 yılından 1700 yılına kadar geçen sürede iç içe geçtiklerinin ortaya koymaktadır. Bu konu hakkında bilgi veren belgeler Osmanlı Devleti’nin Gazi Giray’ın isyanından sonra Bucak Tatarları ve Nogay kabilelerini birbirlerinden ayırarak eski düzeni yeniden tesis etme çabasının ürünüdürler.
Yaklaşık otuz yıllık bir sürede farklı zamanlarda gelen iki Tatar topluluğu büyük ölçüde birleşmiştir. (Not: tez yazarı her ne kadar ilk gelen grubun tatar ikinci gelen grubun nogay olduğu çıkarımını yapmışsa da, sonradan her ikisinin hakkındada onlardan sonra gelen cetsan nogaylarından ayırmak için bucak tatarı tabiri kullanıldığı gibi, ilk gelen ve tatar olduğu söylenen grubunda Nogay sahrasında ki kıtlıktan kaçan mirzasız başsız nogay grupları olması ihtimali vardır) İki Tatar grubunun birleşmesinde 1683-1699 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin yaşadığı savaş ortamı etkili olmuştur. 1692 yılında Safa Giray Han’a gönderilen bir nâme-i hümayûndan anlaşıldığında göre Nogay kabileleri kendilerine tayin edilen arazinin dışına çıkarak belgede Bucak Tatarı olarak tanımlanan Tatarlar’ın arazilerini ve hayvanlarını dağıtmışlar, ayrıca buradaki Tatarları da kendi kabileleri içerisine yerleştirmişlerdir. Bundan başka bu dönem içinde sürekli çatışma içinde askeri yönü daha kuvvetli olan Nogay Tatarları Osmanlı Devleti içinde daha önemli hale gelmesiyle bu duruma müdahale edilememiş olmalıdır. Zikrettiğimiz dönem zarfında Bucak bölgesindeki Tatar topluluklara yönelik askeri taleplerde genel olarak Kırım hanzadelerinden biri ile Orakoğlu,
Ormembedoğlu mirzalarının zikredilmesi askeri liderliğin Nogay kabilelerine geçtiğini göstermektedir ki askeri liderlik ile birlikte bölgedeki Tatar grupların da Nogaylar ile birlikte hareket etmesi bu sonucu doğurmuş gibi gözükmektedir.
Bucak bölgesindeki Tatar varlığına Nogay kabilelerinden sonra Sicivut kabilesi katılmıştır. Sicivut kabilesini Akkirman’da yerleşmiş olarak gösteren belgenin tarihi H. Evail-i Cemaziyelevvel 1107/ M. 8-17 Aralık 1695 tarihlidir. Belgede 2500 kilelik hınta vermeleri gerektiğinden bahsedildiğine göre en geç 1694 yılının bahar aylarının başında Bucak havalisine gelip yerleşmiş olmalıdırlar.
Biz çalışmamızın giriş kısmında ifade ettiğimiz üzere “Bucak” ifadesinin etnik değil coğrafi bir tanımlama olduğundan hareket ederek hem Bucak havalisindeki geçmişi eskiye dayanan grupları hem de yeni gelen Nogay Tatarı kabilelerini Bucak Tatarı olarak tanımlamaya devam ettik.
1637-1700 yılları arasında Bucak Tatarları için diğer bir önemli noktada Bucak havalisindeki Tatar nüfusun tespit edilmesi sorunudur. Nogay Tatarı kabilelerinin Halil Paşa Yurdu’na iskân edilmelerinden önce Bucak havalisinde bulunan Tatar sayısının 3000-10000 arasında asker ve 12000-40000 arasında bir nüfus olabileceğini hesap etmiştik. Nogay kabilelerinin gelişinden sonra Bucak havalisindeki Tatar nüfusun sayısın büyük bir artış gerçekleşmiştir. Bu konudaki ifade edeceğimiz fikirlerimizin iki temel kaynağı vardır. Bunlardan ilki “mühimme defterleri” içerisinde 97 numaralı ile kayıtlı defterde H. Evasıt-ı Cemaziyelahir 1090/
M. 20-29 Temmuz 1679 bulduğumuz bir hükümdür. Bu hükümde Ormembedoğullarının 7000-8000 asker ile Orakoğullarının ise 3000 Tatarla sefere gelmesi emredilmektedir. Bu elimizdeki nüfus tespiti yapabilmek için ilk önemli veridir.
Elimizdeki ikinci veri ise Bartınlı İbrahim Hamdi’nin daha öncede zikrettiğimiz ve “…bu tâife 10000 kadar olurdu. El yevm Bucakda 30 bin ve Ulu Nogayda 40 bin kadar harb u darbe kâdir tatar vardır…” şeklindeki ifadesidir(İnciyan daha geç bir dönemde Bucak Tatarları’nın nüfusunun 30000 erkekten oluştuğunu belirtir ki Bartınlı’nın verdiği bilgiler ile uyum göstermektedir).
Bartınlı İbrahim Hamdi’nin her ne kadar eserini 1750 yılında tamamlamış olsa da verdiği bu bilgilerin H. 1134/ M. 1721-1722 yıllarında Bucak’ta bulunmuş olması sebebi bu yıllara ait olduğunu düşünmekteyim. Diğer bir önemli veri de 1699 yılında Gazi Giray Kırım Hanlığı’ndaki iç mücadelelerden kaçarak Bucak Tatarları’na
sığınmak için geldiğinde Onu Mehmed Giray’ın ifadesiyle 20000 Nogay”ın karşıladığı ve eserinin diğer bir yerinde Nogayların 80000 askerle Devlet Giray’a karşı çıktıklarını belirtmesidir. Bucak havalisinde bulunan hatta komutanlıklarını da yapan Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa H. 1099/ M. 1687-1688 yılında Selim Giray’ın emriyle Lehistan’ı Azamet Giray’ın komutasında vurmaya giden Tatarları anlatırken “…Bucak ve iki Nogay askerinden otuz bin Tatar cem’ ve ikinci oğlu Azamet Giray Sultanı üzerlerine baş idüp” ifadesini kullanır ki iki Nogay askeri ile kasdedilenin Ormembed ve Orakoğlu kabileleri, Bucak ile kasdedilenin de Bucak havalisindeki eski Tatar grupları olduğu ortadadır.
97 numaralı mühimme defterinden zikrettiğimiz kayıt Nogay Tatarı kabilelerinin kolaylıkla 10000-11000 asker çıkarabileceğini ortaya koymaktadır. Biz 1665 öncesinde de Bucak’ta azami 10000 kişilik bir Tatar askeri kuvveti olduğunu biliyoruz. Bu durumda Mehmed Giray, Silahdar Fındlıklılı Mehmed Efendi ve Bartınlı İbrahim Hamdi’nin verdiği bilgileri de göz önünde tutarsak Bucak havalisinde en az 20000 kişilik en fazla 30000 kişilik Tatar kuvvetinin sahaya sürülebileceğini ortadadır. Ortalama olarak bir askere karşılık üç asker olmayan kişi bulunduğu düşünülürse toplamda en az 80000 en fazla 120000 civarında Tatarın Bucak havalisinde yaşadığını düşünebiliriz. Zikrettiğimiz mühimme defteri hükmüde Bucak havalisindeki en büyük Tatar kabilesinin Ormembedoğlu kabilesi olduğunu ortaya koymaktadır.
Bucak havalisindeki Tatar nüfusun sayısının artışına bağlı olarak Kırım Hanlığı ve Osmanlı Devleti için önemi artmıştır. Tatar nüfusun artışı Boğdan, Eflak ve Lehistan üzerinde baskı unsuru oluşmuş, Tatarlar özellikle 1683-1699 yılları arasındaki savaş döneminde Boğdan arazine sızmışlardır. Bu etkinlikleri ve bölge için önemlerinin en büyük göstergesi Lehistan Krallığı’nın barışın şartlarından biri olarak Tatarların Boğdan havalisinden sürülmesini istemesi olmuştur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
























![[k�±r�±mda+nogay+yerle��imleri.jpg]](http://1.bp.blogspot.com/_YezErMvUiTw/R1zNqOEC8HI/AAAAAAAAAJM/FliqZPez0Rc/s1600/k%C3%84%C2%B1r%C3%84%C2%B1mda%2Bnogay%2Byerle%C3%85%C2%9Fimleri.jpg)







Genellikle kırım yarımadasının çöl bölgelerinde nogaylar haritada kahverengi ile gösterilen güneyindeki dağ bölgelerinde osmanlının torunları tatlar yerleşik Kırımın hangi bölgesinden geldiğimizi anlamanın en kolay yolu bir kırım seyahati, Türkiye,Bulgaristan ve Romanyadan kırıma gidenlerin çoğunluğu konuştukları şiveyi kırımlılara test ettirirlerse büyük olasılıkla konuştukları şivenin nogay şivesi olduğunu kendilerinin de nogay olduklarını göreceklerdir.
******************************************* 

Nogay orda

0 yorum:
Yorum Gönder